Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
351
 

İşsiz mezun

İşsiz mezun
 

Çırak Öğrenci İlerisi yok


İş Arayan Genç

Türkiye Cumhuriyet’in de öğrenci olmak gerçek anlamıyla zor.

Eğitimin ağır ders şartlarından dolayı değil, devletin okumak isteyen öğrencilerin yürüdüğü yola aşılmaz duvarlar koyarak engellenmesi bu ülkede tam anlamıyla okumanın zor olduğunu gösteriyor…

Şimdi sizlere bu zor şartların altında kalıp hala ezilmeyerek bu duyguları komedi trajedi olarak anlatan insanın öyküsünü dile getireceğim…

Bilindiği gibi yedi yaşlarında okumaya başlamış ve yirmi’li yaşlarında eğitimini sonlandırmış… Bu eğitim süreci içerisinde en çokta üniversiteyi okurken zorlanmış. Şimdi ikimizin arasında geçen sohbeti dile getiriyorum;

Üniversiteyi okumak gerçekten zor mu? Bundan dolayı mı okumakta zorlandınız?

Kesinlikle hayır. Üniversiteyi okumak kadar kolay bir şey var mı? Dediğim gibi bu ülkede okumak gerçekten çok zor. Çünkü okumaman için elinden gelenleri yapıyorlar. Durumu iyi olan öğrenci var mı yok mu diye düşünmüyorlar bile.

Peki, nerede zorlandınız bunu daha net olarak açıklamanız mümkün mü?

Tabiî ki… En zorlandığım dönemdi diyebiliriz. Aile olarak durumumuz iyi değildi. Ama okumak istiyordum ve okumak zorundaydım. Bildiğiniz gibi ülkemizde her şey eş dost tanıdık muhabbeti arasında ilerliyor. Biz fakirlerin böyle bir durumları yok aksine daha çok nasıl yediğimiz tekmelerden kurtuluruz durumuyla iç içeyiz. Bunun içinde kesinlikle okumak zorundayız. Düşünün ki bir ülkeyi ele almaya çalışırsak buradan ele almak gerekir. Okumak için değil yediğimiz tekmeleri nasıl azaltırız düşünceleri ile baş başa bırakılmış bir halkı düşündüğümüzde az çok eğitim sistemini de çözmüş olabiliriz. Nihayetinde Kocaeli Üniversitesi’ni kazandım. Okula gidebilmem için kayıt parasına ihtiyacım vardı. Bunun için çalışmam gerekiyordu. Ki öylede oldu.

Bu çalışma saatleri sizi yormuyor muydu?

Yormaz olur mu? Hem de nasıl yoruyordu. Sabah’ın beşine kadar çalışıyor iki saat ya uyuyordum ya uyumuyordum okula doğru yol alıyordum. Dört saatlik ders için, dört saat yol katlediyordum. Bu hem bedenen yoruyordu hem zihnen. Ama ne yapabiliriz ki çalışmak zorundayız ki okuyalım. Yoksa devletin umurunda mı? Devletin umurunda olsaydı eğitim sistemini iyileştirir ve öğrencilerin önünü sonsuza kadar açardı. Sınırsız imkânlara kadar bilimsel ve teknolojiksel yardımlarda bulunurdu. Öğrencilerin okuma refahının yükselmesi demek bir milletin refahı yükselmesi demektir. Bunu biz de iyi biliyoruz devlette. Peki ya sorun nerede diye sormak gerekiyor. Sorun tabiî ki bu ülkeyi yönetmeye çalışan zihinlerde.

Okulunuz bittikten sonra iş bulabildiniz mi peki?

Hayır. Kaç aydır işsiz dolanmaktayım.

Sebebi nedir?

Sebebi mi? İşte burada insanın gülesi geliyor. Onlara kalırsa tecrübesiz olmam. Evet- evet tecrübesiz olmam. Öyle bir eğitime sahibiz ki hamdolsun sadece ellerimizde kalemler, karşımızda bizi milli eğitim bakanı sanan öğretmenlerimiz ve bize karşı dersi değil de kendilerini anlatmaya çabalamalarıyla boşa giden iki yıllık üniversite hayatımız… Öyle bir eğitim hayatına sahibiz ki bizi hem okuyup hem çalışmaya iten ve bizi geliştirmekte acizleşen bir eğitimin içerisindeyiz. Tabii bu eğitim açısından birde işverenlerin açısından bakmak gerekir.

Mesela?

Mesela, bu ülkede ki eğitim sisteminden kendileri de haberdar. Bu sistemi bildikleri halde yedi yaşında eğitime başlamış on üç yıllık eğitimi sonunda eğitimini sonlandırmış bir insana bu yaşınıza kadar iş tecrübesi edinememişsiniz demeleri beni çığırımdan çıkartıyor. Sanki birileri bizimle dalga geçiyormuş gibi geliyor… Tabii daha neler-neler var… Erkekseniz yandınız. Özgeçmişinize bakıyorlar ve şu soruyu soruyorlar ‘aaa beyefendi daha askerlik bile yapmamışsınız’ sorusuyla karşılaşıyorsunuz. O an düşünüyorum ya kendimi asmalıyım ya da yaşayarak kendime işkence etmeye devam etmeliyim diyorum. Tabii bunlar zor olan dönemler. Ama tabii çareler tükenmiyor. Kendimi savunmaya alıyorum hemen ve diyorum ardı sırasında ‘ efendim kusura bakmayın yedi yaşında okula başlamış ve on üç yıllık okuma hayatı boyunca ülkemizde ki eğitim sistemine göre okuyarak bitirmiş olarak karşınızdayım ve yaşım henüz yirmi. Doğal olarak eğitim sistemim bana sadece okumayı emretmiş. Hem çalışarak tecrübe kazanıp hem okuyarak eğitimi geliştirmem açısından bir şekilde yardımcı olmamış. Doğal olarak tabiî ki tecrübesizim… Peki, ben soruyorum size siz beni işe almazsanız bir başkası beni işe almazsa ben bu tecrübe dediğiniz şeyi nerede kazanacağım?’ diye sorunca da terbiyesiz oluyorsunuz ve doğal olarak yine işe alınmıyorsunuz.

Not: Bu yazı bir kitap olana kadar devam eder. Önemli olan sizlere burada bazı püf noktaları görmenizi sağlamaya çalışıyorum. Burada anlatılan kişi benim. Kendi kendime soruyor ve cevaplıyorum. Ama inanın ki bunlar benim yaşadıklarımın arasında onda biri diyebiliriz. Çok vurgulamak istediğim konular var ama bildiğiniz gibi artık düşünceler bile yorulabiliyor. Umarım ne anlatmak istediğimi gayet iyi anlamışsınızdır veyahut umarım anlatabilmişimdir…

Saygılarımla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 483
Kayıt tarihi
: 17.11.08
 
 

Kocaeli Üniversitesi İzmit Meslek Yüksek Okulu Muhasebe bölümünü okudum. Sene olarak bitirdim ama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster