Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '10

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
1051
 

İstanbul beni yenemezsin!!!

İstanbul beni yenemezsin!!!
 

Şehir dışında yaşayan akrabalarınızı ziyarete gittiğinizde imrenen bakışları, hakkında sorulan soruları, büyük bir iştah ve ukalıkla cevaplıyorsunuz. Hayran bakışlarını küçümseyerek ve ne kadar büyük ve güzel bir şehirde yaşadığınızı göstermek için hevesle davet ediyorsunuz. Ama kazın ayağı nın aslında''sakat'' olduğunu iş hayatına girmek için çırpınırken anlıyorsunuz! Annenizin, güzel şehrimizin muhtelif semtlerinde ki türbelere, envai çeşit ipler bağlamasından mıdır bilinmez, (adettendir) işe kapağı attığınızda, başınıza geleceklerden habersiz derin bir oh çekiyorsunuz. Kendi paranızı kazanmaya başlamanın haklı gururuyla, artık bir ''birey'' olmanın da verdiği iç huzurla, alacağınız ilk maaşla yedireceğiniz pastanın, insanların yüzünde yaratacağı resmi düşünüp, hevesle çalışmaya başlıyorsunuz. Lakin bir süre sonra, (hele hele Anadolu yakasından Avrupa'ya geçiyorsan) o sokakta boş gözlerle yürüyen, hiç bir şekilde mutlu değilmiş izlenimi veren insanların arasına katılma korkusu hasıl oluyor bünyende.

''Arabalanmadan'' önce vapuru kullanırdım işe gitmek için. Daha dekoratif gelirdi, O zamanlar, daha trafik çilesinin ne demek olduğunu henüz anlamadığım zamanlar dı. İnsanları izlerdim hep, sonra bazılarıyla ''yoldaş'' olduk. O, her sabah aynı yerden, aynı saatte bindiğim vapurda bunu yaşamamak mümkün değil di tabi ki. Dedim ya insanları izlerdim hep diye, aynı ifade de yüzlerce insan ve aynı kişiler. Öyle bir enerji yayardık ki, hep birlikte, konuşmadan anlaşırdık ''yoldaşlarımla''..Bir süre sonra sözlü iletişime geçtiklerim de oldu tabii doğal olarak ve o zaman anladım ki ben onlardan olmuşum!!

-Ah ah Orhan Veli!

-Efendim?!

-Sen değil ya, Orhan Veli Diyorum!

-He pardon dalmışım..

-İstabul'u dinlemiş ya gözleri kapalı

-Evet yaaa rahmetli!ne güzel demiş.

-Saçmalama yaa!! ne güzeli!

-Noldu ki?!

-Adamın yaşadığı yıllarda İstanbul İstanbul'muş dimi??

-Valla haklısın arkadaşım.

-Çıldırtma da dinle!!

-Tamam be of!!

-Oflama yoldaşa!!

-:((

-Gözlerini kapa da, sıkıysa İstanbul'u dinle!

-.......?

-Sakın ha!!! saçmalama kızım kapıverirler çantanı karışmam valla!

-Aman sen de ya!korkuttun beni şimdi!!

-Kalk kalk, Uyuklama Orhan Veli'ye kanıp.

-........!

-Düşündüm de gözümü kapasam onun gibi,

-Eeeee?

-Hani diyo ya bir rüzgar eser falan?

-Aklından geçeni söyleme?!

-O hafif rüzgarda bide eteğin havalandı mı?!

-Ya sen bugün solundan mı kalktın? saçma sapan şeylerine rahmetiyi de kattın!

-Ne solu ya!akşama misafir var, onun stresi bastı bana, hadi kalk dışarı çıkalım.

-Kendini denize mi atıcan töbe töbe..!yerimizi kaparlar ayakta gideriz valla!

-Sende bugün sağından kalktın galiba, yakın gördüm seni!!

-.....??!!

-Keşke diyorum patron beni işten atsa?

-Aaa!Allah korusun be deli!

-Aman korumasın boşver!

-............Töbe!.........

-Görmüyomusun halimizi ya? İşe git har har har!! Eve yetiş yemek yap, misafir ağırla, çocuğu yatır, mutfağı temizle, yarına kuru ıslat......!!!!

-Har har har???!!!

-Takılma bunlara takılma!Huyun senin bu, pireyi deve yaparsın!!

-Ben mi?

-Yok ben!!

-Anladım yoldaş??!! Bırak bunlarıda ne diyorum biliyomusun?

-De bakalım

-Ayvalık'ta bi ev alıcam ben.

-Hadiii!

-Valla kendi sebzemi, meyvemi yetiştiricem.. Oraya yerleşmeyi koydum kafaya!!

-Yerleş yoldaş, yerleş.

-5 ay yaz zaten, denize girerim çıp çıp, Eşim balık yakalar....

-Çıp çıp??

-Senin har har gibi bişey işte!!

-......................

-Niye sustun?

-Büyük usta yaaaa!

-Kim?

-Namık Kemal diyorum!

-Ne alaka yaaaa!!?

-Hani demiş ya,

-Ne demiş?

-Hayal kuranın da, kurmayanın da......!!

-Aman yaa!

-Neeee!!

-Sen, Namık Kemal, Orhan Veli hepiniz bana karşısınız yaaa!!!

-Ne alakası var ya?

-Bırak yaa!Kalk hadi, vapur yanaştı!

-Kızdın mı?

-Öfffff!!!

-Akşam ne pişirsem acaba?

-Zıkkım...!Töbe, yürü hadi...!

-Dur itişme yaaa!

-Hadi geç kaldık yürü!

-Anladık be. Hem, en önden gidince dolmuşta önde oturabiliyosun, arkada tutuyo biliyosun!

-Koş hadi bırak çeneyi!

-Akaşam diyorum tavuk mu yapsam?

-Sen önce patronun istediği bütçeyi yap!!

-Zıkkım!!...koş!!!!

-Koşuyorum of!!Bırak çantamı yaaa, çekiştirme!

-Ne çantası bee!!??

-Aaa!! noluyo yaa??!!

-Çantam...!!!

-Kim..!!

-Cüzdanımı almışlar!!!

-Ne..!!

-Yetişin, cüzdanım yok!!

-Koş işe yetişelim, daha hızlı!!

-Ne işi? Cüzdanım yok diyorum??!!

-Tavuk mu?? Et yap sen et!

-Ne eti ya!! Cüzdanım!!??

-Bak dolmuşu kaçırdık senin yüzünden!!bu kalabalık üstüme üstüme geliyo fena oluyorum valla!!!

-Cüzdanım????!!!!!

-Bırak cüzdanını, bugün bendensin!!

-Ama Orhan Veli dem......!!!!!!

-Bırak ne demişse demiş ayol, oda benden gel hadi..!!

- Eteğin diyorum, eteğini tut!!

-Allah belanı koş!!!

-............???!!!

O günden bu güne Ayvalık hayalim devam ediyor. Gözlerimi kapatıp kendimi bahçemde hayal ediyorum. Sonra aklıma Namık Kemal geliyor, ''büyük usta'' diyorum kendi kendime. İşe başlamadan önceki ruh halime dönmek için İstabul'la savaş halindeyim, çalışıyorum. Bir gün Ayvalıkta ki evimi alacağım biliyorum......

19.07.2010 / 22:14

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 12.07.10
 
 

1973 doğumluyum.Kendimi bildim bileli yazarım, her ne olursa. Yıllarca günlük tuttum. Bugüne kadar s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster