Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
683
 

Internet gazeteciliğinde, "Blog'ların" rolü

Internet gazeteciliğinde, "Blog'ların" rolü
 

Yeni Adana gazetesi, okuyucularına bizi, bu başlıkla tanıtmış.


Anadolu’nun üç efsane gazetesini, bilindiği gibi bu sütunlarda, bundan bir müddet önce yazmış, sizlere tanıtmıştık. Bunlar; 93 yaşındaki Yeni Adana, 88 yaşındaki Antalya ve 87 yaşındaki Bartın yerel gazeteleriydi. “Onlar, kurtuluşa giden yıllarında birer “Kuva-i Milliye” gazeteleriydi demiştik.

Bu üç gazeteden, anında, peş peşe, ayrı ayrı yanıtlar geldi: ( 3 gazetenin link'leri en aşağıdadır)

YENİ ADANA, yayınımıza karşılık vererek “Milliyet Blog yazarı Cellek, gazetemizi alkışladı” deyip 6 sütun üzerine manşet atmış.

ANTALYA, da 6 sütun üzerine, MB’ da kullandığımız başlığın aynısı kullanarak, bir de resmimi koyarak yayın yapmış. Milliyet Blog’u övmüş.

BARTIN’ Gazetesi de, “ Cumhuriyet Türkiye’sinin üç yerel gazetesi” manşetiyle, 8 sütun üzerine, yarım sayfa yer ayırmış. Milliyet Blog’daki yazımızı aynen alıp, resimleriyle birlikte yayına vermiş.

Şimdi: Taşra’da, sayfa sekreterleri, sütunlarına taşıdıkları haberlere, kolay kolay, geniş yer vermezler. Yerin değeri, “sütun”larla ölçülür. Pek de kıymetidir ha! Taşrada, 8 sütun üzerinedir kapasite. Bizim haberleri, 6 sütun üzerinden verdiklerine göre, demek ki, Milliyet Blog’un bu yayınından hoşnut kalmışlar. Ne mutlu!

Ki sütunlarını açarak, hepsi de, aynı anda, birbirinden habersiz olayı gazetelerine böylece taşıyıp yansıtmışlar. Taşradan gelme bir kişi olmamdan dolayı da, ayrıca gözlerim yaşardı.

İşte! Taşra basını budur. Bir şeyin altında kalmazlar. Yeter ki, sevildiklerini anlasınlar. Türkiye’nin bu en eski “Kuvay-i Milliye” gazetelerini unutmadık, yeni nesil okuyucular, taşrada çalışan yeni nesil gazeteciler, okusun, görsün diye su yüzüne bir daha çıkardık. Görüyorsunuz. Altında kalmadılar.

Bir anımı paylaşmak isterim. Aydın’da memurum. Ulusal gazetelerin Aydın muhabiriyim. İzmir’deki D.İzmir Gazetesinin de röportaj yazarıyım. O zamanki Demokrat İzmir, İzmir’in Hürriyeti gibi tesirli bir muhalif gazeteydi. Başta DP. İktidarı vardı. Gazete, sık sık talan edilirdi.

Patron telefonla bildirdi. “ İzmir’e gel ve birlikte çalışalım.” Memuriyet kadromu, terfili olarak İzmir’e tayinimi yaptı gazete. Üstelik terfi ettirilerek. Bana dendi: “ya gazete, ya, daire, ya da ikisi birden. Veya hiç biri.” Ben, istifa ederek gazeteyi seçtim. Ki bu gazetede, başta Attila İlhan olmak üzere, çok değerli kalemler vardı. Burada çalışıp, buradan meclise milletvekili seçilmiş gazeteci arkadaşlarımız vardı.

Taşra basınına dönersek, ki her şeye rağmen, bu itilmişliklerine rağmen, her daim “Demokles’in kılıcı” gibi başları üzerinde sallanan “ Basın ilan dağıtım yönetmeliği’nin” kaldırılması yolunda bir takım çabalar var. Hükümetler, ayrık otu gibi orda, burada ses istemiyorlar. Basının tümünü kontrol altına alamayacaklarını bildikleri için, tek ses istiyorlar. “Yandaş gazete” istiyorlar. Taşrayı susturmak istemeleri bundan. Onlar da , aslanlar gibi direniyorlar.

YENİ ADANA Gazetesi, gizli gizli mum ışığında, evlerinin bodrumunda bastılar gazetelerini, halkı direniş için aydınlattılar. İzmir’de de ilk kurşunla “Hasan Tahsin”, gazeteci olarak önderliğini böyle sergiledi.

ANTALYA Gazetesi, iktidarın çarpıklığı yüzünden sahibi Adıson hapislere girdi. Hayati hakları savundu.

BARTIN Gazetesi, Cumhuriyetle yaşıt olarak Cumhuriyeti bu günlere kadar savunmağa devam ediyor ve Atatürk’ün çizgisinden ayrılmıyor.Ve bu gazetelerle iftihar ediyoruz.

Blog’larda, sık sık sorulur. “Nasıl gazeteci olunur?” “ Blogcu’lardan gazeteci olunmaz mı?”, “Internet gazeteciliği nasıl olunur?”, “ gibi gibi. Oktay Ekşi’nin tabiri ile “ Kalbur’un üstünde kalmak” şart oluyor gazetecilikte.

Gazetecilik, feragat mesleğidir. İlk şart, mesleği seveceksiniz. Bu takdirde siz, mesleği bıraksanız dahi, o yakanızı bırakmaz. Bir kere matbaa mürekkebi, matbaa, kağıt tozu yutmuşluğunuz önemlidir.

Dijitallerde ne kağıt ister, ne de yazı için mürekkep. İleride devir, dijital gazetecilik devri olacak. Duayenimiz Oktay Ekşi’ye sorduk. Cevaben de “ Gidiş, dijitale doğru kayıyor. Türkiye’de % 30, bilgisayar kullanıcısı var.” Diyor. Eh artık bütün köşe yazarlarımız, “dijitalli olacak” “ Bahriyeli olacak” der gibi oldu amma, neyse. Bir gazetenin ömrü 24 saat. Dijitalinki ise, sonsuza kadar. Yeter ki silmeyesiniz

Oktay Ekşi ile yaptığımız söyleşide , gazeteci olunduktan sonra dahi, daima “ Kalbur’un üstünde kalmayı başarabilmektir hüner” demesi ise çok manidar. Basın, bir aşk mesleğidir. Farkına varmadan birbirinizi sevmişseniz, işte bunun adı “aşk’ tır”

Eleğinizi duvara astığınızda “Ben artık emekli oldum” dediğiniz an, o basın aşkınız, alev alev yanarlılığını devam ettirmeli. Yanmıyorsa, eleğinizle birlikte siz, hakikaten emekli olmuşsunuzdur. Duvardaki elek bile küser insana. Siz en iyisi mi, kendi değirmeninize dönün

Te işte bu ka!

ADANA: img580.imageshack.us/img580/3908/yeniadana.jpg

ANTALYA: img209.imageshack.us/img209/6301/antalya.jpg

BARTIN : img177.imageshack.us/img177/5419/bartin.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 880
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster