Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
659
 

İstanbul' da bir köy: Polonezköy

İstanbul' da bir köy: Polonezköy
 

1842 yılı Ocak ayında Prens Çartoriski, Paris'ten yazdığı mektupta, Lazarist rahiplerine İstanbul yakınlarındaki arazilerinde bir Polonya Kolonisi kurulmasını teklif ediyordu. Lazarist rahipleri teklifi kabul edince, 3 Mart'ta temsilci Çaykovski ile anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre Prens Çartoriski, Lazarist rahiplerine ait olan toprakların bir kısmını sonsuza kadar kiralıyordu. Bu anlaşma Osmanlı topraklarındaki Polonya tarım kolonisinin başlangıcını teşkil ediyordu.
Lazaristler bu toprakları, İstanbul'daki Fransız Büyükelçiliği'nin bankerlerinden olan Glavani'nin karısı Rause Glavani'den hediye olarak almışlardı.

19 Mart 1842'de koloniye dini bir törenle "Adampol" adı verildi. Bu ad, kurucusu Adam Çartoriskinin adıyla Polonya'nın ilk hecesinin birleştirilmesinden oluşmuştu.

Türkler, Polonyalıların yerleştiği bu köşeye, Adamköy, Polonez karyesi ve son olarak, Polonezköy adını verdiler.

Verimsiz ve işlenmemiş topraklan çıplak elleriyle çalışarak, tarım yapılacak hale getirmek, kolonistler için kolay olmadı. Bütün bu zorluklara rağmen Polonyalı kolonistler kendilerine kucak açtığı için, Türkler'e minnettardılar.


Tarım alanı olarak seçilen arazinin kullanılabilecek hale getirilmesi için gece gündüz uğraşan, ayrıca kendi evlerini inşa etmeye çalışan kolonistlerin, hemen hiç boş vakitleri yoktu. Ayrıca inşaat için yeterli paranın da sağlanamaması, inşaatın temel safhasından ileri gidememesine sebep oldu.

Uzun bir süre sonra, ancak 1846 yılı Haziran'ında, inşaat tamamlanabildi ve "Polonya Evi" adı verildi. Mihal Çaykovski, Polonyalı kolonistlerin bir ölçüde vatan hasretini gidereceği ve aynı zamanda Türklere Polonya kültürünü tanıtacağı düşüncesiyle, Prenses Çartoriski'den, ev için mobilya ve Polonya konulu tablolar sağlamasını rica etti.

Çaykovski Kont Vladislav Zamoyski'nin eşinden de, fransızca ve lehçe kitaplardan oluşan bir kütüphane kurmasını istedi. Oldukça pahalıya mal olan yöneticilik binası, iki yıl gibi kısa bir süre sonra, bakımsızlık nedeniyle onarım gerektirecekti.

1842-1848 yılları arasındaki Adampol'de, durum şöyleydi: 1842 yılında Lazarist rahiplerinden kiralanan topraklarda koloni kurulmasından sonra, buraya isteyenler için rahiplerin çiftliği, ilk sınanma ve eğitilme yeri haline gelmişti. Aynı yılda 6 Polonyalıyla katolikliği kabul eden bir sırp, davranışları ve çalışmalarıyla yararlı olacaklarını kanıtlayarak, arazinin, Fransızlara "Sen Anton", Polonyalıların Adampol dediği kısmına yerleştirildiler. Bu kısım, işlenmemiş 500 hertarlık toprağın, vahşi çalı ve dikenler kaplı bir bölümüydü.

Lazarist rahipleri, başlangıçta Prens Adam Çartoriski ile birlikte koloninin kurulması için bazı masraflara katıldılar. Bir kişinin Fransa'dan getirilmesi, aşağıdaki, aşağı-yukarı 800 piastr olarak hesaplanıyordu. Bu miktarın içinde, getirilen kişiye gerekli olacak tarım âletleri, hayvan ve tohum masrafları da bulunuyordu.

Osmanlı pazarlarından, satın alınıp kölelikten kurtarılan Polonyalılar İse, daha ucuza maloluyordu. Kolonistler tarafından işlenecek olan arazi parçasının lazaristlerin topraklarından tamamen ayrılması kararlaştırılmıştı. Ama kolonistlerin sayıları, ne de sonraki anlaşmalarda sınırlandığı için, Bâb-ı Âli Hükümeti tarafından şüphe uyandırmadan ve işgalci devletler tarafından fark edilip sınır dışı edilme tehlikesi olmadan, koloniye çok sayıda asker kaçağı kabul etmek mümkün oluyordu. Koloni, Polonyalıların düşmanlarına karşı, güvenliklerini garanti eden bir nitelik taşıyordu.

Prens Adam Çartoriski tarafından lazarist rahiplerine verilen paranın geliri, özellikle çok sayıda Asya'da bulunan Polonya halk gruplarına yardım amacına dönük bir sermaye olarak görülüyordu.

20 Haziran 1842'de kolonide kanunlaşan Yönetmelik'in 19. maddesinden üçü, koloni içinde güvenliği, dinî ve ahlâkı davranışları denetlemeye yönelikti. Bunlara göre kolonide yerleşmek isteyenlerin mutlaka katolik Plonyalı veya slav olmaları, ayrıca tavsiye mektubuna sahip bulunmaları gerekiyordu. Çartoriski tarafından kendilerine toprak alınan polonyalılar, en kısa sürede evlerini inşa etmek için, sadece kendi güçlerine güvenmek zorundaydılar.

Koloninin varlığının başlangıcında, 12 kişi, 5 çiftliğe paylaştırılmış durumdaydı. Bunların çoğu Varşova, Kaliş, Zamose, Plock, Kamienice Podolski gibi, Polonya topraklarından gelip, Rus ordusuna zorla alınan ve oradan kaçan askerlerdi, işte böylece, çeşitli ama benzer yollardan gelip Adampol'da buluşan bu 12 kişi, Boğazın Asya kıyısındaki Polonya köyünün ilk kurucuları oldular.

Koloninin kurucularından kısa bir süre sonra Mihal Çaykovski, kendi insiyatifini kullanarak, köyün, fransız rahiplerinden bağımsız olmasını sağladı. Osmanlı topraklarındaki Polonya kolonisi, parçalanmış Polonya Devleti ve Polonya sınırları dışında kurulan, ilk köydü. Kolonide bulunan polonyalılar, koloninin ve dolayısıyla kendilerinin, Fransız Hükümeti'nin koruma ve gözetimi altında olduklarını çok iyi biliyorlardı. Kendilerine Osmanlı toprakları sınırları içinde serbestçe hareket imkânı ve toplumda iyi bir statü sağlayan, özel bir belge verildi. Bunun yanı sıra, koloni içinde durum, maalesef, pek de iç açıcı değildi.

Zaman-zaman koloniye gelen, güç şartlardaki yaşam koşullarında ruh sağlığını yitirmiş asker kaçakları, koloni içinde huzursuzluğa sebep oluyorlardı. Ayrıca lazarist rahipleriyle, koloni yönetimi arasındaki diyalog yetersi-liği de, kolonistlere çeşitli zorluklar çıkarıyor, sorunların çözülmesini uzatıyor ya da güçleştiriyordu. Lazarist çiftliğinde çalışan işçi ve kolonistler, az yemek verildiğinden ve işin ağırlığından şikâyet ediyorlardı, sadece yemek için değil, yemek tabağı için bile birbirleriyle kavga ettikleri zamanlar oluyordu.

Vahşi dikenli arazide çıplak ayaklarla, paralanmış elbiselerle çalışıyorlardı. Olumsuz ve yetersiz şartlar, sonunda, her iki taraf için güvensizlik ve sıkıntıya sebep oluyordu.

Lazarist rahipler, Polonyalıların kendilerine mutlak itaat etmelerini istiyorlar, bu da kolonistlerin hoşuna gitmiyor, anlaşmazlıklar ve sürtüşmeler Duyuyordu.

Kolonistlerin kendi evlerini inşa etmeye başlamalarıyla, anlaşmazlıklar yatışmaya başladı. Başlangıçta toprağın altına ev yapılması fikri düşünüldüyse de, ilk koloni başkanı Emanuel Drohoyovski bu fikirden vaz geçti ve taştan evlerin yapımına başladı.

1842 yılı Eylül'ünde, bütün olumsuz şartlara rağmen AdampoPa yeni ko-lonistler gelmeye başladı. Bazıları ise koloniyi terk etti.

1843 yılı Ocak ayında Adampol'de 19 polonyalı vardı. Bunlardan 17'si, tüm haklara sahiptiler, iki tanesi ise lazarist çiftliğinde deneme safhasında çalışıyorlardı. Toprağın vahşi çalı ve dikenlerden temizlenmesi ve evlerin yapılmasından sonra, koloni bir köy görünümü almaya başladı.

Kolonistler peynir ve tereyağ üretimine başladılar, küçük bir sebze bahçesi yaptılar. Ürünlerinin büyük bir kısmını kendileri tükettiler, geri kalanını İse Boğaz'da ve İstanbul'da pazarladılar.

1845 yılı Şubat ayında Paris'te, Polonya kolonisinin yok olmasından endişe duyuldu. Çünkü lazarist rahipleri topraklarını "Miller" adlı bir kişiye kiralamışlardı. Miller lazaristlerin topraklarında bulunan Polonya kolonisinin gereksinimlerini hafife alıyordu. Çaykovski, Adampol'e ait toprakların, Çarto-riski ailesine veraset yoluyla geçmek üzere 4500 Fransız Frangına satın almayı, lazarist rahiplerine teklif etti.

Lazarist rahipleri, Prens Çartoriski'nin politik durumunun değişmesiyle, koloninin kaybolacağını öne sürerek, teklifi kabul etmediler.

Başlangıçta kolonistler kendilerine gösterilen her tür ağır işte çalıştılar. Mukavelelerinin Paris'te mi, İstanbul'da mı, yapıldığıyla ilgilenmek, akıllarına gelmedi. Hangi haklara sahip olduklarını bile ayrıntılarıyla bilmiyorlardı. Daha sonra durumları biraz düzelince, koloni topraklarındaki haklarını bilmek istediler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel bir bilgilenme oldu Polonezköy'le ilgili bu yazınız. Sık sık gittiğim Polonezköy'de bir Polonya'lı ailenin evinde de gecelemiştim. Özellikle Polonya usülü yapılan tavuk çok lezzetliydi. Elinize sağlık. Sevgilerimle

Bülent Göncü 
 09.04.2008 12:12
 

Polonezköy'ün ismini duyuyor, methini işitiyor ama hiç görmemiştim. Geçtiğimiz yıl çok sevdiğim bir arkadaşımla "nerede yemek yiyelim?" diye düşünürken kendimizi bir anda Polonezköy'de bulduk. Yeşillikler içinde tertemiz ve muhteşem güzellikte bir köy ve ben o gündür bu gündür Polonezköy'e aşığım. Blogunuz bilgi dağarcığıma büyük katkıda bulundu. Şimdi Polonezköy'ün tarihini de biliyor olmam beni çok mutlu etti. Bir daha gitmek için iyi bir neden. Elinize sağlık. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 07.04.2008 11:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 399
Toplam mesaj
: 84
Ort. okunma sayısı
: 994
Kayıt tarihi
: 01.07.07
 
 

14/02/1973 İstanbul doğumluyum.İstanbul Üniversitesi Turizm İşletme mezunuyum.İngiltere ye gittiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster