Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '07

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
3364
 

İrite, ajite oldum walla... :)

İrite, ajite oldum walla... :)
 

Siz hiç irite oldunuz mu ya da ajite, ya da ne bileyim işte stres yaşadınız mı son günlerde… Sonuncusunu hemen anladığınızı düşünüyorum, ama ilk ikisini anlayanlar azınlıktadır sanırım. Ne kadar kültürsüzsünüz canım, bunları bilmemek kullanmamak olur mu?... Espriydi yazdıklarım tabii ki, bu sınıfa ben de dahil oluyorum lütfen kimse alınmasın ve asla kültürsüz sınıfında da değiliz sadece espriyle yaklaşmak istedim… Kendi çapımda kültürüm olduğuna inanıyorum, kültürün bir sınırı var mıdır, sanmıyorum çok kültürlü olan kişiler dahi bazı konulardan bihaber olabilirler…

Son zamanlarda duyduğum bu kelimeler beni inanılmaz derecede rahatsız ediyor, karşımda konuşan kişiden ilk duyduğumda söylediği konuyla ilgili düşünüp bulmaya çalıştım kelimenin anlamını… Rahatsız etmesine ediyor da zaman içinde mecburen kullanmak zorunda kalıyoruz. Henüz tam yerleşmedi dilimize ama bu gidişle hızla yayılıp yerleşeceği de kesin gibi. Bu sadece bir örnekti, şu an sıkça kullandığımız diğer bir örnek, stres kelimesini düşündüğümüzde, var mıydı böyle bir kelime Türkçemizde, ilk kullanıldığı dönemlerde başlarda yine zorlanmıştık ama seneler içinde kullanılarak öyle bir gelip yerleşti ki dilimize, sanki gerginlik, sıkıntı, bunalım gibi kelimeler anlamdaşı değil de başlı başına anlamı olan bir kelime gibi kültürlü kesimin de avam kesimin de sıkça kullandığı bir kelime oldu bu stres. Bakın işte avam yazdım bir örnek daha size, halk yazacağıma avam yazdım. Bu örnekler öyle çok ki, yazmakla bitmez, üzülüyorum güzel Türkçemizi kenara itip yabancı kelimeleri kullanıyoruz, çoğumuz yapıyoruz zaman zaman elde olmadan…

Süper starımız Ajda Pekkan güzel bir örnektir bu konuda. Kendine has üslubuyla öyle güzel kullanır ki yabancı kelimeleri, Türkçe mi konuşuyor yabancı bir lisan mı belli olmaz ve anlayana aşk olsun… Özellikle bir dönem Fransızca kelimeleri ustalıkla kullandığında “acaba ne demek istiyor” diye düşündürtürdü insana. Sanki son yıllarda kulağına gelen eleştirilerden midir bilmem, eskisi kadar abartılı konuşmuyor gibi geliyor bana… Süper star kadar olmasa da zaman içinde hepimiz kullanır olduk, ondan bundan duyup ya da bir yerlerde okuduğumuz bu yabancı kelimeleri…

Yazımın bu yerinde irite ve ajite kelimelerinin tam anlamını öğrenmek için Google’a girdim, irite yazdığımda blog yazarlarından OynamıYorum’un yazısı geldi önüme. Ekim ayında aynı konuya değinmiş sevgili blog yazarı, iritenin anlamını biliyordum, “rahatsız” idi. Ajitenin anlamı ise: “rahatsız, huzursuz, taşkınlık yapan” imiş, aşağı yukarı aynı anlamda. Yazıyı tıklayıp okuduğumda öyle memnun oldum ki, bu güzel kızımız genç yaşına rağmen konunun farkına varıp dile getirmiş, hem de çok güzel ifadelerle, kutluyorum kendisini…

Beni daha çok rahatsız eden diğer bir konu ise yeni nesil gençlerin garip bir üslupla konuşmalarının yanı sıra yazım kurallarını hiçe sayarak yazmaları ve daha da ötesi Türkçeyi katletmeleri… Bu kadar zor geliyorsa yazı yazmak hiç yazmayın o zaman, “iyi” yazmak yerine “ii” yazmanın ne anlamı var anlamakta zorlanıyorum. Birkaç harfi kırparak ne kadar zaman kazanılır ki… V yerine W kullanmak gibi çeşitli yöntemlerle Türkçe mi İngilizce mi belli olmayan bir yazı şekli çıkıyor ortaya. Sanırım bu biraz da entellik mi sayılıyor ya da modern çağda olduklarının bir ibaresi midir tam nitelendiremedim ama hiç hoşlanmıyorum… Kulağa da hoş gelmiyor ki nesini seveyim “iiiii, yuuu, walla, bizzz, sizzz, bisss, geliyosss” gibi okunduğunda garip sesler beliriyor, umarım fazla abartılmaz çünkü korkarım böyle giderse yeni bir lisan tarzı çıkaracaklar ortaya…

Yazımın başında yabancı kökenli kelimelerden bahsederken “kullanıyoruz hep elde olmadan” diye bahsettim. Neden elde olmasın ki, elde olsun ve kullanmayalım, nasıl ki firmalara verilen yabancı isimlere karşı çıkıyorsak, buna da karşı çıkalım ve kullanmayalım. Ben de kullananlardanım ve kullanmayanları kutluyorum. Ama bundan böyle değişmeye gayret göstereceğim ve “stres” sözcüğünü, kelime dağarcığımdan atarak başlıyorum, haydi hayırlısı…

Sevgiyle kalın, güzel Türkçemizle kalın….

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önce hoşgeldiniz demek isterim :) yazılarınızı özlemiştim. Ben kendini bilen bir kimsenin, 'elinde olmadan' yabancı kelime kullanacağına inanmıyorum. Sizin yazdığınız gibi farkına varıp düzeltme imkanı elimizde ise neden bunu sürdürelim ki? İşin kötü tarafı gençler yazı dili diye başlattıkları bu dili günlük dillerine de taşıdılar, nasılsın diye sorunca resmen 'ii' diyorlar. Buna Milli Eğitim Bakanlığının el atıp, okullarda Türkçe derslerinde bu konunun işlenmesini sağlamalı bence. Yoksa yakında bir de dilimizi geri kazanmak için çaba sarfedeceğiz. Saygılarımla.

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 09.04.2007 19:34
Cevap :
Öncelikle aynı görüşte olmamıza sevindim, belirttiğiniz gibi bu konuya acilen el atılmalı bence de, garip bir üslupla yazdıkları gibi bunu konuşma diline de taşımaya başladılar. Hiç hoş olmayan bir durum, umarım geçici bir heves olur sadece... Ve ne kadar zarifsiniz, insan özlendiğini duyunca nasıl mutlu olursa... Oldum işte... Teşekkürler güzel yorumunuza... Saygı ve sevgilerimle...  11.04.2007 22:54
 

Sema Hanım, böyle değerli bir yazıda adımın geçmesi gururlandırdı beni. Sizinle aynı düşünceleri paylaşıyorum, dil yaşayan ve değişebilen bir olgudur ama başka dillerden alınan-çalınan sözcüklerle kirlenmesi hoşuma gitmiyor. Umarım birilerinin bu işe bir son verecek kadar gücü vardır yoksa yakında Türkçe diye bir dil kalmayacak gibi... Sevgilerimle

OynamıYorum 
 06.04.2007 18:14
Cevap :
Merhabalar... Üzülerek görüyorum ki çoğunlukta olmasa da bir kısım gençlerimiz bu tarz konuşma ve yazışmaları marifet sanarak dilimizi katlediyorlar... Yazımı değerli bulman da beni gururlandırdı ama asıl gururlanması gereken kişi sensin Türkçe'yi güzel konuşmayı yazmayı düstur edinen bir genç kız olmandan dolayı... Gençlerin tüm sıradışı davranışlarına açığım, nesil farkı var ama bu konuyu anlamakta zorlanıyorum nedense. Internet'te gençlerin yazışmalarına rastlıyorum garip garip ifadeler görüyorum, nasıl hoş geliyor onlara bilmem. Dediğin gibi bu işe son verecek bir merci umarım vardır ama rastladığımız ortamlarda tenkit edersek belki biraz olsun kurtarabiliriz durumu ne dersin. Bu dediğim özgürlüklere tecavüz olarak algılanmasın da, sadece bir yol gösterme diye yorumlanmalı... Seninle aynı fikirde olmak çook hoşuma gitti güzel kızım... Sevgilerimle  07.04.2007 1:45
 

Sevgili Şener, Son bir kaç yıldır üzerinde sıkça durulan önemli bir konuya parmak basmış olmanız ne hoş. uyarılarınız ve önerileriniz için teşekkür etmeliyimiz tam emin değilim doğrusu :)) Dili olağan yapısıyla kullanma; Halk olmanın önemli ögelerinin biri ve bunun için teşekkür beklemediğinizden eminim. Şimdi kullandığınız tanımlara ilişkin ufak bir iki düzeltme yapmam gerekiyor. 1- Avam, hper ne kadar sözcük anlamı olarak ikinci derece kullanımlarda 'Halk' görünse de günümüz kullanımında"alt tabaka" demek için kullanılır. 2- Ajite, Fransızca kökenli olan agitation (Ajitasyon)sözcüğü "kışkırtmak" anlamında kullanılır. 'Agite etmek' ise halk deyimi ile "galeyana getirmek" demektir. 3- Entel, ise fransızca bir sıfat olan intellectualeden kısaltılarak kullanılan bir tanımlama. Ancak anlamı entelektüel olmaya özenen, bunun için gereken özelliği kazanamamış kimse.. ülkemizde "sahte aydın" anlamında da kullanılır. Çabanıza minik katkı olsun istedim. Saygıyla..

Ömer Sebahattin Çetin 
 05.04.2007 12:14
Cevap :
Hocam... Teşekkür beklemiyorum tabii ki, yorumunuzla yaptığınız düzeltmeler ve bilgiler için ben teşekkür ediyorum... Engin kültürünüzü paylaştığınız için de... Bunların bir kısmı nette de bulunabilir ama geçmişten gelen yılların birikimi kültürünüzün varlığı da yadsınamaz, paylaştığınız için tekrar teşekkürler... Saygı benden ...  05.04.2007 23:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 203
Toplam yorum
: 2287
Toplam mesaj
: 423
Ort. okunma sayısı
: 1956
Kayıt tarihi
: 23.10.06
 
 

İnsanların yapmaktan mutlu oldukları hobileri vardır. Benim de en severek yaptığım, hayatımda yen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster