Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '16

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
101
 

İşaretler: Bunu yazmalıyım!

İşaretler: Bunu yazmalıyım!
 

*internetten alıntıdır: http://www.vibrantlifenaturalhealing.com


İşaretler geldi sanırım yazmam gerekiyormuş.

Bugün arkadaşlarımla en hararetlisinden dertleşirken gördüm maili, "yazarlarımız arasına hoş geldiniz!"

Hoş buldum sayın Milliyet blog ailesi!

Ancak neydi aylar sonra bu maili gönderen bana. Sanırım konuştuklarımı yazmam gerektiği bugün.

Su gibi akarım ben hayatla. Öyle inanmışım ki buna, bir şey yaşadığımda durup da kendime sorduğum soru sabittir: Bunu neden yaşıyorum? Ne öğrenmem gerekiyor, ne yapmam gerekiyor?

İşte hayata böyle bakmaya başladığımda değişti her şey. Şems'in dediği gibi hayatın bana rağmen akması yerine, bıraktım hayat benimle birlikte akmaya başladı. 

Bırakamıyoruz bazen. Bırakamayınca hayata direniyoruz. O bize rağmen akmaya devam ederken biz akıntıyla savaşıyoruz. Oysa ne güzeldir bırakmak kendini hayatın derin sularına... Bir bırakınca anlarsın direnirken ne de yorulduğunu...

İnsanın tükene tükene direnmesi ne acıdır. Bilmez kendine yaptığı kötülüğün en fenasının bu olduğunu. Sahi bilmez ama nedendir bu? 

Korkuyoruz. Direnmeye öyle alıştırıldık ki bilemiyoruz bırakabilmenin güzelliğini. 

Hayatın seninle dans eder gibi bir ahenki var bıraktığında görebildiğin. Hayatla akabildiğin. Hayatla çağlayabildiğin... 

Korkuyoruz ama korkuların esaretinde kalan benliklerimizin tükendiğini göremeyiz, ne yazık. 

Güvenmek mesela?

Nedir güvenemediğimiz birine. Ahh, gözünün önünden geçer hayatında güvenip de incindiğin o anlar bir bir bu soru gelince akla... Öyle ya, inciniriz yeniden kanıp, kandırılıp da güvenemeyiz kimseciklere. Bir kendimiz olmuşuzdur, bir Yaradan bizimle daha önceki o çaresiz anlarımızda. Karar vermişizdir. "Bir daha asla böyle olmayacak" diye nice andlar içilmiş, nice sözler verilmiştir içimizde. Çok üzülmüş, çok kırılmış, belki çok ağlamış, belki çok susmuş, belki çok konuşmuşuzdur ama çok incinmişizdir.

Sahi ne bu kadar korktuğumuz?

İncinmek neden korkutur bizi, değil burada sorulması gereken. İncinmek nasıl korkutur bizi, bunu sormak lazım gelir. 

Tercih edilmemek fikri incitir bizi, yetersiz kalmak fikri incitir bizi, alternatif olmak fikri incitir bizi, kendimiz olamamak fikri incitir bizi...

Daha da fenası kendimizken suçlanmak fikri incitir bizi, yine yetersiz hissettirir.

İhanete uğramak fikri incitir bizi, yine tercih edilmemeyi hissettirir.

"Onun için şunları bile yaptım ama ben..." cümlelerini kurabilmek incitir bizi, yine kendimiz olamamışızdır "onun için" bir yerlerde...

Güvenemiyor değiliz, sadece korkuyoruz. Hepsi bu. 

"Onun için" diye diye yaşadığınız pişmanlıklar yüzünden, şuan veremediğiniz sevgiyi, belki güveni, belki değeri, belki aşkı fazlasıyla hak eden insanlardan neleri esirgediğinizi bir düşünün bu gece. Hayatınızdaki değer bilmezlerin, değeri hak edenlerden çalışına nasıl içten içe sessiz kaldığınıza bakın. Sessiz kalarak suçun nasıl ortağı olduğunuza bakın...

Güvenemiyor değiliz, sadece korkuyoruz. Hepsi bu.

Düşünün ve hayatla akın bu gece.

Aşkla,
S.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 781
Kayıt tarihi
: 10.08.15
 
 

"İletişimci falan filan..." idi, seneler boyu instagram sayfamdaki açıklama. Sonra güzel insanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster