Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
2285
 

İran bizi de Urmiye Gölü’nü de unuttu

İran bizi de Urmiye Gölü’nü de unuttu
 

İranlı ünlü Azeri ses sanatçısı Parisa Arsalani


Küresel Güçlerin içinde silah sanayiini de barındıran yayılmacılık uğruna günden güne Küresel Isınma yüzünden kuruyan URMİYE GÖLÜ için soydaşımız İran’lı ünlü Azeri sanatçı Parisa Arsalani ile eşi Mesud Arsalani  Yaralı Turnam diyerek bir ağıt yakmış.

Parisa çifti belli ki yakından tanıdığı Urmiye Gölü’ne uğramayan turnalar için çok dertli: ‘Sende vardır benim hatıralarım aman Urmu Gölüm sen kurursan ben ölürüm’diye iç geçiriyor son şarkısında.  Anlaşılan o ki bu konuda TAHRAN uyuyor. Bütün çevre sorunları için dünya kamuoyunun da ilgisini çekmek için sözleri ve bestesi kendisine ait olan bu eserine Urmiyeli ses sanatçısı Parisa Arsalani dilimizdeki ‘turna’ kelimesi karşılığı olarak İngilizce’deki ‘flamingo’ adını uygun görmüş. Parisa Arsalani bizim gibi:

‘Allı turman bizim ele gidersen

Şeker söyle şerbet söyle bal söyle

Han Aslıya benden selam edersen

Şeker söyle şerbet söyle bal söyle’ diyemiyor.

Çünkü dünyanın en büyük ikinci tuz gölü olarak bilinen Urmiye Gölü yıllardan beri küresel Isınma yüzünden gittikçe kuruyor. Bu yüzden ne sıla özlemi duymak ne de kimi anıları anmak yürekleri soğutmuyor İranlılar için. Türkiye İran sınırının yanıbaşında uzunlamasına bir konumda bulunan 5,200 km²'lik göl artık günden güne küçülüyor. Onun çevresinde artık eski günleri yaşamak mümkün değil. Bir zamanlar Urmiye Gölünü yurt tutan allı turnalar da onlara eşlik eden diğer kuş sürüleri de yok artık.

Göl çevre koruma bilincinin yetersizliğinden baştan sona kirleniyor günden güne. Anlaşılan o ki küresel ısınmanın etkilerine bir de tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar yanında bazı fabrika artıkları Urmiye Gölü'nün rengini soldurmaya başlamış. Kuşlar ölüyor tek tek. Suya giren kuşlar yoğunlaşan kapkara atıklar yüzünden bir süre sonra ölüyor. Urmiye Gölü gerekli çevre koruma tedbirleri alnmadığından göz göre göre kuruyor.

İşte bu yüzden  Parisa ve Mesud Arsalani çifti ‘dünya durağında bir ağır’ yurt toprağı Urmiye Gölünün bugün içinde bulunduğu acıklı duruma karşısında eski coşkulu günlerini anmak istemişler. Kaçıp giden turnalardan sonra boş kana göllerden biri olarak Urmiye’de yaşadıkları anılarına yaslanarak: 'Sende vardır benim hatıralarım aman Urmu Gölüm sen kurursan ben ölürüm’diyor Parisa hiç de yabancısı olmadığımız bir ağıt söyeyişi ile.

Ey ağalar, ey Müslümanlar! Göle ben düştü, sefalet düştü. Öldü turnalar. Bana gam düştü de düştü’  diyerek sesleniyor Parisa Arsalani. Onun bu sesine bakalım kim ya da kimler ses vererek Urmiye Gölü çeversindeki olumsuzluklar ile Küresel Isınmanın azaltılması için gerekli çabaları harcayacak.

Biindiği gibi özellikle başına bela ettiği Nükleer Santral yüzünden bütün İRAN ve çevre ülkeler için her bakımdan büyük bir tehdittir, ne yapacağını şaşırmış durumdadır bence. Bu yüzden Nükleer Santral’ın korunması uğruna URMİYE GÖLÜ ile ilgili alınacak tedbirler için de İran kendiiçine kapanmış gibi götülüyor. Ahmedinejat da o gür sesi ile (!) pek ortalarda görülmüyor.

Oysa biz kendisini Rusya'nın para kazanmak için sattığı ya da kurduğu Nükleer Santral'den önce söylediği kimi Batı karşıtı sözlerinden dolayı alkışlardık. Birer yıl ara ile iki kez Türkiye’ye de gelmişti. Ne ki kendi başının ve de İRAN'ın Güvenliği gibi sorunlar ile uğraşmakta olduğundan ne Urmiye Gölü ne de komşu ülkelerinin iç ve dış sorunları ile uğraşabilecek durumda değil Petro-Dolar zengini İRAN artık.

Kimi rejimler gibi o da ‘daili ve harici’ kimi güçlerce yıkılacağı günlere doğru adım adım yaklaşıyor bana göre. Oysa Orta Doğu'nun yeni düzeni için Türkiye ile İran ne güzel ortaklıklar kurabilirdi. Ne yazık ki kendileri Rusya ile Ermenistan ile 'saldırmazlık anlaşmaları' yaparak çok güçlü olunabileceğini idrak edebilmişlerdi Ahmedinejat'tan da önce yıllardan beri. O da bu işbirliklerini pekiştirdikçe pekiştirdi komşu İslam Ülkelerini yok sayarak. Oysa köklü Pers Devletinin külleri üzerinde bin bir umutla Fransa desteğinde de olsa yükselen İran İslâm Cumhuriyeti’nin resmi adında bulunan ‘İslâm’ kavramının anlamı da böyle bir duyarlılığı gerektirmiyor muydu?

Yıllardan beri kuruyan Urmiye Gölü içerikli belgesel görüntüler ile desteklenmiş olan Allı Turnalar içerikli bu ağıt için yaklaşık beş dakikanızı ayırınız...

Çünkü ‘dağlar başı dumandır’

El vurmayın yüreğime içi dolu kandır.

Şimdi söz yeniden Parisa Arsalani'de:

‘Gözümden akan yaşı görsem eğer

Damarda akan kanı versem eğer

Urmu Gölünü doldursam eğer

Gölümüzü yine  doldursam eğer

Yaralı turnam Urmu’ya döner misin?’

Urmiye Gölü için yakılan bu ağıtı birlikte dinleyelim:

Urmiyeli Parisa Arsalani söylüyor:

Yaralı Turnam ya da Flamingo

http://www.youtube.com/watch?v=lJQw1216bvk

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayin Omer Bey Yaziniz, çevre konusu ve insanligin ( daha dogrusu her turlu yasamin) gelecegi ile ilgili, simdiye kadar okudugum, en anlamli yazilardan biri. Cevre sorunu bir yasam sorunu olup bir parça akli, suuru ve vicdani olan herkesin bu yola donecegini umit ediyor ve goruyoruz: sigortacilar bile, insanin tetikledigi tabii facialarin getirdigi mali yuk karsisinda, 15 senedir çevreci bir tutum takinmislardir. Saglicakla kalin. Sevgiler.

colette pastutmaz 
 29.02.2012 11:21
Cevap :
Colette Hanım iyi akşamlar. Diğer yazılarım için olduğu gibi bu denemem için de göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı saygılarımı sunarım. Değerlendirmeniz ve açıklamalarınız çok yerinde. İçinde insanın da bulunduğu 'çevre' gerektiği gibi korunamaz ise yaşamak ne mümkün, değil mi? Urmiye Gölü gibi sorunlar yaşayan Lût Gölü dahil başka göller ve ovalar da gördüm bir belgeselci olarak. Özellikle Kırşehir Mucur yakınlarındaki Seyfe Gölü'nü çekmiştim bir özel TV için 20 yıl önce: O da giderek kuruyor, küçülüyor, o çevreyi yut tutan flamingolardan da önce diğer küçük kuşlar tek tek ölmeye başlıyordu. Sorun yanlış tarım politikalarıdır kısaca.Tarımı da midelerimizi de ne yazık ki kapitalistlerin 'kâr için her yol mübahtır' yaklaşımları yiyip bitiriyor. hastalıklar bu yüzden artıyor.Bence çevre bilinci her alana indirilemiyor.Hükümetler sermaye ile uzlaşarak makamı güvence altına almak istediklerinden kapitalist üretime dokunamıyorlar. Kimi yaklaşımlar ise geçicidir, gösteriştir. Aldatılıyoruz.  29.02.2012 23:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 992
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster