Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
110
 

İstanbul’da bahar, Özal ve yeni gelişmeler

İlkbahar’ın güzel bir ayındayız, bugün 21 Nisan Havalar hala soğuk, fırtınaların içinden geçiyoruz, Nisan ayının on sekizinci gününe tekabül eden “aprilin beşi” fırtınasından hemen ertesindeki günleri takvimler “Kuğu fırtınası” günleri olarak belirliyor.

Nisan bahar coşkusunu yaşatır bize, tabiatın canlanması, ağaçların çiçek vermesi, çiçeğin meyveye dönüşmesine şahit oluruz. Yüce Allah (c.c) her an bize bir şeyler sunuyor, çeşitli renk ve lezzette meyveleri canlılar için yaratıyor, şefkatle muamele ediyor, soframıza indiriyor, hem bir mucize, hem de mutluluktur insan için, anlayana!

***

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, son yıllarda, park ve bahçelerin sayısını arttırıyor, İstanbul’un her yeri lalelerle bezenmiş durumda, Parklar, Bahçeler, E-5 Karayolu kenarları çevre bağlantı yol kenarları kavşaklar yemyeşil… Ağaçlar dikiliyor, laleler pek güzel, çiçek öbekleri desen desen…

Her yerde muazzam bir görüntü ve manzara…

***

Nisan 2013 ayında İstanbul’dayım, yıllık iznimin keyfini kendimce çıkarmaya çalışıyorum, bu iznimde yazmaktan ziyade, kitap okuma isteğimde bir artış var.  Geçen gün bir  YKM’ ye  gittim. Bir Kitapçıya uğradım. Yüzlerce, binlerce kitabın arasında gezindim, isimlerine yazarlarına baktım, okumaktan zihnim karıştı, bazı kitapların fiyatları yüksek buldum, bir kütüphaneden mi istifade etsem diye düşündüm, evdeki raflara kitaplarım sığmıyor, çocuklarıma; -“Oğlum her kitabı eve getirmeyin biraz seçici olun” diyorum. Tam bir saate yakın kitapçıda zaman geçirmişim, okumam gereken kitapları zihnimde not ettim, hiçbir kitap almadan eve döndüm, ertesi gün kitaplığımı karıştırırken, “Hızlı Okuma” isimli bir kitaba elimi atıp okumaya koyuldum, daha evvel her iki oğlumda okumuş. Verilen yönteme göre birkaç saat içinde kitabı tamamen okudum, hızlı okuma eksersizleri sayesinde.

Daha evvel kitaplığıma girmiş ve beş on sayfa okuyup, bir kenara koyduğum kitapların sayısı bir hayli fazla, zaman içinde bu kitapları da okuyup tamamlamak istiyorum.

***

Bunlardan biri de, Emekli Kara Kuvvetleri Komutanlarından Kemal Yamak’ın “Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler” isimli kitabı. Özal’ı anlattığı döneme gelmiş kalmıştım. Rahmetli cumhurbaşkanımızın ölümünün yirminci yıl dönümü sabahı kitabın sayfaları sona erdi, bir tevafuk… Yani bu defa okudum ve bitirdim.

Bilindiği üzere, Emekli General Sayın Yamak, Başbakan Özal’ın 09 Kasım 1989’da Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine getirilmiş ve Özal’ın 17 Nisan 1993’te ölümü üzerine aynı gün bu görevinden istifa ettiğini belirtiyor.

Kitabın son bölümlerinde, belgelerle desteklenmiş bir anlatımla, Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığı arasında yaşanan olaylara yer veriliyor.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın popülaritesini artıran en önemli olaylardan biri de Demirel’in Azınlık Hükümeti döneminde uygulamaya konulan 24 Ocak 1980 yılı İstikrar programının mimari olmasıdır.

Birinci kısmı 12 Eylül 1980 darbesine kadar süren program darbeyle birlikte kısmen kesintiye uğramıştır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, Özal’ın Başbakan Yardımcısı, Kaya Erdem’in de Maliye Bakanı olmalarıyla başlayan ikinci dönem Temmuz 1982 ayına kadar sürmüş, üçüncü dönem ise Adnan Başer Kafaoğlu’nun Maliye Bakanı olması ile sona eren dönemdir.(24 Ocak, Çölaşan)

Türkiye ekonomisinde yaşanan sorunlar nedeniyle 1977 yılından 24 Ocak 1980 gününe kadar tam beş adet istikrar programı uygulanmış. Ekonomide alınan bu sert tedbirler sonucu, Devalüasyon öngörülmüş, Türk parasının değeri düşürülmüş, zamlar ardı ardına gelmiş, Millet büyük sıkıntılara maruz kalmış ve bu sıkıntılara katlanmıştır.

Benimde lise yıllarıma denk gelen o dönemle ilgili olarak her hangi bir kitap okusam, zihnim hayallere dalar, içim burkulur, hüznüm artar…

Emin Çölaşan“24 Ocak, Bir Dönemin Perde Arkası” isimli kitabında şöyle diyor; Bir USD 25 TL’den 47 TL’ye yükselmiştir. Dönemin hükümeti OECD çerçevesinde yabancı devletlerden kredi arama çabalarına girmiştir. Ancak söz konusu ülkeler verecekleri krediyi, IMF ile varılan anlaşmaya bağlı kaldığımız sürece serbest bırakacaklardı. IMF’nin kucağına itilmiştik, dolayısıyla 30 Haziran 1979 tarihinde Hükümet IMF ile “Stand by” anlaşmasını imzaladı, ancak 14 Ekim 1979 ara seçimleri nedeniyle Ecevit hükümeti, IMF’nin koyduğu bazı katı kuralları seçim nedeniyle uygulayamadı. Diğer taraftan anarşi terörün boyutları her geçen gün artıyordu. Seçim arifesinde, Ecevit, tarım ürünlerinin taban fiyatlarını arttırdı, döviz yok, transferler yapılamıyor, enflasyon artıyor, iç piyasada birçok mal bulunamıyor, anarşi ve terör artıyor, siyasal çekişmeler sürüyordu, ülke kaosa doğru gidiyordu. Başbakan Bülent Ecevit seçim sonuçlarının ardından istifasını Cumhurbaşkanına sundu, 25 Ekim 1979 günü Cumhurbaşkanı Yeni hükümeti kurma görevini AP Genel Başkanı Süleyman Demirel’e verdi.(24 Ocak,E.Çölaşan, s.12-17)

Hükümeti kuran Demirel, 1979 Kasım ayında şöyle diyor; -“Enflasyon fakır fukarayı ezmiştir, Ekonomiyi ve devlet hayatını adeta felç etmiştir.”

Demirel siyasete atılıp AP Genel başkanı olunca, 1966 yılında Turgut Özal’ı DPT Müsteşarlığı görevine getirdi, 1971 12 Mart muhtırasına kadar uyum içerisinde çalıştılar, Muhtıradan sonra Demirel Başbakanlıktan ayrılmak durumunda kalırken, Turgut Özal’da bu görevinden alındı.

Hükümetin güvenoyu aldığı 25 Kasım 1979 gününün ertesinde, Turgut Özal Ankara’ya gelerek Demirel’i kutladı. Ekonomik durum kritik haldeydi. Demirel yaptığı bir dizi görüşmenin ardından Turgut Özal 03 Aralık 1979 günü Başbakanlık Müsteşarlığına atandı, aynı zamanda DPT Müsteşarlığına vekâlet edecekti.(age, s.54)

12 Eylül 1980'de Hükümete müdahalede bulunan darbeciler Anayasa'nın geçici bir maddesiyle eski politikacılara siyaset yasağı koydular. Bu siyasi yasaklarla ilgili geçici maddenin de içinde bulunduğu 1982 Anayasasını aynı anda referanduma sundular böylece siyasi yasaklar halkın oyları ile kabul edilmiş oldu. Şonra da, darbecilerin koyduğu yasakların kaldırılması isteğini halka yeniden onaylatmak gerekiyordu. “Yasak halk tarafından konulmuş, kaldırılmasına da yine halk karar verecektir.” Denilmiştir.

Meclis'ten Özal'ın isteği doğrultusunda referandum kararı çıkar. Kıl payı bir farkla da olsa siyasi yasaklar kalkar. Siyasi yasakların kaldırılmasıyla, Süleyman Demirel Doğru Yol Partisi'nin, Bülent Ecevit Demokratik Sol Parti'nin, Necmettin Erbakan Refah Partisi'nin, Alparslan Türkeş o zamanki Milliyetçi Çalışma Partisi'nin başına geçerler.

Erken seçim sonunda, eski politikacılardan Süleyman Demirel yeniden parlamentoya girmeyi başarırken; Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş seçimi kaybederler.

Özal, Cumhurbaşkanı Evren tarafından tekrar hükümeti kurmakla görevlendirilir.

Türkiye'de liberal ekonomiye geçiş Özal döneminde yaşanmıştır. Özal’ı seven, sevmeyen, taraftarları, muarızları kim olursa olsun bir Türkiye’nin bir dönüşüm geçirdiği yönünde ortak bir kanaat sahibi oldukları hususu bugün bile inkâr edilmemektedir.

Ben de 1986 yılında Türkiye genelinde yapılan bir sınav sonucunda memuriyetime başlamıştım. Özal dönemi gençleriydik.

Son gelişmelerden, Turgut Özal’ın zehirlenerek ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturma kapsamında emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianamenin Mahkemeye sunulduğu anlaşılıyor.

Diğer taraftan, ANAP’ın eski Bakanlarından Prof.Dr Ekrem Pakdemirli, “Özal’ın Mirası” adıyla yeni bir kitap yazmış olduğunu gazete’den okudum. Özal’ın ölümü ile ilgili olarak Sayın Pakdemirli ; …”Bugün bana sorarsanız; yüzde 90 ihtimalle Özal’ın hayatına son verildi diye düşünüyorum…” demiş.

Dün Özal’ın ölümünün yirminci yılında, mezarı başında anma töreninde konuşan eşi Semra Özal; “Rahmetlinin şehitliğinin tescil edilmesini istiyorum. Benim bütün gayem bu. Şehit olarak haklarının verilmesini istiyorum. Bu, hakikaten görevi başında öldürülmüş bir görevlidir, hakiki şehittir, şehit olarak bu mertebeye erişmesi önemlidir. Bütün haklarının verilmesini istiyorum. Bütün derdim bu” diye konuşmuştur.(Yeni Akit, 18.04.2013, s.17)

Pakdemirli, söz konusu kitabında; “Özal’ın beğenmediği ekonomik durumu görüşmek için aradığı dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından Yüce Divan ile tehdit edildiğini. Yusuf Bozkurt Özal, ağabeyini Demirel’in öldürdüğüne inanıyordu” dediğini,

Burada, Yusuf Bozkurt Özal, sağlığı çok iyi olmayan ağabeyinin strese sokulduğunu, Cumhurbaşkanına iyi davranılmadığını, neticede, Başbakanla Cumhurbaşkanının konuşmasından bir gün sonra ağabeyinin öldüğünü, konuşmalarında devlet arşivinde kesinlikle vardır” dediği belirtiliyor.( Star Gaz.15.04.2013, s.15)

2009 yılında vefat eden Rahmetli Kemal Yamak ‘ın kitabında, Başbakanla, cumhurbaşkanı arasındaki yaşanan olaylar ve her iki siyasetçinin birbirlerine olan davranış ve yaklaşımlarını kitapta yazılı belgelerin orijinal örneklerini de koyduğundan, suretçe yaşanan gelişmeleri daha iyi anlıyoruz.

Devletin iki önemli Kurumu arasında meydana gelen zıtlaşma, kutuplaşma ve krizlerle ilgili olarak basına yansıyan haberler ve gazete yazarları tarafından köşelerine taşınan meseleler anılan tarihlerde kamuoyunu oldukça meşgul etmiş ve yaşamıştık.

Anladığım kadarıyla, Özal’ın ölümünün yirminci yıl dönümündeki yeni gelişmeler, Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde meydana gelen kavgalar, kutuplaşmalar, çatışma ve zıtlaşmalar mahkemeye sunulacaktır. Gerek parti kongresinde Kartal Demirağ tarafından kendisine yapılan öldürme kastlı suikast gerekse sonradan ölümü ile ilgili iddianameler ve yeni gelişmeler neticesinde, mahkemece verilecek karar sonucunda ölümü üzerindeki sır perdesi belki biraz daha aralanmış olacaktır.

Selam ve Sevgiler.

Ali Emir KARAALİ, 21.04.2013

Kartal, İstanbul

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1294
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster