Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '12

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
2430
 

İrade

İrade
 

İrade bir duygu mudur; yoksa insanın aklının kendi kendini denetlemesinde bir aşama mı? 
Sözlükler de, bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç… diye karşılanıyor.

Aslında “duygu” da, “akıl” da bugün için belli ki çok soyut kavramlardır ve nerede başladıkları ve bittikleri belli değildir. Duygu nerede biter ve onun arkasından ne zaman akıl araya girer bunun sınırları hiç de kolay kolay açıklanamaz.

Bu belirsizlik yüzünden insanların çoğu duyguların kaynağı olarak kalbi, aklın merkezi olarak, beyni veya kafayı işaret ederler. Kalple duyguların ne ilgisi vardır… Bana göre hiç? Acaba? Yine de kuşkulanmak gerekir? Üzüldüğümüz zaman, korktuğumuz zaman, sıkıldığımız zaman… kalbimizin de sıkıldığını hissetmez miyiz? Belki de bize öyle gelir. Ama bir anatomist gözüyle bunlar vücudumuzdaki guddelerle, hormonlarla çok daha ilgilidir. O ufak ufak bezler, bizi hayretten, korkuya; korkudan, sevince sürükler dururlar. Çoğu kez de bu ufak bezlerin çıkardığı bazı sıvıların bütün duygu hayatımızı evirip çevirdiğini bilmezden geliriz.

Belki de irada bizi bazı şeylerden alıkoyma gücüdür. İçimizden bir ses “yapma” der ve biz bu sesi izleyerek, istenilmeyen hareketi yapmayız. “Artık sigara içme…”  İçmeyiz. Ve her istek geldiğinde “iradeli davranım” istenilmeyen hareketten kaçınırız.

Ama tersi de doğrudur. “İrade” bazen bizi “Doğru” olarak saptadığımız bir hareketi yapmaya özendirir. “Saat 6-7 arasında ders çalışacaksın” diyen bir sesi , boğmadan, atlamadan, yadsımadan, doğru olarak yapmaya çalışmak, olumlu bir iradenin eseridir.

“İrade gösterimi” ile “Tembellik” arasında bir ilişki var mıdır? Elbette… Bir ipin iki ucu gibi… Bir yerde otururken, bir ses böler uykunu “Kalk şu hikayeyi yaz…” der. Ya , “Aman boşver.. sonra,” deyip yatarsın, ya da “hadi kalkalım yazalım bakalım… sonunda ne oluyor, görelim…” diyerek kendini işe vurursun.

Peki, “İrade” ile “”İnatçılık” arasında bir ilişki… Galiba. İrade gösterilen; yapılması ve yapılmaması yönünde karar alınan bir işin, bir edimin üzerinde istenilen süreyle , “inatla” durmak  nedir, peki?  “İnat” kavramının burada daha çok, “israr” kavramıyla özdeşleştiğini görüyoruz.

Sözgelimi, “Bundan böyle artık sigara içmeyeceğim…” diyorsun. Kendi kendine söz veriyorsun. Tabii, sigara bırakanlar bilir… Ondan sonra, bir sürü metabolizmik arazlar ortaya çıkar ve insanı delice “sigara içmeye” iter … Ve iradeyle insan karşı koyar, inat eder, “İçmeyeceğim..” der ve sabır gösterir, dayanır… Ve bir süre sonra büyük bir esaretten kurtulmuş olur. 

Kişi için kullanılacak “İradeli” sözcüğü olumlu bir imleçtir; oysa “İradesiz” sıfatı takılan kişi hiç de olumlu bulunmaz… “İradesiz” bir çok yapılması gereken iş de yarı yoldan döner; insanı yarıda bırakır. Dayanamaz… Böyle bir insana sonuna kadar nasıl güvenebilir siniz ki?  Oysa “İradeli” davranışlarda belli bir “kararlılık” gösterisi vardır ki, bu her zaman kişinin lehine çalışır. Sadece, tutulan yolun “Doğru” olduğu anlaşılıncaya kadar… Bazı insanlar , “Doğru” olmayan bir davranış üzerinde de ısrarla dururlar…Sonunda yanlış olduğunu anlarlar ama bir çok şey yanlış olmuştur ve yol hatalarla doludur.

“İradeli olabilme bir bakıma insanın aklını kullanabilme ve sorumluluk alabilmesiyle doğru orantılıdır. M. Akif’e göre insan kendi irade ve hürriyetini ortaya koymalı ve buna göre hareket etmelidir.” Ona göre kişi , kendi iradesini ortaya koyamıyorsa, o zaman işleri “Kader” e ve “tevekkül”e bırakmakta; çoğu kez olumlu olacak davranışları olumsuza çevirebilmektedir. (1)

Bazı Psikologlar tarafından “İrade” Duygusallığa karşıt olarak ussallık anlamında kullanılır. “İnsan iradeli veya iradesiz olarak doğmaz. İrade, bireyin toplumsal deney ve bilgilerinden doğar.İradenin iki temel bileşeni vardır. Bunlardan biricisi ‘seçme ve karar verme’, ikincisi ise ‘eylemdir.” (2)
Demek ki, “irade” bir bakıma duygulara özellikle olumsuz duygularımıza hakim olma gücünü gösterir ve ussal bir melekedir.

Belki de insan için kullanılacak , “Allah akıl versin…” ifadesinin yanında, “Allah biraz da irade versin..” demenin hiç de yanlış olmayacağını eklemek gerekir.

Ama, şunu da bilmek gerekir. “İrade” kimse tarafından kolay kolay insana verilemez. Ya insanda vardır, bir kararlılık gösterisi olarak ortaya çıkar… Ya da yoktur… Kişi, her şeye boşverir, gezer.. Bu bir hayat anlayışıdır, zihniyettir. İşte o kadar.

……………………….
1. http://uam.mehmetakif.edu.tr/mehmetakif/files/sem/3.pdf
2. http://www.sayginnlp.com/Makaleler/kisisel-gelisim/irade-nedir--1558.aspx

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Bence akıl somut, duygu soyut davranışların yöneticisidir. İrade ise bunların çitliğinde kahyadır. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 28.02.2012 22:56
Cevap :
Tabii bunlar biraz felsefe dolu, kafadan açıklamalar. Daha bilimsel açıklamalara ihtiyacımız var. Ama akıl, yada beyin anladığım kadarıyla henüz sırlarını tam anlamıyla ele vermiyor. Biz de tahmini ve görece yanıtlarla yetiniyoruz. Esenlikler efendim.  29.02.2012 0:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 759
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster