Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
376
 

İstanbul'da yaşam ve kübik(!) sermaye

Taksim, Taksim... Şu dünyada süperegonun kalktığı nadir yerlerden biridir Taksim. Her çeşit insanı, her haliyle barındırır. Birbirine zıt hayatlar yanyana durur, omuz omuza yürür gider İstiklal Caddesi'nde. Biri diğerine yan bakmadan. Arasıra tinercisi, teşhircisi, abazası, dallaması da figüranlık yapar ama ana tema hep aynıdır; çeşitlilik.

Bu akşam da şehrin rengarenk ışıklarının içinden geçip evin yolunu araken iki satır mola vereyim istedim hayata. Harbiye'den geçerken sağda kaldırımda stereotipik hareketler yapan travestiyi esgeçiyoruz. Kim ne derse desin hayata bakışları ciddi duyarlılıklarla doludur bu arkadaşların. Sınır tanımayan, gözüpek, birçok erkekten daha erkek, bir o kadar sevgi dolu insanlar olduklarını söylersem eminim bana katılan çok kişi olur. Hayatımızın "normal" kavramını tekrar sorgulatan insanlardır onlar. Neyse Harbiye'de kaldılar, biz devam ediyoruz.

"Nişantaşı" ve "simgesel iletişim" birbirini tamamlayan sözcüklerdir bana göre. Belki bu bendeki bir algı kusurudur ama Nişantaşı'ndaki insanlara baktığımda onları tamamlayan , eşlik eden o kadar çok şey görüyorum ki. Arabası, dikkat çekici takıları, dekoltesi, ille de son moda giyim kuşamı ile hep farkedilir bu semtin sakinleri. Eleştirel anlamda söylemiyorum. Farklılıklara son derece saygılı bir insanım çünkü. Tarz meselesi olarak bakıyorum. Belki de daha çok dikkat çekeni; arasıra Nişantaşı'na gelip, buranın sakinlerine benzemeye çalışan, bu benzeşimi de bir "kendini ifade tarzı" olarak algılayanlar. En iyi taklit aslı kadar güzel olamıyor çünkü. Yine de Nişantaşı'nda benim gözlerim şehir yaşamına dair güzel şeyler görüyor. Kadınların yollarda taciz edildiği semtleri düşündüğümüzde buradaki güzelliği siz benden daha iyi fark edersiniz.

Bir İtalyan kafesinde buluyorum kendimi. En cool (ne demekse) tavrımla içeri süzülüyorum. Köşede küçük bir masa bulup bu satırları yazmaya koyuluyorum. Az ötede genç tayfa neşeli bir sohbete dalmış. Kızcağızın biri kahkahayı basınca bademciklerini ve küçük dilini görüyorum. Neyse başka tarafa çevirelim kafamızı. Bu sefer de yüz desibel şiddetinde başka bir kahkaha ile kısa bir çarpıntı nöbeti geçiriyorum. Aman efendim eğlensin gençler. Gerisi o kadar önemli değil. Sonra mazallah politikayla ilgilenirler; hayatı, toplumsal olayları sorgulamaya kalkarlar. Aman Allah saklasın. Sonra küresel sermayeye ne hesap vereceğiz?.. Tamam tamam sustum. Hatta ağzıma şuradan bir tutam acı biber süreyim. Şimdi bu İtalyan kafesinde de yoktur ama. Neyse ben bulur, kendi ellerimle sürerim. Söz! Dahası garanti olsun diye bundan sonra "küresel" sözcüğünü de kullanmayacağım. Onun yerine mesela "kübik" sözcüğünü seçiyorum. Evet evet. "Kübik" sermaye. "Kübizm" akımı gibi. Bu sefer de Picasso'nun kemiklerini sızlatmam umarım. Of yahu. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Kimseye de yaranılmazki bu dünyada.

Neyse siz uslu uslu yaşayın bu güzel şehirde. Yaşayın ve vadeniz dolunca da paşa paşa hakkın rahmetine kavuşun. Sakın fazla düşünmeye, sorgulamaya, adam gibi adam olmaya falan kalkmayın. Yoksa öcü Big Brothers amcalar gelir, sizi ham yapar!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geldim Antalyaya... İstanbul'u ÖZLEDİM!

SEMA KILIÇ 
 04.01.2009 0:14
Cevap :
İstanbul içimizde belki de. Selamlar.  04.01.2009 19:24
 

Ilk blog yorumuma sürcü lisan edersem af ola diyerek girmek istiyorum. Felaket hoslandim yazinizdan,malum serde Taksim özlemiyle gözleri dolan biri olunca dahada bir sevkle okudum harflerinizi . Zenginle fakirin, Adalet ile haksizligin bu kadar ucurumlarda oldugu Ülkelerde bahsettiginiz görüntülere sIk raslanir. Gecis süreclerinde olagandir ama asil olan adap - hayadir. Bunu disaridan daha farkli algiliyor olabilirim ama Ülkemizde hak ettigi halde, elinde olmayanlarla kendini gelistiren gencleri gördükce " Iyiki Türk dogmusum " diyorum. Milliyetcimiyim ? Hayir Ama gururlu Türkiyeliyim daha ne olsun :) Sevgiler

Muhlis Blog 
 02.01.2009 21:16
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim. Farklılıklara saygı oldukça, eksiklerimizin ayırdında iken artma ve gelişme lüksümüz olur. Aksi taktirde bir girdabın içinde birbiriyle uğraşan basiretsizler ordusu oluruz. Dünya güzel ve büyük. Herkese ve her ayrıntıya yeter. Saygılarımla.  03.01.2009 11:53
 

Yazik degil mi genclerimize, durduk yerde neden dürtüklüyorsunuz ki? Kaza ile yazinizi okusalar, su konusmalar gecerdi aralarinda galiba "kubik ne lan" "aman abidik gubidik gibi bi seydir ne bileyim," "pikassoyla kel alaka ha, nerden nereyyeeee"Bosver olm lem bi drink daha aliyon mu one sole". Cunku bu tur gosterisli yada gidilmenin bile "cool" sayildigi yerlerde ceplerindeki son parayi harcamayi, oturup memleket hallerinden iki sorunu konusmaktan daha fazla onemser bizim genclerimiz, neden cunku daha buyurlerken hic bir sorumluluk vermeyiz onlara, "sen karisma, sen kucuksun" diye buyuturuz, onlarda buyurken buyuduklerinin farkina varmaz suya sabuna dokunmadan, kendileriyle oynayanlarin farkina varmadan yasar giderler. Ha haklarini yemeyelim, iplerini ellerinde tutanlar biraz fazla sallarsa bizim gencler noluyoo yaa hi ne kim gibi kisa sureli tepkiler de verebiliyorlar. selamlar

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 02.01.2009 19:46
Cevap :
Gençlik Pirelli reklamındaki gibi "kontrolsüz güç" olduğu zaman kimin tarafından "kontrol" edileceğini öngöremiyoruz. O zaman "en iyisi eğitimdir" diyorum. Bu millet daha önce Köy Enstitüleri ve Halkevleri gibi "kübik" olmayan, halkın kendi çıkarını gözeten eğitim kurumlarıyla yönlendirilmek istendi. Ama "resmi ideolojiye ters düştükleri" gibi gerekçelerle tasfiye edildiler. Ya da içleri boşaltıldı. İçimi hep yakan; bugün eğitimsiz oldukları için burun kıvrılan kitlenin -resmi ideolojiye sahip olsun olmasın- birileri tarafından eğitilme şansının elinden alınmış olmasıdır. Akıl su gibidir çünkü; akar kendi yolunu bulur. Yeterki yolunu açalım...  03.01.2009 12:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 164
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 624
Kayıt tarihi
: 17.11.08
 
 

1964 İstanbul doğumluyum. Bekarım. Çocuk hastalıkları uzmanıyım. Halkla İlişkiler ön lisans ve İk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster