Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '17

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
165
 

İskenderun Tasviri

İskenderun Tasviri
 

BAC meydanından itibaren Şehit Pamir Caddesinden giderken Nostaljik görüntüsü ile İskenderun Lisesinin sarımtırak rengi ve pencerelerinin söveleri mistik bir görüntü sunardı. Az daha ilerleyince sol tarafta BAC polis Karakolu ileride sağda Akkoyunlu kırtasiye ve kitapevi, daha ileride yapı kredi bankası, İnci Pastanesi ve önünde devamlı dilenen çolak bir dilenci. (Birkaç katlı apartmanı olduğu söylenirdi.) Altındişler Oteli, 1.Noter Cehdi Arslan yazısı ile karşısındaki Adliye Sarayı. Sarayın arkasındaki saat kulesi. Birde Belediye otobüslerinin hareket noktası sayılan park. İçindeki boyacı sandıkları ile her daim biriyle koro halinde kavgaya tutuşmak için hazır beklerlerdi kopiller.

Diğer cadde üzerindeki Osmanlı Bankasının pencereleri demirli tarihi yapısı ile Ulucami Caddesine doğru esnafların dizili olduğu İnönü İlkokuluna kadar uzunca bir cadde. Şehrin ortasını bölüp geçen gelişli gidişli işlek bir karayolu. Köşede İş Bankası.

Sahilde saat kulesinin yanında bulunan parkın sahile paralel giden yolunu her kuvvetli yağmurda su basardı. Denizin dalgalarının doldurduğu zamanlarda olurdu. Hemen sahilde betondan bir iskele vardı. Oradan seyir halindeki gemilere gezi turları düzenleyen kayıklar, balığa gidip gelen balıkçıların yem dizdikleri oltalar, dönenlerin yakaladıkları balıkları kasalarla balık haline sevk eden yanık tenli balıkçılar. Sahil caddesi üzerindeki Ali Baba, Şehir kulüplerinde iskambil masalarında sabahtan başlayıp akşama kadar demlenen rakıcılar. Ordu evine doğru giderken soldaki Beşenler Malikanesi, Gemi Acentelerinden Makzume Lionelin ofisleri sıralanırdı.

Sahildeki Binbaylar beyaz eşya mağazası neredeyse tüm İskenderun’un ihtiyacını karşılayacak kadar geniş bir ticari potansiyele sahipti. O yıllarda Buzdolaplarının büyüklüğü ayakla ölçülürdü. Yani kaç ayak buzdolabı istersin diye sorarlardı. Ayak sayısı ne kadar büyükse o kadar makbul sayılırdı.

Sümerbank mağazasının tezgahtarları façalı giyimleri ile yanından geçerken göze çarpardı. İskenderun Demir Çelik Fabrikalarının maaş günleri veya ikramiye günlerinde çarşı nüfusunun neredeyse iki katına çıktığı bir canlılık yaşanırdı. Tam bir mozaik şehirdi. Demir Çelikte çalışan Rusların saatli çarşı izinlerinde grup şeklinde gezip pazarlardan alışverişleri bariz fark edilirdi.

Sahilde denizin bol iyotlu kokusu, yosun kokuları ile nemin karışımından egzotik bir kıvamda ciğerlere çekilir, çay bahçesinde içilen gazoz ve dondurmaların tadı, bici bicilerin üç tekerlekli bisiklet Tezgahından üçgen dilimlerle satılan ‘’Şam Tatlı’’ sırtlarındaki tunç kaplarla şangırdatarak içilen şalgamların hafif acı ile boğazını gıcıklayarak içimi damaklarda ne tatlar bırakırdı.

Ayakları ile basılan Faytonların zilleri çan çan öterdi. Façalı Faytonların asfalt üzerinde nal şakırtıları eşliğinde hafif dönemeçlerde ayakları kayarak dönen mafsallı tekerleri tam bir egzotik yaşam tarzı sunardı.

Sinemalardan Kervan Sineması en çok müşterisi olan sinemaydı. Petek pastanesinin künefesi ile içilen limonatanın tadı damaklarda kalırdı bir süre. Yeşilliği her zaman bol olan tabla ile satış yapan tezgahlar, bit pazarında ucuz versiyon satılan esvaplar ve giyecek çeşitleri.

Ara ve arka sokaklarda her evin giriş kapılarının işlemeleri, küçük bahçelerindeki portakal ağaçlarının çiçeklerinden, hanımeli çiçeklerinden, akşam sefalarından yayılan çiçek usareli kokuları parfüme hiç gerek bırakmazdı.

Yazları sivrisineklerin saldırılarından korunmak için her yatağın üzerine kurulan cibinlik sünnet çocuklarının görkemli makam yatakları gibi kullanılırdı.

Yaz gelirken esen ‘’Yarık Kaya’’ rüzgârı üç gün eser, kış gelirken üç gün eserdi. Sahil boyu yol kenarının görsel güzellikleri, Akdeniz kenti olmayı teyit eden palmiye ağaçlarının vitrinvari görsellikleri, o günlerde pek kalabalık araç trafiği olmayan sakin yolları, Kiliselerin, Camilerin bir arada bulunduğu inanç olarak her türlü inancın serbestçe ayırım olmadan yaşandığı, değişik dillerin harman olduğu bir şehirdi.

Bu bahsettiğim yıllardan günümüze kadar gelişerek güzelleşen ve gelişen bir şehir oldu. Yaşımızın ilerlediği bu yıllarda bu günkü güzel görsel güzelliklerini görüp, eski hali ile kıyaslama ihtiyacı hissediyor insan…. Akdeniz’in incilerinden İskenderun’un güzel insanlarına sevgi ile selam olsun…. 02.12.2017 Adil Bozkurt

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 176
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 397
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster