Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '16

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
136
 

Işığıyla sonsuzluk kapısını aralayan adam

Işığıyla sonsuzluk kapısını aralayan adam
 

“ağla şimdi/ağlayabildiğince/ki/ yüreğini sıyıran/ cendereden çıkasın” B. Hülya Ekmekçi


B. Hülya EKMEKÇİ

Yaşam kendini üretebilmektir.”

T. Ayhan Çıkın

2013 yılında şair- yazar arkadaşım Coşkun Karabulut’un davetiyle 5. Ölüdeniz Edebiyat Günleri’ne katıldım. Şiirlerini keyifle okuduğum Prof. Dr. T. Ayhan Çıkın ve sevgili eşi Cemile Hanım da katılımcılar arasındaydı. Etkinlikler sürerken verdiğimiz molalarda söyleşerek dostlarla birbirimizi daha yakından tanıma olanağı bulduk. Biz şairler içimizdeki çocuğu seviyoruz, yeri geldikçe çocuk yanımız devreye giriyor böylece daha eğlenceli ve kalıcı dostlukların kurulduğu bir ortamı paylaşmış oluyoruz. Belli ki Ayhan Hocam da barışık içindeki çocukla ard arda sıralayıveriyor esprileri ancak o çocuk bir bilge. 

Aslında her insanın içinde bir bilge vardır varolmasına da kimi farkına varıyor, kimi varamıyor. Yaşam deneyimleriyle kırılıyor bilgeliğin kabukları. Olan biten her şey, karşımıza çıkan kişilerin her biri biraz daha yontuyor özümüzün zırhını. Zamanla olgunluk dönemi başlıyor. Eskiden üzüldüğüne üzülmüyor, sevindiğine sevinmiyor, artık yepyeni bir bakış açısı karşılıyor insanı. Artan farkındalıkla olumlu, olumsuzluklar karşısındaysa tarafsız olmayı becerebiliyor. Bilgiyle birlikte ışığı da yükseliyor, o ışığı topluma yansıtmaya başlıyor. Böylece yaşam amacının en önemli kısmını bilerek ya da bilmeyerek yerine getirmiş oluyor.

T. Ayhan Çıkın bu evreleri çoktan geride bırakmış, toplumu aydınlatma yolundaki çalışmalarını hala sürdürüyor. Bu da verdiği bilimsel ve edebi ürünlerle sonsuzluk kapısının açılması değildir de nedir?

Ustamın yaşamöyküsüne bir göz atarak sonsuzluk kapısının aralığından biz de bakalım.

1946 yılında Muğla doğumlu T. Ayhan Çıkın şiir ve bilim insanıdır.

1974’de bilim doktoru, 1980’de üniversite doçenti, 1988’de profesör olur. 1978-1979’da Fransa’da mesleği ile ilgili çalışmalar yapar. 1984–1985 yıllarında Cumhuriyet Üniversitesi, 19 Mayıs üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak çalışır. Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi (TUAM), Tarım Ekonomisi Bölümü ve CBÜ Alaşehir MYO Kooperatifçilik bölümlerinin kurulmasında aktif görev alır. Bölüm başkan yardımcılığı, anabilim dalı ve bilim dalı başkanlıklarında bulunur. 2007’de Muğla üniversitesinde görev alır. Milas Sıtkı Koçman Meslek Yüksekokul müdürlüğü, Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi dekanlığı, Muğla Üniversitesi senato ve yönetim kurulu üyelikleri görevlerinde bulunur. Ocak 2013’de emekli olur.

16 Eylül 2000’de geçirdiği kalp nakli ameliyatı biyolojik hayatı kadar sanat ve düşünce hayatını da etkiler. Bir röportajında bilime bakışını şöyle özetler : “Bilime, evrendeki her türlü olguyu gözlemleyerek, deneyler kurarak elde edilen bulguları bilgiye dönüştürme uğraşısı olarak bakıyorum. Daha sonra bu bilgileri işleyerek onu fikir ve düşünceye dönüştürme süreci alır. Fikir ve düşünceye dönüşen bilgilerden sonra onu, insanların (toplumların) sorunlarına çözüm üretebilecek projelere dönüştürme sanatı olarak bakıyorum bilime [1]”.

 T. Ayhan ÇIKIN, şiire-sanata bakışını da şöyle anlatır :

"(…). Herkes gibi gençliğimde şiir yazmıştım. Ancak büyük usta Nazım’ın şiirleriyle tanıştıktan sonra, şiirden çok kendimi bilime yönlendirmiştim. Hastalığım süresince bir öğrencimin eski şiirlerimden seçtiklerini kızımla birlikte kitap haline getirince (Zaman Çiçeği, 2000) şiirin ortasında buldum kendimi. “Doğal olarak toplumcu gerçekçi bir şiiri kucaklıyorum, yaşadığım çevre ve o çevrenin koşulları şiirime yansıyor. Ayrıca kendi yaşamımdan örnekler sunuluyor.”

Mesleki alanda 18’i kitap olmak üzere 100’den fazla bilimsel makalesi ve bir o kadar da bildirili olarak bilimsel toplantılara katılır.

Zaman Çiçeği , Ortak Kalpler Türküsü, Başka Yürek  ve baskı aşamasındaki Zeytinci Hurşit  adlı dört şiir kitabı okurlarla buluşur. Ayrıca deneme yazılarının yer aldığı  “Şiir ve Bilimin Yol Arkadaşlığı” ve  N. Ç Tüfekçi’nin hazırladığı “Bir Başka Yürekle Yaşamak” adlı yapıtta T. Ayhan Çıkın’ın yaşamöyküsü anlatılır.

Evli ve iki çocuk-torun babasıdır. Yaşamını, İzmir-Bornova’da çiftçilik ve yazarlık  yaparak sürdürmektedir.

Yalnız bu kadar değil tabii. Bir de projesi var Ayhan Hocam’ın.

Projenin adı; “Ortak Kalpler Türküsü”, amacı; Organ bağışının yaygınlaşması.

Organ bağışının yaygınlaşması dışında bir de vefa var bu şiirlerde.

Nakil öncesi ve sonrasında yaşanan dayanışmaya, hemşireden doktora, doktordan hasta bakıcıya herkese ayrı ayrı teşekkürdür aslında.

Talihsizlik sonucu yaşamını yitiren Cem’i anlamak, anlatmaktır. Cem ve ailesine karşı kendini borçlu hisseden farkındalığın haykırışıdır.

Yeniden başlamanın sevinciyle burukluğudur.  Zaman zaman karışan rüyalarla gerçeğin aynasıdır bu dizeler. Fedakârlıktır, sevgidir, şefkattir.  

Ölümün sessizliği, yeniden doğuşun çığlığıdır.

Sözcüklerin evrene kazınmasıdır.

Tansıktır.

Bu Tansık “ Kalbimin ıssızlıklarına/ Bir aşk dokunur –Bir de hekim-“ sözüyle başlar.

“T. Ayhan Çıkın” adlı birinci şiirde  “Toza dumana karıştı yaşamın yolları” der.

İkinci şiir “Ortak Kalpler Türküsü” Cem Canbay içindir.  Şöyle seslenir ona;

(…)

İşte bıraktın yalnızlığını, öfkeni, sevdalarını 
hades’ler seni bekliyor diye korkma 
sen de beklenen birisin melekler katında 
kendini beklemelisin, beni beklemelisin 
çık yeryüzüne, çiçek ol saksılarda, kırlarda 
herkesin, ama illa ikimizin yüreği ile 
sevdalanmalısın yeniden yaşamlara 
delikanlım 
nasıl bestelesem şarkını senin? 

(…)

 

Diyerek ifade eder gönül borcunu sevgisini, kalbini taşıdığı gence.

Üçüncü şiir, rahatsızlığı sürecinde başarılı bir ekip çalışmasıyla, Ustamın pamuk ipliğine bağlı yaşamını yeniden doğuşa taşıyan doktorlaradır. Kaç hasta doktorunu şiirle onurlandırmıştır acaba?  T. Ayhan Çıkın öyle duyarlıdır ki, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji ve Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı hemşirelerini de unutmaz. “Işık Saçlı Kadınların Türküsü” adlı dördüncü şiir hemşirelere sunulmuştur.

(…)

Bir avuç sevgi toplasam seslerinizden

Kalp ağrılarım dağılır gider bakışlarınızda

Bir  demet buğday olsam avuçlarınızda

Buğday tenli başak saçlı kadınlarımız

Avuçlarında umar taşıyan bacılarımız

Nasıl bestelesem şarkılarınızı sizin ?

(…)

 

         Ayhan Hocamı bir an olsun yalnız bırakmayan, onun tam beş kez kalbinin durmasına tanıklık ederken tarifi olanaksız acılar yaşayan sevgili eşi Cemile Hanıma armağan edilen şiir de yer alır projede. Bu beşinci şiirdir. Adı; “Ayışığı Kadının Türküsü”

(…)

Yokluğun bir çığ gibi  büyür göz bebeklerimde

Aşkınla gittikçe sonsuzlaşır esaretim

En güzel dizeler sevda sevda dolar içime

Bir yudum su, bir yudum sevgi

-ona bile hasretim-

 

Ay’ım, ayışığım, ayışığı kadınım benim

Nasıl yazayım destanını senin ?

Bedenine uyum sağlayan yeni kalbiyle yaşama tutunan Ustamın duyguları, düşleri değişir. Sorgular başlar. “Ödünç Aşk” adıyla yer alan şiir projenin altıncısıdır.

(…)

Toplasam tüm çiçeklerini baharların

Tutmuyor yerini eski sevdaların

İki bin yılının onaltı eylülünde

Dolanıyorum yaşamın sisli bulutlarında

 “Aşkları da devralır mı” *

Ödünç kalple yaşayanlar ?

(…)

Bitmek bilmeyen sorguların ardından gelen yalnızlık duygusunun geçici olduğunu bilse de yedinci şiirine “Yalnız Yüreğin Türküsü” adını verir.

(…)

Hangi düşler böler uykularını ?

Çığlık çığlığa uyanırsın gece yarılarında

Bir gençlikten, bir yaşlılıktan mı  yana ?

Kalbinin esrik coğrafyasında

Gençliğinden kalanları anımsamak

Zor gibi.

(…)

Sekizinci şiir “Başka Yürek” adıyla yer alır projede. Nakil öncesiyle sonrası karşılaştırılır, gelecekte neler olacağı bilinmese de sezgisel anlamda ipuçları vermeye başlar. Organ uyuşur kaynaşır bedenle ancak Ustam’ın bunu kabullenmesi zaman alacaktır elbette.

(…)

gidenler gitti sevgilim
alıp bir kenara koyuverdiler kalbini
içinde kalanları aldırmadan
bir başkasının yüreği ile sarmak seni
mümkün müdür güzelim ?

(…)

Dokuzuncu şiir nakilden altı yıl sonra gelir. “Ölümünün yedinci yılında Rahmet diliyorum Cem Canbay’a – sensiz değil seninle yaşıyorum- dizeleriyle başlayan şiir Cem’in ölüm nedenini ve  Ayhan Hocam’ın başka bir boyutta Cem’le buluşmasını aktarır.

(…)

bulutlardan merdivenlerle çıktılar

göğün en yüksek yerine

sundu yüreğini Cem Ayhan’a

o gizli dünyanın kapısından girerken

“yok benim için dönüş, gitti beynimin canı

bundan böyle sen yaşat aşkımı, heyecanımı”

(…)

Zaman deneyim demektir, bu yüzden olsa gerek ilaç diye nitelendirilmesi. Onuncu şiirde kendini gösteriyor zamanın ilacı, diğer adıyla kabulleniş ve şükran duygusu. En önemlisi de bilime güvenle çaresizliğin alt edilebileceği bilgisi. Şiirin adı; “Ölümün Sessizliğinde”

(…)

“Karanlıklardan geçip giderim” (*)
iki canı taşır yüreğinde, şaşarım
sonsuzluğa uzanır, bulutlarda gezerim
bir andır sonsuzluğun kapısında ölüm
Cem bende, ben Cem’de yaşarım
(…)

 

“Sorgulamalıyım yeni kalbimi

Seviyorum seni dağlar kızı

Ve zindanlara uzanır ellerim

Cerrah dokundu yüreğime

Yüreğimde parmak izi”  

 

Bu dizeler Onbirinci şiire ait. Adı “Ayça” …

Onikinci şiir “Kimlik” adıyla Cem’e sunulmuştur Şiirin girişi oldukça can alıcı.

Cem,

16 Eylül 2009

seninle karşılaşmamızın 10. yılına giriyoruz.

Kalbi(m/n)  33 yaşında, tenim 64 …

Doktorlar, kalp naklinden sonra kapattılar dosyalarını…

Ya  nakil sorası yaşantımız ?

33’lük kalp, 64’lük ten…

İçimde müthiş bir çelişki

Ve aklımda hep sen

 Rahmetle anıyorum seni….”              

 Ayhan Hocam öyle ince düşünüyor ki Cem’i, on yıl sonra “Kavşak” adını verdiği şiire yansıyor bu incelikler. Genç yaşta yiten bir canın düşlerini, yarım bıraktıklarını, aşklarını sorgulayamamaktan yakınıyor. Sanırım Ustam bir olanak bulsa Cem’in yaşamında yapmayı çok arzuladığı bir şeyi gerçekleştirirdi.

Sorgulayamadım aşklarını, alışkanlıklarını

Andıkça düşlerini, aklımda değil yaşadığın

Dokunamadığım anıların gizleniyor

Ve tadamadığın aşkların

Bırakıp yollara düşüyor sevdan

Arkasından koşamadığım

(…)

Projenin ondördüncü  şiirinin adı “Çağrı”  Bu şiirle insanlara bir çağrıda bulunuyor. Üzünçleri, kırgınlıkları, acıları bırak yaşamaya bak, doğanın kollarında kendini akışa bırakarak kaygılanmadan geçir her anını çünkü yaşam çok kıymetli diyor.

(…)

dolaş, gez, selamlaş tüm yaratıklarla

gel gir gecenin en yoksul koynuna

çık dağlara , seviş ağaçlarla ,kuşlarla

yüreğini yıka bir derenin kumsalında

karıştır acılarını sulara

at gitsin

(…)

Atabilene aşkolsun o halde. Yüreğinizin ışığı her an aydınlatsın yürekleri Ayhan Hocam. 

Onbeşinci şiirin adı Hıltan. Sevmenin, sevilmenin yani aşkın gücünü aktarıyor.

(…)

Sen ne güzel rüyalar görüyorsundur 

                                                  / kim bilir?/
Bir şarkı söyler gibi mırıldanıyorsundur sevgilinin adını
Gözlerinde günün  buruk yaşantılarının sevinci
Kim bilir ne güzel türküler söylüyorsundur?

 

“Ortak Kalpler Türküsü” projesinin onaltıncı şiiri “Kendine Yabancı Adam” adıyla yerini alıyor.

(…)

Gün batımı Sodra'da, hava yağmura gebe

Yüreğine yabancı, geçmişine yabancı bir insan

Sorsan hangisini anımsar uykusuz geceler

En yalnız anında kendine kalabalık bir adam

Yılların arkasında kalan  bir sevda şarkısını

Söyleyebilir mi  teli kırık bir kemanın yayından

 

Ayhan Hocamın birbirinden güzel, birbirinden anlamlı mesajlar içeren şiirlerinin seslendirilmesi ve video yapımı görevini bana vermiş olması onur verici.

Dilerim yaptığımız çalışma organ bağışının yaygınlaşmasına katkı sağlar da nice diyaliz hastası, kalp hastası sağlığına kavuşur. Yalnız ölüme çözüm yok günümüzde. İlerleyen tıp sayesinde umudunu yitiren birçok hasta organ nakli sayesinde yeniden yaşama tutunabiliyor.

Ayhan Hocayla Berrin Tuncel Birer’in yaptığı bir söyleşide şöyle bir soru yöneltilir; “Siz organlarınızı bağışladınız mı?” Ayhan Hocamın yanıtı topluma örnek niteliğinde;

“Eşim ve çocuklarıma, vücudumun Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne bağışlanmasını söyledim. Kullanabileceklerini kullansınlar, kullanmadıklarını da öğrencilere materyal olarak sunsunlar. Üniversitede kadavra olarak kullansınlar. Yaşam kendini üretebilmektir. İnsanlığın kendisini üretebilmesi, ekonomik olduğu kadar, biyolojik olarak da yardımlaşması ile sürüyor. Biyolojik yardımlaşmanın pek çok biçimleri var. Organ bağışı bunlardan sadece biri. Herkese organ bağışını davet ediyorum. Bir tıp adamının söylemiyle, ‘Sevdiklerinizi gömmeyin, organlarını bağışlayarak onları onurlandırın." 

Dilerim bu çağrıya olumlu yanıtlar gelir, bu gibi projelerle yaygınlaşır organ bağışı.

Yazımı aynı söyleşide yer alan, Ayhan Hocamın organ bağışı konusundaki düşünceleriyle sonlandırmak istiyorum. Işığınızla sonsuzluk kapısını aralamaya devam edin Hocam.

“Doğadaki tüm canlıların yaşam dinamiği incelendiğinde, "muhteşem bir yaşam döngüsü"nün var olduğu görülür. Doğada aslında hiçbir şey kaybolmuyor. Yeni canlıların yaşam sürecinde farklı biçimlerde, şöyle veya böyle, yer alıyorlar. İnsan, bu doğal süreçlere katılabilen, onu yeniden biçimlendirebilen en muhteşem canlı. İşte böyle bir süreç içinde, birileri zorunlu bir nedenle yaşamdan ayrılırken,  yaşayabilen organlarını, ihtiyacı olan bir başkasına bağışlayabilmesi, kanımca tanrısal bir erdemliliktir.”

 

Yaşam Sanat Dergisi, Ekim 2015, Sayı 17, s. 73-74

 



[1] Mehmet Kara, Toplumumuzu Aydınlatanlar : Prof. Ayhan ÇIKIN, Havuz Dergisi, Yıl 5, Sayı 21, Ocak-Şubat 2009; http://www.dergi.havuz.de/0001-B-OZGECMISLER2007/t.ayhancikin.html )

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 174
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 422
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Şair ve bilim insanı (Tarım Ekonomisi). 1 Ocak 1946, Muğla doğumlu. 1968'de asistan olarak girdiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster