Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
360
 

İşsizlik işi

Midemde derin bir yanma ile uyandım gece yarısı. Bundan yaklaşık bir sene önce faranjit teşhisi koyan doktorum pek çok yasak listesi içeren bir liste tutuşturmuştu elime. Bunların arasında soğandan, sarımsaktan, asitli yiyecek ve içeceklerden uzak durmak ve hatta stresten uzak durmak vardı. Ne kadar komik değil mi? Stresten uzak durmak. Hele benim gibi yüreğinde derin duygusallık taşıyan biri için stresten uzak durmak. Dünden önceki gün çalıştığım işyerinden çıkarıldım. Bana söylenen neden görevimi yapamadığımdı. Görevimi yapamamak. . . Hiç kimse görevimi niçin yapamadığımı sormamıştı. Örneğin hazırlamış olduğum vardiya çizelgesi önce genel müdür tarafından imzalanıp asılmış fakat sonra olmadığı gerekçe gösterilerek yerinden indirilmişti. İşletme faaliyete geçmeden önce yapmış olduğum temizliğin haddi hesabı yok. Temizliği yapan sadece ben değildim elbet. Fakat bazıları yaparmış gibi görünmüştü. İşletme açıldıktan sonra da görevim dışındaki işleri de büyük bir özenle yaptım. Müdür olmama rağmen gece vardiyasında beraber görev yaptığım iş arkadaşıma uyuduğu için bir şey demedim. Huzursuzluğa yol açacak herhangi bir hareketten elimden geldiğince kaçındım. Hiç vardiyalı bir işte çalışmadığım için vardiya çizelgesi hazırlamayı bilmiyordum. E o zaman vardiya çizelgesi nasıl hazırladın diyeceksiniz? Emekli olmadan önce yıllarca vardiya ile çalışmış babamdan yardım aldım. Daha önce genel müdürün bile fark etmediği şekilde vardiya yapan arkadaşlarım bu durum karşışında pek hoşnut kalmadılar. Kendilerinin hazırladığı vardiya çizelgesinde üçüncü ve dördüncü günlerde izinleri başlıyordu. Halbuki kanuni olan altıncı günün sonunda vardiyanın değişmesi ve bir günlük iznin olması şeklindeydi. Özel sektörün acımasızlığını biliyordum ama bu kadar acımasız olacağını asla tahmin etmemiştim. Temizliğe gelince nereleri temizlememiştim ki?

Teras, elektrik odası, tuvalet... Bu durum karşısında sinirlerim yıpranıyordu ama sabırla işimi aslında işim olmayan işi yapmaya devam ediyordum. Yaklaşık iki hafta önce görevimden azledilerek başka bir göreve verildim. Gerekçe, görevimi yapamamak. Bana verilen o görevi de bilmemezlikten kaynaklanan bazı hatalara rağmen en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Lakin geçen pazar günü genel müdür tarafından bana söylenen bu ay sonunda çıkarılacaklar arasındasın konuşmasından sonra içimde garip bir burukluk oldu. İşini elinden geldiğince iyi yapmaya çalış ama sonunda işten çıkarılacaklar arasında ol. İşin en zahmetli kısmını çek ama buna rağmen çıkarılacaklar arasında ol. Elektrik odasını birkaç arkadaşımla temizlerken genel müdür yardımcısı gelerek işe daldığımız için saat 10:15 yerine 10:20 gibi aldığımız çayımız için bizi azarladı. Gerekçe genel müdür kameradan görmüş ben onlara saat 10:15' te çayınızı için demedim mi demesi. Tabi öyle deyince benim laz damarıma artık açık ve net olarak basılmış oldu. Başladım konuşmaya. Çalıştığım müesseseye hakkımı helal etmediğim söylediklerim arasındaydı. Tabi bu konuşma önce genel müdürün sonra müessese sahibinin kulağına gidiyor ve işten çıkarılmam erkene alınıyor. Lakin, ben oradan başım dik çıktım. Fakat, düşmanların gözlerindeki parlamayı hissetmedim değil. Şimdi almış oldukları zaferin tadını çıkarıyorlardır büyük bir zevkle. İşyerinde yaşadığım tüm sıkıntılara ve döktüğüm gözyaşlarına bir de özel yaşantımdaki sorunlarım eklenince neredeyse akıl sağlığımdan olacak kadar derin bir depresyona sürükleniyordum. Bir kanalın düzenlediği yarışmaya amatör dalda katılacaktım. Çalışmamı hazırlarkende olumsuzluklarla karşılaştım.Sen bu işi yapamazsın diyenler her zaman olduğu gibi çoğunluktaydı. Bir ara gerçekten yapamayacağıma inandım ben de. Ama onları dinlemedim. Sıfır maliyetle bir çalışma hazırladım. Sıfır maliyetle çalışma olur mu demeyin. Oldu işte. Belki çalışmam dereceye giremeyecek hatta bırakın dereceye girmeyi elemeyi bile geçemeyecek ama birileri varlığımdan haberdar olacak.
Neyse, saatin sabahın üçüne yaklaştığı şu vakitte biraz televizyon izleyip uyumak istiyorum. Ağustos ayında KPSS' ye girmiştim. Hayallerim arasında Kültür ve Turizm Bakanlığında çalışmak var. Kim bilir belki şans bana da güler. Şimdiki işim İŞSİZLİK. Dilerim çok uzun sürmez.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

derman olur mu bilmem.Ama bana yalnız olmadığımı hissettirmişti.Belki size de yarar diye veriyorum linkini... http://www.taraf.com.tr/makale/1900.htm

üç nokta 
 22.12.2008 21:35
 

O işten ayrılmanıza ve tripal enfeksiyonlu kişiliksizlerden sıyrılmanıza sevindim. Hedefinizi belirlemişsiniz. Uğrunda yeterli çabayı gösterdiğinizde neden olmasın. 5 dk nın hesabını sormayacak, adam gibi demlenmiş çay tadında bir iş hayatı diliyorum :)

Tecettin KIYICI 
 19.12.2008 15:16
 

Sanırım benim yazıyı okuduğum şu saatlerde siz hala uyuyorsunuz… Sevmediğiniz bir şey bitmiş… Bana sorarsanız iyi de olmuş… Her son bir başlangıçtır… Önceleri biraz canınız yanacak elbet, çok geçmeden de her şey unutulacak… Önümüzdeki günlerde sizin adınıza güzel gelişmeler olacağına inanıyorum…

Ali Gülcü 
 18.12.2008 10:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 419
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

1999 yılında Ted Kdz Ereğli Kolejinden, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster