Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '16

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
242
 

İşini kaybeden bankacı...

 

Birşeyleri kaybetme korkusu hepimizin kalbimizde ve aklımızda taşıdığı bir yüktür. Kaybedilen çakmak, kalem, şemsiye gibi bazı şeyler hemen yerine konabilirken para, araba gibi bazıları zaman almakta, ancak kaybedilen evlat, anne, baba, eş gibi sevdiklerimiz olunca hiçbir zaman yerleri dolmamakta ve hatıraları her zaman bizlerle yaşamaktadır.

Bütün bunlara işini kaybetme korkusunu da eklersek işin sonu hayattan da umudunu kaybedip insanı kendi canından vazgeçmeye kadar götürebilir. Bu yazımda sizlere insanı işini kaybetmeye götüren süreç yerine işini kaybettikten sonra başına gelenler hususunda yaşanmış tecrübeleri anlatmaya çalışacağım.

Haklı ya da haksız sebeplerle iş akdimizin feshedildiği tarafımıza bir yazı ile bildirilince her zaman arkadaşlarınızla konuştuğunuz ancak sizin başınıza gelince yinede tokat yemiş gibi olup şok olduğunuz bir durumla karşılaşırsınız.

Burada önemli olan soğukkanlılığınızı kaybetmeyip size imzalamanız için uzatılan kağıdı kesinlikle imzalamamanızdır. Sizi zorlayabilirler. Tehdit edebilirler. Yanlış bilgilendirebilirler. Ancak asla imza atmamalısınız. Tam aksine sizin orada bir dosya kağıdına o günün tarihini atarak alacağınız olan tüm yasal haklarınızı önceki yıllara ait kullanmadığınız izinler de dahil olmak üzere talep ettiğinize dair imzalayıp karşı tarafa vermeniz gerekir.

Odadan çıktığınızda ise aklınızda iki şey vardır. Bunu ailenizle ve çevrenizle nasıl paylaşacağınız ve bundan sonra ne yapacağınız. Bu durumda genelde savunma mekanizmamız harekete geçer ve bundan sonra ne yapacağınız çevrenize işten ayrılmanızı anlatırken kolaylık sağlar. Genellikle aslında iyi oldu bir süre kafamı dinleyeceğim veya her gün sinir olup stres yaşamaktan kurtuldum çok şükür şeklinde açıklamalarınız hem kendi iç dünyanızı avutmaya hem de çevrenize aslında hiç de üzgün değilmişiniz rolünü oynamanıza imkan verir.

Aslında acı gerçeği hem siz hem de çevreniz çok iyi bilirsiniz ama diliniz varmaz, söyleyemezsiniz. Kullanım süreniz dolmuş, karizmaya çoktan çizik atılmıştır bile…

Bu arada işten atıldığınıza dair haberler yayılmaya başlamış ve telefonunuz acı acı israrla çalmaya başlamıştır. İlk önce açmak istemezsiniz ama sonra dayanamayıp açarsınız ve karşı tarafa aslında hiç de mutsuz değilmişiniz gibi ‘cool’ bir eda ile konuşmaya çabalarsınız.

Telefonun öbür ucundaki arkadaşınızın dudaklarından ise size olan sevgi ve saygısından ötürü bunu yutmuş gibi teselli ve motive edici birkaç sözcük dökülür. Bir de müşterileriden özellikle sizin sevmediklerinizden geçmiş olsun mahiyetinde ama aslında oh olsun der gibi mutluluk içeren bir ses tonu ile samimiyetten uzak gel beraber çalışalım telefonları gelir. En gücünüze giden de değeri üç kuruş etmeyen kişilerin size akıl verip, tavsiyelerde bulunmasıdır.

İlk akşamlar hatta günler belki haftalar zaman zaman gecenin bir yarısı uykudan uyanmalarla ve keşke iş akdi fesih esnasında Bölge Müdürüne şunları şunları da suratına tükürüp söyleseydim, hatta suratının ortasına bir tane çaksaydım gibi pişmanlıklarla geçer.

Bu arada gelen telefonların sayısı azalmış, hatta en acısı da sizin yakın dostunuz, arkadaşınız zannettiklerinizin bazılarından hiç telefon bile gelmemiştir.

Eğer gerçekten haksızlığa uğramışsanız ve birazda duygusal bir yapınız varsa bir sabah kalkıp aynaya baktığınızda cildinizde ya da vücudunuzun bazı yerlerinde cilt bozuklukları görebilirsiniz. Tıpkı daha önceden egzema, kalp, bel ve boyun fıtığı gibi bankacı hastalıklarına yakalanmanız gibi.

İş akdiniz feshedilince hemen 1 ay içinde işe iade davası açmanız gerekir. Bu hukuki süreçte yaşananlara diğer yazımda ayrıntıları ile değineceğim. Diğer önemli bir husus da işsizlik maaşına başvurmaktır. Eskiden bankadan aldığınız maaşın tutarına göre maksimum olarak asgari ücreti geçmeyecek şekilde 10 ay boyunca maaş almaya hak kazanırsınız. Bu konuda sakın tereddüt dahi etmeyin.

Hazırlamakta ihmal ettiğiniz ya da eskiden kalmış CV’nizi yeniden elden geçirirsiniz. Hemen birkaç İK sitesine üye olup CV’nizi eklersiniz. Bu arada arkadaş çevrenize ya da uzak yakın bütün tanıdıklara hatta uzun süredir görüşmediklerinizle yazdan yaza görüştüklerinize haber salıp safça yardım edebileceklerini zannedersiniz.

Çok önemli makamlarda arkadaşları varmış gibi, benim kankamdır bir telefonum yeter merak etme edasıyla kendilerini çok büyük adammış gibi gösterenlerin aslında nasıl birer balon olduklarını, size verdikleri sözlerin boş olduğunu görüp üzülürsünüz. İşin gerçeği size umut verenlerin ise umrunda değilsinizdir.

Zaman hızla akıp geçmektedir. Hazıra dağ dayanmaz sözünden hareketle bir an önce iş bulmanız ve yeniden bakmak zorunda olduklarınız da varsa ailenize destek olmanız gerekmektedir. Daha önceden size söz verenlere bana görüşeceğini söylemiştin ne oldu diye sorduğunuzda unuttuğunu ya da işlerinin yoğunluğundan vakit bulamadığını söyleyen sözde arkadaşlarınızın gerçek yüzlerini görünce aslında dostum diyebileceğiniz arkadaş sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini fark edeceksiniz.

Ancak sizi en kötü etkileyecek şey ise CV’nizde ne kadar güzel şeyler yazarsa yazsın, aldığınız sertifikaların, ödüllerin, kişisel niteliklerinizin hiçbir işe yaramadığını fark etmenizdir. Daha doğrusu bir işiniz varken Türkiye’de yaşadığınızı unutmanız, işsiz kalınca hatırlamanızdır.

Şans eseri yüzlerinde nur olmayan bir Bölge Müdürü’nün ya da İK (pardon HK) yetkilisinin önüne çıktığınızda söze başlarken ya da konuşmanın bir yerinde size şu sihirli soruyu sorarlar: ‘’Bizim Genel Müdürlüğümüzde tanıdıklarınız var mı? ya da kimleri tanıyorsunuz?’’ Bunun Türkçe meali ‘’torpilin var mı?’’ dır.

Eğer cevabınız kimseyi olursa geçmişler olsun. Büyük ihtimalle kısa bir süre içinde teşekkür edilip safça sorduğunuz ne zaman sonuç belli olur sorusu geçiştirilip, biz sizi ararız denir.

Özel sektörde umduğunu bulamayan işsiz bankacı yarı fiyata çalışmaya razı olup en azından eve ekmek getirmeye devam etme umuduyla safça devlet bankalarına müracaat eder. Bir yumruk da buradan yer. Çünkü başvurusunun dikkate alınması için bile bir milletvekili torpili bulması gerektiği kendisine söylenir. Bir yerlerden bir tanıdık vasıtasıyla bir milletvekiline ulaşılır ama yine de yeterli olmayacağı çünkü biat etmesi gerektiği söylenir. Bankacılıkta da biat olur mu der. Bak nasıl oluyor sana bir hikaye anlatalım derler. Bir şube müdürüne bir gün üst makamlardan ya da başkentten bir telefonla emir gelir.  Yarın şubene gelecek olan falan filan kişinin firmasına şu kadar kredi vereceksin. Vermez isen haritada kendine yer beğen. Firmanın verilerine bakarsın ve değil kredi buna günahımı bile vermem dersin. Sonra aklına ailen, çocukların, hasta annen gelir. Yutkunur, istemeye istemeye krediyi onaylarsın. Parayı alırken firma sahibi krediyi geri ödemeyeğini adeta sırıtarak sana telepatiyle bildirir. Bütün sorumluluk sana aittir. Ancak başkentten sana kendine haritada yer beğen diye tehdit eden kişi ise senin verdiğin kredinin %10’unu çoktan cebine indirmiştir.

Devlet sektöründe her bankada bu işler böyledir demek abesle iştigal ve orada namusu ile çalışanlara haksızlık olur. Sadece özel sektöre göre böyle bir olayla karşılaşma yüzdesi takdir edersiniz ki çok daha yüksektir. Siyaset ve para tarih boyunca birbirlerinden ayrılmamış iki kıta parçası gibidir. Ayrılmaya zorlandıklarında büyük depremler meydana gelmiştir ve gelmektedir.

Bu rezalete ortak olmamak için orada da işe girmeyen gariban bankacı olarak torpil olmadan, haram lokma yemeden yeniden iş bulmaktan ümidi kesip, emlakçılık, bilirkişilik ya da eğitim ve danışmanlık firmalarından birinde iş bulmaya çalışırsın. Hatta bulursun da. Ancak her ay düzenli bir gelirin olmaması, iş yapınca para kazanma olayı ilk başta biraz zorlar insanı.

Ancak yinede buruk bir mutluluk ve ailenin boğazından haram lokma geçirmemiş olmanın huzuru ile Allah’a şükredersin. Çünkü bilirsin ki pek çok işsiz insan iş bulamadığı için çocuklarının okul ücretini ya da yeni aldığı evinin kredisini ödeyemeyip evini, ailesini, sağlığını, mutluluğunu ve en sonunda gururundan canına kıyıp hayatını kaybetmiştir…

Allah, her sabah gidecek bir işi olmayan ve çocuklarının istediği bir oyuncağı ya da çukulatayı alamayıp, göz yaşlarını içine akıtan anne ve babaların yardımcısı olsun. Onları haksız yere işinden edenleri de bildiği gibi yapsın.

Sevgi ve saygılarımla,

Mehmet Ulusal SAĞ

 

Not: Bu yazı; haksız gerekçelerle işten atılıp bu uğurda iş ararken evini, ailesini, sağlığını ve hayatını kaybeden onurlu insanlara adanmıştır.

            

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1921
Kayıt tarihi
: 05.10.16
 
 

1971 Ankara doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden 1995 yılında mezun olduktan sonra ayn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster