Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
928
 

İsimsiz mektuplar 2

İsimsiz mektuplar 2
 

Bütün yazılarımı içtenliğimle yazıyorum. O anda içinde bulunduğum ruhumla birlikte. Biraz benden biraz senden biraz da herkesden birşeyler ekliyorum.

Öyle günler geçer ki hayatımızda bazen inanılması güç bazen yaşanılması zor. Ama yaşamak zorunda kaldığımızda katlanılası gayet kolay aynanın diğer tarafından ise misliyle zor olanlar. O kadar yorar ki bizi oturur kalırız yürürken dizlerin bağımı çözülür ne? Karmakarışık olan bu hayatta çöl gibi oluruz bazen. Dümdüz bembeyaz ve sonu görünmeyen. Sadece önümü görmek isterim bazen bazen de sonumu çok şey istiyoruz, çok şey mi dileniyoruz bu hayattan. Gecelerce düşünülenler sabahın ışıklarıyla gecenin gerçeği, yerini gündüzün yalanlarına bırakırken, hiç sabah olmasın isterken yalnızlığımız, sanki geceler gerçek de gündüzler nasıl yalan olura isyanı benliğimizin, karşı konulmayanlar engellenemeyenler karışır yıne yalanla gerçek, geceyle aydınlık. Aman aklın karışmasın da bir o kaldı sonsuzluğunun kanıtı, elleriyle dokunmak isteyenlere inat kalbine düşüncelerine sahip çıkma çabası sarıverir her yanını.

Öyle şeyler olur ki şaşırma sakın hepsi senin için hepsi benim için. Sen de ben de oyuncuyduk bir zamanlar hatırlayın. Öyle kapılırsın akıntıya o kadar durgun bir suda sanki dalgalara yenik düşersin, belki istersin de düşersin. Belki durulmak istersin de ama yine de yenilirsin durgunluğuna. Yapmaya cesaretin olan yüzlerce yeni hikayeye başlayamassın. Yüzlerce engelle boğuşurken bu durgun hayatta, hikayeni yaşamaya vakit bulamazsın. Yalnızlık içinde ki kalabalıkdan belki, belki de kalabalık seni engeller yalnızlığına acır da. Bu karmaşık durağanlık dağıtır seni oturur kalırsın yine dizlerin bağı mı çözülür ne? Kalkarsın tabii ama tekrar oturmak istemeyeceğin bir ayaklanmayla bir çoşkuyla. Hikayeni yazmaya başlamak istersin başlarsın da. Ama zaman, geçen günler ve yıllar hikayeni değiştirir. Eski yazamadığın o eşsiz hikayen artık yoktur. Sabah olmadan yaz romanını hayatın. Hayat romanın da kaçıncı sayfada olduğunu senden başka ben bilirim. Bilinmeyen yüzün ve hallerinle birlikte seni hissederim. Yapmak istediklerinin en başında gelenleri hep en sonlara atma çabası güvensizlik mi, çaresizlik mi yoksa reddedilme duygusunun nasıl birşey olduğunu bilmenden mi kaynaklanır? Peki bu engel insanlar mıdır? Ya da hayatın gerçekci görününen günlük oylamaları mı seni engeller beni bulmaktan, sana gelmekten! Hangi yalanın hangi doğruyla arkadaş olduğunu bulmak için gecelerin başlar seninle düşünmeye. Aslında gerek ne düşünmeye, uykuya daldığın anlarda ki rüyaların daha gerçekci değil mi gündüzlerinden. Yazarsın hep, yazıyorum evet ve geceleri gerçekler bana geldiğinde. Neden mi? Çünkü sen uyuyor oluyorsun çünkü rüyaların gündüzlerinden daha gerçek. Gerçekle gündüzü karıştırmamak için sen uyurken yazıyorum. Yorulduğumu, sana gelmelerimi, özlemlerimi hayata, yapmak isteyip de hep gündüzleri ertelenen kararlardan kurtulmak bir anlığına. Yazıyorum gerçeklerimi hatırlamak için hatırlatmak için.

Sayısız arzularla yanarken benliğin nasıl da gündüzlerde kayboluşun kaplar benliğimi. Uzanmak isteyipte uzanamadığın o hayatın var ya. Resimlerde kalır bazen. Bazen de yazılarınızda sıkışıp kalırlar bir bir vaatleriniz kendinize. Ben yaşarken hep birlikte yaşarım da ondan yazılarımın bu senliği, benliği ve bizliği. Hepimiz aynıyız herkes de biraz benden var bilirim senden de var! Belki o yüzden yüzünü görürüm gündüzlerin yalanlarının arasında bilirim gece olsaydı gerçek olurdun. Bana sarıldığındaki mutluluğunla birlikte aklımda olursun, gerçektir çünkü sana olan yalnızlığım. Yoksa aşktan mı? Bana olan aşkından mı? Aşka olan aşkımdan mı? Bırak beni de gecelerim yaşamımsın benimle senden uzakta. Aslında o kadar yakınım ki sana çağırsan saniyende olurum dudaklarında. Öyle bir zamana geldin öyle bir yaşadın ki! Zaman senin düşmanın benimde sırdaşım oldu. Durgun suların azgın dalgalarında sırlarımızı verdim gecelere. Yalın ayak, ayak bastığım sulara gömülmek için girdim de her defasında uyandım uykudan. Ben olayım yanında iste diye. O olsun isterdiniz şu an, yanınızdakiler gerçekten istediklerinizmi. Yoksa olması gerekenler mi yok yaşamın kıyısında sulara birlikte basacağınız. Sen ol diye her anımda yanımda, biliyorum ben olayım diyeydi isyanın bana sadakatin ama olmasını istediklerimiz yanımızda değiller şimdi. Kimbilir kimin kollarındayım ben bu sabah. Sen benim ne hallerde olduğumu merak ettinmi? O ne halde hiç düşündünüzmü? Aynanın diğer tarafına geçmeden gözlerinizin içine derinliklerinize yüreğinize kadar inebilidinizmi? Ne gördün kalbimde bebeğim, yoksa oraya giden yolu gündüzlerimi kaybettin. Gecelerin karanlığı ışık tutsun sana. Öyle ince ve kırılgan ki kelimelerim beni yazarken birden sen oluyorsun. Seni yazarken de ben oluyorum. Kanım gibi işledimi benliğinize söküp atamassınız gerçeklerinizi.

Yapmak istedikleriniz yapamadıklarınız olur çıkar karşınıza bide utanamadan hesap verirsiniz düşlerinize. Çabalarınız cevapsız kalmasın. Gözünüzün yaşı sulara düşmesin gecelerde akıp gitmesin. Hiç gündüz ağladın mı? Ya da karanlık ağlamaların daha gerçek değilmiydi gündüzlerinden. Her yazı yazdığınızda ağlamak kelimesini kullandığınızda gözyaşlarınız silinmez olur kağıtlarda. O an varya kalbime ulaştığın andır işte. Onun kalbine ulaşırsınız, o uykusunda sizin rüyanızı görürken siz ona isimsiz mektuplar karalarsınız. İşte aradığınız gerçek burada gecelerimde kıymeti büyük pırlantayla ölçülmez. Ama geceleri aynaya bakamam ben ürkerim yalnızlıktan aynalar yalan söyleyemez. Yapmaya çalıştıklarınız gerçkten istedikleriniz mi o yüzden mi yapamayışımız ertelemelerimiz hayallerimizi. Aralık ayının kavrulan soğunda sarılamadığınız benliğimiz, ısınmak için değil hissetmek için bebeğim. Ben seni çıkarlarıma değişmem. Beni ısıtmasanda gecelerimdesin, gündüzleri gelip beni ısıtsan olur. Ama bana geceleri sadece dokun. İncitmek istemem ki seni uyurken. Nasılsa uyurken kulağında çınlamaz sözlerim. Rahatsız etmem bilirim beni. İncitemezsiniz bilirim onu. Yazılarımla sana doğru yaklaşırım, kelimelerimle bir adım geri. Yazılarım geceleri, kelimelerim gündüzleri bebeğim haberin olsun. Sakın yanlış anlamasın o sizi. Sadece geceleri sevmessiniz onu bilirim, karanlıkta aklınıza oturmaz. Gündüzün yalanlarında onu kaybetmemek içindir bu ayırım bu yüzden karanlıklarda görürsün beni bilirim.

Ben sana gelemem oturur kalırım da dizlerimden dermanım gelmez olur. Sen bana gelmessin de bilirim o saatte uyur olursun çünkü. Ona gidemezsiniz sanal olan hayatın yalanlarından. Bir ömür mü geçerim senden vaz. Benden vaz mı geçtin geceleri yoksa? Ondan vaz mı geçtiniz de diliniz susar bazen geceleri. Ama bu değil mi gerçeklerimiz, gerçeğin. Bu Aralığın kavurucu soğuğunda benden nasıl vazgeçersin? Hem de senesinde mümkün mü sizi unutması. Rengi defalarca değişen yapraklara inat derin sularda gömülmekse sonu, dizlerin bağı çözüldü onu da bilirsin, ama siz yine de ona gidin.

Gün Geldiğin de Olmasını İstedikleriniz Olsun Yanıbaşınızda Birlikte Islanmış Kumlara bastığın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1112
Kayıt tarihi
: 08.04.07
 
 

Ben Kimim? Herkesin kendisine sorması gereken farkındalık sorusu... Dünya hayatını deneyimleyen, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster