Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
807
 

İran'ın Türkiye gündemi

İran'ın Türkiye gündemi
 

İran, Türkiye ile arasına duvar örüyor (Basından16 Eylül 2009)


Bugün İran'lı bir yetkili, ‘Erdoğan hükümeti İslam Dünyası'nın güçlü bir kutbu haline gelmekteydi. Fakat Suriye'deki teröristleri destekleyince ve ülke içindeki halk ayaklanmalarını bastırınca bölgede saygınlığını kaybetti’ yorumunda bulunmuş.

Mısır gitti Türkiye ile İran mı kaldı?

Anlaşıldığına göre İran darmadağın durumdaki İslam Dünyası’nda Türkiye’yi önemli bir yerde görmek istiyor.   

Ben de bu düşüncedeyim.

Oysa Türkiye 1940’lardan bu yana kendisine dayatılan Batı’ya teslimiyet içindedir.
İçerisinde pek çok sorunları da barındıran bu yoldan dönmek çok zor.

Peki, olası bir İslam Dünyası odaklanması Türkiye’yi başka başka sorunlarla yüz yüze bırakmaz mı?

Eğer sorunlar ülkelerin bağımsızlığı, silahlarından arındırılması, iktisadi ve teknolojik bağlamda çözümlenmeye çalışılır ise Türkiye kendisine rakip gibi duran Endonezya, İran ve Mısır’ı sollar geçer.

Mısır yenice daha adaletli ve daha demokratik olabilmek ve istikrarı yakalayabilmek bakımından zor durumdadır.

Sanırım İran bazı bakımlardan kendisine daha yakın bulduğu (!) Türkiye’yi yanına çekmeye çalışıyor yukarıdaki yoruma göre.

Oysa İran daha dört yıl önce Türkiye ile İran sınırının 454 km’lik bölümüne duvar çekme kararı almıştı.

Sonuç ne oldu bilemiyoruz.

Çünkü bazı yönlerden İran Türkiye’ye kapalı bir durumda.

Çünkü Türkiye Batı’ya dönük olduğu kadar Doğu’ya dönük değil.

İran 1979'dan beri içinde bulunduğu ‘molla’ ağırlıklı 'çağdaşlaşma' açlığı çeken ilginç yönetim düzeni yüzünden diğer İslam ülkeleri ile pek geçinemiyor.

Bazı kısıtlamalara da bağlı olarak Batı’da Fransa ile Almanya yanında Venezuela ile dost. Rusya, Ermenistan, Suriye ve Filistin ile sanki ‘kan kardeşi’ durumundalar.

Bir de bazı yer altı örgütlenmeleri ile özellikle İsrail’e karşı bazı terör saldırılarını destekliyor.

Kısıtlı bilgilerime göre başka sözler söyleyemem.

Az da olsa ezberlerime güveniyorum.

Biliyoruz ki İRAN daha düne kadar AK Parti iktidarınca baş tacı idi.

Ankara'da Anıt Kabir'e gitmekten korkan M. Ahmedinejat İstanbul'da Şahlarşahı gibi karşılanmıştı.

Ne yazık ki Doğal Gaza da bağlı o sıkı arkadaşlık 'B. Esad'ın canı Cehenneme' söylemi biçiminde sönüp gitti.

Oysa İran Türkiye'nin Asya'daki Türk Cumhuriyetleri ile Çin'e açılan kapısı.

Ayrıca İran Rusya ile birlikte Kafkaslar'daki küskünlüklerin de kilit ülkesi.

Oysa İran kaç zamandır Türkiye'ye ver yansın sayıp döküyor.

Türkiye nerede duruyor?

Siyaset bilimci olmasam da İransız bir Türkiye’nin güvende olamayacağını düşünüyorum önce.

İkinci olarak İran Türkiye Doğu’ya açılan ilk kapı olması bakımından da vazgeçilemeyecek bir ülke.

Ayrıca İran ile Türkiye birbirin eşit nüfusları bakımından iktisadi işbirliği için bulunmaz bir ortak.

Gördüğüm kadarı ile Türkiye Batı’ya bağımlılıklarından dolayı doğal gaz ile hurma alışı dışında İran’ı yıldan yıla dışladı. Nedenleri çok açık:

AKP İktidarı ABD'nin BOP kapsamında Erbil ile Kudüs doğrultusunda salınıp durduğundan iki iktidar arasındaki ipler günden güne geriliyor.

Sorunun içerisine bir de İran'ın yol arkadaşı Suriye rejiminin köşeye sıkıştırılmasında Türkiye'nin oynadığı çok açık.

Bu bağlamda İncirlik Üssü yetmiyormuş gibi Kürecik Üssü ile pek çok Patriot'un Maraş'tan öteye konuşlandırılması da İran ile Rusya için birer tehdit algısı olarak düşünülemez mi?

İşte bu yüzden İran son iki yıldan bu yana yeri geldikçe AKP İktidarını eleştiriyor.
İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanvekili Mansur Hakikatpur, Türkiye'nin Suriye politikasını eleştirmiş.

Gezi Parkı üzerinden Türkiye'deki protesto olaylarına da değinen Hakikatpur, ‘Erdoğan hükümetinin yürüttüğü dış politika, son zamanlarda artık Türk halkının öfkelendirmeye başladı. Ankara, bugün Suriye'ye karşı düşmanca tavrının bedelini ödemektedir’ demiş.

Der mi der!

Umarım onun bu çıkışı uluslararası hukuk kapsamında s u ç değildir.

Bu sözlerin Gezi Parkı Tepkileri dışında temellendirebilmesi ç o k zor.

Türkiye İslam Dünyası'nda neden daha etkin olamıyor?

‘Türkiye'nin bölgede prestijinin kalmadığını öne süren’ Başkanvekili Mansur Hakikatpur’un, ‘Erdoğan hükümeti İslam Dünyası'nın güçlü bir kutbu haline gelmekteydi. Fakat Suriye'deki teröristleri destekleyince ve ülke içindeki halk ayaklanmalarını bastırınca bölgede saygınlığını kaybetti’ yorumunu nereye koyacağımı şaşırdım desem yeridir.

Türkiye ben beni bildim bileli İslam Dünyası’nda Mısır ve İran’a gerektiği gibi anlaşamadığından çuvalladıkça çuvallıyor desem yeridir.

Bu saptamaya bağlı olarak merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın kurduğu D-8 (1996) toplantılarında Türkiye nerede duruyor bilen var mı?

Ayrıca İslam İşbirliği Teşkilatı (1969) içerisindeki Dışişleri Bakanlığı İslami Konferansı ile İslamî Zirve neden gerektiği kadar etkin değil?

Türk dışişlerinin sorunu bir tek Suriye ile Mısır mı?

TC Dışişleri ne kadar acıdır ki ne Sivas'tan öteye ne de Musul dâhil Bağdat'a kadar uzanamıyor.

Varsa yoksa Gazze.

Sanki bir gün şişeden cin min çıkacak.

Gündem yine hep Mısır!

Oysa Mısır ABD eğitimli Mursi ile mutlu olamadı.

Kan uyuşmazlığı yaşandı iki yıl dolmadan.

Yine iki yıldan beri eski dost Suriye gündemden hiç inmiyor.

O Suriye ki sonunda PKK destekli PYD teröristlerince teslim bayrağını çekiyor Kuzey’de.

Türkiye içerideki istikrara rağmen dışişlerinde neden çuvalladı?

Türkiye’yi kuşatan dış sorunları ‘öz gündemimiz bunlardır, diyerek sıralayalım şimdi:

1-Kıbrıs'ın bölünmüşlüğü nasıl sonlandırılacak?

2- Güneydoğu Anadolu'nun birilerince 'kurtarılmış bölge' gibi sunulması kimin umurunda?

3-Doğu Akdeniz'de İsrail ile Yunanistan'ın petrol ve doğal gaz araştırmaları Türkiye’nin çıkarlarına ters düşmüyor mu?

4-Ermenistan'ın günden güne ABD ile Rusya güdümünde güçlenesi Türkiye için yeni sorunlar yaratmayacak mı?

5-Irak'taki üç milyonluk Türkmen kardeşlerimiz üzerindeki Erbil ile Bağdat’ın sinsi ve terör saldırılı baskıları nasıl önlenecek?

6-Batı Trakya Türklerinin İnsan Hakları bağlamındaki yoksunlukları neden giderilemiyor?

7-İran'daki sözde İslam Cumhuriyetinin Azeri Türklere karşı yıldırıcı baskıları için Türkiye neden İnsan Hakları Raporu yazamıyor?

8-Bulgaristan Türklerinin ırkçı etnik Bulgar grupların onları yeniden sindirmeye çalışılması neden AB’ye şikâyet edilmiyor?

Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Davutoğlu bunları bir gün tek tek açıklasa da o ünlü Stratejik Derinlik adlı dış siyaset dayanaklarının ABD ile AB teslimiyeti içerisinde nasıl erimekte olduğunu öğrensek de kendimize yeni birkaç yol haritası çizmeye çalışsak olmaz mı?

Sorunlara da bağlı olarak sıralamaya çalıştığım bu sorular yüzünden e olacak bu işlerin sonu erenler, diye sorsam çok mu ileri gitmiş olurum?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

omer faruk arapca degil mi? senin ata baban turk mu? emin misin?senin ne haddine bunlari sorgulamak desen ben sana soylerim once civaldizi kendine batir.bilim adami olmadiginiz her halinizden belli ben oz be oz bir iranli turkum siz inanmaya bilirsiz o da hic onemli degil onemli olan dogrulari saptirmadan soylemek.

rad max 
 10.08.2013 0:39
Cevap :
Çok haklısın Rad Max! Öyle diyorsan öyle olsun!Unutma ki ben Müslüman bir Türk olarak adımdaki güzellikleri gururla taşıyorum. 1093-1166 yılları arasında yaşamış olan Horasanlı Pîr-i Türkistan Ahmet Yesevi bir soru üzerine diyor ki,'Din seçim, Türklük kaderdir’ demiş.İslâm uygarlığının içerisinde bulunmaktan dolayı onun değerleri yanında isimlerimiz İslam kaynaklı olduğu kadar Türk kaynaklıdır da.Adımdaki Ömer Faruk,bildiğin gibi Hz. Ömer'den geliyor.Mencik ise belki Kazaklar'a kadar uzanan baba kökümdeki Mencik Koca ya da Mencik Baba'ya dayanıyor olsa gerek. Araştırmama göre Mencik kelimesi Türk lehçeleri arasında bir tek Kazakçada var olup 'bana özgü','bana has' ya da 'baba ait' anlamında bir mülkiyet sıfatıdır. Bunun yanında delişmen, kavgacı,gözü pek,kısa boylu savaşkan ve yılmaz adam anlamları da varmış.Görüldüğü gibi ben kişiliğim kadar adım ve soyadımla da bir Türk İslam uygarlıklarının bir bileşkesiyim.Senin adını Cadı Avı kapsamında değerlendirmiştim.Neden olmasın!Kızma.Teşkk.  12.08.2013 17:32
 

merhaba omer bey siz yanlis anladiniz benim ismim rad max dir.rad paylasan ve max bir an durmak anlamindadir saygilar.

rad max 
 05.08.2013 22:48
Cevap :
Neden olmasın,desem de hiç mi hiç inandırıcı gelmiyor bu açıklamların.Oysa sana bu adı veren Azeri annen ya da baban handi nedenle bu ismi vermiş olabilirler?Sana verilen bu isimler baba, dede, ata isimlerinden biri mi?Takma ad ya da ism-i müstear olarak kendine verdiğin bu adlandırma bence Cadı Avı diye adlandırdığımız polis korkusundan da olabilir.Neden olmasın! Türkiye'deki yorumcuların yarıdan çoğu artık bu gibi takma ad yazarak kendilerini gizleyerek akıllarına ne gelirse yazıyorlar. Buna rağmen yakalanamazlar mı? Yakalanırlar! Çocukluk işte!Böyle de olsa bu bir kandırmaca ya da köşe kapmaca oyunudur. Atalarımızın bir sözü var, sizde buna 'atalarsözü' denildiğini biliyorum, işte o sözlerden birine göre, 'Çekirge bir sıçrar iki sıçrar,üçüncüde ele geçer!' Umarım gerçek dediğin gibidir. Oysa adını oluşturan 'rad' Batı dillerinde ve İngilizcede 'radikal', 'max' ise 'maksimum' anlamlarında kullanılır.Belki de anne baban yabancıdır?İki yüzlülük yapacağını sanmıyorum Rad Max!Yine gel.  06.08.2013 4:39
 

Biz, Türkiye'deki ezilen Türkleri sahipleniyorlar mı ki, oradakileri sahiplensinler. Görmüyor musunuz, değişik adlar altında (Kentsel dönüşüm, 2B, vs.) Türkler yıllardır yaşadığı ata topaklarından sürülmeye başladılar. Diğer yandan ağır vergi yükleri, küresel kapitalizmin AVM'leri ile halk nasıl baş edeceğini bilmiyor. Mevcut iktidarın küçük esnafı korumak kollamak gibi bir niyeti var mı sizce? Türkleri, Türkmenleri?

Ayrıntıda gezinmek 
 04.08.2013 2:53
Cevap :
Aynur Hanım çok haklısınız.Özellikle esnaf ve sanatkarlar konusundaki vurgunuz da önemli.AVM'ller aldı başını gidiyor. 2011'de dönemin Çalışma Bak. Ö.Dinçer sanırım Kastamonu'da son beş yılda olsa gerek kepenk kapatan esnaf sayısını bir milyon elli adet olarak vermişti.Bu veriyi de irdelediğim bir iki yazım v eyorumum var.Esnaf ve sanatkaları kollayacağına inanılan Yeni AVM YasaTasarısı da ne yazık ki TBMM gündemine alınmıyor!Bu topraklarda yaşayan her kişiye eğilmesi gerek AKP öncelikle kendi zenginleri ile uğraşmaktan diğerlerini görmüyor.Gezi Parkı üzerinden yaşanılan orantısız güç terör örgütünün ayrılıkçılık söylemlerini dayatanlar ile başta Diyarbakır'da olmak üzere hangi gövde gösterisinde uygulayabildi? Danışıklı bir döğüş var işin içinde, bana öyle geliyor.Kimi gören gözler de görüyor olsa gerek. Ergenekon Davası ile ortaya çıkan cezalandırmalar akıl alacak gibi değil.O kişiler pkk/dhkp-c örgütleri gibi hangi silahla kimleri öldürmüş be!?Ezilenleri korumak zorundadır iktidar.  05.08.2013 16:30
 

merhaba hocam agziniza saglik.sizi her zaman irandan takip ederim.ben bir azeri turk olarak tebriz de dogdum ve 30 yil orada yasadim simdi tahrandayim yazdiklarinizin bazilari gerceklerle tutusmiyor .bizim irana ezildigmiz falan yok iranda 57 etnik gurup yasamakdadir(turkler,farslar.kurtler,araplar,ermeniler,tatlar,mazeniler,....)her kimse her ne dilde olsa da kendine gazetesi ve tv ve radio kanallari var.her dile gore kitap ve dernekleri bulunmaktadir.saygilar

rad max 
 01.08.2013 0:50
Cevap :
Sizin de ağzınıza sağlık Azeri Türkü Rad Max.Sizin sözlerinizdeki gerçeklik payları var olabilir.Ancak Türkiye'deki iktidarlar gibi AKP iktidarı da kendisine Batı'nın değişik içerikli raporlar ile getirmeye çalıştığı eleştiriler(tenkitler)de olduğu gibi kendisi de neden bir rapor yazmıyor demek istiyorum.Yazımda da okuduğunuz gibi bu konuda bir tek İran'da yaşayan Azeri Türkler için değil Batı Trakya ile Bulgaristan'daki Türkler için de gerekli raporları yazmadığını ve uluslararası alanda onları savunmadığını sorgulamak istedim.Bu yaklaşımın içerisinde sizin Azeri Lehçesi gibi bir lehçe kullanan K.Irak'taki Türkmenleri de vardır.Bu konuda Samarra için ağlamak ya da çözüm süreci sorunu, başlıklı yazımı da okumanızı isterim. Ayrıca İran bizi de Urmiye Gölü’nü de unuttu, başlıklı yazım ile Nihat Genç ile güvenlik ve enerji sorunu yolculuğumuzda ilginizi çekebilir.Ben 1970'lerden beri İran'la ilgilenirim. Peki, İran'da baskı yok da neden gerçek adınızı yazamıyorsunuz kardeş?  01.08.2013 13:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 987
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster