Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '17

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
265
 

İspanyol Film Önerileri ve Pedro Almodôvar

İspanyol Film Önerileri ve Pedro Almodôvar
 

 Hobi olarak çoğu insanın aksine yapmaktan en zevk aldığım şey film izlemek ve izlediğim film hakkında konuşmak. Zaten film izlemek neden hobi sayılmıyor hiç anlamam. Dünyada bir sürü ülke var ve her ülkenin sinema kültürü var. Bu ülkelerin filmlerini izlerken bir şeyler öğreniyorsun ülkenin kültürü ve filmleri hakkında, bu sebeple neden hobi sayılmasın ki. Zaten hayatta en anlamadığım insan tipleri film dizi izlemeyip ve kitap okumayan insanlar. Bunları da yapmıyorsan ne yapıyorsun?!

 Ben farklı ülkelerin filmlerini izlemekten çok keyif alıyorum, özellikle İspanyol filmlerine bayılıyorum. İspanyolca diline ve kültürüne de bayıldığım için bütün gün oturup İspanyol filmleri izleyebilirim. İlk izlediğim İspanyol filmini nasıl bulduğumu hatırlamıyorum -sanırım izlediğim dönemde üniversitedeyken İspanyolca dersi almam etkili olmuş olabilir- ama filmin ismini ve konusunu asla unutmam. Tres Metros Sobre El Cielo (Aşka Yükseliş) adında Romantik Dram filmiydi. Hatta bu filmin birde ikincisi var Tengo Ganas De Ti (Sensiz Olmaz) adında. İlk izlediğimde filme bayıldım, yine izlesem yine severdim ama ikincisini sevmemiştim. Hatta bu arada Pan'ın Labirenti filminin de İspanyol filmi olduğunu izledikten çok sonra öğrenip bir kez daha İspanyol sinemasına hayran kalmıştım. 

 Asıl konuya gelecek olursam bir de İspanyol sinemasının Pedro Almodôvar adlı bir yönetmeni var ve neredeyse bütün filmleri kadınlar üzerine. Kendisi kadınları adı gibi bilmekle ünlü. Tabii ben bunu sonradan öğrendim. Pedro Almodôvar'ın izlediğim ilk filmi İçinde Yaşadığım Deri (La piel que habito) adlı filmiydi. Film inanılmaz bir film ve çok değişik bir konusu var. İntikam üzerine kurulmuş ama bir o kadar da manyak bir film. Daha sonra bu filmi beğenince yönetmenin filmlerini araştırdım ve Volver (Dönüş) filmini buldum, bu arada bu filmde Penêlope Cruz'a bayıldım. Filmde çalan Estrella Morente, Enrique Morente - Penelope Cruz Volver şarkısını hala bıkmadan dinliyorum.

Peki kimdir bu Pedro Almodôvar?

 Pedro Almodôvar Caballero 25 Eylül 1949 doğumlu İspanyol yönetmen, senarist, yapımcı ve eski aktör. Kendisinin ilk filmlerinden bazıları dönemin cinsel ve siyasi özgürlük duygusunu karakterize eder. Almodôvar uluslararası ününü kendisinin Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülüne aday olan kara komedi-drama filmi Women of a Nervous Breakdown (1988) (Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar) ile kazandı. 

 Almodôvar 8 yaşındayken ailesi onu birgün Papaz olması umuduyla Câceres, Extremadura şehrinde (İspanya'nın Ekstremadura Özerk Bölgesinde şehir) dini yatılı bir okula gönderdi. Almodôvar'ın bazı arkadaşları rahipler tarafından istismar edilmiş. Kendisinin istismar edilmediğini iddia ediyor. Ailesi daha sonra onun yanına babasının benzin istasyonu açtığı annesinin de kendi şaraplarını sattığı şaraphane açtığı Câceres şehrine taşındılar. Almadôvar'ın doğduğu Calzada şehrinin aksine Câceres'de sinema vardı. Bir röportajında "Sinema rahipten aldığımdan çok daha fazla benim gerçek eğitimim oldu" söylemiş. Ailesinin isteğine karşı Almodôvar film yapımcısı olmak için 1967'da Madrid'e taşındı.

 10 yılını Bad Education (Kötü Eğitim, 2004) filmini yazarak geçirdi bu zaman boyunca alkışlanan All About My Mother (Annem Hakkında Her Şey, 1999) ve Talk to Her (Konuş Onunla, 2002) filmlerini yaptı. Bad Education'ın senaryosu ergenlik döneminde yazdığı Katolik yatılı okuldaki tecrübelerine dayanan bir hikayeye dayanıyor

 Filmlerinde melodram öğeleri, sembolizm ve mecazi teknikler kullanır.  Filmleri çoğunlukla güçlü kadın karakterler ve transseksüelleri sergiler. 

 Almodôvar gay ve aktör ve fotoğrafçı olan partneri Fernando Iglesias ile 2002'den beri beraber. Almodôvar çoğunlukla partnerine filmlerinde küçük roller verir. Çift Madrid'in komşu bölgelerinde ayrı evlerde yaşıyor; Almodôvar Argüellas, Iglesias ise Malasana'da. 

 Yönetmeni tanıttıktan sonra ben kendisinin izlediğim filmlerini de tanıtmak istiyorum çünkü hepsi birer şaheser benim gözümde.

The Skin I Live In (İçinde Yaşadığım Deri, 2011)

Gerilim, Dram

 Başarılı bir Plastik Cerrahı olan Dr. Robert Ledgard bir trafik kazasında vücudu tamamen yanan eşine yeni bir deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşır ve nihayet başarır. Ancak eşi aynada yanan vücudunu görünce intihar eder. Küçük kızı Norma bu intiharı görerek psikolojik bir travma yaşar ve insanlardan uzak durmayı tercih eden, içine kapanık bir çocuk haline gelir. Dr. Ledgard kızını daha sosyal hale getirmek için çabalar, ancak bu daha kötü sonuçlanır, kızı tecavüze uğrar.

 Zaten psikolojik sorunları olan  Dr. Ledgard kızına tecavüz eden ve ölümüne yol açan Vicente'i izleyip, yakalar ve cinsiyet değiştirme ameliyatı için denek olarak kullanmaya başlar. 6 yıl süren çok sayıda ameliyattan sonra Vicente, Dr. Ledgard'ın ölen karısı Vera'nın bir kopyasına dönüşür.

Film Thierry Jonquet'in Tarantula adlı kitaptan uyarlamadır. 

 Ben bu filmi izledikten sonra baya bir şok olmuştum, anlatamıyorum yani. Bu kadar zekice ama psikopatça bir film daha izlememiştim ve izledikten sonra herkese anlatıp zorla izlettirmek istemiştim. Bu arada senaryonun asıl sahibi Tarantula kitabının yazarı Jonquet'in de hakkını yemeyeyim, büyük başarı böyle bir kurgu yazabilmek.

Volver (Dönüş, 2006)

Dram, Komedi

 Film kadınların taşlarını tek tek temizledikleri bir kasaba mezarlığında başlar. Raimunda (Penélope Cruz) ve kız kardeşi Soledad (Lola Duenas) bir yangında kaybettikleri anne ve babalarının mezarlarını temizlemektedirler. Kasaba halkı ölülere büyük saygı göstermekte ve adeta ölüleriyle birlikte yaşamaktadır. 

 Yoksul, yaşayabilmek için bir hafta sonları bile çalışmak zorunda kalan Raimunda ve kızı Paula (Yohana Cobo) ve kocası Paco (Antonio de la Torre)  ile birlikte yaşarlar. Oldukça saldırgan ve işe yaramaz bir görüntü çizen Paco, işten atıldığı gibi, kızı Paula'ya tecavüz etmeye kalkar ve Paula tarafından öldürülür. Raimunda cesedi ortadan kaldırır. Kız kardeşler akıl ve beden sağlığını iyice yitirmiş olan yaşlı teyzeleri Paula'ya (Chus Lampreave) ziyarete gittikleri gün teyzelerinin öldüğü haberini alırlar. Raimunda cesedi saklamak için çare bulmakla uğraştığı için cenazeye gidemez. Kız kardeşi Sole ise utangaç, tedirgin ve cesaretsizdir. Evini kayıt dışı bir kuaför salonuna çevirmiş ve hayatını bununla kazanmaktadır. Kocası bir süre önce kendisini bir müşterisi ile aldatarak evi terk etmiştir. Cenazeye giden Sole, cenazede ölmüş annesi Irene'nin (Carmen Maura) hayaleti ile karşılaşır ve onunla konuşur. Köyde birçok kişi Irene'nin hayaleti ile karşılaşır ve ölülerin geri dönmeleri halk tarafından normal karşılanmaktadır. Sole annesi Irene'yi de yanına alıp geri döner.

 Bu filmde kadınların direnişi var, hayatta kalma mücadelesi. Erkek bir karakterin nadir olduğu bir filmdi yanılmıyorsam sadece iki tane vardı. Penelope Cruz'un ise güzelliği ve oyunculuğu müthiş. Çok beğenerek izledim.

Julieta (2016)

Dram

 Artık 50'li yaşlarını süren Julieta, yaşadığı evden ve şehirden taşınmak üzeredir. Sevgilisiyle yeni bir hata kuracakken tam hazırlıkların ortasındayken bir gün yolda bir genç kadın ile tanışır. Belki de aradan 20 yıl geçmiştir ama kadının Julieta'ya hatırlattıkları şimdi dün gibi tazedir. Yüzleşmek istemediği geçmişini anımsatan bu kadın, zaten tereddütteki Julieta'nın kafasını iyice karıştıracaktır. Yaşadığı şehirden taşınmaktan vazgeçen Julieta bu vesileyle sevgilisinden de ayrılır. Yolda karşılaştığı kadının kendisine anımsattıklarından yola çıkarak, geçmişiyle hesaplaşmaya başlar. 

 Dürüst olmak gerekirse bu filmi sırf devamında ne olacak diye merakımdan izledim ve konusunda da çok bir şey anlamadım. Ortada gizli bir mesaj yada gönderme varsa da yine anlamazdım. Sadece bir anne ile kızı arasındaki anlamsız bir kavga vardı. Biraz gizemli gibi ama değil gibiydi aynı zamanda. Yani izleyin derim ama bir beklenti içine girmeyin sonunda öyle çıkarılacak bir mesaj yok.

 Benim izlediğim ve İspanyol sinemasına dair önerebileceğim filmler bunlardı, sizinde bir öneriniz varsa her zaman önerilere açığım. Ne de olsa tek hobim yeni ve farklı kültürlere ait filmler keşfetmek. :)

 

Arzu Çevikalp bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1141
Kayıt tarihi
: 29.04.15
 
 

Işık Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Erken mezun olmuş biri olarak mesleğime henü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster