Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
2256
 

İslam dininde felsefi düşünce akımları-4

İnsanoğlu, "varlığın ne olduğu " sorusuna cevap verecek güçte değil midir?


Bu blog, İslam dinindeki felsefi akımların dördüncüsü ve sonuncusu oluyor. Bu bloğun konusu olan "Eşarilik" mezhebi, yukarıdaki soruya olumsuz yanıt veriyor. Bu bloğun, daha iyi anlaşılması için zaman zaman önceki akımlara da atıfta bulunulacaktır.


EŞARİLİK :

Bu felsefi düşünce akımı, Allah ve sıfatları, fiilleri, Allah ve Peygamberlik, varlığın başlangıcı ve sonucunun ne olduğunu ve ne olacağını anlamaya çalışmanın, insanın akıl sınılarını aşan sorular olduğunu savunur.

Mesela CERN'de yapılması düşünülen deney, bu akım yanlıları tarafından kesinlikle reddedilecek bir çalışmadır. Oysaki burada yapılan çalışmalar, kainatın ne şekilde yaratıldığını ortaya çıkarmak değil, yaratlışın sonuçlarını anlamaya çalışmaktır. Bu da, insan aklının bir gereğidir.

Eşarilik akımına göre, bu gibi deney ve gözlem sınırlarını aşan sorunlar akıl ile çözümlenemez. Bu akıma göre, duyular gibi akıl da yanılabilir; bu tür sorunlar, ancak iman ile açıklanabilir. Bu nedenle de, inanç anlamına giren konularda, dinin bildirdiklerine inanıp, bununla yetinmek gerekir. Eşarilik akımı, bu yanı ile Cebriye akımına yaklaşır ve Mutezile akımının karşısında yer alır.

Eşarilik akımı, bu düşünüş tarzıyla, günümüz düşünce tarzlarından olan Agnostik(bilinemezlik) paralellik gösterir.
Bu düşünce tarzı da, insan zihninin mutlağı kavramasının olanaksızlığını ileri sürer; şeylerin öz doğası, kökeni ve geleceği konularında hiçbir bilgimiz olamayacağını savunur. Dolayısıyla da, Tanrı'nın ve ahiretin var olup olmadığının kesin şekilde söylemenin mümkün olmadığına inanılır.(1)

Eşarilik, aslında "ehl-i sünnet" ilkelerini sistemleştiren bir mezheptir. Bu ilkeleri bazılarına geçmeden önce, "ehl-i sünnet" konusunda bir açıklama yapmam gerekiyor.

"Ehl-i Sünnet", Evrenin yaratılışı, Allah'ın sıfatları, ölümden sonraki yaşam gibi metafizik konularda İslam inancına aykırı görüşleri; Kuran ve sünnetteki açık kanıtları öne sürerek reddeder.(2)

Bu akıma göre de, kulların isteyerek ve istemeyerek yaptıkları Tanrı'nın eseridir. Buna rağmen, insanın kısmi bir özgürlüğü ve bağımsız bir hareket yeteneği vardır. Daha açık bir anlatımla, Tanrı kulun arzu ve iradesini önceden takdir etmiştir; ancak fiilin doğması, kulun harekete geçmesiyle mümkündür.(3)

Ehl-i Sünnet
'in, diğer dini felsefi görüşlerin arasındaki yerini şu şekilde belirleyebiliriz. Ehl-i Sünnet, Kaderiye ve Mutezile arasında uyum sağlamaya çalışarak orta bir yerde görüntü vermesine rağmen, Cebriye'ye yaklaşır ve bu arada Eşariliğe de göz kırpar.


Eşarilik, aslında "ehl-i sünnet" ilkelerini sistemleştiren bir mezheptir. Bu ilkelerden bazıları şöyledir:(4)

* Evren, bütün ayrıntılarıyla Allah tarafından yaratılmıştır; ancak bazı filozofların, (özellikle de Mutezile yanlısı olanların öne sürdükleri gibi, Evren, Allah'ın varlığından taşmış değildir.) Eşarilik düşüncesine göre Evren'in bir öz varlığı ve gerçekliği vardır. Evren, Allah tarafından yaratılmıştır ve Allah, Evren'in dışındadır.

* Allah, ahirette müminlerine kendisini açıkça gösterecektir; Mutezile akımına göre bunun tersi olacaktır. Yani Allah, ahirette kendini müminlerine göstermeyecektir.

* Kader gerçektir; Evren'deki tüm varlık ve oluşlar Allah'ın sınırsız iradesine bağlıdır.

Bu mezhebin, İmam el- Gazzali'nin katkıları ile İslam dünyasının en güçlü mezhebi olduğu ve Osmanlı dinsel ve geleneksel yapısının bağnazlaşmasında başlıca rolü oynadığı söylenebilir. Cumhuriyet döneminde, bu bağnaz yapıdan laik yapıya geçişin hiç de kolay olmadığı ifade edilebilir. Cumhuriyet'ten günümüze uzanan süreçte, bu bağnaz yapının kalıntıları her zaman faaliyet içinde olmuşlar ve irticaya uzanan hareketlerde görünmüşlerdir.


cdenizkent


NOT : Cuma günü, şimdiye kadar anlatmaya çalıştığım dört mezhebin tamamını okumayanlara ve okuyanlara da tekrar hatırlatmak için, dört mezhebi de içine alan bir değerlendirme yapmak istiyorum.
___________________ :

(1) "Agnostic", İngilizce Sözlük; ayrıca, Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt-4

(2) "Ehl-i Sünnet", Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt-7

(3) Doç.Dr.(Şimdi Profesör) Niyazi Öktem, Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi, s.66

(4) "Eşarilik", Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt-8

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Deniz bey sizin ve birçok insanın yanılgısını söyleyeyim.İslama karşı olanlar( Ahmet beyin de belirttiği Lorausse örneği gibi )fikirlerini hep batıdan alıyorlar.Binlerce yıldır ecdadımıza düşman olan,dolayısıyla dinimize de düşman olan batılı yazarlardan ne beklenebilirki.Marks,Engels,Hegel gibi insanlar bizden,atalarımızdan ve dinimizden nasıl bahsedebilirler ki.Bu nedenle ecdadımızı ve dinimizi öğrenmek istiyorsak kendilerine soralım,onlar en doğru cevabı bize vereceklerdir.Unutmayın Avrupa yüzyıllar boyu Müslümanların,Osmanlının,Selçukluların kılıcı karşısında el pençe divan durdu.Elbette Avrupanın filozofları da bizim hakkımızda iyi şeyler bahsedecek değillerdir.km.lerce uzağa gidiyor oradaki adamlara bizi anlat,bizi bize tanıt diyoruz.Lütfen tarihimize,dinimize ve ecdadımıza bizlere düşman insanların verdikleri siyah gözlüklerle bakmayı bırakalım.

Cebrail AKBAŞ 
 26.09.2008 15:25
Cevap :
Merhaba...Önce şunu belirteyim. Bir akademisyen araştırma yaparken "şu böyle, bu böyle" diye kaynak seçimi yapmaz."Bu kitabı yabancı yazmıştır, bizim için iyi şeyler yazmaz", "bu kitabı İslam yazarı yazmıştır,içi akıl ve mantık dışı şeylerle doludur" diye yazarları ve kitapları ayrıma tabi tutarsak olmaz. Ayrıca Ramazan ayı içinde yazdığım blogların altındaki kaynakları bir listeleyin bakalım neler göreceksiniz. Bir de şunu ekleyeyim; ben esasları kaynaktan alıyorum ama yorumlar bana aittir. Bütün bloglardaki kendi yorumlarım %70 cıvarındadır. Bir husus daha, Farabi ve İbni Sina gibi İslam biginlerinin de eski Yunan kaynaklarından faydalanarak eserler ve düşünceler ürettiğini unutmayın. Kendi öz tarihimizi kimden öğreniyoruz? Çin kaynaklarından ve yabancı diğer kaynaklardan. Siz alıntılara bakmayın benim yorumlarıma bakıın. Karşıysanız eyvallah. Çok yönlü bilgilenme esas olmalıdır.Selamlar.  27.09.2008 8:29
 

Ehl-i Sünnet, Hz. Peygamberle ashabının dinin temel konularında takip ettikleri yolu benimseyenler anlamında bir tabirdir. Bunun içinde herhangi bir mezhep ayrılığı, görüş farklılığı söz konusu değildir. Bugün çokçu duyduğumuz "sünni" kelimesi, sağlam ve doğru inancı benimseyenler anlamında Ehl-i Sünnete bağlı olanlar için söylenir. Sünni akım günümüzde Selefiyye, Eşariyye ve Maturidiyye ekolleriyle temsil edilmektedir. Yazılarda konu edilen Eşarilik "itikadi bir mezhep" olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaderiyye, Cebriye ve Mutezile ise Sünni akımın dışında kabul edilen ehl-i bidat mezhepleri arasındadır. Bugün İslam âleminin büyük çoğunluğunu peygamber ve ahabının yaşadığı asrı saadet dönemi inanışını ve anlayışını benimseyen sünni müslümanlar teşkil etmektedir. Kur'an ve hadis kaynaklı ehl-i sünnet görüşünün dışındaki "din" adına söylenmiş her şeyi birbirine karıştırarak İslam dinine karşı bir tavır takınmak, en azından haksızlıktır, diye düşünüyorum. Selam ve saygılarımla...

Ahmet YILMAZ 
 26.09.2008 11:30
Cevap :
Ahmet Bey...Birinci yorumunuza verdiğim yanıttan sanırım birşeyler çıkarmışsınızdır. Bloğumda Ehl-i Sünnet'in ne olduğunu açıkladığımı sanıyorum. Ehl-i sünnet'i, felsefi mezhepler içinde saymadığımı da görmüşsünüzdür.Ama, ehl-i sünnetin, açıklamya çalıştığım 4 felsefi mezhebe bakış açısını da kendi yorumuma göre yazdım. Ben burada, kimsenin zihnini çelmeye ve bulandırmaya çalışmıyorum. Ben, dine (hangi din olursa olsun) biraz da akıl ve mantık yolu ile bakmaya çalışıyorum. Şu mezhepi ya da bu mezhebi de önermiyorum. Ben burada İslama karşı bir tavır değil, insanlarınİslami daha iyi anlamasına çalışıyorum. Ben nakle inanırım, İslam dininde akılla yorum yapmak günahtır diyorsanız o günah benim boynuma olsun. Şu anda,bunları yazarken,aynı zamanda bir sabah programı izliyorum. Din uzmanı olduğunu söyleyen bir kişi, insanların alın yazısının, çocuk ana karnında 4-5 aylıkken yazıldığını söylüyor ve izleyicileri inandırmaya çalışıyor. Ben, halkın bu gibi insanlardan arındırılmasın istiyırum.  26.09.2008 12:03
 

"Din" ve "Felsefe" gibi çok geniş ve çok karmaşık iki önemli konuyu, "İslâm Dini'nde Felsefi Düşünce Akımları" başlığı altında ele almanın çok da kolay olmayacağı açıktır. Bu kadar geniş mevzuların bu dar sınırlar içinde irdelenmesi imkânsız denecek kadar zordur. Buna bir de "dini bakış" yerine, felsefi bakış ve kişisel yorumlar eklendiğinde, ortada dini anlatan pek bir şey kalmaz. Kaynakların Meydan Lorausse gibi yabancı menşeli bir sözlük olması bile bu söylediklerimin kanıtı için yeterlidir. Özellikle bu yazıda Ehl-i Sünnet'in bir mezhep olarak tanıtılıyor olması, bilmeyenleri çok yanlış yollara sürükleyebilecek hatalı bir davranıştır. Mezhepler dini açıdan itikadi, ameli ve siyasi olmak üzere üç kategoride incelenir. İtikadi mezheplerin tamamı Ehl-i Sünnettir. Bunun dışındakiler Ehl-i bidat olarak adlandırılmıştır. Bu yorum kutusunda gerekli açıklamaları yapmak gerçekten zor. Ancak bu yazıyı okuyanların, doğruları bilmesinde de fayda, hatta zaruret olduğunu düşünüyorum. (devam)

Ahmet YILMAZ 
 26.09.2008 11:11
Cevap :
Merhaba Ahmet Bey...Planladıklarımın hepsini yazmadım. Planım şuydu: 1.DİN KAVRAMI VE ETKİ ALANLARI; a.Din kavramı ve anlamı, b.Din ve toplum, c.Din ve devlet, d.Din ve eğitim e. Din ve ideoloji, f.Din ve Felsefe ...2.İSLAM DİNİ VE UYGULAMA ALANLARI; a.İslam dini, (1).İslama göre din, (2).İslamlık, b. Uygulama alanları, (1). Mezhepler, (a) Yönetimle ilgili mezhepler, (I) Şiilik, (II) Haricilik, (b) Dini uygulama ile ilgili mezhepler, (I) Hanefilik, (II) Malikilik, (III) Şafillik (IV) Hambelilik...(2) Tarikatlar, (3) Dinsel felsefi akımlar; (a)Kaderiye, (b) Cebriye, (c) Mutezile (d) Eşarilik... ve devam ediyor. Şimdi benim yazdığım bloglara bakarsanız, bu listeden hangilerimi yazdığımı ve daha yazacak çok şeylerim olduğunu görürüsünüz. Ben bunlardan, genelde herkesin hakkında bir şeyler bildiği konuları değil de biraz yabancı oldukları konuları ele aldım. Eğer ben planladıklarımın hepsini yazarsam 500 sayfalık bir kitap olur. Sizin söylediklerinizin hepsi bu plan içinde var. Selamla  26.09.2008 11:49
 

Öncelikle, Ehl-i Sünnet olanlar CERN deneyine karşı çıkar, şeklinde bir yargı öne çıkardığınıza anlayamadım.CERN deneyi, Allahın yaratma sanatını araştırıyor, buna kim karşı çıkabilir ki..Ancak, ehl- sünnet inancı, Allahın zatını sorgulamayı doğru bulmaz,ancak sıfatları üzerinde düşünmek bir insan için meşrudur. Zaten hiç bir akıl, Allahın zatını anlamaya çalışarak bir sonuca ulaşamaz..Çünkü anlayamaz..Konuyu özlü yazmak zorunluluğu, oldukça ayrıntı gerektiren incelikleri vermeye mani oluyor, elbette..Ama, tüm İslam düşüncesinde en makul olanı ehl-i sünnet mezhepleri olmuştur..Toplu değerlendirmeyi bekleyelim..Selamlarımla..

ali açıköz 
 24.09.2008 23:44
Cevap :
Merhaba Ali Bey...Ehl-i Sünnet'in CERN deneyine karşı çıkmabileceğini, Ehl-i sünnet düşüncesinin Cebriye'ye yakın olmasından ve bağnazlığın odak noktası olan Eşariliğe göz kırpmasından çıkarıyorum. Sizin görüşünüz başka olabilir; ben Tanrı'nın bana verdiği aklımı kullanarak bu kanıya varabiliyorum. Belki ilerde- ya da bir sonaki Ramazan ayında- Allah'n zatını anlamaya çalışmak konusunda da düşüncelerimi aktarabilirim. Son değerlendirmeye gelince, ondan fazla bir şey beklemeyin. Ramazan ayında yazdığım bu konudaki bloglarımın kısa birer özetini yazıp, mezhepleri aynı sayfada toparlamayı düşünüyorum.Belki ilave bazı yorumlarım olabilir.Selamlar.  25.09.2008 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 953
Toplam yorum
: 2450
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1386
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster