Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '13

 
Kategori
İnsan Kaynakları
Okunma Sayısı
5106
 

İşe alınırken mülakatta sorulan garip soruların nedeni

İşe alınırken mülakatta sorulan garip soruların nedeni
 

Dünkü pazar gazetelerinde rastladığım bir araştırmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

  Genelde bir müessese işe eleman alırken ya sözlü mülakat veya yazılı sınav yapar veya bazen ikisini de yapar. Bu sınav ve mülakatlaraın amacı alınacak elamanın alındığı işe uygun olup olmadığının anlaşılmasıdır. Bu sınavlarla çok sayıda elaman arasından seçilen kişiler bazen seçildikleri işe uygun olmayabilirler. Genelde yapılan bu yazılı sınavlarda   alınacak işle ilgili sorular sorulur. Mülakatların amacı işe alınacak elemanı kişisel olarak da  tanımak ve işe uygun olup olmadığını bir kez daha ölçmektir.

  İşte dün okuduğum araştırmada işe alım mülakatlarında sorunlan anlamsız sorular konu ediliyordu. İşe alım sırasında sorulan bu sorular bazen anlamsız görünse de İnsan kaynakları uzmanları için çok şey ifade ediyormuş. Tabii insan kaynağı uzmanı sorduğu soruyu ne amaçla sorduğunu biliyorsa ve verilen cevabı iyi değerlendirebiliyorsa. Sadece sormak için soruyorsa bir anlamı kalmıyor bu soruların.

 Mülakat sırasında sorulan bazı anlamsız sorular işe alınacak elemanın zor durumda nasıl düşündüğünü göstermesi bakımında önem taşıyormuş. İnsan kaynakları uzmanları sorulara verilen cevaplarin  adayın düşünme ve problem çözme şeklini göstermesi bakımından iyi bir yöntem olduğunu belirtiyorlar. Cevabın doğru olmasından çok cevaba ulaşmak için adayın kullandığı yöntem ve mantık önem taşıyormuş.

  Yazının sonunda bir çok ünlü firmanın mülakatlarda adaylara sorduğu ve şu anda bize anlamsız gelecek fakat uzmanlarca önem arzeden suallerden örnekler veriliyor.

 Örneğin, Dell firması şu suali soruyor adaylara. 'İş etiğini en iyi hangi şarkı yansıtıyor.'

 Keza Gallup firması şunu soruyor.'Arabada  yalnız kaldığında ne düşünürsün.'

 Buna benzer bir dolu sual var araştırmada.

 Ben ise yıllar önce başımdan geçen ve hem komik, bir o kadar da düşündürücü bir sınav hikayemle yazımı bitirmek istiyorum.

 1972 yılları idi. Konya'nın Seydişehir kazasında Etibank Seydişehir Alüminyum İşletmelerinde Planlama Bölümünde ekonomist olarak görev yapıyordum. İktisadi Devlet Kuruluşu olan İşletme her yıl belli sayıda lise mezunu memur alıyor ve bu alımları yazılı sınavla yapıyordu. O yılda sınavı düzenlemek ve soruları hazırlamak görevi  bana verilmişti. Ben daha önceki yıllara ait sınav kağıtlarını arşivden çıkararak sorulara baktım. Genel kültüre dayalı Türkiye coğrafyası ve Cumhuriyet Tarihi, ufak matematik problemlerini kapsayan bir dizi sual soruluyordu adaylara.

  Ben ise alınacak elamanların daha kafa çalıştırıcı suallerle elenmesi düşüncesindeydim. Oturdum ve bir dizi sual hazırladım. Bunların içinde geçmiş yıllarınkine benzeyen genel kültür sualleri olduğu gibi kafa çalıştıracak sualler de olmasına gayret ettim.

 Hiç unutmuyorum, suallerden biri aşağıdaki gibi idi.

 Dünyanın hacmi 1.082.841.310.000 kilometre küptür. Ağırlığı ise 5.977 trilyon tondur. A.B.D Şikago'da dünyanın en yüksek binasını güçlendirmek için çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalardan biri de binanın çevresini her biri 32 ton ağırlığında 892 çelik purtelle çevrelemek olacaktır. Bu güçlendirme çalışması bir yıl sürecektir. Bu bir yılın sonunda güçlendirme çalışması bittiğinde dünyanın ağırlığı ne olacaktır.

 İşte bu soru da sınavda adaylara sorulan sualler arasında idi. O gün sınavda ben de mümeyyız durumunda idim. Binbir heyecanla sınava giren kız, erkek lise mezunu bir sürü genç vardı salonda. Sınav soruları dağıtıldı ve sınav başladı. Herkes pür dikkat suallerı cevaplıyordu. Alüminyum Tesislerinde işe girmek ve devlet memuru olmak o dönemde çok önemli bir olaydı. Biz de mümeyyiz arkadaşlar sıraların arasında dolaşıp sınavı gözlüyorduk. Benim içim heyecan dolu idi. Benim anlamsız suallere verilecek cevapları merakla bekliyordum. Birden gözüm bir gence takıldı. Eyvah korktuğum başıma gelmişti. Genç benim yukarda yazdığım suali  cevaplıyordu. Bir matematik sorusu cevaplar ciddiyeti ile çarpıp, toplayıp bir sürü matematik işlemi yapıyordu. İçim birden cız etti. Ya hepsi aynı hataya düşerse. Yukardaki soru bir matematik sorusu değil bir mantık sorusu idi. Evet bir sürü sayı vardı kafayı karıştıracak ama dünyanın ağılığı bir yere yapılan çelik purtellerle değişmezdi. Zira o purteller de dünyanın bir yerinden kalkıp oraya getirilmişti. Aydan gelmiyordu ya bu purteller. Kısacası dünya bir yıl sonunda gene aynı ağırlıkta olacaktı.

  Bu sualin doğru cevabını o günkü sınavda sadece bir genç verdi. Diğer adayların hepsi  bir sürü işlem yapmış ve bir toplam çıkarmıştı. Bu sonuç bizim ezbere dayalı, düşündürmeyen, sebep sonuç ilişkisine dayanmayan eğitim sistemimizin sonucu idi.

  O gün kendi kendime söz verdim. Bir gün çocuğum olursa ki bebek bekliyordum o sınav sırasında, eğitimi ile bizzat ilgilenip düşünen, araştıran bir kişi olmasına çalışacaktım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bence soruyu çözmeye çalışan o kız soruyu sorandan çok çok daha zeki. kız mülakat eden kişi dürüsttür, beni kandırmaz diye düşünür. ayrıca sorulan soru bir zeka sorusu değil, bir mantık sorusuda değil, mantıksız bir soru.

gray orange 
 31.03.2013 20:29
 

Önemli bir sorun da karar vericilerin ne kadar yetkin olduğudur, ayrı bir başlık altında irdelenebilir. Emeğinize sağlık, güzel bir nokta yakalamışsınız.

sinerjik 
 22.01.2013 13:47
Cevap :
Haklısınız Candan Hanım. Bazen karar vericiler de sordukları soruları neden sorduklarını ve nasıl değerlendireceklerini de bilmiyorlar. Ayrıca bu seçmelerde tarafsız olmak da çok önemli.İşe adam almamız lazım. Yoksa adama iş diye düşünürsek bu hale geliriz.Sevgiler, yazılarınızda başarılar  22.01.2013 14:28
 

Slm.lar... Yazınızı tebessüm ederek okudum. Zira, beni yıllar öncesine götürdü. Vakti zamanında ulusal basında da bolca manşetlerde yer alan bir sınav mülakatında bana şu soru sorulmuştu; "Eşeğin kaç vitesi vardır?" Tabi ki şuan tebessüm ediyor olmam, o soruyu bana o zaman soran zat-ı şahaneyi affettiğim anlamına gelmesin sakın. Afiyette Kalın...

yazı cahili 
 21.01.2013 16:55
Cevap :
Haklısınız.Ben dce defalarca sınavlarda aynı saçmalıklarla karşılaştım. Hatta bir direksiyon sınavında arabayı imtihan alanının ortasında bırakıp kilitleyip, kendi arabamla sınava giriyordum. imtihan heyetini de indirip yürütmüştüm. Yazılarınızda başarılar.Saygılar  21.01.2013 21:29
 

Bilgilendirici paylaşımınıza teşekkür ederim.Ah , ah ne günlere kaldık...Selam ve sevgiler.NHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 21.01.2013 16:30
Cevap :
Teşekkürler Nahide Hanım. Sevgiler  21.01.2013 17:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1004
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster