Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
744
 

İşbitiricilik zor zanaattır!

İşbitiricilik zor zanaattır!
 

Denizlerin zeki ve becerikli hortumcusu.


Ahtapotların, özellikle tropikal denizlerde yaşayan kafadanbacaklı ve çok zeki yaratıklar olduğu bilinir; hatta zeka seviyelerinin evcil kedilerle eşit olduğu da iddia edilir.

Ahtapotların, insanoğluna benzeyen çok fazla özellikleri vardır; örneğin kırk sekiz saat boyunca karada yaşayabilecek kadar dirençli oldukları gibi, bir anda ortadan kaybolabilecek kadar marifetli ve hiçbir şey hissetmeden ateşin içinden geçebilecek kadar dayanıklıdırlar.

Renk değiştirme ve kamuflaj yetenekleri ise, hiç tartışılmayacak kadar gelişmiştir…

Ayrıca, denizin bu zeki canlıları sekiz kollu olup, bir kaza ya da saldırı sonucunda kollarından birkaçını yitirseler bile, kısa bir süre içinde o kolları yeniden eski haline gelebilirler…

Bütün bu yazdıklarımdan sonra, ahtapotların biz insanlara gerçekten de çok benzedikleri hususunda hemfikir olduğumuzu sanıyorum…Şimdi de, ahtapotlara çok benzeyen ve “işbitirici” diye adlandırılan insanları ele alalım:

Ahtapotlara benzeyen bu insanların en ayırıcı özellikleri: Midelerinden gönderilen ve doyduğunu bildiren sinyalleri, beyinlerinin algılamamasıdır. Bunun sonucunda da, bu tip kişiler sürekli bir hırs peşinde olurlar ve kolay kolay doyum noktasına ulaşıp, rahatlamayı beceremezler…

Toplumumuzda bu tip kişilere eskiden az rastlanır iken; şimdilerde tam tersine çok sık rastlanmaktadır. En tipik özellikleri, etraflarına sürekli tepeden bakmaları ve lüks yaşamaya büyük bir özenti duymalarıdır.

Bulundukları ortamlarda, işbitirici olarak tanınırlar ve bu imajı boşuna edinmediklerinin bir göstergesi olarak da, kendi işlerinde çok başarılı olurlar. Yollarına çıkan tüm engelleri aşmayı ve bu suretle de sürekli başarılı olmayı becerirler…

Her yerde kolları vardır; etraflarını bir "ahtapot" gibi sarmışlardır. Öyleleri vardır ki; bazı kollarında sorun olsa dahi, diğer kollarını büyük bir ustalıkla kullanarak, yapması gereken işleri yağdan kıl çekercesine neticelendirmeyi becerirler…

Ülkemizde çokça görülen bu tip insan modelini incelediğimizde; sadece yurt içinde değil, uluslararası alanlarda dahi yüzümüzü ağartacak derecede yetenekli işbitiricilere sahip olduğumuzu görürüz.

Bu tip kişileri, toplumun her kesiminde ama özellikle de siyaset sahnesinde ya da siyasetçilerin etrafında “işbitirici” iş adamı olarak görmek mümkündür…

Fiziksel görünüşleri, her ne kadar obez ya da obeze yakın şişman gibi görünse de; bu sizi yanıltmasın, çok elastiki ve kıvraktırlar…Karşılaştıkları herhangi bir olumsuzluğu, kıvrak bir hamle ile savuşturabilirler; dün “ak” dediklerine, bugün “kara” diyebilirler; onlar için normal davranışlardır ve çok çabuk renk ve vaziyet değiştirirler; aynen “ahtapot”lar gibi…

Ayrıca, bu kişiler ne acıdır ki, çıkarları için insanların yardım duygularından, dini inançlarından dahi yararlanmaktan geri durmazlar; çıkarları varsa, her yol onlar için “mübah”tır yani oturmak, yürümek gibi normal davranışlardır…

Yer ve zaman sorunları yoktur; çalışma yani beslenme alanları, yurt içinde de olabilir, yurt dışında da, ama en çok tercih ettikleri dış ülke Almanya’dır. Bu ülkedeki gurbetçilerimiz sayıca fazla olduğu gibi, yardımseverlik duyguları da çok gelişmiştir…Bizim işbitirici vatandaşlarımızın yapması gereken sadece ve sadece, yanlarına birkaç boş çuval alarak, bu ülkeyi ziyaret etmek; gerisi zaten çorap söküğü gibi gelmektedir… Hele de, giden kişilerin esnek ve kıvrak olmalarının yanında, bir de oyunculuk yetenekleri gelişmiş ise; onları kimse tutamaz…Götürdükleri çuvalların yetmediği olur ve Alaman çuvalı bile almak zorunda kalırlar!..

Bu kategoride ki şöhretlerin arasında kimler yoktur ki; “Mercümek”, "Jet Fadıl" ve "Uyar" lar, hemen ilk anda aklıma gelen ve bu uğurda uzmanlıkları tescil edilmiş kişilerdir…

Şimdi siz, saf ve temiz duygularınızla, “bunlar artık son bulmuştur” diye düşünebilirsiniz ama, bu iş ne yazık ki o kadar kolay değil; siz hiç çocukluğunuzda kuzu ya da keçi otlattınız mı?

Otlatmadı iseniz, elbette ki bilemezsiniz! Hayvanları yemyeşil bir çayıra saldığınızda, gök kubbe tepenize düşse dahi, hayvanların o güzelim yemyeşil otları otlamasına engel olamazsınız; şimdi anladınız mı, niye bu işin son bulmayacağını?

Yurt dışında en son ortaya çıkan dolandırıcılık olayı, Almanya’da ki “Deniz Feneri Derneği”ne yardım diye toplanan 41 milyon euro paranın büyük bir bölümünün, Almanya ile Türkiye arasında, işbitirici kişilerce “hortumlanması”dır. Ancak ben, bu olayında bir son olmayacağına inanıyorum; aynen kuzu ya da keçinin yemyeşil ottan ayrılamaması gibi…

Görüldüğü gibi, ülkemizde çok yetenekli vatandaşlarımız var, ama ne yazık ki devletimiz bu kişilerden yararlanma yoluna gitmiyor; onlar da madem öyle siz bizden yararlanmıyorsunuz, o zaman biz sizden istifade edelim diyerek, hortumlarını devletin olanaklarına çeviriyorlar; aynen kuzuların yemyeşil çayırlara yayılmaları gibi!....

Tüm bu yazdıklarımdan, aslında ülkemizin işbitiriciler için bir “cennet” olduğu çok açık olarak görülüyor…

Ama Allah için, bu kişilerin yeteneklerini görmemezlikten gelmeyelim ve sakın ola ki, yeteneklerini küçümsemeyelim; bu kadar yeteneğe sahip bir kişi, kendini nasıl tutabilir? Hele de, iktidar sahibi siyasiler önlerine “çayır çimen”i açmışsa!..

Ben çocukluktan bilirim; kara kuzuyu yemyeşil çayıra salmıştım, birden yağmur başlamıştı da; kuzuyu ottan ayıramadığım için, sırılsıklam ıslanmıştım, bu işler hiç öyle sanıldığı kadar kolay değil!..

Bu arada, toplumumuzda sayıları hızla artan işbitirici vatandaşlarımızdan uzun uzun bahsettik, peki diğer işbitirici yeteneği olmayan ya da yeteneği olup da geliştirememiş, çoğu günbegün “fukaralaşan” vatandaşlarımız ne yapıyor acaba? Onların eskiden de sesleri, solukları çıkmazdı ama, son zamanlarda iyice sesleri kesildi…

Çok şükür ki, siyasilerimiz ve işbitirici vatandaşlarımız onları da düşünmüşler; kendileri “sahte cennet”lerinde yaşarken, fukara vatandaşlarımızın mutsuz olmamaları için, onları “bu dünyadaki yoksulluğu kafanıza takmayın, asıl yaşam öteki alemde...” felsefesine alıştırmaya çalışıyorlar… Ne kadar “ulvi” bir duygu; bu dünyada geçirilen kısa ömürlerinde mutsuz olmasınlar diye adeta çırpınıyorlar!...

Kaynaklar :

http://www.denizce.com/ahtapot.asp

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Paylaşım için teşekkürler. yazıyı okumaya başlayınca zihnime hücum edenler, sonraki paragraflarda karşıma çıktı... Kaleminiz daim olsun.

Ayten Dirier 
 10.01.2010 23:53
Cevap :
Ayten hanım merhaba, paylaşımınız ve katkılarınız için teşekkür ediyorum. Saygılar, selamlar.  11.01.2010 13:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 1879
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Okumayı seviyorum ve okumanın, insanın içindeki havuza taze suların katılmasını sağladığına inanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster