Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
9107
 

İskender Pala’yı Ordudan İyi Ki Atmışlar -2 (Şah & Sultan Romanı)

İskender Pala’yı Ordudan İyi Ki Atmışlar -2 (Şah & Sultan Romanı)
 

İskender Pala - Şah&Sultan Romanı (Ekim 2010) Kapı Yayınları


Daha önceki yazımda "akademisyen - subay" İskender Pala'nın 28 Şubat öncesi "eften püften" bir sebeble (disiplinsizik) ordudan atılmasının iyi olduğunu söylemiş ve bunu da "ast üst ilişkisi içinde (eser verme bağlamında) verimli olmanın güçlüğüne bağlamıştım. Ki sonrasında verdiği eserlerin ceşitliliği ve çokluğu bunu çok açık bir şekilde ortaya koydu / koyuyor.

Divan Şiirini Sevdiren Adam Olarak İskender Pala

İskender Pala, "divan şiirini sevdiren adam" olarak bilinir. Ki doğrudur. Gerçekten de klasik şiirimizi geniş kitlelere sevdirmiştir Pala. Bir beyte düz anlamının dışında öyle renkli, öyle derin anlamlar yükler ve mazmunları (kalıplaşmış kavramları) öyle bir açar ki iki mısradan oluşan beyit sayfalar dolusu yepyeni bir metne dönüşür. Bu konuda kaleme aldığı onlarca eserin hangisi birini sayayım ki... Kitaplarının boyu kendi boyunu aşmıştır bu anlamda.

Bir Romancı Olarak İskender Pala

Biyografisinde şairleri kıskandığı yazar Pala ki şiir yazmamış/yazamamış bütün yazarların ortak ızdırabıdır bu. Ama bu noktada İskender Bey'in asıl sıkıntısının bir şiir metnini ortaya koyamamaktan çok "orijinali yakalayamamak" kaygısı olduğunu biliyorum. Yoksa romanlarında öyle bir dil kullanmış / kullanıyor ki birçok cümle sanki şiir yüklü, şiir damarlı...

Son Romanı Şah & Sultan (1)

Bu üçüncü romanı İskender Pala'nın. Daha önce Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk (2004) Katre—i Matem (2010) romanlarını yazmıştı şimdi de Şah & Sultan'ı kaleme aldı.

Romanın konusu Çaldıran Savaşı( 1514). Romanın öne çıkan kahramanları da elbette Osmanlı Devleti hükümdarı I. Selim (Yavuz Sultan Selim) ile Safevi Devleti şahı Şah İsmail.

[Dipnot-1: Netameli bir konudur Çaldıran. Türk tarihinin kırılma, ayrışma noktasıdır bir bakıma. Meseleyi sığ tarihi bilgiyle ele alan tarih öğreticileri taraf olarak aktarmışlardır bu tarihi hadiseyi. Kimileri, "Yavuz Sultan Selim bu savaşta Aleviler'i ( Pala romanında 'Kızılbaş' diyor bu kitleye) kesmiştir." derken kimileri de, "Yavuz Osmanlı Devleti'ni yaşatma (devletin bekası) adına hareket ettiğini öne sürmüştür. ]

Aradan 500 yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen hala güncelliğini koruyan hadiseyi İskender Pala romanında son derece objektif olarak ele almıştır. Kitabın sonundaki kaynakçaya bakıldığında görüleceği gibi Pala bu romanı kurgularken onlarca ilmi eserden de faydalanmıştır ki bu durum kitabı sadece tarihi bir roman olmaktan öteye taşımıştır.

Şiirsel Bir Dil ve Akıcı Bir Anlatım

Şah & Sultan 34 bölüme ayrılmış. Her bölümün bir anlatıcısı var: Kamber, Can Hüseyin, Hasan Can... Ağustos 1501- Eylül 1525 arasında geçen olaylar bu anlatıcılar tarafından aktarılıyor. Her bölümün başına konan Şah İsmail'e ya da Yavuz Sultan Selim'e ait mısralar ve dörtlükler bölümün anahtarı. Yer yer bölümlerin içinde de verilen şiir metinleri romanı sürükleyici hale getiriyor. Hele hemen hemen her bölümde "sevgi"ye yönelik açıklama ve yorumlar insanı hayrete düşürüyor ve insan, "Amma çok anlamı varmış sevginin, aşkın" demekten alamıyor kendini. İskender Pala bunu yaparken "Divan Şiiri"nin imkanlarından da çokça faydalanıyor.

Tarihi bir olayın etrafında gelişirken roman, Şah İsmail'in Anadolu'ya "Kızıbaşlık"ı yaymak için çabalarını, Yavuz'un daha şehzade iken bunu sezmesi ve buna tedbir almak ve bunu yok etmek için girişiminde bulunması, iki Türk ve Müslüman liderin devletleri adına mücadelesini, iki Türk ve Müslüman liderin "kudret, iktidar hırsı, hakim olma"insiyakıyla hareket etmesini, iki Türk ve Müslüman liderin "derin ve onulmaz" aşklarını, kahramanlar dışında Kamber, Can Hüseyin, Hasan Can, Taçlı (Bihruze) gibi ikincil kahramanların da romana eklemlenmesiyle mükemmel şekilde aktarılmış.

Eserin satır aralarında Yavuz Sultan Selim'e ait birçok (küpe, kendine aşık olan cariye, babasının şir-pençe bedduası...) rivayete de yer veriliyor.

Romanın Sonu

Belirsizlikle başlayan roman, kahramanlarının (neredeyse) tamamının ölümüyle bitiyor. Son bölümlerdeki hüzün bir ırmak gibi çağlayarak akıyor sanki.

Son söz: Gerek Alevi-Sünni ayrımına ait yeni ve sağlam bir yorum bulabilmek, şiir tadında akıp giden bir romanı okumak için sabırsızlanın bence. Bir solukta okunacak mükemmel bir roman Şah &Sultan. Cümlemi yazının başlığıyla bitireyim: İskender Pala’yı ordudan iyi ki atmışlar.

Meraklısına: Bugün (15 Ekim 2010) TRT'de yayınlanacak İskender Pala'nın misafir olarak katılacağı programı kaçırmayın.

(1) Şah &Sultan, İskender Pala, Kapı Yayınları Ekim 2010, 15 TL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İskender Pala,romanını son derece taraflı yazmıştır.ŞAH İSMAİL'i kullanarak kızılbaşlığı satır aralarında bolca karalamıştır,kızılbaşlığa dair olumlu tek bir ifadesi yoktur.YAVUZ SULTAN'NIN acımasızlığını anlatıyor ama arada ona övgiler de dizmiyor değil hem de bunu kızılbaş kahramanın ağzından sinsice yapıyor.Bir profösöre yakışmayan bir tarz.Hem kardeşlikten bahsediyor hem de niye kardeş olamayacağımızı taraflı kalemi ile ispatlıyor:

figen gül  
 21.01.2011 9:13
Cevap :
Kitabı okumadığınız belli. Buna benzer cümleler birçok Alevi yazar tarafından da dile getirildi. Size tek soru: Eğer savaşı Şah İsmail kazanmış olsaydı Anadolu nasıl bir dini yapıda olurdu? Üstelik Pala Anadolu Aleviliği ile İran'daki Kızılbaşlığı birbirinden ayrı tutuyor. Eserin içinde "Alevi" kelimesi hiç geçmiyor. Kitabı okumanızı öneririm. Selam ile.  22.01.2011 2:04
 

Merhaba, Yazınızda "Bu üçüncü romanı İskender Pala'nın...", diye belirtmişsiniz. Burada bir dil sürçmesi mi var yoksa yanlış bir bilgiye mi sahipsiniz ? İskender Pala'nın diğer eserlerini araştırdınız mı ?

Murat Çakmak 
 24.11.2010 1:13
Cevap :
Üç romanı var: Babil'de İstanbul'da Aşk, Katre-i Matem, Şah ve Sultan. Akademik kitaplarını ya da anılarını saymıyorum elbette. Selam ile...  24.11.2010 11:56
 

Her zaman düşünüp dururdum...Aleviler Hz.Ali (RA) /Ehlibeyt taraftarlarıysa,aramızdaki bu fark -bizlerin camiye onların cemevine gitmesi-nerden kaynaklanıyor..!? Eğer sunnilik Ehlibeyt karşıtlığıysa,ben asla sunni değilim derdim.Ama,ardından "Ben böyle alevi de olamam" derdim.İskender Pala Hoca,karanlığı aydınlattı.Meğer Alevilik Hz.Ali ve Ehlibeyt taraftarlığı değil,Şah İsmail taraftarlığı....!İşin acı yanı ,Ehlibeytin bu takım taraftarlığına kurban edilmesi,maske yapılması...!Ne korkunç değil Mİ? Sana minnetle teşekkür ediyorum Saygıdeğer İskender Hoca. İyikin ordudan atılmışsın nüktesine ben de aynen "iyikin" diyorum.

Münir Kebir 
 22.10.2010 0:24
 

iyi ki de atmışlar.bilgilendirmeniz adına teşekkürler...saygımla...

blue_prince 
 17.10.2010 10:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 300
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1005
Kayıt tarihi
: 13.06.10
 
 

Tarih, edebiyat, şiir, dil ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster