Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
3475
 

Issız Adam

Issız Adam
 

Alıntı


Geç kaldım biliyorum ama, bugün fırsatını bulup sinemaya gittim. Film biteli dört saatten fazla oldu, yine de etkisinden kurtulamadım.

İlk bölümde bu kadar cinselliğin işlenmesi gereksiz diye düşünmüştüm. Filmin sonunda ise yönetmenin, adamın kişiliğini vurgulamada kullandığını ve dozunda olduğunu anladım.

Görmeyi unuttuğumuz muzip ve olağanüstü bir aşk hikâyesi. Klasik Türk filmlerinde olan aşklardan bir tane. Hep görmeye alıştığımız mutlu son yok ama bu kez. İnsanı hıçkırıklara boğacak bir son vardı. ‘Neden ya?’ dedirten bir son…

Melis Birkan’ın oyunculuğunu döktürdüğü yaprak dolmalı bölüm sanırım uzun bir süre daha aklımdan çıkmayacak. Hani insan bazen dayanamaz kendine yapılan haksızlığa, gözyaşlarına laf dinletemez çünkü gerçekten sevmektedir. Ama öteki taraftan güçlü olması gerekir. Böyle ikilemlerin olduğu ve Melis Birkan’ın bunu bizlere yansıttığı bölümdü. Cemal Hünel ‘in ıssızlığı canlandırması muhteşemdi. Bir adam ancak bu kadar ıssız olabilir diyorsunuz.

Filmin adının neden ‘Issız Adam’ olduğunu da sonunda anlıyorsunuz. Bence en etkileyici sahne ayrılıkların ardından karşılaşma ve iç konuşmaların yaşandığı yerdi. Pişmanlığın ve romantizmin doruklara ulaştığı sahne.

Çoğu zaman yaptığımız şeydi aslında. ‘İyiyim’ derken aslında içimizdeki ses hiç de iyi olmadığımızı bağırır. Yalanlarla örülmüş; gerçek duyguların, düşüncelerin belli edilmediği nokta. Suratlarda mutlu maskeler, gözlerde nemli bakışlar… Oysa o kadar basittir ki her şey. İnsanı bir toka ya da bir masal cd’si paramparça edebilir. Ayrıntılardan yaşamdan arda kalan ve yalnızca gerçekler.

Filmi izlerken o mekânlarda oturmak, o sokaklarda gezmek, o müzikleri dinleyerek vakit geçirmek istiyor insan. Kulaklarında filmin müthiş ve filmle bütünleşen sesleri, gözlerinde yaşlarla çıkıyor insan.

Yine güzel bir Türk sineması diyorsun içinden ve gurur duyuyorsun. Çağan Irmak imzası belli ediyor kendini.

Filmin cd’sini edineceğim ve tekrar izleyeceğim. Size de sinemada izleme fırsatınızı kaçırmamanızı tavsiye ediyorum. İyi seyirler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir film ancak bu kadar güzel anmlatılabilir! Var olunuz. Sinemamız da müziğimiz de ölmeyecek! Peşinde koşup durduğumuz aşk da sevgi de hayranlık da ölmeyecek! Bu yazdıklarınızı bazı sinema eleştirmenlerimiz de okusun isterim. O kendini beğenmişliklerin ötesinde bir film nasıl anlatılır onu öğrensinler önce. Kendinizden duygular katarak anlatmanız çok güzel. Kutlarım.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 14.12.2008 23:16
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Sinemada, tiyatroda, müzikde v.b.de insan kendinden bir şeyler buluruyorsa, yüreğine dokunur zaten. Sevgiyle kalın.  16.12.2008 22:37
 

Her filmi ayrı bir duygu esintisi..Şu anda bu blogu okurken Ayla Dikmen in şarkısı çalıyor fonda..Anlamazdın anlamazdın...

son tual 
 10.12.2008 13:03
Cevap :
Uzun bir süre g.tmiyor kulaklardan o müzikler. En güzeli de bu şarkıları dinlerken kendin için söylendiği düşünmek sanırım. Küçük mutluluklar hep yanınızda olsun.  10.12.2008 20:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 4746
Kayıt tarihi
: 16.08.07
 
 

2003 Marmara Üniv. mezunuyum. Okuyan, gezen, hayatı seven biriyim. İstanbul'da sınıf öğretmenliği ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster