Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
339
 

İşin sırrı

İşin sırrı
 

Bitmişti işte. Öğrenciliğin saltanatı bitmiş, yerini işsiz kalma korkusunun her beş dakikada bir kendini hatırlattığı, kronik taşikardili bir bekleyiş almıştı. Üstelik benim öğrenciliğimin bitmesi bir şeyi değiştirmiyordu. Evde yine, yeni bir üniversite öğrencisi vardı. Madden desteklenmesi gereken taze bir öğrenci.

Mezun olan arkadaşlarla yapılan sohbetler de doğal olarak iç karartıcıydı.

- KPSS nasıl geçti?

- Fena değil, ama taban puanlar çok yüksek. Üstelik topu topu 50 öğretmen alınacak felsefe grubuna.

- Püf …

......

- Akademik kariyer mi yapsam acaba?

- Dil – tarihte en son ne zaman kadro açıldığını hatırlayan var mı?

- Off…

……

- Dansla bu işi ne kadar idare edebilirim?

- Diplomanı da çerçeveletip antreye asarsın artık. Ya da eşofmanlarının arkasına baskı yap:’Felsefeci Dansçı’

- J

……

- Babamın bir arkadaşı özel okul açıyor Antalya’da. Ne dersin senden bahsedeyim mi?

- Bahset. (Birazdan unutursun nasıl olsa L)

……

……

- Alo Emel Hanım’la mı görüşüyorum?

- Evet, buyurun benim.

- Hemen diplomanızın, formasyon belgenizin, nüfus cüzdanınızın birer adet…….

…..

…..

15 Eylül 2003, Pazartesi

Daha önce bu kadar heyecanlandığım başka bir gün olmamıştı. O sabah uyandığım gün, hayatımda yepyeni bir dönemin başlangıcıydı. Artık mesleğe başlamıştım. ‘Elini, ayağına koyacak yer bulamamak’ deyimi o gün benimle tam anlamını bulmuştu. Meslekteki ilk günüm, okuldaki ilk günüm, şehirdeki ilk günümdü. Bir an önce çocuklarla kaynaşmak, diğer öğretmen arkadaşlarla tanışmak istiyordum. Benim dışımdaki herkes daha önceden tanışıyordu. Üstelik çoğu Antalyalı geri kalanlar da yıllardır Antalya’da yaşayan insanlardı. Kendimi çok yabancı, acemi, korkmuş hissediyordum.

Büyüyünce ne olacaksın sorununa verdiğim cevap hiç değişmedi çocukken. Öğretmen olacaktım. Okul tatil olunca, özellikle de yaz tatillerinde, iki gün sonra ağlamaya başlardım, ben okulumu özledim diye.

Evet, artık yıllardır dillendirdiğim amacıma ulaşmıştım. Hem iki aylık sıkıntılı bekleyiş (işsizlik) bitmişti, hem de eğitimini aldığım mesleğimi icra etme sırası bendeydi artık.

24 Kasım 2008, Pazartesi

Bugün Milli Eğitim Müdürlüğü’nce hazırlanan törendeydim. Bu yıl emekli olan öğretmenler adına bir öğretmenimizin yaptığı konuşma, ben de dâhil olmak üzere pek çok dinleyiciyi ağlattı. Cumhuriyete, Atatürk devrimlerine sıkı sıkıya bağlı, öğretmeye aşık bir öğretmenin haykırışıydı. Daha sonra bu yıl adaylıkları kalkan genç arkadaşların yemin töreni vardı. İşte o zaman hatırladım yine ilk yıl yaşadıklarımı, yemin ederken ne kadar gururlandığımı. Bir çırpıda geçivermiş 6 yıl. Klasik gelebilir ama ilk senenin heyecanıyla geçti tüm bu zaman. Öylece de geçecek sanırım.

Öğretmenseniz en iyi bildiğiniz şey sevmek olmalı. Sabırla, karşılıksız sevmek. Önce çocukları, sonra kendinizi, tüm insanları, doğayı, işinizi, bilimi, Atatürk’ü, ülkenizi sevmeniz lazım.

Bugün gözleri ışık saçarak gelen mezun öğrencilerim verdi en güzel hediyeyi. Gösterdikleri vefa, onlara sevmeyi, yani işin sırrını öğretebildiğimizin en önemli göstergesiydi.

Öğretmenlerin sıkıntılarıyla ilgili, eğitim politikası, değişen müfredat, işlevsel olmayan ölçme değerlendirme yöntemleri, rehberliğin önemi, kadrolaşma gibi pek çok konu var yazılması gereken. Ama bugün yalnızca duygularımı paylaşmak istedim, yalın, abartısız.

Başta kendi öğretmenlerim olmak üzere, tüm öğretmen arkadaşların gününü kutluyorum.

Emel Özkan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ortaya sevgisini koymuş bir öğretmen, adınıza hem çok mutlu ve gururlu oldum, keşke sizin gibi sağlıklı, severek bu işi yapan öğretmenler daha fazla olsaydı. sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 17.01.2009 20:48
Cevap :
Ruksan Hanım, az önce bir sohbet masasından kalktım. Masada değerli müzisyenler, emekli büyüklerim ve öğretmen dostlar vardı. Hani sorarız ya, bir daha dünyaya gelsen hangi mesleği seçerdin diye. Öğretmenlerin hiç düşünmeden tekrar öğretmen olmak isterim demesi lazım. Hiç bir meslek sevmeden yapılmamalı. Ama sevmeden, özümsemeden öğretmenlik yapmak apayrı bir yanlış olur. Bana bir milyon kere sorsalar, yine öğretmenlik derim. İçten sevgilerimle...  18.01.2009 19:41
 

o gün düşündüm taşındım varmıki bir öğretmen arkadaşım diye.Atlamayayım bu günü ayıp olmasın..yoktu.Şimdi çıktı.Öğretmenler gününüz kutlu olsun :)

selviyalnızlığı 
 27.11.2008 21:36
Cevap :
Sağolasın Yılmaz. Canın sağolsun. Şimdi teşekkürler o zman :)  28.11.2008 9:54
 

anlamlı bir günde,ortak paydamız olan öğretmenler Günü, kutlama mesajınız tanışmamıza vesile oldu,iyikide oldu.Bir gönül işi olan öğretmenliği,kavramış bir bilinç ne kadar güzel.Sıcak samimi duygularla yazılmış güzel bir yazıydı zevkle okudum.Tanıdığıma mutlu oldum.Okumaya devam edeceğim sevgilerimle sonsuz başarılar.

Şerife Mutlu 
 26.11.2008 23:05
Cevap :
Bu güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim öğretmenim.Sözcükler yetersiz kalsa da, biraz olsun yansıtmaya çalıştım duygularımı. Sevgiler, saygılar.  27.11.2008 9:15
 

Kaleme aldığınız İki tarih arasındaki farktan dolayı severim günlük tutmayı, özel günlerde kendime bir şeyler karalamayı… Diyorum ya geçmişe bakan pencereleri açık kalmalı bugün zaman zaman havalandırılmalı… Dört duvar arasında kim bilir hangi duygularla yazdığınız geçmişi bizlerle paylaşmışsınız… Teşekkürler…

Ali Gülcü 
 25.11.2008 11:00
Cevap :
Dün çok yoğundu duygularım. Hissettiklerimin tam ifadesi olmadıysa da yazdıklarım, paylaşmak istedim işte az biraz. Hani derim ya hep ben çok acemisiyim bu işin. Teşekkür ederim.  25.11.2008 11:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 130
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 526
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

Ordu'da başlayan, Ankara'dan Antalya'ya uzanan bir yol(culuk) benimki. Rehber öğretmen, yönetici ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster