Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '15

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
157
 

Islık ışığı

Islık ışığı
 

Saygı törenleri, ona başvurulduğunda başka türlü söylenmemiş, söylenemeyecek olanın söylenip, gelecekte işlerin hangi yönde gelişeceğinin üstü örtülü olarak gösterildiği kodlama türünü sunar. Ama aynı zamanda bu törenlerde, törenin amaç ve anlamlarının gerisinde kendi anlamlarına inme yolu da izlenebilir. Saygı ve anma törenleri, biçim ögesinden çok içeriği üzerinde de engellere takılabilir. Bunlar genellikle, ses getirmek isteyen protestocular veya orada zorunlu olarak bulundukları halde o törene saygı göstermek istemeyenler tarafından seçilir. Çünkü bu saygı törenleri bir topluluk önünde olur ve ses getirir. Törenler, mitoslar denen gelişkin aracılar kanalıyla dile getirilen türden kültürel değerlerin bir örneğini de sunarlar. Açıkça bir anıyı, bir kişiyi, bir topluluğu yâd etme olarak sunulan bu saygı törenleri, toplumsal belleği kamuoyuna aktarma aracı olarak da kullanılır. Saygı törenlerinde sesli veya sessiz lanet okumalar ve ant içmeler de olabilir. Bir lanet okuma, hedef nesnesini erkinin içine çekmeye çalışır. Lanet, hedef alınan kimse veya grupların yargının eline teslim edilmesi işlevini de sürdürdüğü gibi istekleri lehine yeni hukuki düzenlemeler için ses getirme aracı da yaratabilir. Aynı tören içinde farklı eylemler, tüm kamuoyu önünde olur.

Türkiye-Yunanistan hazırlık maçı öncesinde Paris’teki katliamda ölenler için yapılan saygı duruşunun ıslıklanması, bugün Türk toplumunun nerelerde olduğunun da bir göstergesidir. Ancak çok üzüntülü olan bu duruma şaşırmamak da gerekir. Çünkü Türk toplumu artık bu seviyededir ve maalesef “din toplumudur”. Daha çok yakın zamanda Ankara tren garı katliamından sonra Konya’da Türkiye-İzlanda maçında atılan tekbir seslerinin alevi sönmeden yaşanan bu ıslık protestosu, içinde bulunduğumuz siyasal ve sosyal ortamlar nedeniyle olmuştur. Bu ortama ise altmış yıldır ilmek ilmek örülen kararlı muhafazakâr politikalarla gelinmiştir. “O kadar geriye gitmeye ne gerek var” diyenlere tek cümle ile yanıt verilebilir: “Menderes’ten sonra iktidarlara gelen tüm sağ’cı liderler biz Menderes’in devamıyız” demişlerdir. Yani iktidarlar değişse bile biri diğerinin hep devamı olmuştur. İster “en çok imam hatipleri ben açtım” diye övünen Demirel olsun, ister 1980’den sonra zorunlu din derslerini “Atatürk” adına koyduğunu gerekçelerle sıralayan ihtilal lideri olsun, tüm sağcı liderlerin bunda katkısı vardır. Toplam 4 dönem (6 yılı geçmez) o da koalisyonlarla iktidara gelen sosyal demokratlar da bu gidişe dur diyememiş, hatta bazı dönemlerde oy kaygısı nedeniyle ya çanak tutmuşlar ya da destek vermişlerdir. Açık açık “demokrasi bizim için amaç değil araçtır” diyenler serpilip boy atmış, “Cumhuriyet’in Osmanlı saltanatına reklam arası verdiğini” söylemek en geçerli yandaşlık olmuştur. “Minareler süngümüz” mesajı sadece Siirt’lilere verilmemiş, “evlerinde zor tutulan” (dikkat dindarlara değil) tüm dincilere olmuştur. İşte o yüzde elli, bugün herkesin üzerinde tahakküm kuran ve her yere dağılan ve her yerde görülen yüzde elli’dir. Atatürk’e ve değerlerine süngüler çekilmiş, O’na sahip çıkmak ve korumak zorlaşmıştır. Devletin Vali’si toplumdaki en saygın kadınların türbanlı kadınlar olduğunu savunurken, Alevi vatandaşların evlerine çarpı işareti konulmuş, operasyon bölgesinde özel tim duvarlara devlet tahriki grafiti yapmaya başlamıştır. Yurt dışında oynayan tek futbolcumuz ve kaptanımızın aklı “gusul abdestinde”yken, taraftarlara dönüp “sus”işareti yapmak da yasak savmak türünden yandaşlara soruşturma açmaya benzer. “Halifelik kalkmamıştır, Meclis’e taşınmıştır, Erdoğan Başkan olursa Halife olacaktır” denilen bir ortamın parti devletinde katliamlara saygı duruşunda tekbir ve ıslık sesleri bu yüzden o kadar yadsınacak bir durum değildir. Miting alanları ve stadyumların “taşıma” ile doldurulmuş yandaşları görevlerini yapmışlardır. Hinduizm felsefesindeki “dharma”, nerede bir “ateş” varsa orada bir “ısı ve ışık” vardır demektir. İzlanda maçında da Yunanistan maçında da “ısı ve ışık” (ıslık) varlığının bir “ateş”i (din toplumu) olduğunu göz ardı etmemek gerekir. “Ne oldu bize, saygıya bile bir dakika saygı gösteremiyoruz”  dememek için “ateşi” görüp “gaflet ve dalalet” içinde olmamak gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 1207
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster