Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
249
 

İntihar Üzerine

İntihar Üzerine
 

Dünya Sağlık Örgütünün 2012 Yılı İntihar Haritası


İki intihar sarstı bu hafta gündemi.

Birisi, 17 yaşındaki sevgilisini öldürmüş ve 24 yıl hapis cezası almış, kendisi de o yaşlarda olan bir gençti. Diğeri ise, kendisini öldürmesine kimsenin anlam veremediği; başarılı, görünürde oldukça iyi bir yaşamı olan başka bir genç bir adam.

Zordur böyle bir konuda yazmak. Hassas bir alandır. Söyledikleriniz çok kolay yanlış anlaşılabilir.

İlk olayın öncesinde, hunharca işlenmiş bir cinayet, 5 sene sürmüş karmaşık bir mahkeme safhası, katille birlikte yargılanan bir aile ve kamu nezdinde dolaşan çeşitli iddialar vardı.

İkinci olayda, kimbilir hangi düşünceyle, olayın hemen öncesinde İnternet’e yüklediği bir videoyla intiharını herkese ilan eden bir insanla karşılaştık.

Birincide hüküm vermek sanki biraz daha kolaydı. Kimileri bunu hakkın yerini bulması olarak yorumladı. Kimileri çekilen vicdan azabına bağladı. Kimileri de hatta intihara inanmadı, olayda başka bir aldatmaca aradı.

İkincide, olayın sadece sonuna şahit olunduğundan, bu noktaya kadar gelinen yolun nasıl olduğuna dair bir bilgi bulunmadığından  olsa gerek, meydana gelen şaşkınlık büyüktü. Görünürde güzel bir yaşamı olan genç bir insanın bu noktaya gelmiş olması, verdiği kararı, yine sarsılmaz bir kararlılıkla tatbik etmiş olması, videoyu izleyenlerde büyük bir anlama zorluğu ve üzüntü yarattı. Ayrıca, kendisini öldürme kararı vermiş birinin, son anlarına, son düşüncelerine, yüzündeki son ifadelere doğrudan tanık olmak, insanları sarstı.

20 Eylül tarihi,  “Dünya İntiharları Önleme” günü olarak belirlenmiş. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nün açıklamalarından meydana gelen istatistiklere göre, dünya genelinde, senede bir milyona yakın insan intiharla yaşamına son veriyormuş. Yapılan hesaba göre bu da, her 40 saniyede bir insanın intihar etmesi demek oluyormuş. Yine bu istatistiklere göre, senede 100 000 kişi başına yüzde 34 intihar oranıyla, Litvanya en çok intihar yaşanan ülkelerin ilk sırasında yer alıyor. İkinci Güney Kore, üçüncü Rusya.  Listede gösterilen 102 ülke içinde, en az intihar görülen ülkeler, Orta Amerika ülkeleri. Bazı Afrika ülkeleri ve İslam ülkeleri, bu konuda güvenilir istatistikler bulunmaması nedeniyle bu listeye alnmamışlar. Türkiye bu örgütün yayınladığı dünya intihar haritasına yüzde 5-9 rakamı ile yerleştirilmiş.

Türk İstatistik Kurumuna göre ise, 2013 senesinde ülkede intihar eden kişi sayısı 3189. Bunların yüzde 72 sini erkekler teşkil ediyor. (Detaylı bilgiler kurumun İnternet sayfasından alınabilir.)

Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde erkeklerin kadınlardan üç defa daha fazla intihar tehlikesine maruz olduğunu bildiriyor. Yine örgüte göre, dünya üzerinde tesbit edilen en fazla ölüm sayısı, savaşlardan veya trafikten değil, intiharlardan. İntihar sebebi olarak, depresyon, alkol ve uyuşturucu problemleri, iş ve para sorunları, genel umutsuzluk, onulmaz hastalıklar, gelecek korkusu gibi şeyler sayılıyor. Ayrıca aileden gelen bir intihar eğilimi de tehlikeyi arttırmakta.

Öyle görülüyor ki, intihar konusu, tüm dünya toplumları için çok önemli. Ama intihar ederek ölmek yolunu seçmek, tabu sayılan konular arasında olduğundan, üzerinde fazla tartışılmıyor, intiharlarla ilgili fazla ve dikkat çekici haber yapılmıyor. Aileler intihar ederek aralarından ayrılan fertlerinin ölüm nedenini mümkünse gizliyorlar.  Ayrıca intihar olgusunun bulaşıcı olduğu düşünüldüğünden, intihar olayları fazla odağa konulmuyor. Son yıllarda İsveçli Sosyolog Peter Hedström bu alanda geniş bir araştırma ortaya koymuş.

İntihar eden bir insanın, bu kararını gerçekleştirinceye kadar nerelerden geçtiğini, neler düşündüğünü anlayabilmek her halde tam olarak mümkün değil. Böyle bir karar veren kişiyi, o karardan vazgeçirebilmek her zaman mümkün müdür sorusunu  yanıtlamak da kolay değil. Bu her halde, olaydan olaya, kişiden kişiye değişmektedir.

İntihar olayını, herkes kendi kültürüne, birikimine, inancına veya inançsızlığına göre değerlendirebilir. Bu dünyadan kendi kararı ile gitmeyi büyük bir cesaret ve dürüstlük örneği olarak görenler olduğu gibi;  bunu mücadeleden vazgeçip teslim olmanın , ya da zayıflığın göstergesi olarak da sınıflandıranlar da vardır. Ya da inançları gereği, intihar etmiş olan kişinin gittiği yerde huzur bulamayacağı, hatta cezalandırılacağına inananlar da.

Yaşamına son vermek isteyen biriyle karşılaştığımızı anladığımızda yapacağımız şey, tabii ki engellemeye, vazgeçirmeye çalışmak olmalı. Yaşamın bir gül bahçesi olmadığı hepimizce malum. Hayatın her aşamasında uğraşılacak sorunlar, aşılacak güçlükler, çekilecek acılar vardır. Her birimizin, her zaman bu sorunlar karşısında kuvvetli olmadığımız da bilinen bir şey. İnsanoğlu bazen sırtındaki yükleri taşıyamaz hale gelebilir, yılar, bıkar, umutlarını yitirir. İşte öyle zamanlarda, daha kuvvetli olanın, gücünü yitirmiş olana yardıma koşmasından daha doğal ne olabilir? Umutlarını yitirmiş olana, zaten kendisi de geçici olan bu yaşamda, her şeyin geçeceğini, daha başka zamanların geleceğini anlatabilmekten; yaşamın yaşanılır taraflarını ona anımsatabilmekten daha güzel ne olabilir?

Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünyadaki yetkilileri, dünya intihar yüzdesinin aşağıya çekilmesi konusunda çalışmaya çağırıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu konuda çalışan çeşitli kuruluşlar var. Yardım örgütleri, acil telefonları, kurslar vesaire.

İnternet’te , “T.C.Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu çalışma usul ve esasları yönergesi” isimli bir belgeye rastladım. Bu belgede, Ruh Sağlığı bölümünde Şöyle bir madde yer alıyor.:

“7) İntiharı azaltmak ve intiharı önleme konusunda farkındalık oluşturulması için çalışmalar yürütmek.”

Bu madde ne ölçüde tatbik edilmektedir bilemem ama konu yetkililer tarafından en azından gündeme alınmış görünüyor.

Böyle bir olayda, en ağır yükü taşımak zorunda kalanlar şüphesiz ki dünyadan ayrılan insanın arkada kalan yakınları, sevenleri.

Onların işi zor. Sabır dileyebiliyoruz ancak.

 

Not: Yazıyı yayına vermeden, ikinci olaydaki gencin, gömülmemek olan son arzusunun yerine getirilmediğini yazdı medya. Yazık. Keşke bu gibi şeylere saygı duyabileseydik.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zuhal Hanım. Çok derinden bir inceleme yazısı.Sevimsiz konu amma, öğretici, şaşırtıcı. Türkiye her konuda geriden nal toplar biliriz. İstatistiklerin arkalarında yer alır amma, bizde durumlar bu konuyla değişik etaplarda seyretmiş. Bu güzel Sonbaharlarda sıkıcı mevzuya el atmanız, son intiharla ilgili. Ebeveyninden atılım bekleyip de çaresizliklerini gördüğü an, oğlu intihar etmiş. Bunlardan da misal veriyorsunuz. Derin bir araştırma. Şunu diyeceğim.Bu Sonbaharda sıkıcı mevzu aslında. Ama siz bu bloğun "ağır toplarından" olduğıunuz için, kendinizi angaje kabul etmişsiniz.Yazı uzun ama, merak uyandırıcı. İstatistiki veriler var. Bloglarda ağır toplar varmış. Ben onları arıyorum. Ben yeni olduğum için, hissettiklerime yorum yapıyorum. Lafın özeti, "ne varsa ağır toplarda var" dediler. İlk yazıma ağır top denilenler yorum yaptı. İçlerinden biri de bunlardır ağır top dedi. Demek ki her kategoride topların ağırlığı, hafifliği eksileri oluyormuş. Hayret bi şey. Selam ve sevgilerle...

Banu Turna 
 19.10.2014 11:24
Cevap :
Sevgili Banu hanım, sayfama hoş geldiniz. Blog kategorisinde yazdıklarınızı okumuştum zaten. Bloğa yeni bir nefes, taze bir rüzgar olduğunuzu hemen gördüm. Ben fazla yorum yazmam, o yüzden size de yazmamışsam bağışlayın. Bu sitede"blog" kategorisi kutsal sayılır.:) Orada yazan (yazmaya cesaret eden) yeniler de hemen mikroskop altına alınır.:) Aldırmayın. İçinizden geldiği gibi, açık ve samimi yazıyorsunuz. Bence böyle devam edin. Sizi ilgilendiren, size ilham veren, söyleyecek sözünüz olduğu her konuda ve kategoride yazabilirsiniz. Sizi kabul ettirecek olan şey yazılarınız olacaktır. Sitenin yeni soluğa gereksinimi var. Bu arada, kim beni size "ağır top" olarak tanıttıysa, kendisine teşekkür ederim. Benim öyle bir iddiam yok. Benim kaygım, okunmaya değer yazılar yazabilmek. Size bu vesile ile siteye candan "Hoş geldiniz" diyor, yazı uğraşınızda başarılar diliyorum. Yorumunuza teşekkürlerim ve tekrar görüşmek üzere sevgilerimle.   20.10.2014 21:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 554
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1353
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster