Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
14104
 

İstanbul'dan Ankara'ya nasıl gidilir?

İstanbul'dan Ankara'ya nasıl gidilir?
 

Yazıları başlıklarına göre değerlendirenler, şu an ne düşünmüşlerdir bilemiyorum. Belki de "adam yazacak bir şey bulamamış... İstanbul'dan Ankara'ya nasıl gidileceğini bilmeyen mi var?" diyenler çoğunlukta olacaktır.

Halbuki "Türkiye, içinde bulunduğumuz bu kaostan nasıl kurtulur?" deseydim, belki daha iddialı bir başlık olacaktı. Gerçi o zaman "Türkiye bir kaosun içinde mi?" diye soranlar da olabilirdi ama, en azından bu başlık herkesin ilgisini daha çok çekerdi sanırım.

Aslında Türkiye'de kaos var mı yok mu diye sormak bile bir kaos. Çünkü efendim, atalarımız sağolsunlar, –ya da hepsine Allah rahmet eylesin demek daha doğru olur herhalde–, bize her konuya uygulayabileceğimiz bir şeyler söylemişler.

Ben bu atasözlerini üstüste koyup düşündüğüm zaman, üç aşağı beş yukarı, geçmişte de insanların ve toplumların benzeri olayları yaşadıklarını sanıyorum. Size de böyle bir his geliyor mu hiç?

Evet, ne demiş atalarımız? Bir şeyin şüyuu, vukuundan beterdir demiş. Epeyce önce söylenmiş olsa gerek ki, kelimeler bugünkü kuşağa biraz yabancı. Yani bugünkü Türkçeyle anlatacak olursak, "bir şeyin olmuş gibi kabul edilerek dedikodusunun yapılması, gerçekten olmasından daha kötüdür."

Neyse, ben bugüne kadar herhangi bir ülkeyi kaostan kurtarmak gibi bir başarıya imza atmadığım için, böyle bir yazıyı uygun görmedim. Ama İstanbul'dan Ankara'ya şu an sayısını tespit edemeyeceğim kadar gitmişliğim var. Tecrübelerimi size de aktarsam bir zararı olmaz değil mi?

Şimdi efendim İstanbul'dan Ankara'ya dilerseniz otobüsle, dilerseniz uçakla, dilerseniz trenle ve dilerseniz özel otomobille gidebilirsiniz.

Şükürler olsun ben hepsiyle de seyahat ettim. Hepsinin kendine göre zevkli tarafları var.

Tabi yürüyerek veya at, eşek, deve gibi bir hayvan sırtında gitmek de mümkün. Benim tevellüt bir hayli eski olmasına rağmen, ben o günlere yetişemedim. Bilmediğim konuda da ahkâm kesmek istemem.

Yalnız yaya gitmek konusunda tecrübeli bazı işçi kardeşlerimiz sanırım hâlâ hayattadır, isteyen onlardan özel bilgi alabilir.

*****

Efendim tabii ki Ankara'ya belli başlı dört vasıtayla gidilir demekle bu iş bitmiyor. Zaten o zaman yazı da çok kısa kalırdı. Şimdi bunları biraz açmak lazım.

Diyelim ki, uçakla gitmeye karar verdiniz. Hangi firmayla gitmek istersiniz? Büyük uçak mı, küçük uçak mı tercih edersiniz? Gece mi, gündüz mü yolculuk seversiniz? Atatürk Havalimanı'ndan mı, Sabiha Gökçen'den mi uçmak istersiniz? Pencere kenarında mı, koridorda mı oturmak istersiniz? Biletinizi internetten mi, acenteden mi almak istersiniz? Ödemeyi kredi kartıyla, uçuran kartla mı yapmayı seçersiniz?

Size biraz karışık geldiyse otobüsle gitmeyi düşünebilirsiniz. Ancak hemen hemen aynı sorular burada da karşınıza çıkacaktır. Hatta daha fazlası. Çünkü uçağa göre otobüs seçenekleri çok daha fazla. Üstelik 1 liraya gideni de var, 3 liraya gideni de... Kahvaltılısı, yemeklisi, nonstoplısı; gardan, haremden, özel peronlardan kalkanı; servisi olanı olmayanı, otobandan gideni, her durakta duranı, ne bileyim aklınıza ne gelirse seçenek çok...

En sadesi tren filan diye aklınızdan geçirmeyin sakın. Onun da çeşitleri var. Ekspresi var, kuşetlisi var, yataklısı var, oturaklısı var, mavisi var, pembelisi var, hızlısı var, yavaşı var, var oğlu var...

Aman aman vazgeçtim, şöyle sakin sakin otomobille gitmek varken, niye bu kadar dertle uğraşayım mı diyorsunuz içinizden? Demeyin demeyin, onun da çeşnisi çok bol.

Önce kendi arabanızla mı gideceksiniz, kiralık arabayla mı, ona bir karar verin. Sonra da Bolu dağından mı, tünelden mi geçeceksiniz? Bu da mı gerekli bir ayrıntı derseniz, niye olmasın? Şöyle özel bir arabayla kaç kere İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorsunuz ki? İnsan İsmail'in yerinde bir çay içmez mi?

Şey pardon, çok banal olduysa, gelmişken Abant'a doğru kıvrılıp bir kahvaltı, ya da bir öğle veya akşam yemeği de yiyebilirsini, benim için o da olur, bir mahzuru yok yani...

Bunun için çok para mı lazım?

Haklısınız, biz vasıtaların seçeneklerini sayarken insanımızın seçeneklerini unutmuşuz. Öyle ya cebimizde istediğimiz vasıtayla Ankara'ya gidecek paramız var mı bakalım?

Sahi siz Ankara'ya ne için gidiyordunuz? O da önemli... Ne bileyim, gezmeye mi gidiyorsunuz, iş takibine mi, hasta veya asker ziyaretine mi, Allah göstermesin, bir yakınınızın cenazesine mi, bunlar da vasıta seçmekte çok çok önemli, değil mi?

Kimbilir içinizde belki oradan başka şehre aktarma yapmayı düşünenler bile vardır. Onların hesap etmesi gereken daha başka şeyler de var...

Sevgili dostlar, basit bir sorudan yüzlerce soru çıkarmak, gerekirse bunlardan binlerce problem üretmek, hatta içinden çıkılmaz bir kaos yaratmak mümkün... Oysa her gün İstanbul-Ankara seferi yapan onbinlerce insanımız var. Bunlar bu işi öyle rutin hale getirmişler ki, kendi imkanlarına, şartlarına, ihtiyaçlarına göre birinden birini tercih edip işlerini hallediyorlar.

Amaç da bu değil mi? Ötekiler araç, ya da eski tabirle vasıta... Nasıl gittiğimiz o kadar önemli değil, yeterki zamanında istediğimiz yere varalım.

Yazı çok da kısa olmasın derken biraz uzadı mı ne? İsterseniz bir fıkrayla son verelim.

Efendim zenginin biri, şehrin en güzel yerine, şöyle bütün aileyi barındıracak anlı şanlı bir konak yaptırmak istemiş. Ünlü bir mimarla da anlaşıp, planını en modern ve en güzel biçimde çizdirmeye karar vermiş.

Mimarın tek şartı, işine karışılmamasıymış.

Plan çizilmiş, mimar getirip adama göstermiş. Her şey mükemmel. Bir sürü yatak odaları, salonlar, mutfaklar balkonlar, verandalar, havuz, her türlü ihtiyacı giderecek üç beş banyo ve bir tuvalet.

Adamın dikkatini çekmiş tabi bu tek tuvalet meselesi ama, anlaşmaya göre karışmaya hakkı da yok.

Sonunda dayanamamış, yahu arkadaş, karışmak anlamında değil, sadece merakımı gidermek için soruyorum: Neden tek tuvalet, demiş. Mimar, "hangisine gideceğine karar verinceye kadar altına yapmaman için" demiş.

*****

İstanbul'dan Ankara'ya gidecek yolcular şu benim sıraladığım soruları sormaya kalksalar, sanırım, o sırada vasıtaları kaçırdıkları için zamanında İstanbul sınırlarından dışarı bile çıkamazlar.

Peki Ankara'dan İstanbul'a mı nasıl gelinir?

Ben daha oraya gelmedim, ya da o bölüme hiç çalışmadım diyeyim ve bu yazıyı burada bitireyim. Yoksa yazı uzayıp gider.

Eğer benim nasıl döndüğümü merak ediyorsanız, ben hep biletimi gidiş-dönüş almayı tercih ediyorum.

Blognot: Bu arada vapur yolculuğundan söz etmeyi unuttum sanmayın. Politikacılarımız bu kadar yıldır vadettikleri halde şu Ankara'ya bir liman yapamadılar, gemiler maalesef bu yüzden oraya yanaşamıyor.




Ruksan İLDAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ankara' ya gidiş anlatmışsınız ben hep başka satırlar beklerken. Anlatmışsınız ama basit bir konunun nasıl da güzel deneme olacağını ustaca göstererek. Şu İsmail' in yerine kek, börek götürsek kabul eder mi ki? Abant da olabilir ama; böyle tavsiye edilen yerleri görmek gerek....

Mezopotamya Prensesi 
 18.02.2008 10:22
Cevap :
Çok bilenler daha farklı şeyler anlatabilir tabi... Ben sadece bildiklerimi anlatmaya çalıştım. İsmail'in yerinde çay bedava(ydı). Yemek üstüne çay değil, resmen gidiyorsunuz ourup üç beş arkadaş 10-15 çay içiyorsunuz para almıyorlar(dı). Kek börek faslını kabul ederler mi bilemiyorum. Hani dışarıdan yiyecek getirmek yasak da olabilir. Tünel inşa edilince İsmail'in yeri de oradan taşın(acak)mış diye duydum. Son durumdan haberim yok. Bir fırsat olur da yeni bir Ankara yolculuğu gerçekleştirirsem onu da notlarımın arasına alacağım. Katkılarınız için çok teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla...  18.02.2008 13:16
 

Okuyucuyu fıtık eden yazını:) sonuna kadar büyük bir eziyet içinde:) okudum. Başlığı görünce, tam da tahmin ettiğin gibi düşündüm. Bir farkla "Adam" kelimesi yerine "Beyefendi" kelimesini koyarak. Gençliğimizde birçok politikacımız vardı. Güzel nutuklar çekerler "Ey muhterem Bursa'nın yeşii ahalisi" derlerdi de, yalakalar alkışlamaktan bir şeyin farkına varamazlardı. "Angara'ya deniz getireceğiz!" derler de çılgınca alkışlanırlardı. Ama bunların hiçbiri sözlerinde durmadılar. Angara'da hâlâ deniz yok. Bu sebepten de vapurla gidilmez. Ben gidecek olsam otobüsle giderim. Sadece gidiş bileti alırım ama. Dönüşümün garantisi yok. Ya Angara'da ölürsem, boşuna masraf etmemiş olurum son günlerimde. Saygı ve sevgiler.

Mustafa Mumcu 
 17.02.2008 15:11
Cevap :
Mustafa bey, size bu kadar eziyet çektirdiğim için gerçekten üzgünüm. Aklınızdan geçen "beyefendi" tabiri herhalde burada adamın alternatifiydi değil mi? -:))) Dediğiniz gibi Angara'ya denizi getirtemedik bir türlü... Gerçi deniz olduğu halde İzmir'e de vapur seferi yok ya, o da ayrı bir konu... Ben Ankara'yı pek sevmediğim için dönüşü garantiye almak isterim. Yahya Kemal gibi Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü severim çünkü... Size de tavsiye ederim. Öldükten sonra masraf olsa ne yazar, olmasa ne yazar. Ayrıca sizden, ölüm ve son günler gibi şeyler duymak istemiyorum. Siz hayatınızın en verimli dönemindesiniz. Katkılarınız için çok teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla...  17.02.2008 21:00
 

Yazınızı okuyunca otur oturduğun yerde dedim kendi kendime..Ankaraya vapurla gidebiliriz de atı alan üsküdarı geçmiş.İsatabula varınca ortasında duracan ..en iyisi Hezarfen Çelebi gibi kanatlanmak uçmaya gerek ona da melekler izin vize vermiyor.şu gelip gitmeler zaten ayın hareketlerine göre olsa da tarifelerden kurtulsak med olanda nil i geçeriz cezirde boğuluruz.yok olmadı biz oto gargaradan yola çıkıp mazot yerine samanlı ve teker yerine dört ayaklılarla yola çıkalım .en azından yoldda mola çok olur..ve bize de çelebi derler.Bu isimde bir tur şirketi var bab dostu neme lazım bana ne canım...

ütopik 
 17.02.2008 13:56
Cevap :
Harika... Böyle yazıya böyle yorum olur değil mi ya... Bana söyleyecek söz bırakmamışsınız ki... Ne desem... Siz nasıl biliyorsanız öyle yapın bence... Ben size mani olmayım... Ha bu arada isterseniz Sabiha hanım'dan rica edelim meleklerin iznizne yardımı olabilir... Değerli katkınız için çok teşekkürler. Selam ve saygılarımla...  17.02.2008 19:22
 

Neyle gidersek gidelim Ankara olsun yada başka bir yer sağlıklı gidip, sağlıklı gelelim.bu da benim düşüncemAğbi en derin saygılarımla..

Mehmet EREN 
 17.02.2008 1:44
Cevap :
Haklısın Mehmetciğim. Neyle gidersek gidelim, önce gitmek istediğimiz yere varmamız önemli. Sonra da sağ salim dönmemiz. Katkın için teşekkür ediyorum. Selam v e sevgilerimle...  17.02.2008 14:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 947
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 782
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Ekonomik ve sosyal açıdan orta sınıf imkânlara sahip bir vatandaşım. Yazmayı, yazdıklarımı payl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster