Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '17

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
253
 

İstanbul'dan Davıd Garrett geçti !..

İstanbul'dan Davıd Garrett geçti !..
 

Konserin başlamasına birkaç dakika kala etrafıma bakıyorum. Solon ağzına kadar dolu. Sonra her zamanki anons duyuluyor … Konser sırasında flaşlı ya da flaşsız fotoğraf çekilmemesi  uyarısı…Fakat pek çok kimsenin hiç umrunda olmuyor bu uyarı ne yazık ki. Konser boyunca önümde, sağımda, solumda  yanıp sönen cep telefonlarının ışığı gözümü alıyor. 

Paulo Coelho'nun "Aldatmak" romanındaki  sözlerini  hatırlıyorum.

"...Gördüklerini kalbine işle. Yaşadıklarını başkalarına göstermekten daha önemlidir bu..."

Sahnede bir kıpırtı. İstanbul Opera Orkestra"sı  üyeleri yerlerini alıyorlar yavaş yavaş. Başkemancı Seda Subaşı'nın verdiği sesle müzisyenler ensturumanlarını  akort ediyorlar.  Sonra Şef Dıetrıch Parades geliyor sahneye.   *Kemancı olarak başlayan  müzik kariyerine paralel olarak,  umut veren genç bir maestro olarak yetişmiş bir sanatçı olduğu yazıyor konser broşüründe.

Çaykovski''nin 29 yaşındayken yazdığı  ilk önemli senfonik eseri olan "Romeo Jülyet " Fantazi Uvertürü'yle açılıyor konser.  Belçikalı Soprano Desiree Arot’la yaşanan bir aşk ve ardından gelen düş kırıklığı Çaykovski ‘ye bu eserini  yazdıran.  Esin kaynağı Shakespeare’nin aynı adlı  trajedisi.   Hassas bir ruhun devinimlerini, yoğun bir duygusallıkla yansıtan bu eseri İstanbul Opera Orkestrası’nın güzel yorumuyla  dinliyoruz.

Ardından gecenin beklenen yıldızı Davıd Garrett geliyor.  Çaykovski’nin çok sevilen-sevdiğim - Re Major  Keman Konçerto’sunu  seslendirecek  biraz sonra.  Sahneye çok yakışıyor.  Sade  ve şık giysileriyle  sıradışı ve kusursuz  bir çekiciliği var.  Orkestra   Re Majör Konçerto’nun  1. Bölüm’ünü  (Allegro moderato) çalmaya başlıyor. O bekliyor.  Beklerken   parmakları   tuşe üzerinde  geziniyor. Aklıyla, yüreğiyle, kulağıyla müzikle bir bütün  olduğunu hissediyorum.  İçimden orkestranın duyurduğu ana temayı tekrarlıyorum.

Çalmaya başladığında iyice büyüyor sahnede.  Müziğe  aşık mitolojik bir  kahramana dönüşüyor adeta.  Dinamik, parlak ve lirik yorumuyla   izleyenleri soluksuz bırakıyor.

*Keman eğitimine dört yaşında başlamış David Garrett. 1984 doğumlu. İlk sahne deneyimini on yaşındayken, Hamburg Filarmoni Orkestrası’yla  yaşamış. 13 yaşında Deutsche Grammophon’la  özel bir sözleşme yapan en genç sanatçı unvanına sahip olmuş.  1999’da New York’ta Julliard School’a kaydolmuş . Orada müzikoloji ve beste eğitimi almış. 2003’te Johann Sebastian Bach’ın tarzında bestelenmiş bir füg ile okulun düzenlediği kompozisyon yarışmasını  kazanmış. 2004’te mezun olduktan sonra klasikleri gençlere tanıtmayı amaç edinmiş bir sanatçı olarak sürdürmüş çalışmalarını. 2008’de Sınır Tanımayan Klasik, 2010’daysa Yılın En Çok Satan Albümü kategorisinde  ECHO Classic Ödülü’ne layık görülmüş. En çok ses getiren işlerinden biri de Rock şarkılarını yorumladığı  “Rock Symphonies” projesi  olmuş. Nisan ayında kendisine, daha önce Gidon Kremer, Chick Corea, Jose Antonia, Abreu, John McLaughlin, Al Jarreasu  gibi müzik dünyasında iz bırakan isimlere verilmiş olan,  Frankfurt Müzik Ödülü’nün sahibi olacakmış.

 Aradan  sonra  4 No’lu Fa Minör, Senfoni’yi dinliyoruz İstanbul Opera Orkestra’sından.    Bu eseri   hem maddi hem de manevi olarak  kendisine çok destek olan , dostlukları henüz başlamış (1831-1894) ve daha sonra mektuplaşmalarla sürmüş,  yüzünü hiç görmediği bir kadına adamış Çaykovski.  Nadejda von Meck’e.   Ona yazdığı bir mektupta eser için şunları söylüyor:

*”Girişte trompetlerde, sonra kornolarda beliren sert ana tema, bütün senfoninin tohumudur. Mutluluğun hedefine ulaşmasını önleyen kaderi canlandırır. Acaba gerçekleri unutup hayallere mi dalmak daha iyi? Tahta üfleme çalgılar, ve yaylılarda duyulan bu hayaller kaderin sert temasıyla yok olur.”

Evet bazen hayaller kurmak güzeldir. Yaşadıklarımızı “Kaderin sert temasına “rağmen, “yaşadıklarımızı kalbimize işlemek,” müzikle, sanatla, ruhu yüceltmek, kötülüğü  süpürüp silmek yeryüzünden, iyi hissetmek...

Yürüdüm karanlık  parklarında gecenin. 

Yağmur damlaları umutla  düştü toprağa…

* Kaynakça : Konser broşürü

Nil ALAZ, Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hüseyin Bey, daha sonra okuduğumda farkettim. Yorumunuza verdiğim cevaptaki harf eksilerini özür dileyerek düzeltiyorum : Beşinci cümle: ...Dolaştırır insanı dün ile bugün arasında... Olmalıydı.

Yaz Hamra Aydemir 
 17.03.2017 15:29
 

Çaykovski Keman Konçerto kadar 4. Senfonisi de çok beğendiğim eserlerindendir. Hele 2. Bölüm korangle'nin girişi... ve devamı. Müthiş bir duygu yoğunluğu. Yaklaşık 2 yıldır çok özlediğim konser salonlarından güzel tınılar yansıttınız. Güzel bir konser yazısıydı, teşekkürler.

Hasan Hüseyin Dulun 
 15.03.2017 12:27
Cevap :
İnsanı derinden etkileyen çok güzel eserler. Dinerken hem tatlı hem hüzünlü pek çok melodiyle sarmalandığını hissediyor insan. Evet tabi çok etkileyicidir 4. Senfoni'nin 2. Bölümü'ndeki o acıklı tema. Yaylıların pizzicatoları obua, diğer üflemeliler, viyolonsel...Dolaştırır duru insanı götürü dünle bugün arasında. Ben de teşekkür ederim güzel yorumunuz için Hüseyin bey.Selam ve Sevgilerimle...  15.03.2017 14:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 427
Kayıt tarihi
: 02.11.09
 
 

Edebiyat, sinema, tiyatro ve müzik başlıca ilgi alanlarım. Gezmeyi, okumayı, yazmayı, düşünmeyi v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster