Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '06

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
1824
 

İstanbul bir kültür şehri mi ?

İstanbul bir kültür şehri mi ?
 

Yaz ortalarındayız. Ortalıkta çok az turist var. Özellikle bu yıl pek Avrupalı görünmüyor. Ortadoğu'daki savaş, terör korkusu tur operatörlerinin destinasyonlarını belli ki başka ülkelere kaydırmış.

Yine de bunlara aldırmayan tek tük bilinçli yabancı geliyor ülkemize.

Dün gelmişler şehre. Beş yıldızlı güzel bir otele yerleşmişler. Şehri görmeye, tanımaya çıkmışlar.

İstanbul'a turistik amaçla gelmiş biri önce nereleri gezer ? Sultanahmet, Ayasofya ve Topkapı Sarayı. Bildik yerler işte. Gezerken her yere bayılmışlar. Buraya kadar güzel.

Bu gün onları ben gezdiriyorum. Milano'lu bir anne-kız. Anne sanat tarihçisi, kızı modern sanatlar, edebiyat ve gazetecilik öğrencisi. Bugün beraberiz, ama dün tek başlarına gezdiler ya.. bir ara dolaşmaktan yorgun düşmüşler. Topkapı Sarayı'ndan çıkınca Kapalıçarşı'ya yürümek istememişler. Bindikleri taksi iki adımlık yere 20 lira istemiş. Verecekler ama aksilik ya bozuk paraları yok. Otelde bozdurdukları euro karşılığında 100 ytl var yanlarında, vermişler. Paranın üstünü beklerken taksi şöförü aksilenivermiş. Sonunda bir elli lira ile iki onluk verip, başka da para üstü yok deyip bunları indirip sıvışıvermiş.

Kapalıçarşı'ya girmişler, bir çift küpe beğenmişler. Barbara'nın kulağındaydı, gördüm, zarif ufak bir şey işte, gümüş falan değil, taş çatlasa 15-20 liraya alırsınız.
Satıcı 40 euro istemiş. Pazarlıkla 50 türkiş niyu liraya indirmişler. Ana kız da şöförden aldıkları parayı uzatmışlar satıcıya. Sahte çıkmış ! Bu kötü haber.
Ama iyi haber şu ki bizim İtalyanlar çok iyi niyetliler. " İstemeden olmuştur" diyorlar. " Şöför de da anlamamıştır alırken paranın sahte olduğunu ". Tabii ya !

İstanbul kültür kenti ilan edilecekmiş.

Akşam çarşı çıkışı, trafik malum. Günlerden cuma. Ölümlerden ölüm beğen. Kapalıçarşı'daki taksiciler karaborsada. Müsait olanlarsa sövüşlemek için turist bekliyor zaten. Yorgun argın bir tane bulmuşlar. Çevreyolundan Maçka birbuçuk saat. " Valla iyi gelmişsiniz" dedim. Pek anlamadılar. Neyse bu sefer taksici taksimetreyi açıvermiş.

İstanbul'da yaklaşık 25 yıldır turizm rehberliği yapıyorum. Sultanahmet Camii,
Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı'nın önündeki taksiler asla yerli müşteri kabul etmezler. Kör gözle görülen kocaman "taksi" levhasını gösterip " burası taksi durağı değil mi ? " diye sorsanız bile " hayır burası Bakırköy dolmuş durağı, taksi lazımsa yoldan çevirin diye dalga geçerler. Kimse de bu konuda hiçbir şey yapmaz. Ne zabıta, ne trafik ne de turizm polisi.

Sultanahmet çevresinde yıllardır yaka silkilen kartpostalcılar, kaval, şal gibi şeyler satan işportacılar bile bunlar kadar olamamıştır.. Bazen Eminönü Belediyesi'nden ortaya bir iki zabıta çıkar, onlar kovalar, seyyar satıcılar kaçar. Turistlere teğet geçerek çil yavrusu gibi dağılırlar, tabii o sırada turistin suratında ne olduğunu anlamamış bön bakan " acaba terörist avının ortasına düştük de bir yere bomba mı attılar ? " ifadesi vardır. Ama işportacı güruhu ufak çocukları ortalığa salıp turiste vicdan yapar, çocuklar da tüm şirinlikleriyle turiste indirim ( ! )

Ama bu taksiciler kimsenin gözünün yaşına bakmazlar. Ne yerli derler ne de yabancı. Yok taksimetre açtırmaz, yok kısa mesafe gitmez, turistin kafasını eski törkiş yeni törkiş lira, milyon, bin , euro, dolar hesaplarıyla karıştıran tam bir çete durumu yani.

..............

İstanbul kültür kenti ilan edilecekmiş.

Aman ne mutlu olduk. Zaten hakkediyordu. Bu kapkaççılık, dolandırıcılık, artık yazları bile zıvanadan çıkmış trafik, beklenen depreme karşı kontrolsuz yapıları, gün ortasında izmarit, rakı ve rutubet kokan Galata köprü altı lokantaları, pislik ve sidik kokulu iskeleri denetimsiz turist kazıklayan, yerli halkı almayarak perişan eden taksicileri ..Nisan'da da parklara 3 milyon lale dikmişlerdi, zevksiz, alacabulaca, kırmızı, sarı, mor karmakarışık.. Lalelerin etrafında da dillerini anlamadığım yurdumun şalvarla, poşuruyla dolaşan vatandaşı. Çok şükür cami inşaası - bir sonraki emre-belki seçime kadar- durdurulan Göztepe Parkında güllerim soldu

................

Budur ayağının tozuyla kente ilk kez gelen yabancıda İstanbul'un bıraktığı izlenim.
O yüzden Milano'lu anne kız bugün yanlarında rehbersiz gezmemeye yemin etmiş.

Herhangi bir seyahat acentasına başvurmadan gelen turist sayısı her gün biraz daha artıyor. Biz turizmciler onlara " individual traveller " diyoruz. Avrupa'da tek başına gezen turist sayısı her zaman acentaların getirdiklerinden fazladır. Bu o kentin bir turizm bir kültür kenti olduğunun, medeni, temiz ve güvenilebilir olduğunun göstergesidir.

Peki dedim. Başladık Kariye'den. Müzenin orta yerinde sakallı, cüppeli, bir arada dolaşan yirmi otuz tane genç ve siyah çarşaflı hem degencecik kadın karşıladı bizi. Ben o sırada bizimkilere Atatürk'ü anlatıyordum. Cumhuriyeti ne şartlarla, neleri göğüsleyerek kurduğunu sonra da bu ülkenin geleceğini gençliğe emanet ettiğini.

Çıktık oradan.Süleymaniye'ye girdik. Bimem hangi mahallenin kuran kursundan 10 öğrenci kız kapı çıkışını tutmuş, biri kapı hakkında birşeyler anlatıyor, turistler de havasız ortamda bayılmadan çıkabilmek için kuyruk olmuş nezaketen sabırla bekliyor. Bunların gözü kendilerinden başka kimseyi görmüyor. "Burada anlatmayın " dedim, bakın çıkışı engelliyorsunuz. " Hemen iki üç adım geride bir boşluk var. Orada anlatıp sonra kapıyı inceleyebilirsiniz. " Özür falan beklemiyordum ama biri bile dediğimi yapmaya yanaşmadı, başını bile çevirip bakmadı.

Sonra bakmışlardır uzaylıymışım gibi ben giçip giderken arkamdan.

Unutmadan biz kadın turizm rehberlerine bir müjde. Tamim çıkmış bu sezon camilere başortüsü takılmadan girilemezmiş. Eh hayatında başına eşarp takmamış ben İstanbul'un en nemli Ağustos sıcağında nefes bile alamadan caminin içinde en az yarım saat anlatırım İslam'ın ne hoşgörülü bir din olduğunu. Sonuçta sıcaktan ve ayakkokusu parfümünden bayılırım akşam üstü gülsuyu niyetine- dinde zorlama olmadığını söylerken , dinimizin asla terörist bir din olmadığını ispatlamak için kan ter dökerim. Her zaman olduğu gibi, batılıların hakkımızdaki önyargılarını kırmaya uğraşırım.

2010 kutlu olsun mu sahiden ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınızı çok basıt yazdınız ama ne olduysa işin sonunda eleştiriyi değiştirip camiye girerken takacağın eşarp a konuyu getirip bağladın amacın oydu zaten halbuki istanbulun kültür başkenti olmaması için okadar sebepler varki hiç birine değinmemişsin. bunun bugünkü yönetimle hiç bir alakası da yok. istanbul bir iki tarihi binanın dışında türislere gezdirebileceğimiz herhangi tarihi mallemiz varmı aslından hiç bir şey kaybetmemiş mahalle.boğazda tarihi binalar yenı binaların gölgesinde kaldı.eski istanbul beefendisi hanımefendisinden eser yok osmanlıdan eser yok. ama sız sorunu türbana bağladınız.siz islamı kabul etmedinizki islamın hoşgörülü bir din olduğunu başkalarına anlatasınız.islam kimsenin kafasına göre tarif edeceği bir din değildir kuralları vardır .uyarsanız islamın müslümanlığın gereklerini yerine getirip allahın rizasını kazanırsınız. inanırsınız yapamazsınız oda allahla sızın aranızda. ama öyle alay edercesine yazın sıcağinda başımı kapatıp camiye gireceğim falan sizden

AL,I HACIHALILOGLU 
 08.01.2008 9:38
Cevap :
Sayın Ali Hacıhaliloğlu durun Allahaşkına, bir nefes alın önce...siz de o kadar önyargılısınız ki benim İslamı kabul etmediğime,nereden varıyorsunuz bu kanıya bir kere.. beni tanımıyorsunuz ve yazdığım iki satırı kendinize göre yorumluyorsunuz. Ben İslam'ı da Hristiyanlığı da, Museviliği,Budizmi,Tao'cuyu,dinsizi de okur dinler anlamaya çalışırım. Bu topraklarda yaşamış ve bize en büyük din olan İNSANLIĞI göstermiş MEVLANA CELALETTİN RUMİ'yi örnek alırım. Diğer yazılarımı hiç okudunuz mu ? Orada neler söylemeye çalışıyorum bir anlamaya çalıştınız mı ? Ben artık kalmadığını söylediğiniz o İstanbul Hanımefendilerinden birinin kızı olarak büyük bir hoşgörü ortamında doğup büyüdüm. Tam da bu nedenle camii gezdirirken (dua ederken değil ) 30 yıllık meslek hayatımda bana kimse baş örtüsü (türban değil ) takman lazım dememişken niçin özellikle de bu günlerde ZORLA MECBUR KILIYORLAR bunu anlatmaya çalıştım sadece. Zorla yaptırılan hiç bir şey hoşgörü çerçevesine girmez....  08.01.2008 13:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2178
Kayıt tarihi
: 26.07.06
 
 

 Hacettepe Üniversitesi'nde Psikoloji okudu. İ.Ü. Gazetecilik mezunudur. Öğrencilik yıllarında İn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster