Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '06

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
2027
 

İstanbul' da dinlerin kardeşliği

Ezan, Çan, Hazzan… İşte İstanbul’ un kültürel zenginliğini anlatan üç kelime. Üç ayrı din, hep bir arada yaşıyor; İstanbul’ da.

Ne zaman başınızı alıp, dışarı çıksanız; irili ufaklı binaların arasından yükselen minareler, karşılıyor sizi. Camiler hür ve özgürdür İstanbul’ da; başka hiçbir mâbedin özgür olmadığı kadar.

Çünkü diğer ibadethaneler, hep yalnızdır İstanbul’ da. Kiliseler ve sinagoglar, şehrin en kuytu köşelerine saklanmıştır; polise izlerini kaybettirmeye çalışan hırsızlar gibi.

Ama yine de insanları, kardeş gibidir; İstanbul’ un. Hiçbir zaman sohbeti ve güler yüzü esirgemezler birbirlerinden. Mahallenin tatlıcısı Rum’ sa, nalburu Yahudi’ dir. Kuyumcusu Ermeni ise, kasabı da en dindarından Müslüman’ dır. Ama kültürler ve inançlar farklı da olsa; insanın halinden anlayan yine insandır.

Üç dinin insanları, dağılmışlardır İstanbul’ un dört bir tarafına: Moşe’ ler Kurtuluş’ a gidip, yerleşmişlerdir; Yorgo’ lar Karaköy’ e. Berç Efendi’ ler Eyüp’ te oturur, Abdullah’ lar Fatih’ te. Yine de çok sık gider, gelirler birbirlerine.

Abdullah’ ın dinî konulardan kafası karışır; akıl danışır Papaz Efendi’ ye. Yorgo çok merak eder Cuma namazlarını. Mahalle camiinin imamını bir Cuma günü ziyaret eder. İmam Hüseyin Efendi, gayrimüslim olan ziyaretçisini bir güzel ağırlar. O’ na Cuma namazlarını anlatır. Huzura ermiştir Yorgo. Ziyaretini bitirmeden önce, camide bir de dua eder; tüm kutsal dinlerin tek yüce varlığı için. Moşe her Ramazan ayında; mutlaka sahura kalkar, oruç tutar ve teravihe gider. Dinine son derece bağlı biri olan Abdullah, her Pazar günü mahalledeki küçük kiliseye gider, Pazar ayinlerine katılır. Berç Efendi ise, her bayram namaza gider ve kendi inancı olmasa bile insanların bayram neşesine ortak olur. Onların evine gidip, tek tek bayramlarını kutlar.

İstanbul; kültürlerin harmanlandığı şehir. Hem Ramazan ayında camilerin dolduğu, hem de Aralık 24’ ünün Noel akşamında kilise çanlarının çaldığı, duaların edildiği ve istavrozların çıkarıldığı şehir.

Ben İstanbul’ u, böyle daha çok seviyorum. Çünkü bütün insanlar olarak hepimiz; sonuçta Adem’ den olma ve Havva’ dan doğma değil miyiz?

Keşke içimizde bir de Habil’ ler ve Kabil’ ler olmasaydı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Habil'le Kabil'in kardeşliği hiç bozulmayacaktı "ötekiler" olmasaydı. Suç, Habil'le Kabil'de değil ... ÖTEKİLERDE ... Ötekiler, o günden bu güne iş başında. Hala ortalığı karıştırıp duruyorlar. Ne yazık !!

BilgeBaydan 
 28.10.2006 12:47
Cevap :
Duygularınıza ve düşüncelerinize tüm kalbimle aynen katılıyorum; ekmekçi kadın. İnsanlığa düşmanlık illetini bulaştıran, belki de bizler olmalıyız. Dünyada savaşlar hâla devam ederken, dinlerin ve halkların kardeşliği daha ne kadar ayakta kalabilir ki? Sevgiler.  28.10.2006 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 248
Toplam yorum
: 372
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 1376
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster