Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '08

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
1424
 

İş hayatındaki konumumuzu belirleyen soyut kurallar

İş hayatındaki konumumuzu belirleyen soyut kurallar
 

Kaynak : http://office.microsoft.com.tr


Yıllardır çalışıyorsunuzdur, ne görevinizde ne de gelirinizde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu duruma içerleyip, birkaç kez iş değiştirmenize rağmen, durumunuzda çok belirgin bir değişiklik olmamıştır.

Ya da bir işe girmiş, uzun süredir çalışmış, bir yerlere gelememiş ve iş değiştirmeye bile cesaret edemiyorsunuzdur. Artık, şansınıza tamamen teslim olmuş ve hayatınızın bu şekilde sürüp gideceğine ikna olmuşsunuzdur.

Peki, kim bu durumun suçlusu? Sizi bu açmazlara, çıkmazlara sokan kim?

Size hak ettiğiniz ücreti vermediğini düşündüğünüz patronlarınız mı?
Siz dururken, başkasını terfi ettiren yöneticiniz mi?
Yoksa sizin ayağınızı kaydırmaya çalıştığına inandığınız iş arkadaşlarınız mı?
Belki de size nitelikli eğitim aldırmayan aileniz, böyle mi düşünüyorsunuz?

Bunların hepsi birer etken olsalar da, hiçbiri tam doğru cevap değil. Çünkü cevap sizsiniz, siz ve sizin düşünce ve tavırlarınız. “Suçumuz nedir, biz ne yapıyoruz ki?”, dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız, ben de bu sözleri yıllarca söyleyip durmuş, kendimi suçlamaktansa sorumluluğu başkalarına atma kolaycılığına kaçmıştım.

Bizler kabul etsek de, etmesek de içerisinde bulunduğumuz her olayda, az çok sorumluluğumuz mutlaka vardır. Sistemlerle işleyen bu dünyada, en büyük sorumluluğumuz ise bu sistemlerin farkına varmamamız veya boş vermişlik nedeniyle sistemlere uyumlu davranışlarda bulunmamızdır.

Yaşamın her alanında durumumuzu belirleyen bu sistemlerin bazıları, doğa yasası olarak isimlendirilen ve var oluştan beri değişmeden süregelen sistemlerdir. Yer çekimi, gündüz-gece, mevsimler, suyun kaldırma kuvveti, ateşin yakması, oksijensiz yaşanamaması gibi. Bazıları ise insan zekâsıyla kurulmuş sistemlerdir. Bunlara ise, devlet, trafik, kapitalizm, komünizm v.b. gibi örnekler verilebilir. Her sistemin, kendi ritmine uymayan nesneleri ve bireyleri, kendi varlığını sürdürmek adına bir cezalandırma mekanizması vardır. Bu mekanizmalar, bazen yazılı kurallar ve yasalarla açıkça ilan edilen somut, bazense görülmeyen ve geri planda işleyen soyut mekanizmalardır.

İş hayatında da çoklarının farkında olmadığı, farkında olsa bile kayıtsız kaldığı böyle soyut kurallar mevcuttur ve bu yazımızın asıl konusunu. bu soyut kurallar oluşturmaktadır. İş hayatında var olan, başlıca soyut kurallar şunlardır:

1) Dünyada egemen olan siyasi ve iktisadi sistem, kapitalizmdir. Bu sistem, insan kültürü daha üstün bir model bulana kadar sürecektir. Biz ve bizden sonraki neslin, bu sitemin kuralları içerisinde yaşayacağını öngörmek, çokta isabetsiz olmaz sanıyorum. Ülkemizde mevcut yasa ve düzenlemeler, iş hayatı ile ilgili kaideler, kapitalist sistemin kurallarına göre düzenlenmektedir. Bu sistemin en baskın özelliği ise girişimcilik olduğuna göre, iş hayatında başarı ancak girişimci bir bakış açısıyla elde edilebilir.
2) İşletmeler, ticaret yapmak, para kazanmak, kar elde etmek için kurulmuş organizasyonlardır. Üretemeyen, satamayan, kar elde edemeyen işletmeler, uzun süre ayakta kalamazlar. Maaşınızı ödediğini düşündüğünüz patronunuz, bunu cebinden değil, ticari faaliyetten elde edilen kardan size ödemektedir ve hiçbir patron size cebinden aylarca ücret ödeyebilecek kadar zengin değildir. Burada algılamamız gereken iki nokta vardır. Birincisi; işletme karını hangi faaliyetlerden sağlıyorsa, yaptığımız iş, o aktiviteleri destekler nitelikte olmalıdır. İkincisi; patronlar, kar odaklı düşünmeyen, vizyona uygun hareket etmeyen/edemeyen, değer üretemeyen çalışanları uzun süre tutmak istemezler ve onların yükselmelerine müsaade etmezler.
3) İş hayatında sevilmeden, istenilmeden yapılan hiçbir işte başarılı olunamaz. Onun için daha başında sevilen bir iş dalı seçilmeli veya yolun başındayken yanlış seçimlerden geri dönülmelidir.
4) İş, bilgiyle yapılır. Eğer siz, işinizi layıkıyla yapacak bilgiye sahip değilseniz, o işi yapamaz ve o iş yerinde, değil yükselmek, barınamazsınız bile. Ömrünüz, her maskeniz düştüğünde iş değiştirmekle geçip gider. Kendi işinizi bilmek, mevcut durumunuzu koruyabilmenin temel kuralıdır. İlerlemenin ve yükselmenin kuralı ise hem kendi işine ilişkin tüm bilgiye sahip olmak hem de bir üstünüzün işine ilişkin bilgiyi öğrenmektir. Bu kurala uymazsanız, yükselemezsiniz, yükselseniz bile o yerde uzun süre kalamazsınız.
5) Çağ bilgi çağıdır. Bu çağla birlikte, okul bitti eğitim bitti anlayışı da rafa kalkmıştır. Araştırmacı bakış açısıyla işle ilgi bilgi ve dünyadaki gelişim sürekli takip edilmeli ve gelişimin gerisinde kalmamak adına eğitim, günlük yaşamın bir parçası haline getirilmelidir.
6) İletişim hangi dil ve araçla yapılıyorsa o, mutlaka öğrenilmelidir. Aksi halde, iş yaparken ve iletişim kurarken sürekli başkalarına bağımlı kalınır. Bu, çalışanların geleceklerini belirleyen en önemli etkenlerden biridir.
7) Her çalışan, kendisinin dünyadaki, ülkesindeki, ailesindeki, işyerindeki konumunu doğru algılamalıdır. Kendi durumunu doğru dürüst algılamayan/algılamayan bir kişi, gelecekteki konumunu da planlayamaz.
8) İş hayatında istemesek de kabul etmemiz gereken torpil gibi, baskın karakterli insanların genellikle yönetici olması gibi bazı olgular vardır. Bu olgularla mücadele etmek, hem enerjinizi boşa tüketmenize, performansınızın düşmesine, bireysel ve kurumsal hedeflerden uzaklaşmanızı neden olur. Torpil ve baskın karakterlilerin liderliği ulusal geleneğimizdir ve torpilli, bakın karakterli kişilerle girişilen mücadeleden kazanarak çıkma ihtimali çok düşüktür. En güzeli, bu olgularla bir kere yüzleş ilmeli ve geride bırakılmalı, aynı pilav her gün her gün yenmemeli, mevcut duruma göre gelecek planlanmalıdır.
9) Dürüstlük, temel olarak her insanda olması gereken fakat günümüzde aranılır olan bir meziyettir. Dürüstlük, mutlak ilke edinilmeli, her işte dürüst davranılmalıdır. Olaylara endeksli dürüstlük, oryantal yapmaktan başka bir şey değildir. Siz kendinizi ne kadar akıllı olarak değerlendirseniz de, bu kıvrak hareketleriniz iş yerinde mutlaka algılanır ama saygı gereği yüzünüze vurulmaz. Başkaca, üretilen işlerde kalite anlayışının benimsenmesi, kaliteli iş çıkarılması dürüstlük ilkesinin olmazsa olmaz gereklerinden biridir.
10) Tam konsantrasyonla yapılmayan hiçbir işte başarılı olunamaz. Önce işletmenin ana hedefine, sonra da sorumlu olunan işe tam odaklanmalı ve konsantrasyonu bozan her türlü şeyden uzak durulmalıdır.

Hayatımızın önemli bir zamanını ayırdığımız, mutluluğumuzu, statümüzü, yaşam standardımızı belirleyen iş hayatı ile ilgili birçok şey daha söylemek mümkündür. Ancak, daha fazla detaylandırma yapmak, hem burada mümkün değildir hem de yıllarını bu konuda araştırmaya adamış akademisyenlerin yetki alanına müdahale olur. Amacım, on sekiz yılı yöneticilikle geçen yirmi bir yıllık iş yaşamı deneyimi ile oluşan bilgi ve izlenimi paylaşmak, iş hayatının ilk yıllarını yaşayan arkadaşlara yeni bir bakış açısı sunmaktır. Ben, yukarıda sıraladığım soyut kurallara riayet ederek iş yaşamında başarılı olmuş birçok insan tanıyorum.

Hepimiz bu dünyaya bir misyonla geldik. Her birimiz ayrı bir öneme sahibiz, o zaman önce kendimize, sonra çevremize ve çevremizdekilere değer vermeliyiz. Bir de çevremizde olup bitenleri doğru algılar ve onlarla uygun ritim ile yaşarsak, mutluluk, başarı, refah ardı sıra gelecektir. Ama yine de yaşamda her şeyin tam istediğimiz gibi olması mümkün değildir. Bu nedenle beğenmediğimiz ve değiştirmeye gücümüz yetmeyen kural ve sistemlere direnmek, Donkişotluktan başka bir şey değildir. Unutmayın, var olan en büyük sistem olan doğa, kendine uyum sağlamayan her sistemi zaman içerisinde zaten sonlandırmaktadır.

Sevgiyle kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uğur Bey, iş yaşamı ile ilgili soyut kurallar isimli yazınızı okurken, inanın hiç bitmesin istedim. Genelde kuralları okuruz veya biliriz de, soyut kuralları bilmeyiz, öğretmezler, kitabı yoktur, sözlü edebiyat gibidir veya havadaki bulut gibi..., belirli bir şekli toktur, aktif değil, pasiftir, edilgendir, tecrübelerle anlamak mümkündür, ancak sentez yapabilene, bütün bu nedenlerle, yazınızı hayranlıkla okudum ve keyif aldım... selam ve sevgiler.

Ali Emir KARAALİ 
 01.12.2008 13:06
Cevap :
Yazımı beğendiğiniz için teşekkür ederim.Yorum bıraktığınız ve yazılarınızın farkına varma fırsatı verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim. Sevgiyle kalın.  01.12.2008 14:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 89
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1098
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

İstanbul'da 1967 yılında doğdum. Askerlik harici bütün yıllarım bu şehirde geçti. İşletme mezunuyum,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster