Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
528
 

İşgalci komşular ve ofisteki konfor

Son yıllarda sık sık gündeme gelen konulardan biri, evden çalışma sisteminin yaygınlaşması. Önümüzdeki on yılda işlerini ofise gitmeden sürdüren insanların sayısında ciddi bir artış olması bekleniyor.

Bu yöntemle maliyetlerini düşüren, çalışanlarının performansını ve verimliliğini artıran şirketlerin hikayeleri gazetelerde, dergilerde anlatıladursun, bu sistem Türkiye’den bir ışık yılı uzak gibi görünüyor. Zira sistemin kaynağı olan yabancı şirketlerde bile gözden ırak olanın gönülden de (dolayısıyla terfi ve zamdan da) ırak olduğu yöneticiler tarafından açıkça beyan ediliyor. (Bkz. İdil Türkmenoğlu’nun yazısı.)

Hal böyle olunca, daha uzun bir süre ofis yollarını aşındırmamız kesin gibi görünüyor. Şirketler çoğu çalışanlarının sabahtan akşama, hatta gecenin geç saatlerine kadar kapalı kaldığı bu mekanları konforlu hale getirmek için ellerinden geleni yapıyor. Kuaförü, spor salonu, restoranı, kafe-bar’ı, hatta marketi olan olan iş yeri sayısı giderek artıyor. Ama ofisteki konfor bunlarla sağlanabilecek kadar basit bir konu değil maalesef.

Ofisteki konforumuz en çok komşularımıza bağlı.

Evet, iş yine dönüp dolaşıp insan ilişkilerine dayanıyor. Hangimiz komşumuzun yüksek sesle ve iddialı bir müzikle durmadan çalan cep telefonundan, yoğun parfüm kokusundan ya da bağırtılı çağırtılı telefon görüşmelerinden rahatsız olmayız ki? Özellikle açık ofis sistemiyle çalışan kurumlarda, komşuların çoğalması nedeniyle bu durum daha da çekilmez bir hal alıyor.

Ses, koku gibi fiziksel duyularla algılanabilenlerin dışında, bir de psikolojik tacizler var. Kimi ofis çalışanları kendini ifade etmek adına her bulduğunu masasına yığıp, duvarlara insanları rahatsız edecek kadar iddialı ya da kişisel objeler, resimler asabiliyor. Hatta ortak kullanım için ayrılan bölgeleri de kendi eşyalarıyla donatıp; komşularını klostrofobik bir çalışma alanına hapsediyor. Bir arkadaşım, kendisini bu şekilde rahatsız eden bir komşusu için şöyle demişti; “Mümkün olduğunca onun tarafına bakmamaya çalışıyorum çünkü eşyaları, resimleri üstüme üstüme geliyor. Her gün ofisteki yerim daha da küçülüyormuş gibi hissediyorum. O kadar yerleşik görünüyor ki, sanki ben gidiciyim o kalıcı.”

Basit bir komşuluk ve yer problemi gibi görünen bu sorun, bence insanların çalıştıkları şirkete bağlılıklarını ve kalıcılıklarını da etkiliyor. Çünkü kendimizin gibi gördüğümüz, sahiplendiğimiz, içinde rahat ettiğimiz mekanlarda daha fazla kalma eğilimi gösteririz. Müdavimi olduğumuz kafede, her zaman gittiğimiz restoranda ya da misafirliğe gittiğimiz evlerde de durum böyle değil midir?

Ama tabii bir kafe ya da restorana duyduğumuz bağlılıkla çalıştığımız kuruma duyduğumuz bağlılık farklı şeyler. İşgalci bir komşu yüzünden işimizden ayrılmak söz konusu olmamalı. İşimizden memnunsak, değiştirmek istemiyorsak ama her sabah kalkıp o klostrofobik mekana gitmek bizi işimizden soğutuyorsa yapmamız gereken şey basit; konuşmak. Evet, gidip bizi rahatsız eden komşumuza derdimizi anlatmamız gerekiyor. Tabii, daha önce kendisiyle konuşmayı denemiş ve hatların tamamen kapalı olduğunu anlamış olabiliriz.

O zaman size tavsiyem, etrafınıza içinizi açacak birkaç resim, obje koyun. Bilgisayarınızın duvar kağıdını sık sık değiştirin; ferah manzara resimlerini ya da sevdiğiniz ressamların eserlerini tercih edin. Mutlaka bir müzik çalar edinin ve sizi neşelendiren müzikler ya da sevdiğiniz bir radyo istasyonunu dinleyin. Bol bol su için. (Çok ciddiyim, gülmeyin. Ferahlık, zindelik verir.) Her insanın bir deneyim olduğunu düşünüp, deneyimlerinizden mümkün olduğu kadar çok şey öğrenmeye çalışın. Bırakın istediği kadar yayılsın ofise; Sezen Aksu’nun da dediği gibi Sultan Süleyman’a kalmadı bu dünya, ona da kalmaz…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cozum olarak manzara resimleri bu is icin ideal gibi gorunuyor. Neyse bu ofise yayilma meraki:) Sevgiler...

Hasan ARSLAN 
 07.03.2007 7:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 953
Kayıt tarihi
: 02.03.07
 
 

Hayatta herkesin güçlü bir duyguyla doğduğuna inanırım. Benimki merak. Küçüklüğümden bu yana dünyada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster