Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '17

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
374
 

İşinizi kaybetseniz bile nasıl hemen iş bulursunuz?

İşinizi kaybetseniz bile nasıl hemen iş bulursunuz?
 

İşini kaybetmenin travması


Gelişen teknoloji ile küresel bir kasabaya dönüşen güzel dünyamızda her geçen yıl yaşama, düşünce, davranış, ilişki tarzlarımız baştan aşağı değişiyor. Yerellikten küreselliğe geçiş tüm iş yapış şekillerimizi de değiştiriyor. Bu da yetmezmiş gibi çocuklarımız bile bizlerden öyle faklılar ki, artık son 50 yılda doğanları X-Y-Z kuşakları olarak sınıflandırıyoruz.

Işık hızı misali değişiyor dünyamız. Bu da uzun zamandır başarıyla faaliyet gösteren şirketlerin bile yepyeni firmalar tarafından geçilmesine yol açıyor. Bazı firmalar rekabete yenik düşerken bazıları uyum sağlayıp kendilerini yeniliyor ve zorluklardan daha güçlü çıkıyor ya da bazıları büyük firmalar tarafından satın alınıp tarihten siliniyor.

Bakın zamanının cep telefonu devleri Nokia, Erickson’ya. Bir Apple ve Samsung geldi ikisini de geçti. Hatta zamanının Blackberry iş telefonlarını artık hatırlayan bile az kaldı.

Değişim ve hareket tüm evreni çalışma prensibi olduğuna göre bu kainat-ı muazzama da bir kum tanesinden bile küçük olan dünyamız üstünde yaşayan biz insanların değişime direnmesi ne mümkün?

Eskiden firmalar uzun yıllar boyunca faaliyet gösterir, çalışanlarına iş garantisi sunardı. Artık bundan bahsetmek artık pek kolay değil. Özellikle özel firmalarda çalışanlar bir üst yönetim kararı ile bir anda kendilerini uzun yılar boyunca adadıkları işlerin bir anda kaybedebiliyorlar. Kamu çalışanları açısından durum özel firmalar kadar kötü olmasa da global ekonomik krizler devlet çalışanlarının da işlerini riske atabiliyor.

Kısacası ekmek hiç olmadığı kadar aslanın ağzında. İş dünyası ekonomik belirsizlikler, riskler, değişkenlikler, gelgitler ile hiç olmadığı kadar fazla risk taşıyor.

Peki bu durumda ne yapmak lazım?

Yapabileceğimiz tel şey etki alanımızdaki şeylere odaklanmak, zira global piyasalar ve işçi-işveren ilişkilerini bireylerin etkilemesi pek mümkün olmasa gerek. Burada bence yapılması gereken şey değişimin hayatın bir temel parçası olduğunu kabul etmek ve bir gün ya işini kaybedebileceğin ya da kendin bir başka iş bulup işini değiştirebileceğin ihtimalini kabul etmek. Yani, hayat her zaman biz istediğimiz gibi akmayabilir.

Güzel haber şu. İnsan çalıştığı zaman boyunca bu zamanlarını boş geçirmez ya da rahatın rehavetine kapılmadan kendine atın bilezikler takarsa, o zaman işini bile kaybetse piyasada değerli bir çalışan olur.

Bu tavsiyem işçisinden genel müdürüne kadar herkes için geçerlidir.

Bırakın ekonomik krizleri, bir gün adap, edep ve ahlak kurallarını çiğneyen insanlar karşınıza çıkar ve tüm piyasalar iyiyken bile kendiniz işinizden istifa etmek zorunda kalabilirsiniz.

İnsan nasıl ölmeyi bilmeden doğru yaşayamazsa, iş hayatındaki riskleri de bilmeden çalıştığı zamanların değerini bilemez hakkını veremez.

O zaman işin kilit noktası işten çıksanız bile değerli bir çalışan olmakta yatıyor. İşte bu yüzden altın bileziklerden bahsediyorum.

Altın bilezikler sizin bir işiniz varken kendinize kattığınız maddi olmayan değerlerdir.

İngilizceniz zayıfsa ve çalıştığınız zaman içinde İngilizcenizi geliştirdiyseniz, bir altın bileziğiniz var demektir.

Bir yabancı dili iyi seviyede konuşurken bir başka yabancı dili öğrendiyseniz, bir altın bileziğiniz var demektir.

Zor projelere ve işlere imza atıp teknik bilgi, beceri ve deneyiminizi artırdıysanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

Teknik becerilerin ötesinde, soft skills dediğimiz iletişim, ikna, çatışma yönetimi, zor insanları yönetmek gibi birçok başlığı altında toplayan kişisel gelişim becerilerinde ilerlediyseniz, bir altın bileziğiniz var demektir.

Bir yurtdışında çalışma tecrübesi elde ettiyseniz, bir altın bileziğiniz var demektir.

Herkes IQ’ya yatırım yaparken, siz EQ (Duygusal Zeka) ve SQ ( Ruhsal Zeka)’nıza da yatırım yaptıysanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

İnsanlar öğle aralarında, yemek aralarında bildik insanlarla rahatlamak adına yemek yer ve dedikodu yaparken siz bir şeyler öğrenebileceğiniz insanlarla da birlikte olup yeni bir şeyler öğreniyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

İnsanlar toplu taşıma araçlarında uyurken siz kendinizi geliştirmek adına kitap okuyor, kişisel gelişim videoları seyrediyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

İnsanlar günde 8-10 saat uyuyup güne geç başlıyorken siz erken kalkıp meditasyon yapıyor, tefekküre dalıyor, günlük-haftalık-yıllık plan yapıyor, başarılarınızı ve gelişim alanlarınız gözden geçirip iyileştirici aksiyonlar alıyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

İş yaşamınızda sosyalleşmeye zaman ayırıp, bir iş robotu olmanın aksinde ilişkilerinizi geliştirmeye zaman ayırıyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

Gönül kırarak, emrederek, zor kullanarak insanlara bir şeyler yaptırmak yerine her insanı içinde eşsiz bir potansiyel taşıyan hazineler olarak görüp, onlara 10 numara gibi davranarak gönülleri fethederek iş yaptırıyorsanız ve bunu yaparken karşılıksız ve samimi iseniz, bir altın bileziğiniz var demektir.

İnsanlarda kusur görmek yerine kendinize ayna tutup kendinizi keşfediyor, kendinizi her gün bir gün önceki sizden daha iyi, daha doğru, daha güzel, daha adil, daha faydalı ve daha etkin bir insan haline getirmeye çalışıyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

Sorunları görüp şikayet etmek yerine, siz boşlukları doldurup insanları ve sistemleri birleştirici, kapsayıcı olan olabiliyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

Sadece iyi günde değil, kötü günde de yardıma ilk koşan siz oluyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

Karşılık gözetmeksizin beklentisizce veriyor ve sadece doğruyu yapmak adına çalışıyorsanız, bir altın bileziğiniz var demektir.

Kendinizi ve iş sonuçlarınızı henüz işiniz varken kibre ve gurura saplanmadan çevrenizle paylaşıyorsanız ve yaptıklarınız sadece iştekiler değil de piyasada da biliyorsa, bir altın bileziğiniz var demektir.

Dünya yıkılsa yanınızda hemen belirecek dostlarınız varsa, bir altın bileziğiniz var demektir.

Daha nice örnekler sayılabilir ancak burada vermek istediğim mesaj altın bilezikler biriktirerek tüm bu zorluklara rağmen değerinizi gün be gün artırarak insanların birlikte çalışmak için aradıkları bir insan olabileceğinizdir.

“Her şey mübah” sözüyle tanına ünlü politikacı ve stratejist Makyavelli’nin “talih ve erdem” diye bahsettiği bir şey vardır. Kişi eğer her gün kendini erdemli olmaya ve erdemleri geliştirmeye adarsa bir gün talih treni geldiğinde o treni yakalayacak bilgi, beceri ve yeteneklere sahip olacaktır. Ancak talihi yakalamasına yardım edecek erdemleri geliştirmediyse o tren yakalayamayacaktır. Hatta kuvvetle muhtemel o trenin gelip geçtiğini bile göremeyecektir.

O yüzden insanın her gün bir önceki günden daha iyi olmak adına kendini geliştirmesi önemli. Her gün bir tuğla eklemeden bir binayı inşa etmek ne mümkün. Bir binayı bir gecede inşa edemeyeceğimize göre kendimizi de tırtıldan kelebeğe dönüştürmek bir gecede olmayacaktır.

Artık uzun yıllar aynı firmada çalışmak zor. Bu yüzden yapabileceğimiz tek şey kendimize her gün değer katmaktır.

Niyet ve gayret ile kısmetinize yelken açmanız dileğiyle...

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1144
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster