Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
3770
 

Irvin Yalom'la "Hergün Biraz Daha Yakın"

Irvin Yalom'la "Hergün Biraz Daha Yakın"
 

Bir yazar-psikoterapist olan Irvin Yalom'un yazı stili ve düşünce şeması insanı oldukça düşündürüyor. Geçenlerde “Her Gün Biraz Daha Yakın” isimli kitabını okudum ve çok beğendim.

Pek çok psikolojik temalı kitabın sıkıcılığı yoktu. Gayet akıcı ve belirli bir yöne giden anlatıma sahipti.

Her şey bu kitaptan sonra başladı. Hemen başka bir kitabını okumaya başladım. “Bugünü Yaşama Arzusu” isimli bir kitabıydı ama daha yarıya bile gelemeden bırakmak zorunda kaldım. Ana konusu ölümle yüzleşmek olan bu kitap bende şok etkisi yarattı.

O kadar kolay mı ölümle yüzleşmek?

Fiziki varlık olarak maalesef ki ölüme mahkumuz ama yine de ölümü kabullenememe durumumun bu kadar şiddetli olduğunu hiç fark etmemiştim.

Kitapta ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenen Prof. büyük bir sarsıntı yaşayarak, kalan ömrünü nasıl değerlendirmesi gerektiğini düşünüyor. İçsel çatışmalarla birlikte doğru bir hayat yaşamamış olduğunu düşünerek anı yakalamanın (yaşamanın değil dikkat edin lütfen) öneminin farkına varıyor.

İnsan acılarıyla olgunlaşıyor, büyüyor. Şu an aramızda olmayan ve bir daha hiç göremeyeceğimiz, konuşamayacağımız, sarılamayacağımız yakınlarımızın kaybı da bizleri daha derin düşünmeye sevkediyor.

Ölümün mantığını çözen varsa beri gelsin. İnsanlarda yaşamak arzusu doğuştan.

Mutsuz insanlara bakıyorum ya da mutlu bir dış görünüş çizen aslında mutsuzlukta tavan yapanlara ve düşünüyorum, mutsuz olduğunu anlamakta idrak gerektiren, gelişmiş olgunluğa sahip olmayı gerektiren bir olgu.

Yaşamın kendi iç dinamikleri bizlerin gözüne belki de bir perde oluşturuyor. Neyin önemli, neyin önemsiz olduğunu unutuyoruz.

İnsan… Kendi içinde büyük varlık ve ölümlü. Her şeye gücü yetmeyen. İsteklerinin ardı arkası kesilmeyen, ama bir yer var <ı>sanki uzakta gibi ama bizi bekliyor… Ve bizler her zamankinden daha yakınız belki oraya, belki, kimbilir?

Yine de bize verilen bu hayatı, ömrü en güzel şekilde yaşamak için;

Hepimizin kendi hayatımıza sahip çıktığımız, neyi, niçin istediğimizi bildiğimiz, içimizdeki gücün farkına vardığımız, doğru düşünceler ve arkadaşlarla perspektifimizi genişleterek, doğru bir hayatla sonsuzluğa ulaşan kişiler olmamızı diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba. Çok anlamlı bir konuya değinmişiniz. Ölüm... Beni en rahatlatan ve en rahatsız eden kelimelerden biri. Rahatlığının nedeni bu dünyanın bana göre bir yer olmadığı görüşü, hissi. Klişeleşmiş bir cümle olduğunun farkındayım. Evet herkesin diline sakız olmuş "bu dünyü bana göre bir yer değil", aşk gibi... Neden değil sorusuna verilen cevaplar ne kadar mantıklıysa o kadar gerçekçedir bu hissiyat ve düşünce. Ölümün rahatsız edici yönü ise; sevdiklerimi benden önce alacağı düşüncesi. Yakınlarımdan daha kimse ölmedi. Dedelerim, anneanne, babaanne, teyze, hala hepsi yaşıyor. Onların yokluğuna alışmak imkansız gibi geliyor bana. Ve ölüme isyanım başlıyor bu noktada. Belki anlamsız bir isyan. Malum önüne geçebilecek argümanlarımız yok. Diğer bir yön ise onca yaşadığımız güzel şeyler, yarattığımız dünyalar herşey ama herşey yok olup gidiyor. Geriye hem sizden hiç kalıyor. Üzülüyorum. Zoruma gidiyor. Gelinde ölmeyin... Sevgiler...

Davut BİLGİÇ 
 30.10.2008 7:17
Cevap :
Size katılıyorum, ölüm kelimesi bile içinde bir soğukluk barındırıyor. Dünyada yaşıyoruz ve ölüm maalesef hepimizin başında, belki yakınlarımızı kaybediyor uzun süre yaslarını tutuyoruz o zaman işte kendi hayatımıza dair bakışımız değişiyor: neden yaşıyoruz biz? Ama ölümsüzlüğün formülü bulunmadı ki.. Hayat kadar ölüm de doğal aslında ama kabullenmek/kabullenebilmek işte burada sorunlarımız başlıyor. Uzun konu... Yorumunuz için teşekkürler.  30.10.2008 22:17
 

Genel :Dili kullanmaktaki ustalığınız tüyler ürpertici, mevzuya hakimiyetiniz iç gıcıklayıcı, doğrusu takdire şayan bir blog yazmışsınız. Özel:Birde Nietzsche Ağladığında, Annem ve hayatın anlamı, divan, aşkın celladı var. Dikkat bu adam bağımlılık yapar.

silik 
 31.07.2008 15:43
Cevap :
Sanırım seçtiğim ikinci kitap nedeniyle şu an Irvin Yalom okumaya cesaretim yok ama özellikle Nietzsche Ağladında'nın çok methini duydum. Irvin Yalom okunması gereken bir yazar, olayları iyi irdeliyor neticede psikiyatr, yorumunuz için teşekkürler.  31.07.2008 23:04
 

Güneşe Bakmak ile okumaya devam ediyorum; bakalım ölümü kabullenebilecek miyim?

Şahin Yamaner 
 30.07.2008 23:26
Cevap :
Ölümle yüzleşmek ve kabullenebilmek büyük bir manevi birikim gerektiriyor sanırım. Bunun bilgisi bizleri mutlu etmiyor tam tersine daha bir irrite olmamıza sebep oluyor. Siz vazgeçmemişsiniz okumaktan, tebrik ediyorum. Bitirmediğim nadir kitaplardan oldu benim de ama sadece biraz daha zamana ihtiyacım var zannedersem, birgün mutlaka bitireceğim. Selamlar  30.07.2008 23:54
 

Öznur hanım, yazınızın ilk satırında Yalom adını yazmakla, tamamını okumama davetiye çıkarmış oldunuz. İyikide yazmışsınız,iyikide okumuşum. Yalom'un yaşama attığı buz gibi bakışı yakalayıp (ki onun sebebide bence NIETZCHE dir), içinizde bir volkan kadar sıcak yaşama isteğini, onun karşısına koyarak o kadar güzel harmanlamışsınız ki, okurken çok keyif aldım.Bu yorum elinize geçene kadar enaz bir kez daha okuyacağım. Ellerinize ,Dilinize vede Yüreğinize SAĞLIK .GÖNÜL BAHÇENİZİN GÜLLERİ YAŞAM BAHÇENİZDEDE AÇSIN...

sezar pan 
 30.07.2008 22:17
Cevap :
Başlığı çok güzel bulmuşsunuz tebrikler:) Gerçekten ölüm hepimizin en büyük korkusu, zaman zaman farklı psikolojik şekillerle ortaya çıksa bile. Bugünü Yaşama Arzusu'nda özellikle Schopenhauer'ın derin karamsar bakışları da kitaptan uzaklaşmama sebep oldu. Bir insan nasıl bu kadar karamsar olabilir? Zaten sizinde belirttiğiniz gibi Nietzsche Schopenhauer'dan oldukça etkilenmiş. Ama herbirimiz sonsuza kadar yaşayalım derim ben. Selamlar  30.07.2008 23:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 3143
Kayıt tarihi
: 29.05.07
 
 

İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümünden mezun olmuştur.  Aynı üniversitede  Pedagojik formasyon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster