Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '07

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1094
 

İşsizlik azalıyor mu? Artıyor mu?

İşsizlik azalıyor mu? Artıyor mu?
 

Biliyorsunuz medya, iş dünyası, ekonomistler ve genel anlamı ile Büyük Türk Büyükleri tarafından özellikle 1980 sonrası bize hep kent nüfusunu artması gerektiği, tarımsal nüfusun çok olduğu ve bundan dolayı da sanayileşemediğimizden dem vurulup duruldu. Bu konuda öyle bir beyin yıkama yapıldı ki, Tarım sektörümüze adeta “Vurun kahpeye” misali darbe üstüne darbe vuruldu, vuruluyor. Bakalım ne olmuş?

Buna geçmeden şunun altına çizmem gerekiyor. Her söylemin ya da her sloganın ya da ekonomik programın ya da herhangi bir öykünün başarısı sayısal istatistiklerle desteklenmediği sürece bir anlam ifade etmez.

TÜİK 2006 istihdam ve işsizlik rakamlarını geçenlerde yayımladı. Bu yeni verileri dikkate alarak ve yıllık ortalamaları kullanarak 1988'den bugüne işsizliğin seyrini mercek altına aldığımızda ilginç değişimler önümüze çıkmaktadır. Ama özellikle tarımsal istihdamdaki düşüşün işsizlik sayısının artmasının, hem geniş anlamda hem de dar anlamda, ana kaynağı olduğu ortaya çıkmaktadır!

1988 yılında,

İş arayan İşsiz sayısı; 1, 638 bin, İşsizlik Yüzdesi: %8.4

İş Aramayan İşsizler; 619 bin, İşsizlik Toplam Yüzdesi: %11.3

Tarımda İstihdam: 8, 249 bin

1998 yılında,

İş arayan İşsiz sayısı; 1, 607 bin, İşsizlik Yüzdesi: %6.9

İş Aramayan İşsizler; 411 bin, İşsizlik Toplam Yüzdesi: %8.5

Tarımda İstihdam: 9, 039 bin

2002 yılında,

İş arayan İşsiz sayısı; 2, 464 bin, İşsizlik Yüzdesi: %10.3

İş Aramayan İşsizler;1, 020bin, İşsizlik Toplam Yüzdesi: %14

Tarımda İstihdam: 7, 458 bin

2003 yılında,

İş arayan İşsiz sayısı; 2, 493 bin, İşsizlik Yüzdesi: %10.5

İş Aramayan İşsizler; 945 bin, İşsizlik Toplam Yüzdesi: %14

Tarımda İstihdam: 7, 165 bin

2006 yılında,

İş arayan İşsiz sayısı; 2, 446 bin, İşsizlik Yüzdesi: %9.9

İş Aramayan İşsizler; 2, 007 bin, İşsizlik Toplam Yüzdesi: %16.6

Tarımda istihdam: 6, 068 bin

İşsizlik, hem "dar", hem de "geniş" tanımlarla, sayı ve oran olarak 1988-1998 arasında gerilemiş ve kırsal nüfus artışının bir bölümü tarımdaki istihdam artışı içinde bir "hayat alanı" bulabilmiştir.

1998-2006 yıllarında tablo tamamen tersine dönüyor: İş arayan işsizlerin sayısı 1 milyon artıyor ve bu "dar" anlamdaki işsizlik oranını yüzde 6, 5'ten yüzde 9, 9'a çıkartıyor. Çalışmak isteyip iş aramaktan vazgeçenlerin de içerildiği toplam işsizlerin sayısı aynı dönem boyunca 2, 4 milyon artış göstermiş; bunları da kapsayan geniş anlamdaki işsizlik oranı hemen hemen iki misli artarak yüzde 16, 6'ya ulaşmıştır. AKP döneminde (2003-2006'da) "dar" anlamlı işsizlerin sayısında ve oranında gözlenen göreli istikrar, gerçek işsizlerin sayısına baktığımızda 1 milyonluk; işsizlik yüzdesine baktığımızda 2, 6 puanlık bir artış göstermiştir.

Sayıların gösterdiği o dur ki, artan işsizliğin ana kaynaklarından biri tarımdaki çarpıcı istihdam düşmesidir. 1998-2006 arasında tarımsal istihdam hemen hemen 3 milyonluk, AKP'li yıllar boyunca 1, 4 milyonluk azalma göstermektedir. Nerede bu insanlar? Ne yapıyorlar? Meslekleri var mı? Çocukları ne yapıyor?

Projeli-vizyonlu-alternatifsiz sunulan ve savunulan neoliberal alaturka politikaların şokları, tarımda insanları üretimden koparmış, büyük çoğunluğunu da kent varoşlarına yığmıştır. Bu politikalar sonucunda bugün sadece İstanbul'da 500, 000 işsiz vardır!

Ortada dramatik bir toplumsal bunalım vardır. Bu bunalımın emarelerini de her gün sokaklarda ve haberlerde görüyoruz, okuyoruz.

Bu arada borsa coşuyor, döviz düşüyor, iş insanlarımız fabrikalarını, bankalarını satıyor, piyasalarda huzur ve istikrar var! 25 adet dolar milyarderimiz var. Sermayemiz yok ama geçen 3 yılda 350 milyar dolar faiz ödemişiz! Hali hazırda 375 milyar dolar borcumuz var…Her şeyi “babalar gibi satıyoruz” da bir türlü borç bitmiyor? Ama AKP başarılı, bir 5 yıl daha hükümet olursa huzur ve istikrar devam eder!

Kurulan bu saadet zinciri fakirden zengine, zenginden yurt dışına, halkımızdan yurt dışındaki fonlara servet aktarmakta…Pekiyi ne kadar sürecek bu süreç? Bunun toplumdaki yansımaları ne olacak, hiç düşünen var mı sizce? Ya da bizler düşünüyor muyuz? Düşünmeli miyiz?

Düşünmeliyiz çünkü bir gün ama hiç ummadığımız bir gün belki de hiç ummadığımız şekilde giderek artan toplumsal bunalımdan şahsımız ve/veya ailemizin bir ferdi zarar görebiliriz.

Artık YETER demenin zamanı gelmedi mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Böyle yazıları okuyunca umutsuzluğum biraz olsun azalıyor, az da olsa hala benim gibi düşünen insanlara rastlamak, sanki kışın ortasında bir çiçeğe dokunmak gibi..

Faruk Emre 
 28.08.2007 12:15
Cevap :
Faruk Bey, Yorumunuz için teşekkür ederim. Kardelenler her zaman var olacaktır. Saygılar,  28.08.2007 18:10
 

söz milletin! başarısız olanlar dışarı gitsinler, kankaları Bush'un yanına...

Serkan Dilek 
 15.03.2007 8:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster