Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '10

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
Okunma Sayısı
1328
 

İstanbul 2010 ajansı tiyatro oyun yazma yarışması ödül töreni

İstanbul 2010 ajansı tiyatro oyun yazma yarışması ödül töreni
 

SANAT İÇİN SANATA SAYGISIZLIK!.(Resim internetten alınmıştır)


SANATI ÖDÜLLENDİRMEK, SANATA SAYGISIZCA YAPILDI! 

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Eğitim Yönetmenliği’nin düzenlediği “Tiyatro Okullarda” Oyun yazma yarışmasının Küçük Sahne’de yapılan ödül törenine davetliydim. Yarışmaya iki oyunla katılmıştım. Yazdığım oyunlar jüri tarafından derece almaya uygun bulunmamış olsa da, yarışmanın koordinatörü Fatma Yalçın Hanım’ın davetine çok memnun olmuştum. Fatma Yalçın’ın üstlendiği bu koordinatörlük görevini hakkıyla ve fevkalade yaptığını söylemek isterim. Kendisi, güler yüzlü, sevecen ve çok anlayışlı davrandı. Bu tavrı sadece bana değil, kendisine oyun teslim etmek için giden eli kalem tutan, yazmak yolunda yeni adımlar atan tüm insanlara aynı ilgi ve güler yüzle yaklaştığına şahit oldum. Ben de büyük bir keyifle bekledim, dün akşam üstü yapılacak ödül törenini. Atlas Pasajı’na vardığımızda pek fazla bir kalabalık yoktu, değerlendirilmeye layık görülen oyun sayısının 263 olduğunu düşününce kalabalık olur diye düşünmüştüm. Küçük Sahne’ye çıktığımızda, kokteyl başlamıştı. Kapıda genç ve pırıl, pırıl insanlar gelenleri karşılıyorlardı. Gerçi paltolarımızı kapalı olduğu için vestiyere bırakamamak ve elimizde paltolarla gezmek biraz zor olsa da güzel bir atmosfer yaratılmıştı. Tabi ki bununda Fatma Hanım’ın gayretleriyle olduğunu anlamak hiç de zor değildi. Salon çoğunu ilk defa gördüğüm insanlarla doluydu. Televizyon ve tiyatrodan göz aşinası olduğum birkaç insanı saymazsak kimse yoktu tanıdığım. Böyle ortamlar insanı gerer. Gelen herkes aynı durumda olmasına karşın, insan kendisini yabancı hisseder. Tam bu duygu içinde etrafıma bakınırken gülen bir yüz ile karşılaştım. Fatma Hanım, her zamanki güler yüzlü ifadesiyle bizi karşıladı. Selamlaştık, bir tanıdık bulmak insan için aitlik duysunun yerleşmesinde yardımcı olur. Fatma Hanım, gelen insanların hepsiyle aynı itana ve özenle ilgilendi. Kokteyl çok güzel düşünülmüştü, içecekler, küçük kanepeler eşliğinde insanlar ödül törenine geçmeden önce sohbet etme fırsatı bulmuşlardı. Ödül töreni başladığında sesine hayran kaldığım bir soprano çıktı sahneye, iki eser seslendirdi. Çok genç ve güzel bir kızdı. Umarım ileriki yıllarda adını duymak ve sanatta ilerlediğini görmek şansına sahip oluruz. Sanat adına yapılan bir ödül töreni için hoş bir başlangıçtı. Sırası ile, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı yöneticisi, İstanbul Valisi, İstanbul Milli Eğitim Müdürü ve ardından jüri adına Fikret Terzi bey konuştular. Konuşmacıların hepsi, “Sanatı ilk öğretim yaşına indirgemek ve sanatsız eğitimin eksikliği üzerine dem vurup durdular. İlk öğretim çağlarında sanat sevgisini, okuma sevgisini aşılayamazsak çocuklarımız ileride bu alışkanlığı kazanamazlar, hep birlikte tiyatronun okullara inmesi için gönüllü bir projeye başladık, başarılı oldu. Sanat toplum için çok önemli, sanata verilen değer toplumun ilerlemesi açısından çok önemli. Farkında bireyler yetiştirmek için çocuklarımızı sanata yönlendirmeliyiz…Herkese teşekkürler.” 

 

Şeklinde yapılan ve tiyatro sanatının okullarda uygulanmasına destek vermek adına yazılan oyunlarla katılanlara ödülleri verildi. Ödül töreninin bitmesiyle salonda garip bir hareketlilik başladı. Oysa sahneye üç öğrenci davet edilmişti. Onlar sahneye geldiklerinde ön sırada bulunan protokol yada mülki erkan ayaktaydı. Çocuklar, neye uğradıklarını şaşırmış ve manasız bir şekilde ellerinde kemanları ve gitarları insanların gidişini seyrediyordu. 

 

Sanatın, ilk öğretim çağına inmesi için az önce yırtınan, sanatın önemini bizlere kavratmak adına günler öncesinden metinler dizen değerli insanlar, sanat adına sahneye çıkan üç genç insanın gözlerine bakarak yerlerini terk ettiler. 

 

Yazıklar olsun. Yani her şey sözde kalıyor bu ülkede. Bu çocukların sahne alacaklarını anons ettiler, neden dinleme zahmetinde bulunmadınız? Onların yaptığı sanatı sanattan mı saymadınız? Ya da sanat, sizin anladığınız sanat nasıl bir şey? Kendi adıma çok utandım, sahneye çıkan çocuklardan. Bu tür bir sahnede insanlar önüne çıkmak ve bir parça icra etmek için o çocuklar ne çok emek vermişlerdir. Nasıl heyecanla beklemişlerdir sahneye çıkacakları günü. Onlardan özür diliyorum. Bizlere üç arkadaş, ikisi keman ve biri gitar çalarak güzel bir parça dinlettiler. Ardından henüz çocuklar sahnedeyken, ön tarafta yeni bir hareket gözlendi ki bu bence ödül töreninin en acıklı sahnesiydi. Çocuklardan biri “Bir parça daha çalacaktık” dedi. Yerin dibine battım. Sanat için toplanan bir avuç kendini sanat sever ve sanatçı sanan ve hatta sanata destek verdiklerini iddia eden yöneticilerin bu çocuklara yaşattıkları üzüntünün telafisinin mümkün olmayacağını biliyorum. 

 

Farkında olan insan olarak bunu yazmak gereğini hissettiğimi özellikle vurgulamak istiyorum. Bu yaşanılan tatsızlığa rağmen ödül töreni ve öncesi bizlere gösterdiği yakınlık ve güler yüz için Fatma Yalçın’a özellikle teşekkür ederim. 

 

Sağlıkla ve mutlu kalın. 

 

 

Behram Su bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değer yargısı erken yaşlarda benimsetilirse, kalıcı olur. Burada aksi yapılmış... Dile getirdiğiniz için teşekkür eder, başarılar dilerim.

Ayten Dirier 
 17.12.2010 23:15
Cevap :
Bu konuya ilgi göstermenize çok memnun oldum. Erken kazanılan değerler kalıcı oluyor haklısınız. Sağlıkla ve mutlu kalın  19.12.2010 18:26
 

...Aklıma geliverdi...Üniversite hocalığımda, her yıl iki tiyatro oyunu sahnelerdim.Yirmi yıl önceydi sanırım...Yine bir oyun sahnelemek üzere ,eşi de resim öğretmeni olan vali beyi de davet etmiştik...Vali gecikeceğini haber verdi...Rektör Bey biraz bozuldu;ama seyircilerime ve sanata olan saygımdan,oyunu zamanında başlattım...10 dakika sonra gelen vali bey,eşiyle birlikte tüm ısrarlarıma rağmen oyun adabına,sanatçıya,etik kurallara uygun olmaz diyerek kuliste çay içerek birinci perdenin bitmesini beklediler...Şimdi Anayasa mahkemesi üyesi olan valimi her zaman saygıyla yad ederim...Makam sahibi olmak önemli değil ;önce erdemli ve duyarlı olmak gerek...Yazınızı izninizle öneriyorum...saygılarımla...

Mesut Selek 
 17.12.2010 15:34
Cevap :
Teşekkür öneriniz için. Sağlıkla ve mutlu kalın.  17.12.2010 15:35
 

kıymet bilmiyoruz çoğu zaman. Ama söz konusu çocuk olunca kıyamıyorum, çok üzülüyorum öyle şeyler olunca. Duyarlılığını tebrik ederim, böyle şeyleri paylaşalım da bazılarının farkındalıklarını artırmalarını umalım. Sevgilerle:))

Gülün içinden 
 08.12.2010 20:59
Cevap :
Amacı ilk ve orta öğretimde öğrenim gören öğrencileri sanata teşvik etmek olan bir oluşumun, sanat eğitimi alan çocukların emeklerine saygısızlık yapması beni çok üzdü. Çok da güzel çaldılar. Sağlıkla ve mutlu kalın.  09.12.2010 12:41
 

Yazınızı okurken sahnede öylece kalakalan üç çocuğun şaşkınlığını, dudaklarının büzülüşünü, ağlamaklı hallerini, titreyişlerini gördüm. Öfkelendim, gözlerim doldu, hüzünlendim, umutsuzluğa kapıldım.. Sonra yine vaz geçmemem gerektiğini kendi kendime telkin ettim. Fakat o çocuğun titreyen sesiyle ''bir parça daha çalacaktık'' diye seslenişini sanırım ömrüm boyunca hiç unutmayacağım.. O çocuk için ben vazgeçmeyeceğim asla..

Behram Su 
 08.12.2010 17:44
Cevap :
Gariptir, insan kendisi yahut çocukları ile bir karşılaştırma yapıyor. Ya benim çocum olsaydı diye düşünüp üzülüyor. Ben de o çoçuklar ve aileleri adına büyük üzüntü duydum. Bu tür davranışlar özellikle insanlara duyurulmalı. Çok teşekkür ederim desteğinize. Sağlıkla ve mutlu kalın  09.12.2010 12:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 247
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 695
Kayıt tarihi
: 11.03.09
 
 

Buradayım işte. Yaşamın tam içinde. Her anın benim olduğunu bilerek. Yaşamın sadece "Şimdi" olduğun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster