Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '15

     
    Kategori
    Tarih
    Okunma Sayısı
    102
     

    İskilipli Atıf. Hain mi, şehit mi?

    "Biz cahil dediğimiz vakit, mutlaka mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, hakikatı bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkar."
    Mustafa Kemal Atatürk  - 18.03.1923, Tarsus’ta Çiftçilerle Konuşması. [1]

    Yazının başlığının da kaynağını sağlayan İskilipli Mehmet Atıf (Hoca) Efendinin 89. yıl sonra bile hala "hain" mi "kahraman" mı olduğunu tartışma konusu. Bu tartışmanın nedeni, yukarıda Mustafa Kemal'in söylediği sözlerde saklı. Ancak asıl neden cehalet ve bu cehaleti isteyen ile bu cehalete çanak tutan gruplardır.

    İskilipli Atıf (Hoca) 4 Şubat 1926 tarihinde Ankara'da Samanpazarı Meydanı'nda asılarak idam edildi. Buraya kadar sorun yok. Belgeler bu bilgiyi doğruluyor ancak konu idam nedenine geldiğinde hainlik - şehitlik tartışması başlıyor.

    İskilipli Atıf (Hoca) iki ayrı davadan yargılandığını günümüzde çoğu kişi, hatta parti liderleri, hatta ve hatta akademisyenler bilmiyor. Evet İskilipli Atıf (Hoca) iki ayrı davadan İstiklal Mahkemleri'nde yargılanmıştır. Birinci dava, Frenk Mukallitliği ve Şapka Risalesi (Kitapçığı) davasıdır. İkinci dava ise Teal-i İslam Cemiyeti Başkanı olmasından kaynaklanan Milli Mücadele karşıtlığı davasıdır. Bu davalardan  Frenk Mukallitliği ve Şapka Risalesi (Kitapçığı) davasından Giresun İstiklal Mahkemesinde beraat ediyor [2]. İskilipli Atıf (Hoca)'nın idamının asıl kararı "Vatana İhanet, Milli Mücadeleye Karşılık, Halkı İsyana Teşvik" suçlarından Ankara İstiklal Mahkemesi'nde veriliyor. [3]

    Frenk Mukallitliği ve Şapka Risalesi (Kitapçığı) Davası ve Giresun İstiklal Mahkemesi
    Bu davada İskilipli Atıf (Hoca)'nın Şapka Kanunun'dan bir buçuk yıl önce yazmış olduğu "Frenk Mukallitliği ve Şapka (Batı Taklitçiliği ve Şapka)" isimli 32 sayfalık risalesinden (kitapçığından ) dolayı yargılandığı davadır. Şapka Kanunu'na karşı yapılan yurt genelindeki ayaklanmalardan [4] dolayı açılan davada bir çok kişi yargılanmış, burada idam cezası verilenlerde olmuş, ancak İskilipli Atıf (Hoca) burada ceza almamıştır. İdam cezasının Ankara'da verilmiş olması da buna kanıt gösterilebilir.

    Davanın Giresun'da görülmesinin nedeni, Şapka Kanunu'na karşı en büyük olayların Rize'de olmasındandır.

    Ankara İstiklal Mahkemesindeki Dava idam cezasının asıl nedeni oluşturan olay, Ankara İstiklal Mahkemesinde davayı oluşturan olaydır. Bu olay, Teal-i İslam Cemiyeti'nin (veya Cemiyet-i Müderessin) kurucusu ve yöneticisi olması ile bu cemiyetle birlikte yapılan faaliyetlerle alakalıdır.

    Teal-i İslam Cemiyeti

    "Medreselerin hocaları, dînî ilimlerle ilgilenenler ve İslâmiyet’in yücelmesinin gereklerine inanmış gönüllülerden oluşan bu cemiyet, eğitim yöntemlerini uygulayarak Müslümanlara ilim ve İslâmiyet’i sevdirmeyi, öğrenmeye teşvik etmeyi, İslâmiyet konusunda yeterli bilgisi olan ve çağın ihtiyaçlarını bilip anlayabilecek derecede fen bilimleriyle uğraşan öğrenciler yetiştirmeyi ve onların maddî ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlamıştır." [5]

    Yukarıda verildiği gibi  tamamen güzel ve uhrevi bir kuruluş amacı taşıyan cemiyet ne yazık ki, - yukarıda verilen Mustafa Kemal'in sözleri göz önüne alındığında - medrese hocalarından kurulmasına karşın, mücadelerini gayri müslümlere karşı değil, müslümanlara karşı vermiş, kurtuluşu İngiliz ve Yunanlarda aramışlardır.

    26 Eylül 1919 tarihli Beyanname

    Cemiyetin kuruluş amacında siyaset yapmak bulunmamakla beraber siyasi partilere üye olabilecekleri belirtilmişti. Ülke içerisinde gelişen olaylar sonucu cemiyetin kuruluş beyannâmesinde yer alan siyasetle uğraşmama kararına uyulmadı. İkdam Gazetesi'nin 26 Eylül 1919 beyannâmeli nüshasında Kuva-yi Milliyeciler aleyhinde ağır ifadeler ve hakaretler içeren bir bildiri yayınlanmıştı. [6][7]

    Cemiyet-i Müderrisîn'in siyaset yapmama kararı bu bildiri ile delinmişti. Siyaset sahnesinde adını duyurduğu ve bağlılık bildirgesi olarak nitelendirilen bu beyannâmeden sonra Said Nursî ve M. Tâhir Efendi gibi üyelerin de aralarında bulunduğu bazı üyeler istifa etmiştir.[8] Daha sonra Kasım 1919'da genel kurula giden cemiyet, adını Teâlî-i İslâm Cemiyeti olarak değiştirerek faaliyetlerini ağırlıklı olarak siyasal alanda sürdürmüştür.[9]

    Milli Mücadele Düşmanlığı

    Din ve devlet ayrılığına taraftar olmadan bilimsel, ahlaki ve sosyal yollarla siyasi hayata etkide bulunmaya çalışmış, Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nı desteklemiş ve Anadolu hareketine cephe almıştır. Merkezi İstanbul’da bulunan bu cemiyet Konya ve civarında yoğun faaliyet göstermiştir. Halifecilikte çare aramışlardır. Kuruluşunda Kel Kazım olarak bilinen Polatlı doğumlu kişi rol almıştır.Kurtuluş Savaşı'na karşıydı ve 1920 yılında "Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlûkat Ankara’dadır" bildirisini yayınladı. [10][11]

    Böyle bir cemiyetin kurucusu ve üyesi olduktan sonra İstiklal Mahkemesi sizce şapka giymedi diye bir adamı asar mı?

    Her ne kadar İskilipli Atıf (Hoca), Milli Mücadele'nin kazandığını, halkın Ankara ve Mustafa Kemal'in yanında olduğunu görüp, Yunanlı ve İngilizlerden bir yarar göremeyeceğini anlayıp, Milli Mücadele taraflı yayın yapan Vakit Gazetesi'nde bir tekzibname hazırlasa da ortada bu kadar pozitif delil varken İstiklal Mahkemesi başkanı Ali Çetinkaya'ya kendini inandıramamıştır.

    26 Ocak 1926'da yapılan ilk duruşmanın ardından ara verilmiş, 27 Ocak 1926 tarihli duruşmada da İskilipli Atıf (Hoca) yaptığı bütün savunmadan vazgeçmiş, suçu sabit görülmüş, ve mahkeme tarafından idam cezası verilmiştir.

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu tamâmen veya kısmen tağyir.. veya ifâ-yı vazifeden men’ine cebren teşebbüs edenler idam olunur” diyen muharrer fıkrası mucibince İskilipli Atıf Hocanın salben idamına... “ [12]

    Mahkemenin almış olduğu bu karar 1926 yılının Şubat ayının 3. gününü, 4. gününe bağlayan gece infaz edilmiş ve 1920 yılından itibaren adından pek söz edilmeyen. Teâli-i İslâm Cemiyeti bu tarihten itibaren fiili olarak sona ermiştir. [13]

    Son Söz

    Aradan 89 yıl geçti. 89 yıldır değişmeyen birşey varsa o da din sömürücülüğü, cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığıdır. Dersim, Şeyh Sait vb. isyanları savunanlar olduğu gibi İskilipli Atıf (Hoca)'yı da savunan olacaklardır elbet. Ancak o kadar bilgi ve belge varken bugün hala zulmedildiğini Şapka Giymedi diye asıldığını söyleyenler ya 89 yıl öncesi gibi halkı galyana getirip Atatürk ve Milli Mücadele düşmanlığı yaratmak istiyorlar yada gerçekten de akıllarında sorunları var.

    Cehaletten nemalananlar, kendi çıkarları, kendi inandıklarına başkalarını da inandırmak için halkı cahil bırakıp, televizyona mecbur bırakanlar yüzünden hala günümüzde en popüler olmak için kullanılan şeyler dine veya Atatürk'e küfretmek. Tek çözüm ise cehaleti yenmek.

    Günümüzde hiç suçu günahı olmayan insanları terörist diye özel yetkili mahkemelerde (eski adıyla DGM) yargılayanlar, yıllarca insanları aldatıp, "aldandık" diye nutuk atanlar, her türlü kul hakkını yiyip, insan haklarını hiçe sayıp, insan haklarından dem vuranlar, fikir özgürlüğü, kılık kıyafet özgürlüğü diye, Atıf'ı savunup, insanları kafasındaki şekle sokmak isteyen "Baş" lar oldukça, cahil bırakılmış halkımız daha çok hainin peşinden şehit diye göz yaşı döker.

    --------------------------

    http://ataturk.halic.edu.tr/ataturk_vecizeleri.asp
    http://www.haksozhaber.net/bartinda-istiklal-mahkemeleri-konusuldu-27401h.htm
    Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları 1926, Ahmed Nedim, 1993 İstanbul
     Murat Aksoy, Başörtüsü, Türban: Batılılaşma, Laikleşme, Laiklik ve Örtünme,  İstanbul, 2005
    Kemâl Gurulkan, Köprü Dergisi, Güz 2000, 72.sayı
    Tayyip Gökbilgin (1919). T.C. İş Bankası Kültür Yayınları.
    Zekâi Güner, Orhan Kabataş  Millî Mücâdele Dönemi Beyannâmeleri ve Basını 1990 Ankara
    Mahfel, 1340 Ca., Sayı: 19
    İkdam, 25 Teşrinisânî 1335, No: 8185
    Turgut Özakman Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele s. 368. 1997 İstanbul.
    Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasi Partiler 1999 İstanbul
    Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları s. 290 - 291, 1926, Ahmed Nedim 1993 İstanbul
    Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler II. Cilt, İstanbul 1986

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 102
    Kayıt tarihi
    : 18.12.14
     
     

    Amatör tarihçi ve yazarım. Ana ilgi alanlarım tarih, edebiyat, coğrafya ve felsefedir. Teknolojiy..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster