Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
641
 

Islak Kelebekler

Islak Kelebekler
 

Sesin ki; kutsal şarkılardan yükselen ilahi bir tınıydı…


Ne zaman yağmurlu bir günde yolculuğa çıksam, sen geliyorsun aklıma. Ne zaman bir sahilde yürüsem çıplak ayaklarımla; ıslansam, üşüsem, seni anımsıyorum. Her yağmur, gözlerindeki hüzün gibi ıslatıyor beni. Her yağmurda titriyorum, üşüyorum, kederleniyorum. Önceleri anlamsız gelirdi bu bana. Neden yağmurlar bu denli acıtıyor içimi diye. Sonradan anladım, sen gittiğinde mevsim sonbahardı, sararmış yaprakların üzerine yeşil bir yağmur yağıyordu. Hatırlıyor musun? O şose yolun ortasında dikelmiş, yağmurun altında öylece kalakalmıştım. Titriyordum, titremem biraz sinirimden, biraz üşümemdendi. “hoşça kal” dediğinde, aslında yüreğimin tam üstüne bir hançer indirmiştin.

O anın öncesi, sonrası var mıydı? O şose yol neresiydi? Ne işimiz vardı orada? Yağmur neden yağıyordu, ben neden üşüyordum? Sorular, dipsiz bir kuyu karanlığında yankılanıyordu usumda. Sonra sesini anımsıyorum bir de. Yüzün giderek solgun bir resim gibi silinse de sesinin tınısını anımsıyorum. Sesin içli bir şarkının en güzel yerinde ağlayan aşık gibi kırgındı.


Doğanın sesini dinledim bütün gece… Rüzgârın otlara, çiçeklere, ağaçlara çarparken çıkardığı sesi… Sonra kuş cıvıltılarını, çekirgelerin, cırcır böceklerinin cırıltılarını dinledim. Doğanın sesinde, senin sesini aradım. Bir nehrin kıyısına her oturduğumda uğultulara, kalabalık bir orkestranın melodilerine dalıp uzakları dinledim, sesin bu güzelliğin neresindeydi?


Sesinin o büyüleyici tını değişti mi? Değişmişse, sen de değişmişsindir. Yaşamın özünde değişim var, biliyorsun. Bir gün çıkıp gelsen, ‘merhaba’ desen arkamdan, sadece sesini duysam, dönüp bakar mıyım? Sesinin o kadife yumuşaklığı çeker mi beni? Yani yine titrer miyim, yani içimdeki delikanlı coşku ayaklanır mı dersin. Sesin, sesin ki güzelliğine anlam katan bir doğaüstü şelale… Sesin ki eskiyen bir türkünün ezgisi, uçup giden boşlukta… Sesin ki; bir kutsal mevsimden yükselen ilahi tını…

Sesini yitirdikçe, yüreğimde gece gündüz yankılanan coşkunun akışı da zayıfladı. İçimi titreten, beni sevince boğan o kutsal ahenk kayboldu… Sesin ki... Sesin nerede?


Sesin kayboldu; artık yabancı biri gibi soyut duruyor resmin masamda. Oysa o çok beğendiğin resmimin yanına koymuştum, hani Nazım’a benzettiğin. Sen gülüyorsun, -şimdi kahkahalarının rengi de solmuş. Ben de inadına kederli, sert duruyorum yanında. Uzakta olan, yarı ölüye benzer demiş büyükler, yarı ölü ne demekse.


-Uğultuyla akan bir nehrin kenarında oturdum. Uzun yolculuklara çıkmıştım, yorulmuştum.

Bin bir renkte ışıyan iki kelebek ilişti gözüme. Belli ki yorgundular benim gibi. Dağları, vadileri, koyakları aşmışlardı belki de. Kırmızı, sarı, turuncu, mor çiçeklere konup uçmuşlardı. Geldiler, önümde dans eder gibi bin bir renkte ışıdılar. Konacakları, dinlenecekleri bir çiçek aradılar. Sonra nehirdeki ak köpükleri çiçek sandılar. Yanıldılar. Gittiler. Kondular, ıslandılar. Can havliyle kıyıya attılar bedenlerini. Çırpındılar. Bir karış bile havalanamadılar. Çakılların üstünde titrediler. Sonra öylece kalakaldılar. Köpükten çiçekler aldattı ikisini de.-

Sesin uzaklaştıkça benden, geçmişim yabancılaştıkça bana; köpükten çiçeklere benzetiyorum yaşadıklarımı. Umutsuz, yorgun düştüğünde ruhum, gelip sarılmıştım sana. Kasırgalardan sonra sığınacak bir liman arayan hasarlı gemiler gibi bir yanım su alıyorken. Tam da batmak üzereyken dibe, sen çıkmıştın karşıma. Yüce, tarifsiz bir aşkla tutunmuştum. Sesin yaşama bağlamıştı beni…

Köpükten çiçekler gibi yarı yolda bırakıp gittin. Anlaşılan sen ayırdında değildin işin.

Islak kelebeklerin bir daha iflah olamayacağını bilmiyordun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Su hayat verdiği gibi bazende hayat alır.. yüzme bilsende bilmesende farketmez, bazen sakin bir liman bazen hırçın azgın bir deniz..Köpük köpük kapılır gidersiniz.. Yazınız gibi..Kelebeklerin peşi sıra geldim yazınıza kapılıp gittim :)

güne_bakan(Nazenin yavrusu) 
 13.12.2008 8:01
Cevap :
Merhabalar... Bir kelebek vadisinde, özgürce yaşamak, bir çiçekten, diğerine konmak. Varsın kısa olsun ömür... Ama güzel olsun... Sevgiler  16.12.2008 20:19
 

ıslak kelebeklerin iflah olmayacaklarını, çiçeklerin de mevsim sonu solacaklarını bilsek de...o renkleri seyretmek yine de hoş....

Dilek Fuçucı 
 11.11.2008 12:27
Cevap :
Merhaba Dilek Hanım... Kelebekler ak köpükleri çiçek sanacak, çiçekler de solacak. Yarım kalan aşklar gibi soluksuz kalacak herşey. Yüreğinize sağlık. Dostlukla.  12.11.2008 8:17
 

Sitem dolu bir yazı... hüzün kokuyor her yanı... yüreğinize sağlık, her zamanki lezzeti aldım okurken. ama bu aralar çok ara veriyorsunuz hocam yazılarınıza, bu da bir okuyucunuz olarak benim size sitemim olsun ;) sevgiyle kalın her dem...

Nurcan EKICI 
 30.10.2008 22:57
Cevap :
Merhaba Nurcan Hanım; Evet epeydir yazmadım, yaşamın her zamanki koşuşturmaları, üzerinde çalıştığım son roman... Bazen çok istese de zaman ayıramıyor insan. Sizin de yüreğinize sağlık. sevgiyle kalın.  31.10.2008 10:42
 

bazen kokular, kocaman bir resmin kenarına ilişmiş küçücük bir görüntü bazen, bazen önceden hiç farketmediğimiz bir şiirin tek bir hecesi, unuttum sandığımız tüm ayrılış hikayelerini anımsanıtır aniden... İki yorgun kelebek hatırlatmış sizede bu köpük köpük heceleri... Yüreğinize sağlık... Sevgiyle...

Demet 
 30.10.2008 20:16
Cevap :
Merhaba Demet Hanım; Köpükten çiçeklerdir aslında insanı da hayal kırıklığına uğratan. Sağolun... Sevgiyle kalın.  31.10.2008 10:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 277
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1524
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversites..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster