Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
109
 

IŞİD'imiz

IŞİD'imiz
 

Ortadoğu’da son yılların kanlı terör örgütü El-Kaidedir. Dincidir, din adına hareket ettiğini iddia eder. İslam’ın Sünni koluna mensuptur. Cihat yaptığına, bu nedenle elinde silahla ölürse Hz. Peygamberin hemen yanı başında saf tutacağına inanır. Hz. Allah’ın muteber kulu olacağına telkin edilmiştir. Bu nedenle çekinmeden duraksamadan kendisini bile patlatabilir.

Türkiye de dahil olmak üzere bölgenin, hatta tüm İslam aleminin darül harp vaziyetinde olduğunu düşündü mü bir kez, ki öyledir. Harp’te ne mübahsa hepsi, hepsini yapar. Öldürür, çalar, gasp eder, ırza geçer. Yani çağdaş Dünya’nın toplumlara intizam vermek üzere oluşturduğu tüm yasalar, ana yasalar, sözleşmeler, ahlak kuralları, teamüller onlar için geçersizdir. Gayri İslamı katletmek, hatta İslamın içindeki kendisinden farklı kesimi mesela Şia’yı, Anadolu Şia’sı olan Aleviyi katletmek de caizdir, farzdır. Kendisi dışındaki herkes ya kafirdir, ya mürted, ya münafık, fasık…Ne derseniz deyin. Ama hepsinin ‘’katli vaciptir’’…

Bölgedeki bu Sünni terör örgütü dışında bilhassa İran tarafından desteklenen pek çok Şii terör örgütleri de vardır kuşkusuz ancak bu yazımızda onlara yer vermeyeceğiz…

Bu El-Kaide adıyla malum örgüt, dünyadaki popüleritesinden ve reklamından ötürü son yıllarda bir çatı, bir şemsiye örgüt hüviyetini kazanmıştır. Bölgenin pek çok terör örgütü zaman zaman liderlerinin sekter tavrından dolayı El-Kaideyle ayrı düşer gibi olsa da sonuçta onunla beraber hareket eder. Emirleri ondan almasa da onunla beraber anılmak işlerine gelir. Bu nedenle Sünni cihatçı terör örgütünün başı El-Kaideyse tüm diğerleri de onunla aynı yolun yolcusu olmak üzere türevleridir. Mümkün olduğunca geniş bir coğrafyada kontrolleri altında kantonlar oluşturmak temel amaçlarıdır. Bu kantonlarda sözde şeriat devlet veya devletçikleri kurmaya çalışırlar. Bunu yaparken kutsal kitabımız olan Kuran’ı değil, din diye yerleşik inanç ve gelenekleri esas alırlar. Kuran’ın dışında sapkın bir din algısını tüm topluma empoze ederler. Mesela hemen iki gün önce yaşadığımız Musul’un ele geçirilmesinden bir örnek verelim. Musul’u ele geçiren (daha doğrusu Maliki tarafından çatışmasızca ele geçirmesine göz yumulan) IŞİD’in ilk işi bir manifesto yayınlamak oldu…16 Maddelik bu emirler manzumesinin bir maddesi de namazın vakit namazları dahil olmak üzere cemaatle camilerde kılınacağı emri idi. Kuran’a göre vakit namazlarının camide kılınma mecburiyeti olmadığını bildiğimize göre bunu nasıl açıklayacağız. Sonra, namaz kılmayan veya kılmak istemeyen kişi için bu bir zorlama değil midir? Hani dinde zorlama yoktu…Bu bir soru değil kuşkusuz, bu türden sorular bu tayfa için lükstür, fanteziktir…Karşınızda öyle bir kitle yok ki bunları anlasın…Hak hukuk bilsin, empati kursun, dinlesin anlasın, elinde silahla insan öldürmeye programlanmış birine bunları nasıl anlatacaksınız…! Öldürürse mücahit olarak cennete, ölürse şehit olarak yine cennete gidecekse, onunla nasıl baş edeceksiniz? Sizin de, sizin askerinizin de böylesine kuvvetli bir motivasyon argümanınız var mı? Öyleyse hangi devlet, hangi devletin askeri bunlarla baş edebilir?...

Bu algı, bu cihat ve şehit inanışı değiştirilmezse işimiz zordur, İslamın işi zordur, dünyanın işi zordur…İslam aleminin kökten bir revizyona(hadi reform demiyelim) esaslı bir evrime ihtiyacı vardır…

Hep söylerim Hıristiyan toplumunun 100 yıl süren Katolik-Protestan savaşının bir sonucu olarak geçtiği reform ve rönesans sürecinden, İslam toplumunun da diyalektiğin bir zorlamasıyla geçmesi kaçınılmazdır. Bu süreci tarihin hangi evresinde yaşayacağımızı kestiremiyorum ama yaşayacağımızdan eminim. Bu mezhep çatışmaları bir temizliğe, bir arılığa, bir çağdaşlığa gebedir.

Gerçek Kuran İslamını en yakın vadede Müslümanlara hakim kılmazsak, akla kıymet veren hümanist İslamı, Hıristiyan dünyanın oyuncağı olmaya devam edeceğiz maalesef…Onlar bizi çarpıştıracak ve seyredecekler…Sabahtan akşama kadar yalnız tefekkür edin, bilimde fende üretimde olmayın yalnız tespih çekin bakalım nereye kadar? Ama sonra ‘’Allah Allah nasıl oluyor da oluyor’’ da demeyin hani…Hakkınız yok…

Tarımda sanayide prodüktiviteye kafa yorarken birileri, sen ne yapıyorsun birader, her faaliyetini ebedi alemi kazanmak ve bu alemi ıskalamakla geçirmişken düşen uçağının nasıl düştüğünü elbette anlamayacaksın bunun neresi sır…?

Taliban Afganistan işgalinde Sovyetlere karşı CİA’nın kurdurup beslediği bir örgüttü…İslam onun kamuflajıydı. Bu tür coğrafyalarda Lawrence’tan bu yana benzer senaryolar artistleri değiştirilerek oynanır…Önce içeriden birileri, işbirlikçiler ayarlanır sonra…Demokrasi memokrasi teraneleriyle ortalık kan gölü…İşte Irak, İşte Libya, İşte Afganistan, İşte Suriye, İşte Sudan, İşte Mısır, İşte Tunus…Bize düşen Batı’nın bu oyununu görüp planı işlemez kılmak olmalıdır, el vermek değil…

Yakın zamanda Kürt Özerk Yönetimiyle petrol anlaşması yaptık. Talabani’yi devre dışında bırakarak Barzani’yle yaptığımız bu anlaşmayla Kuzey’den aldığımız petrolü gemiyle satmak üzere denize çektik. Bu tavır Bağdat’tan Washington’a kadar tepkiyle karşılandı. Gerçi gemi denizde bekliyor, henüz satmadık alıcı da yok ama bu girişim kriz yaratmaya yetti. Dünya kamuoyu, alanı da satanı da aforoz edeceği mesajını verdi…Uluslar arası hukuk da vicdan da karşımıza dikildi…Bunu korsanlık gibi gördü…Gayrimeşru olarak nitelendirdi…

İşte IŞİD denilen örgüt bu dönemde parladı, parlatıldı. Musul işgalinde ne Rusya’nın ne ABD’nin ne de Irak merkezi yönetiminin ne de NATO’nun göstermelik bir beyanatı dışında bir tepkisi olmadı…Kaldık mı el ele baş başa…Şimdi Türkiye olarak başımıza doladığımız bu belayla boğuşmak durumundayız. Tek başına…

Bakalım derin stratejimiz , düne kadar destek atıp şimdi vazgeçtiğimiz, sırf Esad’ı yıkmak adına ona muhalif kim varsa yan yana olduğumuz IŞİD gibi Nusra gibi örgütlerden başımızı kurtarmaya yetecek mi?

Hiç sanmıyorum çünkü böyle bir emare bile yok. Zira onlar bizden, onlar Sünni…

İyi ama o Sünniler bizim vatandaşlarımızı rehin aldılar…

Şeytana husumetten dolayı iblisle iş tutmanın elbette bir faturası olacaktı, işte bu faturayı ödüyoruz şimdi… Ne var ki faturayı elinde tokmak olanlar değil boynunda davul olanlar ödüyor, ne garip…

Eyy iktidar ya sen uyanmalısın…

Ya da sen Türk halkı…

İbrahim Erol

Fizikçi-Blm uzm.

gazete54.com

14 Haziran 2014

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 673
Kayıt tarihi
: 31.08.09
 
 

Gazi Üniversitesi fizik lisans eğitiminin ardından, Marmara Üniversitesi'nde master, İTÜ'de dokto..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster