Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kamu Yönetimi Bilim Uzmanı ABDULLAH BEDELOĞLU

http://blog.milliyet.com.tr/abdullahbedeloglu

09 Mart '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
11898
 

İrade ne demek? Kader ve kaza bilgisi sahibi olmak irade sahibi olmaktır.

İrade ne demek? Kader ve kaza bilgisi sahibi olmak irade sahibi olmaktır.

İrade: Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istençtir; irade maddenin gerçek doğasını bilmek değişen şartlarda durumunda meydana gelecek değişimi bilmek demektir. Bu değişim sırasında olabileceği, olamayacağı bilmek, zaman, enerji ve hız boyutlarının değişim ve eşitlik değerlerini hesap ederek oluşacak maddenin şekil, hacim ve miktarının ne olacağında, ne olamayacağında isabet kaydetmektir. Denk getirme, yerini bulma, doğru bir fikir söylemedir. Denklemlerini oluşturabilme ve denklemleri yoluyla problemleri çözebilmedir.

İrade: Zeka, dirayet, bilgi ve kavrayış gücü edinme; isabetli bir fikir söyleyebilme gücü edinmedir.İrade imanın altı şartından biri kaza ve kader bilgisi edinmedir.
Mevcut rivayetlerin hepsini önceden bilen, yalan rivayet ile aldanmayan, bir haber, bir olay ve sözü nakletmeden bilgi birikimi ve zihinsel faaliyet, dirayet tefsirinden geçiren müfessire irade sahibi, dirayetli denir. İşaret verebilme, herkesten önce gelecek olanı bilme, işari tefsirde bulunmadır. Ayrıntı ve tezahürü ana meale,sözcüğe öze mihver, ölçü yapmamaktır iradeli olma. Ana meali, sözcük ya da maddeyi mihver, merkez, ölçü yapan kişi iradeli kimsedir. Açıklayan, kapalılığı gideren, haber veren, fısıltı yapan irşat eden, rivayete kaynak olan, kaynakça kişi iradeli demektir.
İnsanı diğer canlılardan ayıran bir özelliktir irade. İmanın altı şartından biridir. Kader ve kazaya iman iradeye sahip olmak şartıdır. Dini mesuliyetten sorumlu tutulabilmesi için irade sahibi kılınması gerekir. Cenab-ı Allah''ın Adem''e isimleri öğretmesi meleklerin huzurunda söyletmesi irade sahibi yapmasıdır. İrade sahibi olmayan reşit olamaz, Hukuki ehliyete sahip olmaz.
Yakınçağ''da, Atatürk''le beraber çağımızda zorunlu eğitim yoluyla insanlar, eşyanın, maddenin kaza ve kaderi hakkında bilgi sahibi olarak irade sahibi olur.
Duygularını paylaşan kimse bulunmadığında insanın kendi haklılığına inanması ve inandırması zor olur. İşte o zaman iradenin güçlü bir kişiliğin önemi ortaya çıkar. Bir yanlışı 40 kişi söylese de o yanlıştır. Bir doğrunun 40 kişi tersini söylese de o doğrudur.
Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur.
Sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.
Atasözünde ifadesini bulan anlam zorunlu eğitimin olmadığı bir toplumun iradeden uzak kalacağının kanıtıdır. İradeli insanlar olmadığında doğruyu söyleyen insanlar ortada yalnız kalır. Bu durumu izah etmek için yine başka bir atasözü kullanılmıştır.
Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış.
Bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz.

Atasözü

Bu aykırı işler evlat, kardeş, eş katli, kölemen devlet düzeni gibi örfler ve köleci toprak düzeni ortaya çıkartabilir.

Toplumda iradeli kişi sayısı yani kader ve kaza bilgisi olan insan az olduğu için akıllı ve doğruyu bilen insanlar yalnız kalır.Bu insanlara hicret(göç)zorunluluğu doğar.
Pasaportsuz çağlarda insanlar vaat edilmiş topraklar işaret ederek hicret etmiş, yeni medeniyetler hicret edilen topraklarda doğmuştur. Günümüzde pasaport uygulaması bunu engellemiş ama zorunlu eğitim süresi uzatılarak, eğitim arzusu ile beyin göçleri vererek, ülkeler arasında anlaşmalar inşa ederek, uluslar arası yetkili kuruluşlar teşekkül ederek hamiyet oluşturup irade, bilinç yaşatılmış, korunmuş, esenlik altına alınmıştır.
Bilgili, iradeli insan görülemeyecekleri görür. İşitilemeyecek sesleri işitir. Dünya''ya sığamayacak şeyleri, göze, gönle, beyne sığdırır. Sadece bilmekle kalmaz, çevresini de aydınlatır. Ancak aydınlıkta yıldızlar görülmez. İnsanın çevresine verebilecekleri sadece kendisi ile ilgili değil, çevresindekilerin kapasitesi ile de ilgilidir. Çevresinde bu kapasiteyi göremezse sessiz gemiyle hicret başlar.Beyin, emek ve sermaye göçleri başlar. Bu kapasitenin olmadığı ülkelerde kişisel gelişim, toplumsal, iktisadi, teknolojik gelişim zor olur. Manda, vesayet altında bir toplum olarak kalırlar.
 Eğer insan bildiklerimi, teknolojik yenilikleri her nerede, hangi ülkede yaparsam yapayım başarılı olurum derse hata yapar. Hemen onu parçalarlar, ya da yoksul deli damgası ile ortada bırakırlar. Açıkçası her şeyin bir yeri zamanı vardır. Bu bir çelişki gibi gelse de tarih, şahittir. Tarihi olaylar bir deney ve gözlem olarak kuramsal bağ oluşturup bize bu konuda fikir, irade sunar.

Sonuç olarak, irade sahibi, reşit sayılmamızda, hukuki ehliyete sahip olmamızda zorunlu eğitim temel gereksinmedir. Eğitim ve öğretim sadece kişisel gelişim sağlatmaz, toplumsal, iktisadi, teknolojik gelişmenin de enerjisi olur. Bizi yalnızlık hissinden kurtarır. Sinerji (görevdaşlık ve birliktelik) oluşturarak hedeflerimize kısa zamanda ulaşmamızı sağlar.


Abdullah Bedeloğlu

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1554
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster