Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '15

 
Kategori
Basketbol
Okunma Sayısı
474
 

Islahevi'nden Türk Milli Takımına, Robert Lee'den Muhammed Ali'ye!

Islahevi'nden Türk Milli Takımına, Robert Lee'den Muhammed Ali'ye!
 

BOBBY DIXON


Pınar Karşıyaka Basketbol Takımı, Türk basketbol tarihinde devrim niteliğinde bir zafer elde etti. Kendisinden kat be kat bütçeli ve geniş kadrolu takımları bir bir yenerek ve mücadelesini taraftarının desteği ile birleştirerek 28 yıl aradan sonra Türkiye Ligi'nde şampiyon oldu. Bu başarıda herkesin mutlaka payı vardı. Saha kenarında en büyük pay, kuşkusuz bu takımın yaratıcısı Ufuk Sarıca'daydı. Ama saha içinde birinin rolü apayrıydı: Bobby Dixon ya da yeni adıyla Ali Muhammed...

Dixon, TBL final serisinde sergilediği oyunla 'En Değerli Oyuncu' (MVP) seçildi. Ama onun hiçbir zaman vazgeçmeyen karakterinin takım üzerindeki etkisi çok büyüktü. Peki sahada Ankara'nın Bağları ile dans eden, her maç sonunda tribündeki taraftara KAF SİN KAF çektiren, 32 yaşında ve basketbol için ufak tefek sayılacak bu siyahi adam kimdir? Karşıyaka ile birlikte dev bütçeli ekiplere başkaldırışı nereden geliyor? Herkesten çok süre almasına ve kendisini tutmaya çalışan kendinden çok genç rakiplerinin sürekli değişmesine rağmen nasıl  hep dimdik ayakta kalabiliyor? Bobby Dixon'ın sıra dışı ve kendisini bahtsız hisseden herkes için derslerle dolu hayat hikayesini çeşitli kaynaklardan derledim:

Merdiven altında başlayan hayat

Tarih, 10 Nisan 1983. Yer, Chicago'nun kenar mahallelerinden biri. Uyuşturucu müptelası Lawanda, beşinci çocuğunu hastaneye bile yetişemeden kocası Johnny Newel’ın yardımıyla apartmanlarının merdiven altında dünyaya getiriyor.

Anne Lawanda, uyuşturucu kullandığını ve sattığını itiraf ediyor ve Bobby’nin çocukluk dönemi boyunca eroin ve kokainin kimyasal işlemlerden geçirilmiş hâli olan “crack” kullandığını itiraf ediyor.

Çocukluk dönemi sırasında annesi uyuşturucu yüzünden sürekli cezaevine girip çıkıyor, bu yüzden küçük Robert çoğunlukla akrabalarıyla yaşamak zorunda kalıyordu. 10 yaşındayken, o sırada 13 yaşında olan abisi Brian, sırtından vurularak öldürülür.

Brian öldürüldüğünde anne Lawanda uyuşturucu üretimi yüzünden hapishanedeydi. Oğlunun ölümünün ardından, “Tanrı’ya hayatımızı düzene sokması için dua ettim.” diyor. Bobby, cenazede abisinin mavi bir beyzbol formasıyla tabutun içinde yattığını, annesi Lawanda’nın ise kelepçeli, polislerle çevrili bir şekilde orada durduğunu hatırlıyor.

Armut dibine düşüyor

Bu arada Bobby de hiç sevgi görmeden büyür veya büyümeye çalışır. Uyuşturucu ticareti yüzünden yakalanmadan önce Sullivan Lisesi’nde son sınıf öğrencisi ve yeni parlayan bir basketbol yıldızıydı.

“Beş kardeşin en küçüğüsün ve her gün bu tarz işler gözünün önünde. Başka ne yapabilirdin ki?”sorusuna, “Tabii ki, ben de ellerimi oraya soktum ve sonucunda yandım.” cevabını veriyor.

Böylece genç Robert de, "aile mesleği" dediği uyuşturucu satıcılığını bir dönem yapıyor ve bu yüzden hapse bile düşüyor. 18 yaşında Cook County Boot Camp'te mahkumken annesi, babası ve 3 kardeşinin de burada olduğunu belirtmekte fayda var...

Kimseye güvenemiyor

County Camp'deyken liseden mezun olmayı başarır. Dikenli tellerin arkasında edindiği tecrübe onu değiştirmişti. Hapishanelerden ayrıldıktan sonra ise yaşama mücadelesi vermeye başlıyor Robert Lee, yani 'Bobby Dixon'.

İş bulduğu kargo tesisine gidebilmek için her gün üçer saatlik yol tepiyordu. Gece 4 sabah 10 vardiyasında çalışan Bobby, işten sonra birkaç saatlik uykuyla bu sefer Chicago'daki plajlarda çalışıyor. Hayatı da bu plajlarda değişiyor. Çalıştığı plajlardan birinin yöneticisi olan ve kendini gençlere adamış olan Bryan McKinney, Dixon'ı spora yönlendirmeye çalışıyor. McKinny o zamanki Dixon'ı ise şöyle tanımlıyor: "Disiplinden tamamen uzak ve yetişkinlere güvenmeyen biriydi..."

Önce sağlamlık

Dixon; McKinney antrenörlüğünde yaptığı sıkı ve saatler süren idmanlarla birlikte eve adeta bir “zombi” gibi dönüyordu.

McKinney’in Dixon’a kendini kabul ettirmesi aylar alsa da aralarında oluşan bağ artık çok güçlüdür. İkilinin ağır ve yorucu geçen basketbol çalışmaları başlıyor. Dixon, topla yaptığı çalışmalar dışında kumsalda ağırlık yeleği giyerek McKinney’i yorgunluktan bitkin düşene dek çekmeye çalışıyor ardından tek başına birkaç kilometre boyunca koşuyordu.

“Bobby bütün kalıpları kırdı. İdmanlarla kendini tanımasını ve düşünmesini istedim. Başarı yolundaki iradesi ve kararlılığı inanılmazdı.” diyen McKinney şöyle devam ediyor: “Onun mental olarak dayanıklı olmasını istedim.”

Dixon ise o günler hakkında; “O antrenmanlar beni herkesin bir adım ötesine taşıdı. İradem ve gittiğim yol diğer herkesten daha iyiydi. O dakikadan sonraki yetiştirilme tarzım ile anlamıştım ki, kimse beni durduramayacaktı.” diyor.

Bir çıkış yolu aranıyor

2002 yazında ise Dixon’un basketbol oynayabileceği bir kolej aranıyor... Ama birçok okul, böyle 'sabıkalı ve kirli' geçmişe yatırım yapmak istemiyor. En sonunda Kankakee Community College'de deneme idmanlarına çıkıyor. Aslında Bobby Dixon kötü bir performans sergiliyor. Fakat yine de burs kazanıyor ve basketbol hayatı resmen başlıyor.

Talih dönüyor mu?

“Benim için bulunmaz bir nimet ve aradığım başlangıç buydu. O zamandan beri elime geçen her şansı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum.”

KCC takımında yer aldığı İlk birkaç maçta forma şansı bulamadı. Saha kenarından geldiği ilk maçta 27 sayı attı. Sonraki maçta, yine yedekten gelerek, rakip potaya 18 sayı gönderdi. Böylece iki yıllık kariyeri başladı ve ön lisans diplomasını alarak mezun oldu.

Yolculuğunun sonraki iki yılı Troy Üniversitesi’nde geçti. Burada Division I’de (okullar arası basketbol liginin 1. ligi) oynadı. 59 maçta 16.3 sayı ortalaması tutturdu.

“Hiçbir zaman başarıya aç bir şekilde oynamayı bırakmadım. Her zaman ispatlamak zorunda olduğum bir şey varmış gibi oynadım.”diyen Dixon, Troy’da sağlık hizmetleri bölümünden lisans mezunu oldu.

Rota Avrupa

Dixon, iyi istatistikleri kadar gerçekçidir de. 178 cm boyu ile NBA’de yer almasının neredeyse imkânsız olduğunu biliyordu.

“NBA’de kısıtlı yer var ve orada yer alabilmek için gerçekten inanılmaz biri olmanız gerekiyor. Bu yüzden kendi rotanızı çizmeli ve ona bağlı kalmalısınız.”

Zaman zaman çok başarılı maçlar çıkarsa da 2006-2012 arasında 6 yılda 9 takım değiştirir.

İkinci dönüm noktası   

2012 yılında Karşıyaka kulübü yeni bir yapılanmaya gidip takımı, genç koç Ufuk Sarıca'ya teslim ediyor. Ufuk Sarıca oyun kurucu pozisyonunda Bobby Dixon'ın alınmasını istiyor. İşte bu transfer, Avrupa'da da pek dikiş tutturamamış, en azından istikrar sağlayamamış Bobby'nin belki de hayatının ikinci dönüm noktası oluyor.

Son 3 yılı hep beraber izledik. Koç Ufuk Sarıca'nın elinde adeta yeniden doğan bir Dixon. 3 yıl içinde kazanılan Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası ve Şampiyonluk. Yani alınabilecek tüm kupalar. Türkiye Basketbol Ligi'nin 2014-2015 normal sezonunda en çok sayı atan oyuncu olan Dixon, 16.8 sayı, 3.7 ribaund, 4.3 asist ortalamaları yakaladı. Yıldız oyuncu play off'ta ise bu rakamları 18.5 sayı, 4 ribaund, 4.7 asiste çıkardı.

Robert'ten Ali'ye

A Milli Takım Antrenörü Ergin Ataman'ın geçtiğimiz günlerde Avrupa Şampiyonası için devşirme oyuncu olarak seçtiği Dixon, Türk pasaportunda Ali Muhammed adını istedi. Kendisini Eylül ayında Avrupa Şampiyonasında Türk ulusal formasıyla izleyeceğiz. Daha sonra ise yeni takımı Fenerbahçe formasıyla Euroleage'de mücadele edecek.

Aslan kalpli

İşte o uyuşturucu satıcısı çocuğun Türkiye Basketbol Ligi'nde şampiyonluğa ve MVP oluşuna uzanan hikayesi böyle. Dixon geleceğine de yatırım yapmayı ihmal etmiyor. Bugünlerde Chicago'da umutsuz gençlere yardım sağlayan "Lionheart" (Aslan kalpli) vakfının da kurucusu. Ayrıca yaz aylarında gençler için basketbol kampları düzenliyor.

Kendisinin "istediğimden çok daha hızlıydı" diye tanımladığı büyüme süreci sırasında belki de hiç yanında olamayan ailesine ev ve araba almayı da ihmal etmiyor. Şimdi iki kızı var. Birinin ismi Heaven (cennet), diğeri ise Angel (Melek). Maçlardan artan zamanlarını onlarla değerlendiriyor.

Bu film senaryosu olabilecek yaşam öyküsü hakkında Dixon'ın kendi söylemleriyle yazımızı tamamlayalım:

"Hadi ama... Birçok insan böyle zorluklardan ayağa kalkmayı başaramaz. Ben belki milyonda bir belki de milyarda birim..."

Yolun açık olsun Bobby Ali veya Robert Muhammed…

İZMİR, 24 Haziran 2015.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 159
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1178
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster