Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
431
 

İntihara lüzum yok!

İntihara lüzum yok!
 

(Kent kalabalığı caddedeki bir gölgeyi konuşuyor.
Boy sırasına göre söz alırlar, en uzunundan başlar)

Burdan bir adam geçmiş az önce.
Hayli sıkıntılıymış; başının önüne eğilmesinden belli.
Yalnızmış; cebindeymiş elleri, sanki birini arar gibi…
Gideceği yeri bilmiyor; bundandır yürürken ayaklarını sürümesi.
Ama buradan ilk defa geçmiyor; ezbere götürmüş ayakları.
Karnı açmış; bozuk çünkü adımlarının ritmi…
Kafası kel değil; bakın, şurda saçlarının izleri.
Bu adam deli değilmiş; aksine, sevecek kadar akıllıymış delileri.
Yalnızlar üşür, soğukmuş elleri, asfaltın yüzü gibi.
Yorgun olduğunu söylemeye bile lüzum yok; omuzlarına bakın.
Aklında beyninin kıvrımları kadar çok soru; bundandır önünü iyi görememesi.
Sendelemiş; az daha düşecekmiş şurda.
Mesleğini tahmin edebiliyorum; bu adam bir marangoz.
Ahşap bir kent kurmayı düşlüyor, bitirir bitirmez ateşe vermek niyeti…
Ama piroman değil, tanrıya özendiği belli.
Kimseyi tam sevememiş, çok sevdiğinden herkesi.
Kederliymiş; güneşten utanan viran bir şehir sanki.
Burdan denize gitmiş olmalı; kalbinde tuz hasreti...

(Koro halinde)
Biz gitmeyelim.
Biz gitmeyelim.
İntihara lüzum yok. Tüketeceğimiz çok şey var hâlâ.
Seyredeceğimiz çok cinayet.
Katillerimiz alkış bekler, alışveriş cennetlerimiz müşteri.
Barkodlar, ceset reyonları, bonus puanlar, indirim günleri...
En tabii hakkımızdır “tüketim” hakkı…
Evlerimize gidelim, reklamlar bekler bizi
“Hiçbir şeyin yoksa sen de bir hiç olursun” demiş vaktinde, bu işten anlayan biri
Alçıdan tenlerimiz, simgelerin mankeni.
Kör kalem, silikon yürek. Suya çizilen kelimeler tamamlar sessizliğimizi…
Savaşlar oyun, kıyımlar pek monoton, öyküler bayat
Ama hiçbir şey çürümez, dipfrizdedir duygularımız bile
Kahramanlar animasyon, her şey efektten ibaret;
Aşklarımız, vitrindeki ölü, kül olan hayat, fışkıran kanın sesi…

<ı>Resim: http://lucesitamariana.deviantart.com/art/Playing-With-My-Shadow-69488071

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...koşmaktan yorulmuş, yönümü sormak için durup, nefes nefese zor anlaşılır bir telaşla sormuştum, çatlak seslerin korosuna: ".. Buradan bir adam geçmiş, onu anlayan bilenler de peşi sıra, bu azınlık ne yöne gitti, bilen var mı?..." koro aynı şarkıyı söyleyip duruyor:( mimiksiz yüzlerinde yapay bir ezber duygusu, öğretilmişlik hali... ben en iyisi içimdeki sese kulak vereyim, denize doğru yürüyeyim, sırt çantamdaki termosta duran çaylar soğumadan, denizden çıkan dostlar dağılmadan.....harika yazmışsınız, bakın bir avuç insan peşinize takıldık bile:) koro şarkısını söyleye dursun, biz de yalnız değiliz, elbet var diyeceklerimiz yüksek sesle....

ilke Veral Coşkuner 
 12.02.2008 1:36
Cevap :
Bekliyoruz! Çatlak sesler korosunda daha çok sese ihtiyacımız var; çok üşüdük hem de çayına :) Yalnız olmadığımızı bilmek ne güzel! Azınlıktayız ama hiç de az değiliz. Sevgili İlke, çok teşekkür ederim bu anlamlı ve güzel yorumun için. Sevgilerimle...  12.02.2008 13:35
 

Yürüyelim hep birlikte, hem tüketelim hem üretelim. Öyle ki güneşten utanmayacak hale gelsin şehrimiz. Yeniden can bulsun aşklarımız, bahar kokulu gönüllerde. Yürüyelim sevgiyle, intahara bence de lüzüm yok. Sevgiler benden sana...

Sema GÜZEL 
 11.02.2008 21:10
Cevap :
O koronun yerini bizim gibilerin sesleri alırsa kimsenin intihar etmesine gerek yok tabii ki... Tüm dileklerine katılıyorum sevgili Sema, beğenmene çok sevindim Özellikle biraz kapalı olan bu metnin anlaşılması sevincimi daha da arttırdı. Sevgilerimle...  11.02.2008 22:28
 

ben o koroda değilimmmm...Giderken, bende onunla gittim...beni beklemeyin!...kalsam zaten sesim çatlak çıkar bozarım koro ahengini...harika yazmışsın...ellerine sağlık...seni okumak büyük keyif..sevgiler

güzaltı 
 11.02.2008 18:08
Cevap :
Sen bizim korodansın zaten sevgili güzaltı. Deniz çocuklarının korosundan... Çatlak sesler korosundan... Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için. Sevgilerimle...  11.02.2008 22:33
 

içimizde bir yerde aslında tüm yaşamın özü. onu ne kadar gördüğümüze, ne kadar aydınlığa çıkardığımıza, ne kadar dilinden anlayıp doğru iletişim kurduğumuza göre değişiyor gidilen yol, varılan nokta. insanız sonuçta, zaman zaman kendi içimize bile körken başkalarını, başka hayatları bile görmez gözlerimiz. kendi karanlığımızda boğulmamak, kaybolmamak için belki de çoğunluğun yanından gördüğümüz ilk yoldan sormadan, etmeden, sorgulamadan ve çoğu zaman anlamadan gider ayak izlerimiz. ama çıkmayan candan umut kesilmez derler ya hani işte o umut yeterki içimizde olsun her daim. o yoldan geri dönmesini, doğruyu seçmesini, ve yanılanlara doğruyu göztermesini de biliriz. deniz hep aynı yerde gözükse de aslında önemli olan bizim onu nerde gördüğümüz ve nasıl vardığımız değil midir...yav biraz karışık oldu galiba kusura bakmayasın. ama sözün özü sen yine yazmışsın işte. yüreğine sağlık...

beenmaya 
 11.02.2008 15:14
Cevap :
Karışık olsun boşver! Ben anladım. Hiç kusura falan bakmadım :) Çok teşekkür ederim Özlem'cim. Senin de yüreğine sağlık. Sevgilerimle...  11.02.2008 17:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3543
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster