Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
240
 

İş para almakla bitmiyor; hizmet lazım!

İş para almakla bitmiyor; hizmet lazım!
 

Güllük'te kış... Bu terkedilmişlik görüntüsüne aldanmayın. (Fotograf: Gülçin Erşen)


Enerji sektörünün özelleştirilmesine başından beri karşıydım.  Hem ülke genelini ilgilendiren stratejik bir alan sayılmasından , hem de tekelleşme riskinden ötürü… Ayrıca, kamu hizmeti olan enerji dağıtımının özel sektörün elinde tamamen ticari amaçlarla kalitesiz ve fahiş fiyatla yapılmaya başlanacağından endişeliydim.

Aslında çoğumuzun yıllardır bildiği, internette aylardır dolaşan ve bizleri rahatsız eden durumlar son zamanlarda ulusal ve yerel basında da yer almaya başlandı. Özellikle fazla kaçak elektrik kullanılan yörelerde bunun “dürüst vatandaş”ların faturalarına yansıtılması, şirketlerce taşeronlara yaptırılan sayaç okuma bedelinin (sanki sayaç okuyucularının işvereni  vatandaşmış gibi) ayrı bir kalem olarak faturaya eklenmesi, değişen elektrik sayaçlarının bedelinin tüketiciden alınması ilk akla gelen haksızlıklar. Bir de artık hükümetlerin “resmi yayın organı”na dönüşen (her seçimden sonra kadrosu yenilenen, kendi kadrosu ve alt yapısı yetersizmiş gibi özel şirketlere program yaptıran) TRT’nin payı var ki; eskimiş ve geçerliliğini yitirmiş her kurum ve kuralı kaldıran iktidar, bu kesintiye ses çıkarmıyorlar.

Vatandaş olarak bunları sineye çektik diyelim. Bari aldığımız hizmet doğru dürüst olsa.

Çağ dışı elektrik kesintileri

Çocukluğum genelde Türkiye’nin doğu il ve ilçelerinde geçti. Zorlu iklim şartlarında elektrik kesintilerine her zaman hazırlıklıydık. Evlerde gaz lambası hatta ‘lüks’, mum stoğumuz eksik olmazdı. “Elektrikler kesikti çalışamadım hocam” bahanesi o zamanlarda bile pek geçerli sayılmazdı. Sobamız vardı, elektrik kesilse de üşümezdik. Şimdi bir elektrik kesilse, evde elektrik feneri nerdeydi, mum var mıydı ara dur. Termisifondaki su soğur, banyo yapamazsın, klima, elektrik sobası çalışmaz, ev 10-15 dakika sonra buz!

Yaklaşık bir yıldır Güllük’te yaşıyorum. Daha önceleri yalnız yaz aylarında en fazla iki üç haftalığına geldiğimden elektrik kesintisiyle ilgili bir sorun yaşamamıştım. Geçen kış aşırı yağışlı ve fırtınalı havalarda sürekli ve uzun süreli elektrik kesintilerini normal karşıladık. Ne de olsa Türkiye’de yaşıyoruz.  Ancak bu kış duyurusu yapılan üçer beşer günlük ve dörder saatlik kesintilerin yanı sıra, yağmur ve fırtınalı havalarda 2-3 saati bulan kesintilerden başka, gündüz gece hiç esinti ve yağış yokken yarım ya da bir saatlik kesintiler iyice sıklaştı! Bu durumdan şikayetçi olan bazı Güllüklüler AYDEM Elektrik Dağıtım A.Ş. ‘yi aramışlar. Yetkililer trafonun yetersiz olduğunu belirtmişler. Yani, arızaların, sık ve uzun süreli elektrik kesintilerinin nedenini söylemişler.  Nedenini bilen koskoca şirket,  her halde sorunu çözümleyecek çalışmaları da bir an önce yapar, şu soğuk kış günlerinde vatandaşı, yazın da yazlıkçıları, tatilcileri madur etmez diye düşünmek isterdik. Ama, bu sorun meğer yıllardır süregeliyormuş. Son iki yıl kesintiler daha da artmış. (Doğal. Güllük’ün nüfusu artıyor; elektrik sobası ve klimayla ısınanların sayısı azımsanmayacak ölçüde, bir de çevredeki şirketlerin fabrikaların etkinlikleri düşünülürse…)

Üç dört aylık faturalar

Güllük’te sık ve uzun süreli elektrik kesintilerinden şikayetçiyiz. “Düzelsinler, kardeşim! Para almasını biliyorlar. Biz ödemeyi geciktirsek hemen elektriğimizi keserler!” deriz.  Ama, acaba ücretler düzenli toplanabiliyor mu? Ben kendi adıma rahatım; nasılsa otomatik ödeme talimatı verdim bankaya diyemiyorum. Niye mi? Yazın iki ayda bir gelen elektrik faturaları, kışın dört aylık gelince, fatura bedelini okuyanların gözleri yuvalarından fırlıyor. Bazılarının elektrik tüketim bedelleri bir aylık maaşı bulmuş! Ben halime şükrettim, benimkisi maaşımın yaklaşık üçte biriydi ve yakınlarıma borçlanarak ödeyebildim.  Oysa, her ay, en azından iki ayda bir düzenli olarak sayaçlar okunup, faturalar yazılsa, tüketici de her ay ödeyeceği bedeli bilerek bütçesini ayarlamaya çalışır. Madem sayaç okuma bedelini, yani sayaç okuyan elemanların ücretlerini de bizim faturamıza yansıtıyorlar; bari bu işi düzenli yapsınlar ya da bu bedeli de tüketicinin sırtına yüklemesinler. Bizim elektriğimiz ikide bir kesiliyor, sayaçlar doğru dürüst okunmuyor, faturalar düzenli gelmiyor diye boykot edip, ödeme yapmama şansımız var mı? Yok. Devlet ihalelerini kazanarak, enerji dağıtımını üstlenen şirketlerin, gerekli teknik ve altyapı çalışmalarını, bakım onarım işlerini yapması, kendi görevlerinden ya da görevini ihmalinden kaynaklanan masrafları da vatandaşın sırtına yüklememesi lazım.

İlgili bakanlıkların ve devlet kuruluşlarının sorumlu davranarak, vatandaşların yararını gözeterek, enerji alanında gerekli denetim ve yaptırımları da yaşama geçirmesini istiyoruz.

16 Ocak 2012 - Güllük

sükrü bülent türtat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Gülçin Erşen, sizin haklı olarak eleştirdiğiniz konunun iki yüzü vardır. Birincisi, devletin yaptığı yatırımlarda kar değil, halkın yararının düşünüldüğü; ikincisi, özel sektör yatırımlarında, halkın yararının ikinci plana itilerek kazancın ön plana alınması ve bunun hizmet için vazgeçilmez bir ölçü olmasıdır. Ülkemizin kalkınması ile ilgili sürece baktığımızda, devletin her yere yetişemediği görülmektedir. Bu nedenle ülkemiz, özel sektörün devreye girmesi ile daha hızlı büyümeye başlamıştır. Toparlanırsa, özel sektör, kazancını ve rekabetçi olabilmesini ön planda tutması nedeniyle, onu zorlamak için devletin elektrik üretimi çeşitli yollarla destekleyerek artırması ve rekabet ortamını geliştirmesi gerekmektedir. O zaman haklı şikayetler giderek azalacaktır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 18.01.2012 10:45
Cevap :
Atatürk'ün Devletçilik İlkesi aslında karma bir ekonomik sistemi öngörmektedir. Devletin yetersiz kaldığı ya da gerek görmediği alanlarda özel sektörün yatırım yapması teşvik edilir. Ama, zaten kar eden ve gayet güzel işletilen pekçok devlet kuruluşu ve şirket, özel sektöre ve yabancılara neredeyse "peşkeş" çekildi. Böylesine, önemli, karlı sektörde ihaleyi kazanan şirketler de sorumlu davranmak, kamu yararını gözetmek zorunda. Yapmıyorlarsa, yasal yaptırımları olmalı. Bu kış gününde, üstelik elektrik sobası ve kaloriferle ısınmaya çalışan ve küçük çocukları olanların bu denli madur olmaması lazım.   23.01.2012 16:34
 

Tüketici her zaman haklıdır!..Ülkemizde "Tüketiciyi Koruma Yasası"var; ama işlemlere mutlaka ikamet ettiğiniz ilin veya ilçenin valilik veya kaymakamlık "makamından" başlamak zorundasınız.Yani, "bezdirme""yıldırma" ve son basamak bıktırıp-bırakma" politikası ile tüketiciyi pes ettirmektir... Onun için doğrudan e-mail yolu ile Enerji&Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na&bilgi için de Bakanın kendisine de yollamanızı izninizle öneriyorum.Sevgilerimle,Saygılarımla...

sükrü bülent türtat 
 17.01.2012 11:17
Cevap :
Henüz tüketici dernekleri yeni yeni kuruluyorken, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde tüketici şikayetlerine yönelik bir birim vardı. Kaymakamlık bünyesineki birimde çalışanlar, (genelde) nerdeyse hakkını arayanı vazgeçirme yolunda hizmet veriyor. Vatandaşlar hem bilgisizlikten hem de yardımcı olup yönlendirmede yetersiz sorumlular nedeniyle, gazetelerin ilgili köşelerine, derneklere başvurmayı yeğliyor. Ben de yerel basının gücüne inandığımdan, gazetecilik mesleğimin ve basındaki çevremin sağladığı üstünlükten yararlanmayı tercih ettim. Bu yazım yarınki (18 Ocak 2012 tarihli) Milas Önder Gazetesi'nde yayımlanıyor.  17.01.2012 13:31
 
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 811
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster