Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '07

 
Kategori
Meslekler
Okunma Sayısı
1856
 

İpek sarma…

İpek sarma…
 

Çok eski zamanlarda, Çin’de Lişing adında güzel bir kız yaşıyormuş. Fakat nişanlısı vefasızlık etmiş. Kız bu vefasızlığa çok üzülmüş ve bir gün Begobe Tapınağı yanında bir ağacın gölgesine sığınarak göz yaşı döküp vefasız nişanlısını beklemeye başlamış. Saatler geçmiş nişanlısı gelmemiş. Kız artık hıçkıra hıçkıra kahrolurken bir kelebek nazlı nazlı uçarak kızın yanına sokulmuş ve kulağına şu sözleri fısıldamış :
‘Senin gölgesine sığındığın ağaç çok yaralı ve kutsal bir ağaçtır. Başını yukarı kaldır ve bu ağacın dallarına bak!...Ben o dallar yuva kurdum Bu yuvanın adı kozadır. Bu dut ağacıdır. Hemen gel bu kozaları devşir ,onlardan ipek çıkart ve kendine şimdiye kadar hiçbir kadının giymediği bir kumaştan, ipekten giysiler dik .Bu dut ağacının ve onun üzerindeki kozalarımın sayesinde yapacağın giysi ile o kadar güzel olacaksın ki, nişanlın sana bir daha vefasızlık yapmayacak.’’
Çinli kız ,kelebeğin sözlerinin yerine getirmiş. Kozaları dut ağacından toplamış, bunlardan ipek çıkarmış, bu ipeklerden de kendisine güzel bir giysi yapmış. Giysiler öyle güzelmiş ki bu kızı yüz kere daha güzelleştirmiş. Kızın nişanlısı da bu dünyalar kadar güzel kıza bir daha vefasızlık edememiş. Evlenmişler ve ömürlerinin sonuna kadar dut ağacına ve ipek kozasına dua ederek mutlu bir ömür yaşam sürmüşler...

Günümüzün en değerli kumaşlarından ipeğin oluşumunu bu öyküyle anlatıyorlar. Ben bu oluşumun biraz daha farklı aşamasına şahit oldum yaşadığım ipek şehri Bursa’da.

Bilirsiniz, Bursa aynı zamanda bir göçmen şehridir. Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin yaşadığı bir mahallede geçti çocukluğum. Dolayısıyla küçük yaşlardan beri, onların çoluk çocuk demeden inanılmaz bir şekilde çalışmalarına şahit oldum. Evde oturan yaşlıları bile çalışırdı.

O yıllarda bahsettiğim mahallelerde dolaştığınızda herkesin omzunda taşıdığı tahtadan yapılmış uzun ve kapalı bir şemsiyeyi andıran ‘’şey’’lere rastlardınız. Yanlış hatırlamıyorsam ve o zaman doğru öğretildiyse ‘’cere’’ denilen bir aletti bunlar. Evlerde de halı dokuma tezgahlarına benzeyen ipek sarma tezgahları bulunurdu. Marangozlara yaptırılan bu tezgahlardan bizim evde de vardı. Annem de ev hanımlığı sırasında aile bütçesine katkı için bir ara bu işle uğraşmıştı.

Ham ipek karışık bir halde evlere dağıtılır, daha sonra bu tezgahlarda tıpkı bir dokuma makinesine çözgü hazırlar gibi bağlanır ve daha sonra ‘’cere’’ denilen o kapalı şemsiyelere sarılırdı. Kaç katlı sarılması istendiyse o katı bozmadan sarmak ve kopan bir katı hemen fark edip bağlayarak devam etmek çok zor bir işti. Kalın olan ham ipekte bu işlem daha kolay gerçekleşirken bir saç tanesinden bile ince olanlarda inanılmaz zordu. Bu kapalı şemsiyelere sarıldıkça karnı doymuş balıklara benzerdi. Fakat ayarı kaçırıp biraz fazla sarıldığında ipek akıverirdi ve o an hemen hemen yarım günlük emek yok olurdu. Üstelik dolaşan ipeği açıp tekrar sarmaya çalışmak çok zordu. 6-7 yaşlarında bir çocuk olarak ben de denemiştim bu ipek sarma işini ve her defasında annemin emeklerini akıtmıştım.

Sanıyorum bu ipek üretimi için bir ara işlemdi. Teknolojinin o günkü şartlarıyla bir üretim ayağı. Şimdi bu konuyla ilgili yaptığım araştırmalarda genellikle ipek böceği üretim aşamalarına rastlıyorum. Gerçekten dut yaprağından başlayan uzun bir yoldan geçiyor ipek. Bu denli pahalı ve gözde bir kumaş olmasının en önemli sebebi bu bence. Bir de sanırım, bir canlı tarafından bin bir emekle üretiliyor olması. Tıpkı benim incilerim gibi. Canlıların ürettiği tüm maddelerde artı bir değer olması tesadüf değil tabi. İnsan dışında emekler de söz konusu bu üretimlerde.

İpek böceği kadar üretken ve saranlar kadar sabırlı olmanız dileğimle…

blogfoto:http://www.cydd.org.tr

Ferdi için:

http://biryardimeli.bz.tc

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

deniz hanımefendi.fantastik ögelerle bezenmiş efsane de aktarılanlar ilginç,ilginç olduğu ölçü de de büyüleyici..sonrasında verdiğiniz bilgiler;benim:adım adım ipekçilik başlıklı çalışmamın devamı niteliğinde.ben yazımda üretilen ipek özel biçim de katlanır satışa sunulur demiştim.yazınızla ipeğin üretim ve dokuma aşaması arasında benim vakıf olmadığım evre'sine değinmişsiniz.benim uzun yıllar dokumacılık yaptığım halde ipekli dokumamış olmam bundan sonrası için fikir beyan etmemi engelliyor.yanınızda işlediğiniz konudan bir kere daha anladım ki aynı frekans'tayız..bunu da aynı hava'yı soluyup,aynı su'yu içmemize bağlıyorum.bursa'nın hava'sını ve suyu'nu hiç bir yer de bulabilmiş değilim.galiba biz ayrıcalıklı insanlarız..selamlar

Ümit İpekçeker 
 04.01.2007 14:01
Cevap :
Sevgili Ümit Bey ben dokuma aşamasını da biraz gördüm. Tophane'de dokuma okudum çünkü. Dolayısıyla Merinos Ve ASF'de zorunlu stajlar. Ama burnum dayanamadı o toz alerjisine. Bu yazdıklarım da çok küçükken oturduğum mahallede yaşadığımız olaylardı. Ama zamanla o da kalktı. Teknolojinin bir aşamasına girdi galiba. Havamız suyumuza gelince, şükür ki doğalgazla o boğucu nefes alınamaz havadan kurtulduk. Suyumuz ise Uludağ'ın o suyunun tadı yüzünden başka bir şehirde su içemez haldeyiz değil mi? O tat yok hiç bir yerde. Selamlar, sevgiler...  04.01.2007 14:28
 

anneannemin bu kadar marifetli olduğunu bilmiyordum. amma azimli insan, hala çalışırım diyor genç olsam ama... bunu duyunca...

Lyssa 
 04.01.2007 11:40
Cevap :
Değil mi ya... sen bunları bilmiyorsun... daha neler neler var. o çok çalışkan gerçekten...  04.01.2007 11:48
 

Bursa'nın Adnan Menderes zamanında gelmiş göçmen ailelerinin kaldığı semtte bende yaklaşık 7 sene kaldım.Gerçekten çok çalışkan insanlar.Yaşlı ninelerin evlerini badana ettiklerini görmüşümüdür çoğu kez ve hayran kaldığım bir özellikte sokaklarının tertemiz olmasıdır.İpek böceği ve ipek konusunda fazla bilgili değildim ama yazdıklarınızdan , gerçekten teknik olarak ne kadar büyük sabır özveri ve emeğin sözkonusu olduğunu birkez daha anladım.Bu kadar emek isteyen bir elbiseyi giyerken umarım insanlar daha hassas davranırlar.Allah kimsenin emeğinin heba etmesin ve karşılığını versin diyorum.Elinize sağlık.Sevgiyle kalın.

Melih Togay 
 04.01.2007 10:51
Cevap :
Sevgili Melih Bey, zaten gençler fabrikalarda çalışırdı. Bu bahsettiğim ipek sarma işini de evlerde daha çok yaşlılar yapardı. Hem çocuklara bakıp, hem de ipek sararlardı. Teşekkürler güzel yorumunuza. Sevgiler  04.01.2007 12:20
 

Sagol, Deniz. Okulda bu kadar ögretemediler bunu bana ögretmenlerim. Kitapta ne okudularsa onu anlatmislardi bana. Sen yasadiklarinla ögrettin. YORUMNOT: Ögretmenimi hor görmüyorum. Ben de ögretmenim. Demek istedigim sadece su: Bazi seyleri "canli canli" anlatmak lazim. Sevgiler.

pirmete 
 03.01.2007 17:44
Cevap :
Sevgili Pirmete bu anlattıklarım çok uzaklardan çok bulanık hatıralar. Aslında kimbilir daha ne ayrıntılar vardı ancak hafıza 33 yıl geriye gidince çok netleşemiyor:))) Sevgiler...  03.01.2007 22:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1614
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster