Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
428
 

İstanbul… Ve 9 Mehmetçik!..

İstanbul… Ve 9 Mehmetçik!..
 

www.hurriyet.com.tr


Arkadaşım telefonda çığlık çığlığa bağırıyordu; “Hâlâ orada ne yapıyorsunuz? Sel geliyor, çabuk yukarı çıkın!” Tam telefonu yerine bırakacaktım ki gözüm fabrikanın bahçesinin sol tarafına ilişti. Büyük kahverengi bir top yuvarlanarak üstümüze doğru geliyordu. Telefonu kapattım ve “çabuk yukarı koşun su geliyor” dedim. Hemen fırladık üst kata çıktık aynı anda sel de arkamızdan… Biz selden hızlı değildik, sadece şanslıydık. Sel suyu bulunduğumuz kata birkaç merdiven kala durdu. Akşama kadar mahsur kaldık. Telefonlar sustu. Bir iki cep telefonu denemesiyle yakınlarımıza ulaştık, şaka yaptığımızı sandılar. Televizyonda görene kadar da inanan olmamıştı. Öyle ya burası İstanbul’du. Selin burada ne işi vardı? Sonuçta sular biraz çekilince gençler tahtalardan yaptığı bir salla bizi fabrikanın kapısına götürdüler, oradan da iş makinesinin kepçesine alınarak kuru bir yere bırakıldık. Ölçümlerde suların boyu dışarıda 2, 10 içeri de ise 1, 60 metreye ulaşmıştı. Bizi Allah korumuştu…

Aradan 14 yıl geçti. Ve yine aynı bölgede, aynı manzara, aynı iş makinesinin kepçesi ile taşınan vatandaşlar. Ama bu kez felaket bizim yaşadığımızın birkaç misli büyüklükte geldi. Bilânço korkunç! Can kaybı 21 kişi ve 9 kişi kayıp. Tekirdağ’da ise sel sularında 10 kişi can verdi. Ne yazık ki onlar bizim kadar şanslı değillerdi. Hele de o kendi aracının içinde ölen TIR şoförleri… O yıl araç içinde yolda kalan arkadaşlarımızı vatandaşlar bir TIR’ın içine bindirerek kurtarmışlardı. Bu yıl TIR şoförleri kendileri kurban oldu. Belki ölen TIR şoförlerinden bir tanesi bizim arkadaşlarımızın bindiği TIR’ın şoförüydü. Kim bilir? Ve de servis aracının içinde çırpına çırpına ölen kadınlar…

Türkiye’nin 2010 Kültür Başkenti… İstanbul’da yaşananlar hem yönetim hem de insanlık ayıbının unutulmaz kareleri olarak hafızalarımıza kazınacak. Dere yataklarına inşaat izni verenler, kasası kapalı minibüsün servis aracı olarak kullanılmasına izin verenler. 14 yıl önce yaşananlardan ders almayan yöneticiler. Felakete uğrayan insanların mallarını yağmalayan insanlığını kaybetmiş ölü soyucular. Onarla aynı vatanın mensubu olmaktan utanç duyuyorum. Bu olay insanlığımızı nasıl kaybettiğimizi, ahlâken nasıl çöktüğümüzü de tüm dehşetiyle gözler önüne serdi. “Ağlayanın malı gülene hayır getirmezmiş” atasözünü unutmuşuz, insani değerlerimizi tamamen kaybetmişiz.

Ve bir vali… Söyleyecek sözü olmayan, kapalı kasa minibüsle servis çekenleri suçlamaktan başka elinden bir şey gelmeyen bir vali… "Yağma yok" sözlerine rağmen ekranlar da kendisini yalanlayan yağma görüntüleri karşısında aciz kalan bir vali…

Ve İstanbul’u yönetenler… Üst geçitlere kırmızı halı, kaldırımlara pembe tuğla döşeyen, yol kenarlarını çiçeklerle ve Osmanlı özlemiyle lâle bahçesine çeviren yöneticiler… Ayamama, Papaz dereleri, Tavukçu ve Hamam deresi 14 yıl önce olduğu gibi yine taştı ve yine taşacak… Ne yapacaksınız? Bir şehir daha ne kadar obezleşir? Daha ne kadar ağaçları ve arazileri binaya çevireceksiniz? Haramidere’de yükselen çok katlı binalara izin verenler; İstanbul batı da Tekirdağ’a, doğu da İzmit’e dayandı, daha ne kadar dere yataklarına inşaat izni vereceksiniz? Ne zaman görevlerinizi tam olarak yerine getireceksiniz? Ya İstanbul büyük deprem de ne yapacak?

Doğa kendisinden alınanları geri istiyor...

***

Sel felâketi bölücü terör örgütünün Siirt, Hakkâri ve Van’da düzenlediği alçakça saldırı da şehit düşen 9 Mehmetçik haberini ikinci sıraya düşürdü. Zaten halk artık şehit haberlerine alıştı, alıştırıldı. Sıradan bir olay gibi algılar oldu. Eğer böyle olmasaydı protesto için sokaklara dökülmesi gerekmez miydi? “Sözde Demokratik Açılım” peşinde koşanlar hâlâ “birlik ve beraberlik” mesajı vermekle meşguller… Toprak vermeden akan kanın durmayacağını anlamamakta ısrarlılar. Ve çok şanslılar; Kınalı kuzusunu Türk Silahlı Kuvveleri’ne ve devlete emanet eden “Vatan sağ olsun, arkadan bir tane daha geliyor “diyen, şehit analarına ve babalarına sahipler. Ve de “biz de Türk açılımı istiyoruz” demeyen bir millete…

Başımız sağolsun!

Tülay Hergünlü

İstanbul, 10 Eylül 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 496
Toplam yorum
: 632
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1100
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster