Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
531
 

İsrail, Şiddet ve Terörle Ayakta Duran Bir Devlet mi ? (2)

İsrail, Şiddet ve Terörle Ayakta Duran Bir Devlet mi ? (2)
 

Top namlusunun ucundaki Filistinliler


Bu kadarla da kalmadı elbette. Kısa bir sürede birçok önemli ve stratejik npktayı ele geçiren Filistin hem moral olarak güçlenmişti hem de arkalarında Rusya, İngiltere ve ABD gibi devletler vardı. Belki de bu yüzden birçok Arap ülkesi hiç direniş göstermeden Golan tepeleri gibi kendi topraklarındaki önemli noktaları, hemen teslim ettiler. Ama bir tek Filistinliler ciddi, istikrarlı ve etkili direniş göstermişler İsrail’lilere. Ve önemli kayıplarda vermişler. Belki de o yüzden bir kin ve nefret duygusu hakim Filistinlilere karşı. Devam edelim..

İsrail 1982 yılında Lübnan'a yerleşmiş bulunan Filistin direniş güçlerini bu bölgeden çıkarmak için kara, hava ve deniz kuvvetleriyle bir saldırı düzenledi. Lübnan'a yönelik saldırılar 21 Nisan'da Damur çevresine yapılan büyük bombardımanla başladı. 3 Haziran'da İsrail'in Londra büyükelçisinin bir saldırı sonucu yaralanması İsrail'in Lübnan'ı işgal planını devreye sokması için çok büyük fırsat oldu. Londra büyükelçisine yönelik saldırıdan Filistinlileri sorumlu tutan İsrail, 3 Haziran'da Batı Beyrut'un dış mahallelerinde bulunan ve Filistinliler tarafından kullanılan bir stadyuma ve Güney Lübnan'daki Filistin mevzilerine şiddetli hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıda 80 kişi öldü, 100'den fazla insan da yaralandı. İsrail kuvvetleri, bu olaydan üç gün sonra da Lübnan sınırlarını geçerek bu ülkeyi işgal hareketini başlattılar. 80 bin askerden oluşan İsrail kuvvetleri Haziran sonuna kadar Beyrut havaalanına ulaştılar. Filistinliler sayıları az olmasına rağmen Yahudi güçlere karşı güçlü bir savunmada bulundular. Ancak arkalarında devlet desteği olmayan ve sayıları 7 – 8 bini geçmeyen Filistinli direnişçiler geriye doğru çekilmek zorunda kaldılar ve Batı Beyrut'ta kuşatma altına alındılar. İsrail kuvvetleri Lübnan'daki Hıristiyan falanjist güçlerden destek ve yardım alarak ilerliyorlardı. Bunun yanı sıra yine bir Hıristiyan olan Lübnan cumhurbaşkanı İlyas Sarkis’in de İsrail kuvvetlerine yardımcı olduğu belirtiliyor. Bu işgal sonrasında bütün dünyanın yalnız bıraktığı Filistinli direnişçiler Lübnan'ı terk etmek zorunda kaldılar. İsrail, Lübnan'daki kuvvetlerini ancak 1985 Şubat'ından itibaren kademeli olarak geriye çekmeye başlamıştır.

Siyonist terör örgütlerinin İsrail devletini kurma süreci içinde gerçekleştirdikleri bazı katliamlardan ve cinayetlerden daha önce söz etmiştik. Bu katliamlar ve cinayetler İsrail'in kurulmasından sonra da kesilmeden devam etti. İşte İsrail'in kurulduktan sonra tarihe geçmiş Katliamları :

- 14 Ekim 1953 gecesi: Ariel Sharon komutasındaki "Birlik 101" adını taşıyan 500 kişilik Yahudi komando birliğinin Batı Yaka'daki Kibya adlı Filistin köyüne baskın düzenleyerek 67 kişiyi öldürmesi, 75 kişiyi de yaralaması.

- 28 Şubat 1955: İşgal kuvvetlerinin Gazze'ye baskın düzenleyerek 38 kişiyi öldürmeleri

- 31 Ağustos 1955: İsrail'in Gazze'nin Han Yunus bölgesine saldırması. 40 Mısır askerinin öldürülmesi, 40'ının da yaralanması.

- 28 Ekim 1956 akşamı: Siyonist askerlerin Sina'daki Kefer Kâsım köyünde büyük bir katliam gerçekleştirmeleri.

- 8 Nisan 1970: İsrail uçaklarının Mısır'daki Bahru'l-Bakar Okulu'na saldırı düzenlemeleri. Bu saldırıda 30 çocuk hayatını kaybetmiştir.

- 21 Şubat 1973: İsrail füzelerinin Libya havayollarına ait bir uçağı düşürerek Libya dışişleri bakanının ölümüne sebep olmaları.

- 16 Eylül 1982 gecesi: Sabra ve Şatilla katliamı. Son Netanyahu hükümetinde Altyapı bakanı görevine getirilen Ariel Sharon'un gözetiminde gerçekleştirilen bu katliamda çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 991 Filistinli mülteci öldürüldü.

- 1 Ekim 1985: İsrail uçaklarının Tunus'taki FKÖ karargahını bombalamaları. Bu olayda 70 kişi öldürülmüş, yüzlerce insan da yaralanmıştır.

- 7 Aralık 1987: Filistinli işçileri taşıyan arabaya bir Yahudi’nin kamyonetiyle çarparak dört Filistinlinin ölümüne dokuz Filistinlinin de yaralanmasına sebep olması. Bu saldırı intifadanın fitilini çeken olay olmuştur.

- 16 Aralık 1988: Siyonist işgal güçlerinin Nablus'un Re'su'l-Ayn kentinde Filistinli gençlere karşı katliam gerçekleştirmeleri

- 24 Eylül 1990: Siyonistlerin el-Beric mülteci kampına baskın düzenleyerek 33 ev ve dükkanı yıkmaları

- 8 Ekim 1990: Kudüs katliamı. 30 Müslüman’ın şehid edildiği, 800 Müslüman’ın yaralandığı bu saldırı, İsrail yönetiminin bazı fanatik Yahudi gruplarını kışkırtması sonucu gerçekleştirildiği belirtiliyor.

- 13 Mayıs 1993: İşgalciler tarafından şehid edilen Hasan Muhammed Hamude'nin cenaze merasimine katılan üç binden fazla Filistinlinin üzerine Yahudi askerlerin ateş açmaları sonucu 5 kişinin şehit olması, altmış kişinin de yaralanması.

- 25 Şubat 1994(15 Ramazan1414): el-Halil'de Hz. İbrahim Camisi katliamı. Müslümanların sabah namazını kıldıkları sırada gerçekleştirilen bu katliamda İsrail askerleri tarafından korunan Barush Goldstien adlı bir Yahudi terörist tetikçi görevi üstlenmişti. Katliamda toplam 67 kişi hayatını kaybetmiş, pek çok kişi de yaralanmıştır.

- 12 Haziran 1995: Nablus'ta Müslümanlara ait bazı evlerin İsrail askerlerinin attığı roketlerle yerle bir edilmesi

- 18 Nisan 1996: Lübnan'da Kana katliamı. Bu katliamda çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan 108 kişi hayatını kaybetmiştir.

Görüldüğü gibi, bunlar İsrail'in devlet sıfatıyla gerçekleştirdiği katliam ve cinayetlerin bir kısmı. Geri kalanları yada unutulanları da sıralayabilmek için uzun bir liste çıkartılabilir. Ancak bu katliamlar ve cinayetler "siyonizm"in bir devlet kimliği kazanmasından sonra da anlayış ve çizgisini değiştirmediğini ve İsrail’in yaptıklarının “bir savunma” değil “saldırı” olduğunu belgelemeye yetiyor galiba..

İsrail’in daha henüz kurulmuşken böyle bir maceraya nasıl atılmış olacağı ve bugüne kadar nasıl güçlendiği ve buna dünya devletlerinin neden ses çıkartmadığı belki daha iyi anlaşılmıştır. İsrail bu katliamları nasıl açıklar bilmem ama işin ilginç tarafı hiçbir İslam devleti İsrail’in karşısında dimdik duramamış. Halen de duramıyor.. Garip değil mi ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cevaplayayim: Garip degil. 3 nedenle: 1- Araplar arasinda, Muslumanlar arasinda bir birlik yokdur, kimse tepkilerinden korkmaz. Bunlari yonetenlerinde koltuklarini kaybetmekden baska bir endiseleri yokdur. 2- Gecmisde ne zaman topyekun saldirsalar, tokat yemis oturmuslardir. Bunlairn hakkindan bir tek filistinliler gelir,..onlarda asimile olmalarina ragmen aslen arap bir toplum degildir. 3- Hic bir sunni arap ulkesi hamas' i desteklemez, iran ilie iliskisi nedeni ile. bekliyorlarki israil halletsin hamasi' i ilave olarak, el-fetih bile el altindan israil' in isi bitirmesini bekliyor. Anladinmi simdi neden bana garip gelmiyor, hala garip geliyormu size?

mihri dates 
 15.01.2009 4:46
Cevap :
Artık bana hiçbirşey garip gelmiyor.. Tanrı ırkları yaratırken, hepsine ayrı bir özellik vermiş. Araplara da yalnızca petrol vermiş. Petrolleri olmasaymış Araplar bir hiçöiş demek ki ? Ama ırkı, cinsi, kavmi ne olursa olsun tanrının her insana verdiği ortak bir özellik var. Beyin !.. Araplar, bu beyni kullanmaktan aciz.. Hep hazıra alışmışlar. Yönetilmekten haz almışlar.. Bugün asla Amerikan zencileri gibi mücadele etmemişler. Birazda kadercilik mi yapıyorlar acaba ? O zaman ezilmeye de mahkumsun demektir.. Fazla da yerinmeyeceksin, kaderine razı olacaksın...  15.01.2009 10:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2514
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster