Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1256
 

Issız adam

Issız adam
 

Issız Adam


O kadar çok düşündüm ki bu film üzerine. Çevremdeki bir sürü insanın tavsiyesi üzerine gittim. Mustafa filmine ne kadar tepki varsa bu filme o kadar destek vardı. Merak ettim... Bayramda bahane ya gittim.

Gördüklerimi söylemeliyim önce.

Chat yaparak başlıyor film. Sonra adam yerinden kalkıyor, yıkanıyor, süsleniyor tanımadığı bir eve yönleniyor ve bir kadın ve bir adam başka bir evde onu bekliyor... Hep beraber odaya giriyorlar...

En yakınında sürekli çağırabileceği parasıyla birlikte olabileceği kadınlar var. İstediği zaman çağırıp istediği gibi birlikte olduğu... Canı çekince çıtırlar dediği gencecik kızları da buluveriyor bir telefonda... Parasıyla değil mi kolay, amaç yalnızlıkları atmak nasılsa... Prezervatifleri topluyor yatağının altından... Yalnızlığını giderebildiği ucuz çözümler dolu hayatı... Hırçın yani... Şımarık... Ama ruhunun ince gülü de var bir yerlerde... Neden olmuş böyle? Bilen yok..

Hayatı sürekli bu bağlamda dönüp giderken karşısına kendine özgü bir kız çıkıveriyor. Aşık oluyor. Kıza da çekici geliyor adam çünkü bu gürültü patırtıda 70- 80 lerin LP lerinde buluyor ince duyguları adam kendince. Ayrıca iki soğan bir biberle yemek yapmayı da biliyor elbet... Nasıl bir ruhsa hem ince hem kalın doğruyor hayatı. Hem de annesinin bağrından çıkıp gelip tek başına iş sahibi olmuş İstanbul’da... Neden ve nasıl olmuş bilen yok... Para derdi de yok... Aşçı ve patron olmuş işte... Çalışanlarını seven ama kaprisleriyle boğup azarlayan ince ruhlu yalnız bir adam... İstediği zaman memlekete para da yolluyor..

Sonra kız evine geliyor sonunda... Birlikte oluyorlar... Ne birliktelik ama. Sonra uyuyorlar. Adam uyuyamıyor... Uyumaya çalışıyor zorlanıyor... Kız seviyor... Sonra ısrar ediyor daha güzel sevişiyorlar hayat güzelleşiyor. Annesiyle tanıştıracak kadar güzel herşey... Annesiyle kız iyi anlaşıyorlar... Adam tedirgin... Annesine “zor be anne”... diyiveriyor... Nedenini anlatamıyor... Ne annesi ne de kimse anlayamıyor...

Ve annesi gittiği gün her şey güzelken kıza “ayrılmak istiyorum” diyor... Ortalık karışıyor kız ağlıyor okkalı bir iki laf, bir tokat ve terk ediyor evi Ada... Issız kalıyor ADAM

4-5 yıl sonra karşılaşıyorlar kız evlenmiş İngiltere’ye yerleşmiş bir de kızı var adı Elif... Cüzdanında taşıyor resmini minik Elif'in... Kocası yok ama... Geçmişe flashback yapıyorlar, düşünceler... Düşünceler… Sarılıyorlar ve “kız kocamla mutluyum ama her birlikte olduğumda hep seni düşünüyorum” deyiveriyor aklından da olsa... Sarılıyorlar.. ve gözyaşları içinde hayat devam ederken ayrılıyorlar... Ve son.

Olay oldu bu film. Herkes kendinden bir şey buluverdi. Nedeni bilinmez bir sebep yüzünden kendini hiçlere vermiş bir adamın yok saydığı hayatlara para ödedi kitleler... Kadın hakları ayaklar altında... Minicik yürekler ıssız kaldı... Boş ver gerçek olan bu.. aile hayatı ayaklar altında boş ver gerçek olan bu... Sevdikleri dışında evlenen akıllı kızlar bile mahkum yeni kocalarına... Güzel müzikler, reklamlardan çıkma evler, hayallerdeki işler... Yalnız bir adam, yalnız bir ada adamakıllı hiçe sayılmış diğerleri..

Evet belki 40lı yaşların derin anlamları içinde anlamamış olabilirim ama ağrıma gitti bu kadar mı çok hayatta/insanda bu anlamsızlıklar anlam buluverdi... Çevremdeki hemen herkes bayıldı bu filme.

Bir tek mesaj veremedi üstelik bu film. Yatak oyunlarını legalleştirdi diye mi acaba gizli kalmışlıklardan bir demet keyif aldı ıssız adalar, adamlar. Anlamakta zorlandım. Harika müziklerle geçmişin güzelliklerini yakalamaya çalıştım sadece... Belli ki filmin en güzel yanı da bu olmuş bile bile... Bile bile krema yapmışlar bu güzel müzikleri bu filme...

Hele hele bir kadeh rakı içti diye bir nefes sigara çekti diye filmi seyretmeden mahkûm eden Mustafa’lar da aynı şeyi yapınca içim dağlandı.

Hangisine hoşgörü hangisine isyan bilemedim.

Belki de ben yaşlanıyorum.

Sevgiyle kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Issız Adam filmi herkesin hayatında yaşadığı bir bölümden ibaret yalnızca.Ömrümüzü nasıl geçirdiğimizi sundu,ayna oldu bazı insanlara.''Gör bak,sen busun'' ya da ''hayatından geçip giden kişi böyleydi'' dedi açık açık. Hiç kimse,bu filmdeki seksüel sahnelerle ilgili yorum yapmaz,çünkü bunlar herkesin hayatında olan şeyler.Bastırılmış dürtülerimiz. Mustafa filmi farklı,o film önderimizin hayatını anlatmaya kalkıştı.Bir toplumda önder olan kişi,ulaşılmaz olmalı,herşeyiyle örnek olmalı,sevgiye layık olmalı,saygıya layık olmalı.İnsanların gözündeki önderi bir iki sahneyle yıkabilecek filmler olamaz. Issız Adam ile Mustafa filmlerinin yapıları ve anlattıkları çok farklı,birbirlerine karıştırmamak lazım.

YETER ÖZHAL 
 13.12.2008 10:53
Cevap :
Çocuk pornosunun herkesin hayatında olduğunu zannetmiyorum. Mustafa filminin Ata'mıza olan saygıyı yok etmesi ise imkansız.. Bence karıştırılan da zaten bu.. Yorumunuz için teşekkür ederim..  13.12.2008 13:40
 

Oturup 'Issız Adam' yorumlarını özellikle arayıp okumuyorum. Ama karşılaştıklarım arasından, başka bir açıdan bakan ilk siz oldunuz. Üstelik ne Mustafa'ya, ne de Issız Adam'a gidebildim henüz. Kaç zamandır sadece merak ettiğimle kalıyorum. Sevgiler

ASLI AKOBA 
 12.12.2008 11:34
 

Ancak yazınız daha da gitmem gerektiğini hatırlattı bana. Teşekkürler.

serifsoner 
 12.12.2008 10:35
 

Sanıyorum bu filmi izleyenlere olağandışı bir bakışaçısı sunuyorsunuz. Size çoğunlukla katılıyorum. Saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 12.12.2008 1:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 960
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Hayatı her sorguladığımda karşıma çıkan sonuçlara analitik yaklaşımlar sergilemeye devam ediyorum el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster