Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '15

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
354
 

İş arıyorum, çalışmak istiyorum

İş arıyorum, çalışmak istiyorum
 

Görsel net.ten alıntıdır. Bizim insanımız bir işe girmek için büyük çaba sarf ederler ama sonrasında kaytarırlar veya ücreti beyenmezler.


Eğitim sürecini  tamamlayan bir bayanla diyalog:

-İş arıyorum, çalışmak istiyorum. 

-Nasıl bir iş düşünüyorsun Selma?

-Bilmem ki, kararsızım. Siz emekli bir ablamızsınız, onun için size danışıyorum.

-Bu konudaki en güzel karar senin kendi kararındır, madem ki fikrimi soruyorsun,  bildiğin gibi ben bir bankacıydım. Nezih bir yerdir banka ve bana göre bayanlar için  ideal bir meslektir bankacılık...

-Ama orada çalıştırıyorlar...

-İyi ya, sen de çalışmak istiyorum demiştin...

-Ben şöyle rahat bir iş arıyorum.

İş yerimizde geçen bu diyalogdan bir süre sonra 2002 yılında  perakende satışı tasfiye ettik ve onu daha sonraları  hiç görmedim. 

Bir kaç gün evveldi, devletin bir sağlık kuruluşu kayıt-kabul bölümünde gördüm O'nu. Kilo almış, bir elinde nescafe fincanı, yanındaki arkadaşıyla şakalaşıp sohbet ediyordu.

Selamlaştık, kısa bir hal-hatır sormakla  noktaladık karşılaşmamızı ama "tam da bulmuşsun, çay-kahve içip sohbet ederek  RAHAT bir işi" diye düşünmekten kendimi alamadım.

Bizim insanımız, çalışıyor  görünür ama çalışmayı sevmez, aslında parayı sever...

Bir başka yerde başka bir tablo:

Evlendiklerinde ikisi de sıradan bir memurdu. Kadının çalıştığı kurumda bilgi ve becerinin yanında işe hakimiyeti ve mesleki kurslardaki başarı esasına göre  ilerleme imkanı vardı. Dört sene sonra yetkililer kadrosuna geçmişti kadın.  Bu durumdan hoşlanmayan adam evde sebepli-sebepsiz huzursuzluk çıkarmaya başlamıştı.

Kadınların sezgileri güçlüdür.  Evdeki gerilimi  babacan müdürüyle dertleşti. Tam da o sırada yeni bir eleman alınacaktı kuruma, müdür:"üzülme,  çaresi var,  gelsin kocan yarın, görüşelim kendisiyle" dedi.

Ertesi günkü görüşmede:

-Gel seni de buraya alalım, karı-koca çalışırsınız ne güzel olur, hem kısa zamanda seni de terfi ettirip şefliğini getirtirim.

Adam sevindi:

-Kabul müdür bey...

-İlgili evrakları hazırlaman için sana üç gün süre...

-Tamam...

-Ay sonu hesapları için hafta sonundaki çalışmaya gel, karına yardım et, hem de buraya ve işe ısınmış olursun...

-Tamam müdür bey...

O hafta sonu küçük bir fark için 15 metreyi bulan şeritli hesap makinesinden çıkmış  rakamlar  tek tek gözden geçirilip puantajı yapılacaktı.

İlk bir-iki metreden sonra "daha çok mu" diye sormaya başlamıştı karısına. "Biraz var" diye geçiştirdi kadın devam ettiler puantaja...

Dördüncü-beşinci metrede  oflayıp puflamaya başladı devamındaki ruloyu görünce önce buruşturup, bir kısmını da yırtarak:

-Ben böyle işin  içine  abcçdefghıijklmn......Ben sıkı işe gelemem...

İşte sana iş, kısa zamanda yetki ama sıkı çalışman karşılığında...

Yetki-makam  olsun,  güzel bir maaş ama sıkı çalışmaya  hayır!  Senin anan güzel mi?

MB yazarlarımızdan sayın Ata Kemal beyin bazı yazı sonlarındaki gibi, oy Asiye Asiye...

Bizim insanımız çalışmayı sevmez ama kaytarıp çalışıyormuş gibi görünür, gezmeyi-tozmayı, tatilleri sever. Bunlar için  ihtiyaç olan parayı da çok sever...

Bana göre, çalışmalı alınan ücreti hak etmek için,

Çalışmalı, pas tutmadan ışıldamak için...

İşleyen demir ışıldar (pas tutmaz.)

Anlamı: Çalışkan ve hareketli insanların hem sağlıklı, hemde hayat dolu olduklarını görürüz. Oysa, tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma yeteneğini kaybeder. Çalışkan kimse gittikçe açılır, daha yararlı işler yapar. Net.ten alıntı) 

Selam ve sevgilerle,

Yurdagül.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan çalışmadan kazananları görüyor duyuyor da... Sevgiler selamlar.

Recai Şahin 
 29.11.2015 21:22
Cevap :
Sayın hocam, çalışmadan kazananların "kazançları" nı vicdanları nasıl kabul eder bilinmez ama o "kazanç" hayır getirmez. Selam ve saygılarımla...  01.12.2015 22:49
 

Eğer geçmişte de bu zihniyet hakim olsaydı biz savaşlardan çıkabilir miydik? viran olmuş bir ülkeyi bu hale getirebilir miydik? anlayabilmek mümkün değil Yurdagül hanımcığım, benzer tablolarla hem çalıştığım yerlerde hem de işim düşen resmi dairelerde karşılaşıyor dehşete düşüyorum. Keşke işe girerken "Ne olsa yaparım" demeseler de sadece kendine ait işin hakkını verebileceğine niyet etseler. Elinize sağlık sevgiler

Cemile Torun 
 20.11.2015 20:30
Cevap :
Toplum çok bozuldu Cemile hanımcığım, eskiden biz böyle değildik. Çalışmak vardı, vatan sevgisi vardı. Ailede sadakat vardı. Haram-helal kavramı yaygındı. Kişiler içinde emeği olmayan bir kazancı veya hak etmedikleri bir maddiyatı kabul etmezlerdi. Bugün o kadar az sayıdaki bu insanlar. Yolda bulduğu parayı cebine indirmeyip karakola götüren namuslu ve vicdanlı kişiler basına haber oluyorlar. Aslında normali o. Semt pazarından aldığım bir sebze ağır tartılınca, satıcı görsün veya görmesin, bir-iki parçayı tezgaha geri bırakırım veya bozukluğum varsa fazladan öderim o şekilde vicdanî rahatlığı buluyorum, selam ve sevgiler Cemile hanım arkadaşıma...  21.11.2015 17:00
 

Yurdagül Hanımcığım yine güzel bir konu ne güzel işlenmiş tarafınızdan.Emeğinize sağlık.İnsan işini sevmeli,vicdanıyla çalışmalı ve hakkını vermeli.Baş yastığa konduğunda aklından geçenler insanın vicdanını rahatsız etmemeli.Yine söylemek istiyorum ki sizi seviyorum.

Şennur Köseli 
 19.11.2015 19:54
Cevap :
Şennur hanımcığım, vicdanlı çalışmak, vicdanlı ise eğer, huzur verir insana. Akşamları başımızı yastığa koyduğumuzda günün muhasebesini yaparız, iyi-kötü neler yaptık, insanları kırıp incittik mi veya gönüller kazandık mı? Günü kâr veya zararla mı kapattık. İş yerimizde hakkıyla çalıştık mı? gibilerden. Burada artılar fazlaysa iki dakikada uykuya dalar insan, aksi halde huzursuz olur bana göre, selam ve sevgiler gönderiyorum Şennur hanıma...  21.11.2015 16:50
 

Kıymetli Yurdagül Alkan : Evet önemli ve yazılması gerekli bir yazınızı okuduk.İş yok deriz, iş bulunur beğenmeyiz. Söze gelince ne iş olsa yaparım.Lakin rahatlığa alışmış bir toplumuz.İşe geç gideyim, erken çıkayım.Mazeret uydurduğu muzda mazeretim kabul edilsin deriz. En iyi, en verimli işte dahi sadakat göstermeyiz.Biz böyleyiz, biz kimseye benzemeyiz, kimsede bize benzemez.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 19.11.2015 17:21
Cevap :
"İş yok, işsizim oysa ne iş olsa yaparım" diyenlerin anladıkları, usta oldukları bir işleri yok, bu insanlardan verim beklenemez. Bir torpil, bir dayı bulup işe başlasalar da kaytarma yoluna giderler, işi beğenmezler, ücreti beğenmezler, gözleri hak etmedikleri yüksek kademelerdedir. Aslında az çalışıp çok kazanmaktır amaçları gerçeği söyleyelim ki bizim insanımız böyle yani TEMBEL. Genç kızken çok samimi bankacı bir bayan arkadaşım vardı. Kardeşi askerden yeni gelmiş işsiz, eğitimi orta. Ablasından harçlık alıyor. Ablası hoşnut değil, "iş bul, sen de çalış, hayatının sonuna kadar böyle mi olacak" demişti. O da küstahça adeta bana atfen "bir bankacı kızla evlenirim, onun sırtından geçinirim" demez mi? İnsanlar kolay değişmiyor, sonra Almanya'ya gitmiş, kendinden çok büyük zengin bir dulla evlenip sırtını yaslamış kardeşim Burakgazi, geçmişte acı-tatlı neler duyduk ve neler yaşadık, selamlar gönderiyorum size ve değerli ailenize...   21.11.2015 16:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 318
Toplam yorum
: 5656
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1671
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster