Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '18

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
625
 

İşsizlik Sebepleri ve Elimizle Büyüttüğümüz Canavarlar

İşsizlik Sebepleri ve Elimizle Büyüttüğümüz Canavarlar
 

Tüm dünyada görülen "işsizlik" ülkemizin de öncelikli sorunlarından...

Değişen yaşam şartları, gelişen teknoloji ve azgınlaşan kapitalizmin dişlileri arasına sıkışan diğer orta ölçekli sektörlerin bugünkü ve gelecekteki durumlarını sizinle hep birlikte kapasitemiz dahilinde irdelemeye çalışalım:

İşsizlikte teknolojinin negatif rolü:

İş yerlerinde (evlerde bile) kas gücünün yerini elektrikli makinalar, beyin gücünün yerini ise elektronik cihazlar almaya başladı...İnşaatlarda beden işçisinin yerini otomatik iş makinaları alırken, limanlarda, depolarda hacimli ağır yükleri de artık işçiler taşımıyor, onun yerine forklift adı verilen taşıma makinaları çalışıyor, bir defada bir ton yükü bir yerden diğer yere götürüyor, hatta çok yukarılardaki rafına yerleştiriyor... Buyurun taşıma sektöründe işsiz kalıp işsizlik oranının yükselmesindeki sebebin bir kısmı... Keza inşaat ameleleri sınıfı da aynen...

Kurumlar...Bir tuşa basıldığında tüm verilere ulaşma imkanı varken, saatler boyu uğraşarak doğru veya yanlış sonuçları elde edecek personel neden çalıştırılsın? Benim bildiğim, eskiden 12.000 kişi istihdam eden bir kurum, elektronik ortama geçince personel sayısını 7.500 e indirdi. Verdiğim örnek, bir kurum için... Birçok kurum olarak düşünüldüğünde, işsizler ordusuna ilâve sayıların ne denli yüksek olacağını bilmem tahmin edebiliyor muyuz?

Serbest piyasa ile işsizlik ilişkisi:

Ülkemizde, her konuda büyük-küçük imalat sektörleri var: gıda, temizlik malzemeleri, giyim, kozmetik, medikal vs...

Genç müteşebbis kardeşler dededen, babadan kalan (eski ifade ile) üç trilyon lirayla gereken hammadde ziraatinin yapıldığı bölgeye, bir "yağlı tohumlar işleme tesisi" kursalar... Başlangıçta gerekli prosedürü tamamlamak kolay...

Mesela, ayçiçek yağı imal ediyorlar, patent tescili ile dolumlarını da yapıyorlar...

Yağlar hazır, kolilerde, depolarca yağ...İmalat devam ediyor, depolar yetmiyor...

Şimdi pazarlama kısmına geçiyorlar. Bu yağları kime satacaklar? İlk akıllarına gelen toptancılar aracılığıyla "bakkallar" oluyor...

Bakkallar nasıl alsınlar, bir kere mali yönden tükenmek üzereler... Satamadıktan sonra neden alsınlar?.. Satamıyorlar çünkü bu tip ihtiyaç madddelerini "ZİNCİR MARKETLER, BÜYÜK SÜPERMARKETLER" satıyorlar, çünkü halkımız ihtiyaçlarını oralardan alıyorlar...

Teklif götürürler en üst alım yetkilisine... Öğrenirler ki, beş ayrı marka ile anlaşmışlar... Bakarlar ki, reyonlar, raflar parsellenmiş, kendilerine yer yok!...

Görürler ki, kasada upuzun kuyruklar... Millet optik okuyuculardan geçirterek aldıklarının parasını ödeyecekler, sıra beklemekteler...

Kendinizi bu kardeşlerin yerine koyabiliyor musunuz? Paraları var, işleri var ama... Sisteme giremiyorlar... Acımasız sistem onları dışlıyor... Eğitimleri de süper, peki ne yapsınlar?...

Bu "sistem" böyle devam ettikçe paraları ve eğitimleri olduğu halde muhtemelen onlar da işsizler ordusuna dahil olacaklar... Abartmıyorum, yakın tarihte bunları göreceğiz. (medyum değilim ama, tahminlerim ve öngörüm güçlü)

Açık ve net olarak demek istiyorum ki: işsizliğin sebebi bizleriz, yani işsizliğin sebebi halktır.

Günden güne büyük süpermarketler karşısında güçsüzleşen ve bitme noktasına gelen bakkallarımız ve diğer esnafımız  çok yakın tarihte "işsizler ordusuna" katılacaklar. Buyrun, işsizlik rakamlarının nasıl büyüdüğünü görmeye çalışalım...

Büyük marketlere sorarsanız diyorlar ki; efendim, biz 300 kişiye iş imkanı sağladık. Demezler ki, 500 bakkalı iflas  ettirdik. Yüreğimi yaralayan  dünün (2018 yılı mart sonu)   basın haberi: "son iki ayda 20.000 esnaf  iflas ederek kepenk kapattı".  Ülke genelinde bu durumdan kötü etkilenen yüzbinlerce bakkal,  esnaf  ve  onların aileleri... Zincir marketlerde asgari ücretle çalışanların, nereye ne kadar faydası olacak, acaba kendine yetecek mi aldığı ücret? Hele şimdiki yaşam şartlarında...

Bakkallar örneğini verdik ama zincir mağazalarda sadece gıda ve temizlik malzemeleri satılmıyor. Diğer sektörlerin de her türlü ürünlerini görmek mümkün... Giyim, ayakkabı, züccaciye, kozmetik, elektronik eşyalar...Oto yedek parçalarına, otomobil, kamyon jantından lastiğine kadar satanlara ne dersiniz?

Paranın tekellerde toplanması, ticari serbest piyasada tröstleşme, tehlikeli geleceklere uzanır. Paranın da yayılımı (penetrasyonu) şarttır. Parasız ve işsiz kalan kişi ne yapar? Ya birilerini dolandırır, ya hırsızlık yapar veya potansiyel gasp suçlusu olacaktır... Asayişsizlik gittikçe artacaktır, son veriler bunu gösteriyor. Polis gücüyle önüne geçilemez... Deniliyor ki, 50.000 polis alınacak, elli değil, yüz bin polis çözüm olamaz. Zira aç köpek fırın damı deler. (eski bir ata sözü)

Paranın homojenize olmasıyla , refahın ve ülkede huzurun yaygınlaşması sağlanacağından hepimiz ama hepimiz üzerimize düşen "görevimizi" yapmalıyız. Serbest ticari piyasada dengeleri bozan bu canavarları ellerimizle besleyerek büyütmekteyiz. Biraz ileri görüşlü olalım lütfen, ama lütfen... Bugünlerde besleyip büyüttüğümüz , devleştirip canavarlaştırdığımız büyük süpermarketler, yarınlarda rakipsiz olarak  meydanın kendilerinde kalmasıyla  astronomik fiyatlarla ocağımıza incir ağacı dikecekler,  "besle kargayı oysun gözünü"  misaliyle...

Şimdilerde büyütürken göz bebeklerine bakıp ihtimam ettiğimiz sevgili yavrularımız, hatta torunlarımız, geçim kaygusuna düşüp de iş sahibi olmak istediklerinde, iş sahaları daralmış olacağından ne yapacaklar düşünebiliyor musunuz? İlk suçlayacakları bizler olacağız. Çünkü bizler bugünden ekonomisi flu  yarınlarımızı hazırlamaktayız.  Hatırlayalım: "Bugünlerimizi bizler, dünlerde hazırlamıştık. Bugün, dünün eseridir"...

Çözümsel olarak, yakınlarımızdaki esnaftan tamamını olmasa bile ihtiyaçlarımızın bir kısmının alışverişini yaparsak, bakkalların, manavların, kasapların, kırtasiyecilerin, züccaciyecilerin, konfeksiyon, ayakkabı,vs. esnafın güçlenmesini, bu sayede oluşacak rekabetle tüm esnaf kesiminde de fiyatların minimal düzeylere düştüğünü göreceğiz..

Çok ileriyi görmeye çalışıyorum (affınıza sığınarak): Karnı tok keyiften sekiz köşe olmuş düşük bir zümre... Ve onları umarsız seyreden aç çoğunluk... Yani ülkenin kaymağını yüzde birlik kesim yiyor. Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar misali gibi..

Demedi demeyin...

"Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık" denildiği 1970 li senelerin sonlarında, "para, illaki para, bundan sonra herşey para" dediğimde sevgili eşim tarafından materyalist olarak vasıfllandırılmıştım. Ama bugün geldiğimiz duruma bakar mısınız, herşeyde ölçü para değil mi? İnsanlara bile değer biçilirken maalesef, maddi durum kıstas alınıyor.

Özet olarak; Lütfen dikkat! Bugün büyütmekte olduğumuz canavarlar,  yarınlarda  ekonomik olarak bizleri esir alacaklar. Çocuklarımızın  geleceği  için biz ebeveynler bugünden birazcık fedakarlık yapalım, yavrularımızın mutluluğu ve geleceği ile ülkemizde herkesin refahı için...

Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En derin yara aslında işsizlik Yurdagül hanımcığım,hem aile hem genç için zor bir dönem oğlum işsizdi,O'nun halini gördükce mahvoluyordum.Ne diyebilirim ki;ben bu çocuğa, en çok okusaydın iş bulabilirdin diyebilirdim. En iyi şekilde eğitim sürecini tamamladığından onu da diyemiyordum. Allah bütün gençlere hayırlı kapılar açsın dilerim emeğinize sağlık sevgilerimleselamlıyorum

Cemile Torun 
 18.04.2018 13:58
Cevap :
Aile yıkım harcamaları yaparak çocuklarını okutuyor en iyi okullarda, eğitim tamamlandığında sıra gelir çalışma hayatına ama ne gezer!!! İş yok, çalışma ortamı için bir sistem oluşturulmamış. Gençler ümitsiz, aileler ümitsiz. Serbest piyasa tek ellerde toplanmış, mini bir zümre nemalanıyor. Halkın refahı düşünülmüyor özet olarak; halkımızın büyük çoğunluğu mutsuz ve umutsuz. Cemile hanımcığım, selam ve sevgi ile...  19.04.2018 18:52
 

"Parayı başının üstüne koyarsn o seni ezer,eğer ayağının altına koyarsan o seni yükseltir" diye duymuştum. Cüzdana koyarsak ne olur acaba...sevgiler selamlar...

Recai Şahin 
 07.04.2018 12:09
Cevap :
Değerli hocam, paranın esiri olanları da gördük pek imrenilecek durum değil. Para başımızın üstünde ve ayağımızın altında olmasın da cüzdanımızda olsun, başkalarına muhtaç olmadan ihtiyaçlarımızı karşılayacak miktarı yeter, selam ve saygılarımla...   08.04.2018 16:46
 

Karşımızda belli kesimin mutluluğuna çalışan canavar bir sistem var ve bizler maalesef bu sistemin içerisinde yok olacağız. Açlar çoğaldıkça da mutlu azınlık rahat edecek mi işte o zor. Bir şeyler yapmalı mutlaka ama bireysel çabalarla kolay aşılacak gibi görünmüyor. Hükumetlerin akıllı politikalarla bu soruna neşter vurması gerekir. Bir de yapay zeka sorunuyla karşı karşıya kalınca insanlık bilmem ki daha neler olacak? Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 04.04.2018 22:27
Cevap :
Hükümetin akıllı politikalarla konuya neşter vurması gerekir diyorsunuz Ayşegül hanım, şimdiye kadar uygulananlar bunun tam tersi oldu. Ekonominin bel kemiği ülkemizde (eskiden beri) bir statü haline gelmiş esnaf kesimidir. Doğu-batı karışımı kültürümüz esnafından tamamen vaz geçtiği zaman ekonomide sekiz şiddetinde deprem olur. Yüzde birlik tok ve mutlu gibi görünen azınlık ile buna karşılık işsiz, aç diğerleri. Sefilleri oynayanların arasında toklar mutlu değillerdir en azından huzursuzdurlar. Sağlık ve esenlik dileklerimle...   05.04.2018 23:13
 

Yurdagül Hanım, şöyle bir geriye baktığımızda sosyal devlet olduğumuz 60 lı yılladan 80 li yıllara kadar sanki daha mutlu yaşıyorduk sanırım. Sağlık esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 03.04.2018 20:14
Cevap :
6o yıllarla 80 li yıllar arası ülkemiz insanı tabii ki bizler mutluyduk neden? GÜVEN vardı o zamanlar, böylesine fitne-fesat yoktu, hırsızlıklar, dolandırıcılıklar, kapkaç olayları çok azdı ve ahlaki çöküş bu denli hızlı değildi, şimdi son hızla devam etmesi için TV dizileri de buna çanak tutuyorlar. Ayıp kavramını yok ettiler, utanmak, arlanmak kalmadı güzel ülkemde, ne kaldı şimdi bize, 60-80 arası yılların özlemiyle derinden bir "ah" çekmek kaldı sayın yazarım, selam ve saygı ile...   04.04.2018 13:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 328
Toplam yorum
: 5740
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1660
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster