Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1593
 

İsmet İnönü

İsmet İnönü
 

"Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini bulur."


Mustafa İsmet İnönü (d. 24 Eylül 1884, İzmir - ö. 25 Aralık 1973, Ankara), emekli Orgeneral asker ve siyasetçi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı.

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında önemli bir rol oynamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesinde yerini almasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı imzalamış, birçok defalar başbakanlık görevini üstlenmiştir.

İsmet İnönü, yetenekli bir asker, muharebe meydanlarının başarılı bir komutanı ve büyük bir devlet adamı olarak tarihe geçmiştir.

İsmet İnönü yaşamının birinci bölümünde asker, sonraları hem asker, hem diplomat, yaşamının ikinci bölümünde ise Devlet Adamı’dır; kâh hükümet, kâh devlet başkanı olarak ülkenin kaderini tayin eden kişi veya bu kişilerden biridir.

Onun bir asker, bir lider olarak prensibi şudur:

Harpler ve mücadeleler, önce komutanın, liderin kafasında kaybedilmemelidir. Yoksa muharebe meydanlarında, mücadele alanlarında, her şey kaybedilebilir. Fakat eğer komutan veya lider mücadeleyi kendi kafasında kaybetmemişse, muharebe kaybedilmiş değildir.”

İsmet İnönü bu prensibini yaşamı boyunca uygulamış ve genellikle de zaferi kazanmıştır.

Asker olarak, en elverişsiz koşullarda muharebeleri nasıl kazanmışsa, Cumhurbaşkanı olarak da en güçlü devletlerin zıt istek ve baskılarına göğüs germiş, ülkesini 30 milyon insanın hayatına mal olan İkinci Dünya Harbi dışında tutmayı başarmış ve harbin sonunda bir sürpriz olarak karşısına çıkan Sovyetler Birliği’nin toprak bütünlüğümüzü, bağımsızlığımızı tehdit eden isteklerini kesinlikle reddetmiştir.

İnönü muharebelerinin kazanılması, O'nun Türk milletinin varlığını savunmada ne kadar azimli olduğunu kanıtlamış. “Milletin makûs talihini”de bu muharebelerle yenmiştir.

Lozan’daki ünlü politikacılara karşı etkin mücadelesi ve başarısı O’nu daha da yüceltti. Artık bakan, ileride başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ağır sorumluluklar taşıyacaktı.

O, ruh yapısı ve mizacı itibariyle övülmeye de, yerilmeye de önem vermeyen, kendini savunmaya en az zaman ayırabilmiş bir devlet adamıydı. Bu nedenle birçok hücuma uğramış, buna karşın en az şikayette bulunmuştu. Sorun yaratan adam değil, sürekli sorunları çözen adam olmuş, bu özelliği ile de Türk tarihinde özgün yerini almıştır.

İsmet İnönü, hiçbir zaman, hiçbir otoriteye kayıtsız şartsız teslim olmayan; kendi soğukkanlılığına, kendi değerlerine, hesaplılığına güvenen bir denge adamıydı. Başarılarından gururlanmadığı gibi yenilgilerinde de yılgınlık göstermezdi. Bu nedenle Türk tarihi ve diplomasisinde her zaman ön plândaydı.

1938-1950 yılları arasındaki dönem O’nun en yalnız olduğu zamandı. Atatürk’ten sonra ve O’nun boş bıraktığı yerde bir devletin ve bir milletin sorumluluğunu yüklenmiş, sonra acımasız ve o denli korkunç bir dünya harbi içinde Türkiye’yi bu harbin dışında bırakmayı başarmıştı.

İkinci Dünya Harbi bitiminde, Sovyetler Birliği’nin topraklarımızı ve bağımsızlığımızı hedef alan istekleriyle karşılaştı, fakat kararlı tutumu ile bu isteklerin geri alınmasını sağladı.

İnönü’nün yaşamında, tarihimizin önemli bir olay ve deneyimi de, tek parti ve otoriter hükümet sisteminden, bizzat O’nun önderliği ile ayrılınmış ve demokrasiye geçilmiş olunmasıdır. Bu olay O’na, partisine iktidarı kaybettirmiş ve muhalefet sorumluluğunu yüklemiştir. Yaklaşık yirmi beş yılını askerî zaferlerin tacıyla süsleyerek, tek başına ve tartışmasız iktidar olmuş, lider ve şef olarak yaşamış bir insan için durum kolay hazmedilir bir olgu değildir, fakat İsmet Paşa yurtseverliği,çağa ve demokrasiye sarsılmaz inancı sayesinde bu zoru da aşmayı başarmıştı.

14 Mayıs 1950’de yayınlanan seçimler sonunda iktidara gelenlerin görüş ve uygulamaları farklıydı. Lâiklik, inkılâpçılık gibi temel ilkeler ve bunlara bağlı reformlarda yeni bir anlayış egemen olmaya başladı. Bu durum Meclis’te iktidarla muhalefet arasında tartışmalara yol açtı. Muhalefet lideri İnönü bunlara katılmadı. Yalnız bu çekişmelerin rejimin geleceğini tehlikeye sokacağına işaret etti. Nitekim tavizlerle birlikte saldırılar da artınca Silâhlı Kuvvetler ve gençlik huzursuzlaştı. Olaylar, tutuklamalar, parti kapatmalar, 27 Mayıs 1960’ta ordunun, ülke yönetimine el koymasına neden oldu.

İsmet İnönü, ileride çıkacak olayları tahmin ediyordu. Bunları önleyebilmek ve demokratik rejimi kanunî yetkilerle koruyabilmek için 15 Kasım 1961’de Başbakanlığı kabul etti ve Koalisyon Hükûmeti’ni kurdu. Kısa bir süre sonra çıkan 12 Şubat 1962, daha sonraki 21 Mayıs 1963 darbe teşebbüsleri ve askerî olayları O’nun ileri görüşlülüğünü ve bu olayları ancak Başbakan İnönü’nün önleyebileceğini kanıtladı.

Dış dünyada da yeni gelişmeler oluyor ve dış politika yeni boyutlar kazanıyordu. Bu defa, Kıbrıs Rumlarının, Türklere saldırıları başladı. Bu saldırıların katliama dönüşmesi üzerine 25 Aralık 1963’de ihtar uçuşları yapılarak Rumlar uyarıldı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Johnson, Amerikan yardımından alınan silâhları Kıbrıs’da kullanamayacağımızı bildirmekle, bir müdahaleyi önleyebileceğini sanarak, İnönü’yü sert bir dille uyarınca, İnönü’nün buna cevabı “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini bulur” oldu.

İnönü’nün yaşamında, tarihimizin önemli bir olay ve deneyimi de, tek parti ve otoriter hükümet sisteminden, bizzat O’nun önderliği ile ayrılınmış ve demokrasiye geçilmiş olunmasıdır. Bu olay O’na, partisine iktidarı kaybettirmiş ve muhalefet sorumluluğunu yüklemiştir. Yaklaşık yirmi beş yılını askerî zaferlerin tacıyla süsleyerek, tek başına ve tartışmasız iktidar olmuş, lider ve şef olarak yaşamış bir insan için durum kolay hazmedilir bir olgu değildir, fakat İsmet Paşa yurtseverliği,çağa ve demokrasiye sarsılmaz inancı sayesinde bu zoru da aşmayı başarmıştı.

Bu iktidar dönemi uzun sürmedi, iç ve dış siyasal olayların etkisi ile zorunlu olarak Başbakanlık görevini bıraktı. Yine muhalefet liderliğini üstlendi.

Nihayet 1972’de iç politikadaki gelişmeler partisi içinde de bazı anlaşmazlıklara yol açtı. Bunun sonunda 7 Mayıs 1972’de İsmet İnönü kendi kurduğu ve yıllarca başkanlığını yaptığı partisinden, 25 Aralık 1973’te de aramızdan ebediyen ayrıldı.

Kaynak : Atatürk Araştırma Merkezi http://www.atam.gov.tr/

Nusret Baycan
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 15, Cilt V, Temmuz 1989


NOT :

Türkiye Cumhuriyeti'nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, ölümünün 35. yılında yıl dönümünde TRT tarafından hazırlanan belgeselle anılacak.

Belgesel için geniş bir arşiv çalışması yürütülürken İnönü Vakfı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve fotoğraf sanatçılarının arşivlerindeki belgelerden de yararlanıldı.
TRT arşivlerindeki 50 bandın incelendiği belgeselde, İsmet İnönü'nün, yaşanan olaylara ilişkin yorumları yansıtıldı. Ayrıca 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile eski Başbakan Bülent Ecevit'in arşiv röportajlarına da yer verildi.

İsmet İnönü belgeseli 25 Aralıkta, (BUGÜN) saat 21.10'da TRT 2'de yayımlanacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli kardeşim, vefa duygusu içinde yazdığın güzel yazını okudum, çok memnun oldum. Yukarıdaki başlık İnönü vefat ettiğinde yanılmıyorsam Hasan Pulur'un köşesindeydi. İnönü 'nün elindeki fötr şapka ile Anıt Kabir'de Ata' yı selamladığı bir fotoğrafı anlatıyordu.. Şimdi ikisi Anıt Kabir'in iki ayrı ucunda yatıyor. Çok iyi hatırlıyorum cenazesi Mecliste bir katafalka konmuştu. İş seyahatinden dönmüştüm Ankara'ya ve çok yorgundum. Buna rağmen gittim , kuyruğa girdim ve gece yarısına doğru önünde saygı ile eğildim. Sonra görkemli cenaze törenine katıldım Ankara ayazında. Kendimce ben de vefa borcumu ödedim. Ama görüyoruz ki yıllar sonra onlara daha çok vefa borcumuz var ödeyecek. Teşekkür ederim, sevgi ve saygılarımla. Enfal Törün

Enfal Törün 
 31.12.2008 15:27
Cevap :
Saygıdeğer ağabey, cumhuriyetin kurucularından İsmet Paşa'yı kaybedeli 35 yıl olmuş. O'nun savaşlarda gösterdiği kahramanlıklar, bakanlık-cumhurbaşkanlık-başbakanlık yaptığı dönemlerdeki devlet adamı kişiliği... kısaca yaşantısı 50 dakikaya sığdırılan bir programda anlatılmaya çalışıldı. Bu kadar kısa bir sürede O'nu ne kadar anlayabilir, yaptıklarını ne ölçüde değerlendirebiliriz? Vefa borcumuzun ödeyemeyeceğimiz kadar büyük olduğu kanısındayım. Değerli katkınız için teşekkür ederim, saygılarımla.  31.12.2008 16:29
 

Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak gbi değerli komutanların Atatürk'le birlikte bu ülkenin kurtulmasında yapmış oldukları mücadele ve sonunda kazanılan bağımsızlıkla olmuştur. Bu komutanlar olmasaydı bu ülkeyi kurtarmak için daha uzun zamana ihtiyaç olacaktı. Sizin gibi çok değerli yazarların bu konuya eğilmesinden dolayı büyük bir onurla izlemekteyim. Ben de sizin sayfanızda bu büyük komutanı ve devlet adamını bir kez daha anmak istiyor ve teşekkürlerimi iletiyorum.

Ahmet Üstündağ 
 30.12.2008 9:28
Cevap :
Çok teşekkür ederim, sevgili Ahmet. Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz. Selamlar, sevgiler.  30.12.2008 10:24
 

Türk ve Cumhuriyet tarihinin en mümtaz kişiliklerinden bir tanesidir. Büyük önderimiz Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarıyla beraber cumhuriyetin bütün yüklerini sırtlanmış ve bir milleti YOK olmaktan kurtarmış değerli bir asker ve devlet adamıdır. Onun zamanında devleti yönetmek, topluma yön vermek her babayiğidin harcı değildi. Değerli büyüğümüzün ne kadae asil ve önemli olduğunun anlamak için uzağa gitmeye gerek yok. Çevremize baktığımızda rahatlıkla anlayabiliriz. Türk Milleti o büyük şahsiyeti özlüyor ve de gözlüyor taaa kalbindeki derinliklerinden. Teşekkürler duyarlılığınıza, selamlar....

Fahrettin Çitil 
 26.12.2008 17:04
Cevap :
Değerli öğretmenim, İsmet Paşa'mızla ilgili görüş ve düşüncelerinize teşekkürlerimle katılıyorum. O'nu anlamak ve anlatmak için 50 dakikaya sığdırılmış bir belgesel şüphesiz yeterli olamaz. Hepimiz arşivlerimizde mevcut bilgi ve belgelerin ışığında daha geniş ve doyurucu bilgilerle donatılmalıyız. Umarız ki böylece Atatürk ve İsmet İnönü gibi devlet adamlarımızı daha iyi anlar ve örnek alırız. Gençliği cepheden cepheye koşmakla, zaferler kazanmakla geçen bir kumandanın, bir askerin (Kurtuluş Savaşımızdan sonra) bir daha ülkemizi savaşa sokmamak için gösterdiği üstün çaba ve başarı unutulmamalıdır. O'nu özlüyoruz he her zaman saygı ve rahmetle hatırlayacağız. Saygılarımla,  27.12.2008 10:37
 

İsmet Paşa'nın her zaman demokrasiden yana bir tutum içinde olduğuna eminim. Yine belgeselde geçen bir bölüm; 27 Mayıs Devrimi'nde gazeteler sürekli baskı yaparak gelişmeleri halka aktarırlarmış. İsmet Paşa CHP'nin sahibi olduğu ULUS gazetesine giderek yazılanlara içerlemiş ve şunları söylemiş: "HİÇ BİR ASKERİ REJİM DEMOKRASİDEN DAHA İYİ DEĞİLDİR." Atatürk ve İsmet Paşa Cumhuriyeti ilan ettikten sonra üzerlerindeki asker elbiselerini ve askeri kimliklerini çıkarmışlardır. Demokrasiden yana olmasalardı gayet uygun olan ortamdan yararlanıp ülkeyi cumhuriyetten başka bir yönetimle yönetebilrlerdi. Ama onların ülke yararına olacak bu tutum ve davranışları başkalarınca siyasi çıkar olarak kullanılmıştır. Ataürk ve İnönü farklı dünya görüşlerine sahip olsalar da her zaman birbirlerini tamamlamışlardır. Belgeseli izlediğinizi umarım. İzlemediyseniz yaptığım kaydı size gönderebilirim. Sevgili Hilmi Abi, ilginize ve katkınıza teşekkür ederim. Selamlar ve saygılarımla.

İlyas Bayram 
 26.12.2008 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 245
Toplam yorum
: 1731
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 2144
Kayıt tarihi
: 13.04.07
 
 

6 Mayıs, bir Hıdırellez günü "Merhaba dünya" demişim. Geçen elli küsur yıl. Bir şarkı vardır Osma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster