Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '15

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
839
 

Irlanda Gezisi

Irlanda Gezisi
 

Irlandanin sessizliği


Ryan Air ile Dublın‘e indiğimizde saat akşam dokuza yaklaşıyordu  ve hava karamıştı. Uçağın merdivenlerinde bizi soğuk bir ayaz karsıladı. Uçaktan havaalanı binasına kadar olan yolu yürürken bu ayak da bize refakat etti.

Girişten bavullarımızı alacağımız salona kadar 15 dakika ya yakın yürümek zorunda kaldık. Sonunda bavullarımızı alıp bizi otelimiz ‘Jurry Inn’ e götürecek taksiye bindik. Şoför bayağı konuşkan biriyidi, nereden geldiğimizden, kendinden filan bahsetti. Hava alanından şehir merkezindeki otele kadar yolculuk 30 Euro tuttu.

 

Bu arada saat onu geçti. Bavulları otel bırakıp hem Dublini görmek hemde birşeyler yemek için dışarı çıktık.

Bir restoran özellikle ilgimizi çekti. ‘Eddies Rocket’ 50’ li yılların Amerikan film lerindeki ‘Diner’ ler havasında dekore edilmiş ilginç bir yer. İçeri girdik garson kızlarda azni 50 yıllardaki gibi giyinmişler. Bize bir masa gösterdiler oturduk ve siparişlerimizi verdik. Menü doğal olarak hamburger ve kıyartılmış tavuk göğsü ağırlıklı.  

Her masada minyatür bir wurlitzer müzik box var ve 20 cent atınca istediğin plağı restoranda çalıyor. Bir kaç plakta biz çaldırdık. Yemeklerin üzerinde konuşulmaya değecek bir yanı yoktu ancak restoran ilginçti. Ortalam kişi başı 15 Euro hesap ödedik.

 

Saat gece yarısına yaklaştıkça sokaklar kalabalıklaşmaya başladı. Yürüyerek ‘Temple Bar’ semtine geldik. Bu semtte hemen hemen her binanı altı bar. Restoran yada gece kulubü.  Cuma akşamı olduğu için herhalde hertaraf insan kaynıyordu. Yaşlısı genci her halktan her cinsten insan. Ama özellikle ilgimizi genç irlandalı kadınlar çekti. Gece yarısına doğru ısı 4 derece cıvarında ve bir ayaz var. Biz paltolara atkılara sarılmışız bu hanımlar kısa şortlar, İncecik askılı bluz larla sekiz on kişilik gruplar halinde neredeyse yarı çıplak geziyorlar.

Hiç titreyeni yada üşüyeni yok. Yada belli etmiyorlar. Bir Pubda bir puba gidip, bir şeyler içiyor, sokak aralarında dans ederek diğer puba geçiyorlar. 

Bir çok pubun kapısında içeri bile girme imkanı yok. Herhangi bir şekilde bara kadar yol açıp bir Guinness birasi alabilenler biralarını dışarıda içiyorlar. Hemen hemen her pub da canlı irlanda müziği var. Bizde yer bulabildlğimiz bir pubta Guinness Biramızı içtik. Biraz müzik dinledik ve otele döndük.

 

Biz Irlanda da günlerimizi Dublinde değil Adanın batısındaki Galway eyaletinde Clonbur denen  bir yerde  geçirmeyi planladığımız için  ertesi gün yola çıkıyoruz.

 

Hava alanından bir araba kiralayıp yaklaşık 200 km uzakta kiraladığımız eve gidecegiz. Daha önceden rezervasyonunu yaptığımız Skoda Octavia arabamızı kısa zamanda alıyoruz.

Bu arada sabahtan beri yağmur yağıyor ve hava da bayağı soğuk. Bavullarımız arabaya dolduruyoruz, bu arada biraz da ıslanıyoruz. Arabamızın direksiyonu sağda, alışılmışın dışında soldan giden bir trafikte araba kullanacağım. Sağ koltuktaki bir direksiyonun başına oturdığumda her şey tersden görünüyor.

Vites terste, Ayna terste, alışılmadık bir oturma pozısyonu. Neyin nerede olduğuna bakarken arabanın bütün camları buharlanıyor ve hiç bir şey görünmüyor. Yağmur da bir taraftan hızını arttırdı. Harika ilk defa direksiyonu sağda  olan bir aracı sol şeritte kullanacak biri için ideal şartlar oluştu. Par yerinden arabayı geri geri çıkarmam gerekiyor. Geriye bakmak için alışkanlıkla sağ kolumu koltugun arkasına atıp vucudumu geriye doğru döndürmek istiyorumç Burnum kapının camına çarpıyor. Ayni hareketi sola tarafa doğru yapmakta zorlanıyorum. Ayna yardımıyla çıkalım desen camlar buğulu bir şey görünmüyor. Zar zor park yerinden caddeye çıkıyorum. Vitesi sol elle  ikiye geçirecegim,  dörde geçiyor, gaza basıyorum araba stop, duruyor.

Bir panik, şehir trafiğindeyim ve araba gitmiyor. Bir taraftan arabayla uğraşırken bir yandan da hiç bir yere çarpmadan sol şeritte kalıp hep sola doğru dönmek için konsantre olmaya çalışıyorum, Stress, stress, stress.

Yani tatil iyi başladı. Neyse az sonra otoyol’a çıkıyoruz biray daha rahatlıyorum. Önümüzde sadece 200km yol var!  Dublin‘den başlıyan otoyol Galway de bitiyor. Önümüzde daha 50 km yol var ve bu yol akıllara zarar bir şey. Yol öyle dar ki, İki araba yor geçiyor. Yolun iki yanında da koyunlar yola çıkmasınlar diye bir metre yükseklikte yığma taştan duvarlar var.  Hız tabelasına gşre bu yolda 100km sürat yapmak serbes.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İrlanda gezisi yazınızı okudum, bende blog sayfama beklerim. Saygılar, hürmmetler.

ErkanArkut 
 29.04.2015 22:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3125
Kayıt tarihi
: 02.08.06
 
 

İşletme fakültesi mezunuyum. Hayatımı bilgisayar programcısı, System Controller olarak kazanıyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster